Nora'nın Kitaplığı : Safkan
Safkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Safkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2019 Salı

Geri Dönüş (Titan #1) - Kitap Yorumu


Tarih bir kez daha tekerrür etme cüretini gösteriyor.

Seth'in hayatını tanrılara adamasının üzerinden bir yıl geçti. Ve şimdiye kadar, tanrıların ona verdiği görevler hep şiddetli ve kanlı oldu. Bu durum Seth için sorun değildi. Kan ve şiddete alışıktı. Ancak şimdi Apollo'nun onun için başka bir planı var. Ellerini ve başka bir uzvunu uzak tutmak kaydıyla muhafız rolünü üstlenmek zorunda. Ve kendini dizginleme konusunda gerçekten başarısız biri olduğundan, bu görev onun şimdiye kadarki en zor görevi olabilir.

Josie'nin bu inanılmaz seksi adamın ne olabileceğiyle ilgili hiçbir fikri yok. Ama büyük olasılıkla evden ayrıldıktan sonra başlayan yeni hayatı, Olympos büyüklüğünde bir blenderin içine atılıp püre haline gelmek üzere. Josie ya delirecek ya da antik bir mitin içinden fırlamış bir kâbus onu ele geçirmek için fırsat kollayacak. Daha da kötüsü, altın rengi gözlü, sır saklayan Seth ile arasında oluşan beklenmedik çekim bunların hepsinden daha tehlikeli olabilir.


Herkese merhaba! Bittiği için oldukça üzüldüğüm, en sevdiğim serilerden biri olan Melez Sözleşmelerinin yan serisinin ilk kitabı Geri Dönüş ile karşınızdayım! Uzun zamandır reading slump'ta olduğum zamanlarda klasik bir JLA kitabı olarak akıcılığıyla beni bu sıkıntıdan kurtardığı için de bende yeri ayrıdır.

Doğruyu söylemek gerekirse çok dolu dolu, etkileyici, muhteşem bir kitaptı diyemem. Ama Jennifer'ın tarzını bilenlerin de beklentisinin bu yönde olacağını zannetmiyorum zaten. Şu kadarını söyleyebilirim ki benim bu kitaptan beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Beklentilerim de genel olarak eğlenceli bir romantizm, sürükleyici bir kurgu ve Melez Sözleşmeleri'ne olan özlemimin biraz olsun giderilmesiydi. Deacon, Luke, Marcus ve daha nicelerini tekrar görmek muhteşemdi.

Ah, tabii bir temennim de Seth'in artık Alex'ten bir sıyrılmasıydı. Bilirsiniz Alex benim favori karakterlerimden ve Seth'i de çok severim ama aşk üçgenindeki üçüncü süprüntülerden nefret ediyorum -bütün üçüncüler, üzgünüm- çünkü asıl ikilinin de üzerinde sürekli bir vicdan azabı olmasına sebep oluyorlar. Böyle de rahatsız edici bir durum olduğundan dolayı Seth'in kendine yeni bir aşk bulması benim için kitabın en tadından yenilmez yanıydı.

Eh tabii, Seth'i başrolde görmek ve özel hayatına bir miktar giriş yapmak onun tanrısal muhteşemliklerini ve bayıldığım umursamazlıkla karışık espri anlayışını bir kez daha takdir etmeme sebep oldu. Ve spoiler vermek istemediğimden ayrıntıya girmeyeceğim ama Apollo da bu kitapta size sıkı kahkahalar attıracak diyebilirim. Seth'in çevresinde olunca insanların espri anlayışı mı güçleniyor ne :)

Kendime en kısa zamanda seri devamlarını alma ve okuma sözü verdim. Böylesine sürükleyici bir seri okumayı çok özlemişim. Aranızda seriyi okuyan-okumayı düşünen var mı? Siz bu seri hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum bırakmadan geçmeyin, hoşça kalın!



Yayınevi: DEX    Yazar: Jennifer L. Armentrout     Sayfa Sayısı: 396
GoodReads Puanı: 4,28    Çevirmen: Meltem Uzun


17 Şubat 2014 Pazartesi

Avcı (Melez Sözleşmeleri #5) - Tanıtım & İnceleme


Ölümlü dünya yavaş yavaş tanrıların yarattığı kaosa teslim olurken, Alexandria Andros, onu kendi yeteneklerindenşüpheye düşüren korkunç mağlubiyetin yaralarını bir an öncesarıp, savaşı sona erdirmek zorunda.

Alex ve sonsuz aşkı Aiden St. Delphi engelleri aşıp, tüm zamanların en tehlikeli tanrısını serbest bırakmak için Yeraltına giderken, ezelidüşmanlarına güvenmeliler.

Alex korkunç bir seçimle karşı karşıya: ya her şeyi ve ona güvenenherkesi imha edecek ya da kendini.


İçim yanaaar içim kanar daa isyeeaaannn :'( :'( 

Bu kadar iğrençleşebilirim galiba :D Ama ben bu seriyi nasıl bitiririm ya nasıl! Sürekli yeni kitaplarını beklemeye o kadar alışmışım ki (!) serinin temelli bittiğine inanamıyorum. İ-na-na-mı-yo-rum!! İstemiyorum ya bitmesin bu seri. Sonsuza kadar sürsün, bıkalım artık okumaktan, öyle bitsin. Biliyorum, en güzeli tadını damağımızda bırakıp bitmesi ama bu hoşlandığım anlamına gelmez. Bak ya! Şimdiden kitaptan kalıplar kullanmaya başladım. Her neyse bu kadar ağlayıp sızlanmak yeter, kitap incelemesine dönelim.

Kitabı bitirir bitirmez, son 50 sayfa dışındaki her şey aklımdan buharlaşıp uçtu. Bu yüzden en son yorumumda yaptığım gibi kitabı özet bölümlere ayırıp öyle inceleyeceğim. Bundan önce şöyle bir genel izlenimimi anlatayım. Kitabın ilk yarısını seriye yakıştıramadım. Bir olay olmadığından değil ama, son kitap olduğundan dolu dolu olur sanmıştım. Oysaki ilk yarı kesinlikle bir "fail" çıktı. O yüzden arada bir kitap bitirp öyle devam ettim. Ama hakkını yemeyelim, güzel bir seri bitişi oldu. Bu seri için son önemliydi, ve birkaç ayrıntı sinirimi bozdu (buna daha sonra değineceğim) ama bunun dışında beklentilerimi karşılayan bir sonla karşılaştım, mutluyum, gibi bir şey.

Spoiler İçeren Yorumum
Bana göre ayrılmış kitap bölümlerini inceleyelim:

1. Alex'in iyileşmesi ve muhteşem ordunun (!) hazırlanması ( syf. 0-93):

Bu bölüm sanırım kitabın en sıkıcı kısmıydı. Çok sıkıcı falan da değildi tabii ki ama serinin kendi içinde değerlendirilirse biraz göz devirerek okuduğumu söyleyebilirim. Ve bu bölümde Alex'e çok şaşırmıştım. Önceki yorumlarımı okuduysanız Alex karakterini ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Ama bu ilk iki bölümde "ne bu davranışlar, ne bu saçmalık, bu Alex mi?, Jennifer kafan bozukken mi yazdın kitabı" diye düşündüm. Tabii sonradan eski Alex geri döndü, yeri gelince söyleriz.

2. Seth'in gelişinden Apollo'yla olan toplantıya kadar geçen süreç (syf. 93-138):

Hala önemli bir olay olmadı ve Alex hala saçma sapan davranışlar sergiliyor. Fakat bu bölümde beni gülmekten yerlere yatıran (komik olduğu için değil) ve şoke eden bir olay oldu. Alex'in hamile olması! 'ndan süphelenmeleri, yani :D Bu ihtimali bile Aiden ilk söylediğinde tamamen kavrayamadım, aklıma hiç gelmezdi, 3-5 kere daha okuyunca psikolojim bozuldu heralde isterik isterik kahkahalar atmaya başladım. İhtimali bile bir garip hissettirdi, bilemiyorum. 

3. Apollo ile karar alınmasından Perses'in salınmasına kadar olan süreç (syf. 138-208):

Sonunda bir plan ve sonunda biraz hareketlenme! Fakat ondan önce Apollo ile ilk görüşmedeki olayların üzerinden geçelim. Alex'in içindeki Ares'in oğullarını çıkarma olayı falan müthişti. Ve yani, nasıl denir, içimin yağları eridi. Sonunda sevdiğim karakter geri döndü. Neydi o yok sadece Aiden'ın öpücüğünü hissediyomuş da yok keşke ölseymiş de. Hayır, hiç Alex'in tarzı değildi. Yani bilemiyorum, belki Aiden kısmı olabilir ama 'kazanamayacağız, keşke ölseydim' falan, Alex'in düşünceleri olamazdı. Ama bir de Alex'in hamile olmadığı gerçeği var ki hem komik hem de ne biliyim, Aiden o kadar umutlanmıştı falan, yazık :D Eh, bir de Aiden'ın öldükten sonra ruhunu Hades'e vermesi olayı da var ki, buna son bölümde geri döneceğim.

4. Perses'in salınması ve savaşa hazırlık (syf. 209-271):

Vegas olayı kitapta güzel bir nefes alma molası olmuş. Bol bol güldüm. Ve Perses'e de biraz ısındım bu bölümde. Komik titan seni :D Neyse, savaşa hazırlık dönemi de öyyle geldi geçti yani pek de bir şey hatırlamıyorum aslında. Seth'in yüzü bir adamakıllı gülmedi ya, içime oturdu resmen. Kitap boyunca Seth'e üzülmekten, kitaptan zevk alamadım resmen ya. Kötü kalpli Jennifer >:o

5. Yolculuk ve Ares'le savaş (syf. 271 - 332):

Yolculuk kısmı beni bile sıktı yani, onları düşünemiyorum, öyle söyleyim. Birinin öleceğini anladık ama Olivia değil de Deacon ölür diye düşünüyordum. Yazarlar hep canımızı yakmanın en güzel yolunu buluyor diye :D Bu beni kötü biri mi yapar bilmiyorum ama Olivia öldüğünde şok olup üzülsem de bir yanım onun yerinde Deacon veya Luke olmadığı için rahatlamıştı. Hem Caleb'la birlikte olacak, yani bu o kadar da kötü olmadı, değil mi? Oraya ulaştıklarında Alex'in babasıyla karşılaşması olayı, hoş bir ayrıntıydı. Ve maalesef seri boyunca bununla yetinmek zorunda kalacağımız bir ayrıntı :/ Sonra savaş başladı veben açıkçası Seth'in gücünü alıp Tanrı Katili'ne dönüştüğünde Seth güçsüz kalır falan sanmıştım. Onun yerine Alex'in eski hali gibi oldu yani, eh, çok da güçsüz sayılmaz işte. Çarpışma kısmı ise, hımm, nasıl desem, çarpıcıydı :D Sonrasında Perses'in topuklayıp kaçmasını beklemiyordum tabii ama önemli değil :D Ve Seth'in uyandığı kısımda da iyi güldüm, her şey normale döner sanmıştım.

6. Alex'in ölümü ve kitabın sonu (syf. 332 - 366):

Maalesef ki, her şey normale dönmedi. Tanrılar, Alex'in Tanrı katili olarak yaşamasını bir tehdit olarak gördüler ve -sizi pislikler!- onu "puf" diye yeraltı dünyasına postaladılar. Burada Alex'i cennet yerine koydukları "Elysium Tarlaları"na bıraktılar. Sonra Apollo geldi ruh tekmesi bilmem ne bişeyler zırvaladı, ben önceki kitapta olan o kısımları unutmuşum bu yüzden anlayamadım, sonra Aiden da geldi. Aaa, şansa bak. Sonra meğerse bunlar Ambrosia sayesinde yarı tanrıya dönüştüler. Bizim bildiklerimizden Eros, Heracles (Herkül), Pegasus, gibi... (Tabii Pegasus insan-tanrı çocuğu değil ,eww, oraları hiç karıştırmayalım sonuçta yarı tanrı) Aiden da Hades tarafından salındı çünkü Seth Tanrıların emri altına girip öldükten sonra da Hades'in olmayı kabul etmiş. Burada bildiğimi bile farketmediğim birkaç milyon küfür savurdum. her ne kadar aldığım bir sp. sayesinde Hades ilk söylediğinde Seth'in Aiden yerine gönüllü olacağını bilsem de bu kadar ileri gideceğini tahmin edememiştim doğrusu. Ve sonradan bir yolunu bulur, paçayı sıyırırlar diye düşünmüştüm.

Öyle bir şey olmadı, Seth'i bir daha göremedik, Luke, Deacon'ı bir daha göremedik, Alex'in babasıyla adamakıllı bir konuşmasını göremedik, Aiden'ın ailesiyle karşılaşmasını göremedik. Her şey düzeldikten sonra yeni sistem nasıl olacak, peki ya Aiden ve Alex için yeni hayatları nasıl olacak? Ne yani, ne yapacaklar, iblis mi avlayacaklar, Apollo gibi milletin dibinde ortaya mı çıkacaklar, sıkıcı konsey işleri mi yapacaklar yoksa kendilerine yeraltında bir gölün yanında küçük bir kulübe yapıp sonsuza dek mutlu mutlu yaşayacaklar mı? Nedir bu sorularımın cevapları? 

Çook uzun bir yorum yazdım ve hala söylemek istediklerim var ama bu kadarı fazla bile oldu galiba. Neyse, çok sevdiğim bir serinin son kitabı, bu yüzden konuş konuş bitiremiyorum, mazur görün. İlk kitabı okurken olayların bu raddeye geleceğini söyleseler "hahahha güzel espri, ama ne biliyo musun? konu güzelmiş, sen kitabını yaz bence, boşa gitmesin" derdim. Ve hala Seth'in lanet olasıca berbat kaderi için oturup ağlayasım var. Ama neyse, Hades'in yanına geldiği zaman Alex arada ziyaretine uğrar, takılırlar falan belki :D , diye kendimi avutmaya çalışıyorum ama ı-ıh olmuyor. Bildiğim kadarıyla bir new-adult paranormal olarak karşımıza çıkacak Titan serisinin "The Return" yani Dönüş diye bir kitabı çıkıyor, yani Melez Sözleşmeleri'nin yan serisi olarak. Seth'in hikayesini anlatacak, ama sonu değişmediği sürece okumak istemiyorum :( -Mızıkçı çocuk stiline dönüş yaptım, merhaba!-

Oof yine çok uzattım. Hemen bitiriyorum yoksa bir paragraf daha yazacağım. Bir sonraki postumda görüşmek üzere hoşçakalıın! -Bu seri bitmesin, bitmesin banane!-

Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı

Puanım: 5  GoodReads Puanı: 4,5 (Oh, wow!)
Sayfa Sayısı: 366   Yazar: Jennifer L. Armentrout   Yayınevi: DEX


Serinin Diğer Kitapları:

0,5. Daimon
5. Avcı (Sentinel)

9 Kasım 2013 Cumartesi

İksir & Apollyon (Melez Sözleşmeleri #3,5 - #4) - Tanıtım & İnceleme

   Alex bugüne dek iki şeyden çok korktu: Uyanışta kendini kaybetmek ve İksire maruz kalmak. Ancak bazen aşk kaderden daha güçlüdür ve Aiden St. Delphi de tanrılara, Alexi geri getirebilmek için savaş açtı.

   Tanrılar, Sethin Alexin güçlerini ele geçirip Tanrı Katili olmasına engel olabilmek için yüzlerce şehri yerle bir edip binlerce insanı öldürdüler.

   Ancak iş, Alexle Sethin bağını koparmakla bitmiyor. Bir Apollyon öldürülemez teorisinde pek çok açık nokta var ve bu yıkımı durdurmanın yolunu bilen tek kişi de yüzyıllar önce öldü.

   Yeraltını koruyan duvarları aşmak, milyonlarca ruhun içerisinde tek bir taneyi aramak ve sonra da geri dönmek çok zor. Ancak Alex Tanrı Katili olmadan önce Sethi durdurmak zorunda yoksa kendisi Tanrı Katili olabilir.
   Önce kitap alışverişinde okumamış olanlar için neden kitabı geç aldığımı/okuduğumu söyleyeyim. İlk nedenim kitap ilk çıktığında kitapçıya her gidişimde Apollyon kalmamış oluyordu, bir türlü yetişemiyordum ya da onlar getirtmiyordu, bilemeyeceğim. Sonra bir kez farklı bir kitabı almak için uğradığımda bir baktım Apollyon! Hemen aldım tabii ki. Bir diğer nedenimse şu an okumam gereken birçok kitap vardı, aslında daha da bekletecektim ama dayanamadım maalesef. Ayrıca Sentinel'de yurt dışında çıkmışken okuyayım da Sentinel gelmeden biraz sindireyim diye düşündüm. Çok özlemişim ama Alex'i falan. :D

   Neyse benimle ilgili kısmı geçip kitaba gelelim. Serinin diğer kitaplarından aşağı kalır yanı yoktu, hatta fazlası vardı. Dex'e İksir'i de çıkarttığı için kooocccaaammmannn bir minnet borçluyuz. Yoksa seri çok eksik kalırdı. Bu arada kitapta dikkatimi çeken ve çok da hoşuma giden bir şey oldu: Olaylar gittikçe kapsamlı ve önemli bir hal aldı. Bu tabii ki hepimizin beklediği bir şeydi ama somut olarak görmek de hoşuma gitti açıkçası. Mesela kitabın başında en büyük kaygıları Alex'e iksir verip vermemekken; kitabın sonunda olaylar bambaşka 'boyut'lara taşınıyor. Ve bir de mesaj var: Bu seride ölülerden umut kesilmez. Ama hala ölümlere ağlıyor muyuz? Evet.

   Bir de bu kitapta Aiden o kadar ön plandaydı ki, yazarın diğer planlarda Aiden'ın kişiliğinden, konuşmasından çok az bahsettiğini düşündüm bir an. Ama şöyle bir düşününce diğer kitaplardaki azlık değil asıl mesele, Apollyon'daki her sayfa dolu doluydu. Ama Seth... Bu konu gerçekten tartışmak istemediğim türde bir şey. Seth'i düşündükçe içim bir kötü oluyor ama eminim yazar serinin sonunu Seth için kötü bitirmez. Zaten mantıken eğer kötü bir son olursa tüm Seth taraftarlarını karşısına almış olur -ki sayı hiç de azımsanacak kadar az değil-. Ben Aiden taraftarıyım ve kim ne derse desin yaptığı aşırı korumacılık, otoriterlik benim hoşuma gidiyor. Sanki dünyada onun gibisi çok varmış gibi bir de Aiden beğenmiyorlar :D

   Şaka bir yana seri gerçekten hiç bıktırıp usandırmadan tam gaz devam ediyor. Ve yine heyecanlı bir son.! Sentinel'i merakla bekliyorum gerçekten. Bir de aklıma gelmişken, Seth'in soyunun geldiği tanrıyı sanki sürpriz gibi yazmış yazar kitabın sonunda ama bence 100-150 sayfa önceden barizdi kim olduğu. Yani hangi Tanrı olduğu. İnsan haliyse.. tamam bunu ben de pek beklemiyordum. Apollyon gerçekten dolu dolu bir kitaptı, ben de bunun üzerine uzuun uzun bir yorum yazayım dedim. Bana kalsa şuracıkta destan yazacağım ama sizi de fazla sıkmayım diyorum ve burada sözü size bırakıyorum. :D Yorumlarınızı bekliyoruummm :)
Serinin Diğer Kitapları:

0,5. Daimon

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,5
Sayfa Sayısı: 512   Yazar: Jennifer L. Armentrout   Yayınevi: DEX



29 Ağustos 2013 Perşembe

Tanrı (Melez Sözleşmeleri #3) Tanıtım & İnceleme


   Akitin kuralları Alex'i neredeyse ölüme gönderiyordu. Konsey onun Catskills'de ne yaptığını öğrenseydi, onu kimse kurtaramazdı, tabii Aiden'ı da. Furiler, Alex'in peşindeydi, şimdi de onu ele geçirmek isteyen başka güçler var.

   Alex sürpriz bir mektup alıyor, yazanlar karşısında ne yapacağını bilemiyor ve Seth'le gittikçe daha da yakınlaşıyor. Birlikte yaptıkları antrenmanlardan biri Alex'in bir Apollyon işareti daha kazanması ile sonlanıyor ve bu Alex'i bir adım daha Uyanmaya yaklaştırıyor.

   Alex'in doğum günü yaklaştıkça sanki etrafındaki tüm dünya paramparça oluyor; geleceğin Apollyon'u aşk, kader ve yalanlar arasında sıkışıp kalıyor.

   Tanrılar öfkelerini serbest bırakınca yaşam geri dönülmez bir şekilde değişecek. Furiler, İblisler, Safkanlar, Melezler ve Avcılar hiç beklenmedik bir geleceğe hazırlanıyor. Tarih tekerrür ediyor fakat bu defa işler, pek de iyi gitmiyor.


Spoiler İçerir (Özellikle 2-3. paragraflar)

   Jennifer ne yaptın sen! Seth'i aldın yerden yere vurdun, bize zorla nefret ettirdin. Hep Aiden taraftarıydım ama Seth'in de ayrı bir yeri vardı bende. Şimdi o yer resmen çalkalanıyor. Hem o son da neydi öyle? Bu yaptıkların bize karşı hiç adil değildi.. Ama serinin bu kitabı cidden zirve noktasıydı. Yunan Mitolojisi'nin sınırları zorlanıyor ve savaş gerçek anlamıyla kendini gösteriyor. Sürükleyici ve etkisini uzun süre hissettirecek. Şu an Apollyon için deliriyorum, hemen almalıyım diyorum.

   Bana kalırsa Melez Sözleşmeleri Lux'tan bir tık hatta birçok tık daha iyi. Lux da iyi hoş ama rutin bir konusu var, tek düze ve daha çok Katy-Daemon üzerine kurulmuş. Ama bu seri olayların üzerine kurulmuş, konusu çok geniş ve kurgusu bir harika. Fakat şu an daha önemli bir meselemiz var: Seth.

 Seth'i sevenler için büyük bir üzüntü içerisindeyim. Ben de Seth'i seviyordum ve Aiden'ın bazı tavırlarının itici olduğunu kabul ediyorum ama bu kitapla Seth'in Alex'i bayağı bir süredir güç için kullandığını anladık. Ama (her şeyin bir aması vardır, değil mi?) Lucian'ın Seth'i manipule ettiğini düşünürsek, Seth'i affetmek zor olmaz diye düşünüyorum.

  Sonuç olarak, bir Yunan Mitolojisi hastası olarak ben şu Artemis, Apollo, Hades'in falan konuşmalarını kahkahalar atarak okudum. Ama kitaptaki bir yer beni benden aldı o da: Caleb'in diğer tarafta Persephone ve Hades'le Wii oynaması ama Hades'le oynamanın eğlenceli olmadığı çünkü sürekli hile yaptığını söylediği kısım. Her ne kadar kulağa saçma gelse de Jennifer'ın espri anlayışına baylıyorum.

  Her neyse tek kelimeyle özetlemek gerekirse bu kitap da MÜ-KEM-MEL-Dİ.! Benden tabii ki tam puan alıyor, hiçbir şekilde sıkılmadım hatta güle ağlaya eğlenerek okudum. Seth konusunda hala çok üzgünüm ve kitabın bomba gibi bittiğini belirtmeden de geçemeyeceğim. Apollyon nerelerdesinn !!


Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,56
Sayfa Sayısı: 408   Yayınevi: DEX   Yazar: Jennifer L. Armentrout

13 Haziran 2013 Perşembe

Safkan (Melez Sözleşmeleri #2) - Tanıtım & İnceleme


Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...

Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere "diğer yarının" da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandriayla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alexin safkan yasak aşkı Aidena olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aidenın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Sethi tehdit ediyor, Alex de tehlikede. İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor. Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak.


Spoiler içerir

Bu kitapta Seth'in çok daha fazla öne çıktığını ve Aiden'dan daha az bahsedildiğini görüyoruz (En azından sonlara doğru) ve şahsen ben durumdan memnun değilim. Tamam Seth iyi hoş ama Aiden varken.. No comment. Ayrıca tüm bunların arasında "önemsiz" bir ayrıntı daha var: İblis saldırılarından dolayı kızgın Tanrılar Furileri ortaya çıkarıyor. Yani... 

Bu kitap gerçekten çok acıklı, ne diyebilirim ki :D Sonuçta Caleb ölüyor, 17 yaşındaki melezimiz Alex Seth ve Aiden arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Ve doğru olan seçimi -Seth- yapıyor ama bu seçim kalbine söz geçiremiyor maalesef. Kitabımız sonunda Alex'in kuralları çiğneyecek şeyler yapması (Aklınıza hemen Aiden gelmesin :D Safkan bir muhafızı öldürüyor) ve Aiden'ın da kuralları çiğneyerek onu kurtarması (Olayı gören safkanlar üzerinde ikna büyüsü kullanıyor -ki bu yasak- ) ile bitiyor. Kitabın son cümlesi ise : "Baban Hayatta." ---
Yani inanılmaz derecede serinin üçüncü kitabı istememin nedenini anlıyorsunuzdur sanırım. Siparişi verdim bile! ^,^


Serinin Diğer Kitapları:

0,5. Daimon
5. Avcı (Sentinel)      



 Puanım: 5   Sayfa Sayısı: 412    Yayınevi: DEX