Nora'nın Kitaplığı : Anime
Anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2017 Salı

Mahouka Koukou no Rettusei (The Irregular At Magic Highschool) - Anime Yorumu


Büyü, ne efsanelerin ne de peri masallarının ürünüdür. Uzun zamanlardan beri, insanlar için teknoloji kadar gerçekçi bir olgu olmuştur. Doğaüstü güçler büyü ile sistematik bir hale getirildiği için, büyü teknik bir yetenek olarak görülmektedir. Bir Doğaüstü Güç Kullanıcı'sı aynı zamanda bir Büyü Teknisyeni'dir. Büyü Teknisyenleri, kısaca Büyücüler, büyü için özelleşmiş lise ve üniversitelerde eğitilirler.

Shiba Tatsuya, kusurlu ve az başarılı bir abidir. Shiba Miyuki ise kusursuz ve çok başarılı kız kardeşidir. İki kardeşin Büyü Lisesi'ne kaydolması ile hikayemiz başlar.

Ayrtıntılar: Türk Anime TV



Bugün blogda dolaşırken blogumda bir anime yorumu kısmı olduğunu fark ettim(!) ve hazır dün bir animeyi bitirmişken düşüncelerimi sizinle de paylaşmaya karar verdim. Çizimlerine bayıldığım bu anime Shiba Tatsuya adlı bir gencin etrafında dönüyor. Aslında Tatsuya'dan insanmış gibi bahsetmek ne kadar doğru olur bilemiyorum, fakat spoilersız bir biçimde bahsetmem gerekirse Tatsuya kardeşine olan bağlılığı dışında duygusu olmayan bir karakter. Fakat bununla birlikte fazlasıyla zeki ve başarılı. Ne var ki, Büyü Lisesi'nin başarı kriterleri fazlasıyla sığ ve her nasılsa hepsi de tanrısal bir başarısı olan Tatsuya'nın başarısız olduğu konular. Bu nedenle yine fazlasıyla yetenekli olan kız kardeşi Miyuki liseye birinci sınıf bir büyücü olarak girerken Tatsuya "Weed" adıyla aşağılanan sınıfta başlıyor öğrenim hayatına. Eh, keşfedilmesi çok uzun sürmüyor tabii.


Fakat bu anime bir lise hayatından çok savaşlar ve kapışmaları konu alıyor. Lise kısmını sadece savaşta yer alacak kişileri tanımak için izliyor gibiyiz ilk bölümlerde. Sonra işler fazlasıyla karışıyor. Bana göre bu anime 2-3. izlenişinde daha iyi oturan animelerden, ilkinde de anlıyorsunuz tabii fakat bazı şeyleri bilerek izlemek kafamızda o anda oluşmuş soru işaretlerinin cevaplanması açısından iyi olabilir. Bu benim ilk izleyişimdi fakat animenin sonlarına doğru bir manga buldum -ki kendisi animeden 3 yıl öncesini anlatıyormuş. 15 bölümlük bu kısa manga (linki aşağıda), Tatsuya'nın durumunun sebebinin ve Tatsuya-Miyuki ilişkisinin anlaşılması açısında animeyi izlemeden önce okunmalı mutlaka.



Bu anime hakkındaki en büyük tartışma konusu Tatsuya ve Miyuki'nin ilişkisi. Ensest ilişki diyenler mi dersiniz, onlar aslında abi-kardeş değil diyenler mi dersiniz efsaneler uzayıp gidiyor fakat ben size gördüklerimden çıkardığımı söyleyebilirim. Bir kere bir ilişkiye ensest denilebilmesi için ortada bir romantik ilişki olması lazım -ki yok, özellikle cinsel bir ilişki olmadığından bu şıkkı eliyorum. Ne animede ne mangada kardeş olmadıkları yönünde bir olay görmedim, bu nedenle olayı meşrulaştırmak için kardeş değiller diyenleri de elemek durumundayım. Fakat şöyle bir olay var ki Tatsuya çocukken sıfırdan baştan yazılıyor, bu da kan bağı olayını fazlasıyla karmaşık bir hale getiriyor. Bir diğer gerçek ise animelerde ne zaman bir abi-kardeş ilişkisi olsa orada hep muallakta bir durumun olması, yani Japonların bu konuda bir zaafı olduğu gerçeğini görmezden gelemiyorum ben. O yüzden bu konuya net bir cevap vermektense bazı şeyleri görmezden gelerek izlemeyi öneriyorum. Ben Tatsuya ve Miyuki'nin gerçekten abi-kardeş olmadığını düşünerek izlemiştim uzun süre, bu nedenle benim için rahatsız edici bir durum olmadı.


Tabii bir diğer gerçek de animede romantizme dair birkaç kırıntıdan fazla bir şey bulunmaması. Eğer öyle bir beklentiyle başlayacaksanız, şimdiden uyarayım. Bilirsiniz işte yalnızca çiftler halinde takılma olayları var sonlara doğru, gerçekten romantik denecek neredeyse bir olay bile bulunmuyor. Çünkü bu anime daha çok aksiyon üzerine kurulu. Savaşlar, dövüşler, değişik stratejiler... Büyünün kodla yazıldığı ve silah olarak kullanıldığı bir dünyada bulunuyorsunuz ve önce okullar arası yarış diye izlerken bir anda ülke çapında bir karmaşada buluyorsunuz kendinizi. Mafya, terör, yabancı ülkelerden saldırılar ne ararsanız var. 




Kendi adıma her ne kadar tanrısal bir erkek karakter etrafında dönen aksiyon animelerini sıkıcı bulsam da bu anime, karakterleriyle olsun olay örgüsüyle olsun bana kendini izlettirdi. Gerçekten, fazlasıyla eğlenceli ve çeşitli karakterleri var ayrıca aksiyon sahneleri de orijinal ve sarsıcı geldi bana.
Her ne kadar romantik bir anime sanıp (turkanime sağolsun) başlasam da  karşıma çıkan aksiyon animesi de beni büyük bir hayal kırıklığından kurtarmış oldu.





Son olarak yine Türk Animede beni güldüren bir yorumu buraya linkiyle birlikte bırakmak istiyorum, 2 yıl önce TC Kadir Karacı tarafından yazılmış:

"Tatsuya Şakaları(Bazılarını Gerçekten Yapabilir):

-Zombi istilası başladığında Tatsuya hayatta kalmaya çalışmaz, zombiler çalışır 
-Tatsuya el bombası fırlattığında bomba patlamadan 50 kişi öldürebilir 
-Tatsuya bıçağı tereyağıyla kesebilir 
-Tatsuya bir odaya girdiğinde ışığı açmaz, karanlığı kapatır 
-Tatsuya'ya saldırı olayları polis tarafından intihar girişimi olarak değerlendirilir 
-Tatsuya ölümü kandırmaz, adil olarak yener( Novel-Volume 8 ) 
-Örümceklerden korkmaya araknofobi, kapalı yerlerden korkmaya klostrofobi denir. Tatsuya'dan korku ise düz mantıktır 
-Çin Seddi aslında Tatsuya'yı dışarıda tutmak için yapılmıştır ama başarılı olamamışlardır 
-Tatsuya avlanmaya gitmez. Çünkü avlanma kelimesi başarısızlık ihtimalini çağrıştırır. Tatsuya yok etmeye gider."

Yoruma ulaşmak için buraya tıktık!
Bahsettiğim mangayı da buradan okuyabilirsiniz.


Puanım: 4    Bölüm Sayısı: 26
Tür: Macera, Bilim-Kurgu, Aksiyon, Büyü, Gizem, Lise, Süper-Güçler



20 Ocak 2015 Salı

Zetsuen No Tempest (The Civilization Blaster) - Anime Yorumu & AMV


İlgili resim

Mahiro Fuwa'nın kardeşi 1 yıl önce esrarengiz bir şekilde öldürülmüş ve Mahiro kardeşinin katilini aramak üzere ortadan kaybolmuştur. "Kusaribe" adlı büyücü klanının en güçlü büyücülerinden biri olan Hakaze Kusaribe ise düşmanları tarafından bir adaya hapsedilmiştir. Hakaze, irtibat kurabileceği birini ararken bir şekilde Mahiro'yu bulur ve ikisi bir anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Mahiro, Hakaze'nin düşmanları tarafından uyandırılmak istenen ve tüm dünyaya kaos getirecek "Göç (Zetsuen) Ağacı'nı" durduracaktır. Bunun karşılığında Hakaze, Mahiro'nun kardeşini öldüren katili bulmasına yardım edecektir. 


Aslında anime yorumlarına ara verdiğimi düşünüyordum, çünkü çok fazla anime izliyorum ve hepsine yorum yapmam neredeyse imkansız. Fakat bugün bu animeye yorum yapasım geldi nedense. Geçen hafta bitirdiğim bir anime Zetsuen No Tempest, ve ciddi anlamda bu animeye aşık olmuş olabilirim.

Ben böyle macera ağır basan romantizm içeren animeleri çok seviyorum. Gerçi bu animedeki romantizm çok garipti. Ne desem yalan olur yani, izleyip anlamanız lazım. Aslında bu animenin tamamını Fuwa Mahiro için izledim desem yeridir. Artık kendisi favori erkek anime karakterlerimin başlarında geliyor. Aslında sırf bu yüzden bu animeden inanılmaz nefret ettim ve bu kadar sevdim. Farklı bir ikilem oldu..
Fuwa Mahiro

En baştan söylemeliyim ki, kesinlikle her yaş grubuna hitap eden bir anime değil. Kafa karıştırıcı birçok öge var ve animenin sonuna kadar gerçeğin ne olduğunu anlayamıyorsunuz. İyi kim kötü kim karar veremiyorsunuz ve sürekli yer değiştiriyor taraflar arasında bu iki sıfat. Dikkatli izlenmesi ve üzerinde biraz düşünülmesi gereken bir anime bana kalırsa.

Ve bu anime aslında tek sezon 24 bölüm görünüyor fakat bana kalırsa temel olarak iki sezona ayrılıyor: İlk 12 bölüm 1. sezon ve son 12 bölüm 2. sezon olmak üzere. Ve ben tabii ki 2. sezonu daha çok beğendim :P Eminim izlerseniz neden böyle düşündüğümü anlarsınız.
Fuwa Aika - Fuwa Mahiro'nun kız kardeşi

Yine anime hakkında bayıldığım olaylardan biri de sürekli olarak Hamlet başta olmak üzere Shakespeare'in eserlerinden alıntılar yapılmasıydı. İlk bölümlerde daha çok görüyorduk bunu, sonraları gittikçe azaldı. Ama bana her cümlesi harika geliyordu gerçekten. Animenin tüm kurgusu da temelde bu eserlere bağlı bile diyebilirim.

Animenin konusunu özetlemiyorum veya ne üzerine kurulu olduğunu söylemiyorum, çünkü o kadar kompleks ki upuzun bir açıklama getirmem gerekir meseleye. O yüzden merak edenler izlemeli diyorum. Yalnız sizi uyarmam gerekir, ilk başlarda hiçbir şey anlamayabilir, veya olayları izleyip "bu böyle mi devam edecek, sevmedim ben bu konuyu :(" diyebilirsiniz.Çünkü ben uzun bir süre böyle demiştim. Ama sizi temin ederim ki bu animede olaylar sürekli değişiyor ve bu olay örgüsü sizi şaşırtacak. Çünkü animenin sonunda benim kesinlikle nevrim döndü :D


Ve bir konuda daha sizi uyarmalıyım, kesinlikle her türlü spoilerdan kaçınmalısınız. İnternette animenin resimlerine, trailerlarına falan bakarken muhtemelen animenin sonundaki olayları da göreceksiniz. İlk gördüğünüzde anlayacağınızı sanmıyorum ama animeyi izlemeye başladıktan bir süre sonra bütün gördükleriniz anlamlı gelebilir ve keyfi kaçar. Ben birkaç AMV izlemiştim başlamadan öne fakat iyi ki dikkatle izlememişim ve unutmuşum başlayana kadar.


Bu animede hayatımda hiç nefret etmediğim kadar nefret ettiğim bir karakter var. Yine de kendisinden bahsetmek istemiyorum. İpucu: Başrollerden. İzleyenleriniz olursa tahminleri alabilirim :D
Anime ne kadar sürükleyici olsa da ben bir yerde 1-2 haftalık falan ara verdim. Biraz düşünmek ve olanları-öğrendiklerimizi sindirebilmek için. Anlayacağınız, bayağı etkisinde kaldığım bir anime oldu kendisi.Bu yüzden macera-büyü-gizem-romantik tarzı animeler seven herkese öneriyorum. Gerçi önceden de değindiğim gibi bu animenin romantizm anlayışı biraz farklı, sonlara doğru normalleşiyor ama siz yine de romantizm açısından büyük beklentiye girmeyin derim. Diğer türlere daha odaklı.


Bu arada Yoshino ve Mahiro'nun arkadaşlığından bahsetmeden de geçemeyeceğim. Gerçekten hiç görünmediği kadar sıkı bir dostluk. Her ne kadar aralarında birçok sır olsa da. Gerçi bunlar açığa çıktığında üstesinden gelebilecekler mi, bilemem. İkisinin de birbirinden ince zekası olan bu iki arkadaş arasındaki bağ nereye kadar dayanabilecek izleyip göreceksiniz artık.

Zekadan bahsetmişken söylemem gerekir ki bu animede bütün karakterler birbirinden zeki. Bu yüzden izlerken birçok kez kendimi küçük bir mikrop gibi hissetmediğimi söyleyemeyeceğim :P Şaka bir yana gerçekten, bazen olayları anlamanız için biraz beyin gücünüzü kullanmanız gerekiyor. Yani öylesine yatıp da izleyeceğiniz bir anime olmayacak Zetsuen no Tempest.


Eh, ben söyleyeceklerimi söyledim, önerimi de yaptığıma göre artık benim için susma vakti. Tarzınıza göre, izleyip izlemeyeceğinize siz karar vereceksiniz tabii ki bu arada bana yorum bırakmayı da unutmayınn! :)

Puanım: 5     Bölüm Sayısı: 24
Tür: Shounen, Macera, Fantastik, Aksiyon, Dram, Gizem, Psikolojik


İşte baktıklarım arasında en çok beğendiğim AMV ^.^

18 Nisan 2014 Cuma

Ouji to Warawanai Neko - Anime Tanıtım & İnceleme


Yokodera sapık düşünceli sıradan bir lise öğrencisidir. Ne var ki normal düşündüklerini bile söyleyemeyip hep içine attığı için sürekli çevresindekilerin ona karşı olan beklentilerine göre hareket etmektedir. Bu huyundan kendisi de nefret etmektedir. Bu yüzden başladığı işler sürekli amacının dışında sonuçlanmaktadır. Koridor zemini parlatıp geçen kızların eteklerinin altına bakmak isterken okulu güzelleştirmeye katkılarından dolayı ödül almak, parkta geçen kızların eteklerinin altına bakmak için eğilip otları temizlerken halka açık alanları temizlediği için gazetecilere röportaj vermek, bisikletle dolaşırken eteği açılan bir kadına bakarken kaçan hırsıza çarpıp etkisiz hale getirdiği için ödül almak ve Yüzme kulübünde olmak isterken koşu takımına girmek örnek olarak verilebilir. Bir gün kendi gibi bir arkadaşı neden Warawanai Neko (Gülümsemeyen Kedi Heykeli) dan dilekte bulunmuyorsun der...


Bu animeye öneriler üzerine başlamıştım ve en başlarda sıkıldığım için 1-2 aylık bir ara vermiştim. Ama ben başladığım herhangi bir şeyi yarıda bırakmaktan nefret eden birisiyim ve bu yüzden bir süre sonra izlemeye devam ettim. İzledikçe daha iyiye gitti ve finali de kesinlikle animeden farklı, alakasız gibiydi. Yani beklenmedikti ama duygusaldı ve güzeldi. Aslında seri tamamen Kedi Tanrısı dedikleri heykelin çevresinde dönüyor. Bazen dolaylı yoldan bazen de direk olarak olaylar ona bağlanıyor.

Bunun dışında tür olarak komedi, romantik ve ecchi içeren bir animeydi. Yani bir High School DxD kadar abartılmamıştı fakat biraz içeriyordu anlayacağınız. Benim izlediğim sitede ecchi olduğunu yazmayı unutmuşlar sanırım. Ama komedisi de hoşuma gitmedi diyemeyeceğim, az gülmedim hakkını vermem lazım... Zaten tekrar başladıktan bir hafta sonra bitirdim animeyi. 12 bölümlük bir anime ve ben son 4 bölümünü arka arkaya izlemiştim. Özellikle son iki bölüm tamamen duygusala bağlıyordu, romantizm ise animenin genelinde komedi ile ele alınıyordu fakat finalde normale döndü. 

Anime eğlenceliydi ama önerebileceklerim listesine giremez maalesef. Bunun içerdiği her temada çok daha kaliteli animeler var. Tabii bir zaman kaybı diyemem ama izleseniz de olur izlemeseniz de. *Spoiler*: Tsukiko'nun duygularını ve Youto'nun anılarını geri kazanabilmesini isterdim fakat kötü sonlar hep akılda kalıcıdır :D


Puanım: 3     Bölüm Sayısı: 12 
Tür: Seinen, Romantik, Ecchi, Fantastik, Komedi, Okul

17 Nisan 2014 Perşembe

Noragami - Anime Tanıtım & İnceleme


Animeye göre, yaşayanlar ve ölüler diyarı arasında milyonlarca tanrı var. Başrolümüz beş parasız, sürekli eşofman giyen ve garip bir atkı takan Yato da bunlardan birisi. Ve bir de Ayakashi'ler var. Kısaca kötü ruhlar. İnsanları kötü yola sürükleyen ve genelde intihar etmelerini sağlayan, tam anlamıyla "canavar"a benzeyen başıboş, ölü ruhlar bunlar. Tanrıların görevi ise temelde Ayakashi'leri katletmek. Bunun için de "Shinki" adı verilen silahlara ihtiyaç duyuyorlar. Bu silahlar ise temelde ölü olan, fakat saf kalmış ruhlar. Tanrılar bir ruha kendi Shinki'si olarak sahip olmak için, onlara isim verirler ve onları azat edeceklerse de isimlerini silerler -veya gerekirse öldürürler-. Ayrıca insanlar; tanrılar, shinkler ve ayakashi'leri göremezler. Görebilseler bile kısa süre sonra unuturlar.

Başroldeki kızımız İki Hiyori'nin durumu ise bundan biraz daha farklı. O, normal bir insan. Fakat başına gelen bazı olaylar sonucu ruhu sürekli bedeninden ayrılmaya başlıyor ve bedeni uyku haline giriyor. Ve Yato'dan bunu düzeltmesini istiyor. Nasıl tanıştıklarını falan izleyince görürsünüz zaten :D Bunların tanışmasından kısa bir süre sonra da Yato'nun yeni Shinki'si olarak Yuki animeye giriyor zaten. İşte her şey böyle başlıyor.


İlk bölümden aşırı sarmasa da gayet sürükleyici bir animeydi ve ben -gerçekten- çok beğendim. Aksiyonu, komedisi, duygusalı, gizemi, her şey yerli yerinde ve harikaydı. Shounen olduğunun farkındayım ama onun yerine biraz romantizm de beklemedim değil açıkçası. Gerçi böyle güzel serilere saçma bi romantizm koyup berbat edenler de var, riske değer miydi bilmem ama böyle hafif bir dokundursalar da fena olmazdı hani. Ama bunu bir eksiklik olarak görmüyorum. 

Ve... Aman Allahım! Bir animedeki tüm karakterleri nasıl bu kadar beğenebilirim ben ya! İlk başta hepsinin birbirinden muhteşem gözleri dikkatimi çekmişti. Sonra alıştım ama Yato'nun gözlerini her görüşüm hâlâ ilk görüşümdeki etkiyi sağlıyor. Hiyori'nin kuyruğunun rengine de bayılıyorum, garip bir durum ya. Uzun zamandır kaliteli anime izlemiyordum, kendime getirdi bu beni biraz :D

Farketmişsinizdir ki kitap okuma hızımda büyük bir düşüş oldu. Hep bu anime yüzünden. Geçenlerde mangasına bir göz atayım dedim, durduramadım sonra kendimi. Tabii kitap okuyacağım zamanlarda da bazen (!) şeytana uyup bu mangayı açıp okuyorum, 2 dk 10 dk derken bir bakmışım boş zamanım bitmiş. Ama bitirmem lazım bu kitabı, o yüzden mangaya biraz ara vereceğim sanırım (maalesef). 

Puanım: 5     Bölüm Sayısı: 12 (+1 OAD)
Tür: Shounen, Macera, Fantastik, Aksiyon

8 Şubat 2014 Cumartesi

Yahari Ore no Seishun Love Come wa Machigatteiru - Anime Tanıtım & İnceleme


Hikigaya Hachiman oldukça problemli bir kişiliğe sahip lise öğrencisidir. Olağan şeylere karşı çıkıp öyle herkesle arkadaşlık kurmazdı. Hachiman'ı doğru yola sokmak isteyen öğretmeni, Hiratsuka Shizuka onu 'Kamu Hizmeti Kulübüne' girmesi için zorlar. Kulüpte kendi gibi sorunlu öğrencilerle tanışacaktır.

Her ne kadar tanıtımda böyle dense de başrollerimiz 'sorunlu' değil. Fazla zekiler, bu yüzden topluma karışmıyorlar desek daha doğru olur. Duygu yerine mantığı ön plana çıkarıyorlar. 

Bu animeyi izlerken başrolün olaylardan yaptığı çıkarımlara ağzım açık bakakaldım. Şizofren mi desem otistik mi yoksa bunlar abartı mı olur bilemiyorum ama ilk bakışta komik, üzerinde düşününce zekice olduğu ortaya çıkan düşünceleri var başrolün.

Ve bu anime bir oturuşta izleyebileceğiniz türden bir şey değil. Açıkçası ben sıkıldım izlerken ama keşke izlemeseymişim de demedim hiçbir zaman. Yani öyle herkesin açıp izleyebileceği bir anime değil bu sizin anlayacağınız.
Ben animeyi romantik-lise-komedi falan çıkar diye başlamıştım ama slice-of-life veya psikolojik bir anime çıktı. Günde 1-2 bölüm falan izleyerek ilerlettim. Oğlan çok tipsiz ama çizimleri normal bir animeydi. Ne çok iyi ne çok kötü. Finali ise final gibi değil de normal bir bölüm gibi bitti. Zaten öyle belirli bir olay örgüsü falan da yoktu animenin. Diğer animelerle karşılaştırınca kesinlikle sıradan diyemezsiniz ama kendi içinde bakarsak tekdüze bir animeydi.

Yani bu anime hakkında söylenecek çok bir şey de yok açıkçası. İsmini bir türlü ezberleyemediğim ilk anime olarak tarihe geçti benim için :D

Puanım: 3      Bölüm Sayısı: 13 (+1 OVA)     
Tür: Psikolojik, Okul, Komedi

29 Ocak 2014 Çarşamba

Sword Art Online - Anime Tanıtım & İnceleme


2022 yılında piyasaya sürülen Sword Art Online MMORPG oyunu, başa takılan bir alet aracılığıyla oyuncuları kendi dünyasına götürerek gerçek bir Role-Playing oyunu sunmaktadır.

Oyuna katılan 10.000 oyuncu arasında olan Kirito da SAO dünyasına giriş yapmıştır. Fakat kısa sürede bütün oyuncular oyundan çıkış olmadığını fark ederler ve herkes bir anda geniş bir alana ışınlanır.

Oyunun yapımcısının burada yaptığı açıklamaya göre oyundan çıkmanın tek yolu 100 katlı SAO dünyasını temizlemektir. Her katta bir boss bulunmaktadır ve 100. kattaki boss'u öldürebilen oyundan çıkabilecektir.

Fakat oyunda sağlığı biten kişi gerçek hayatta da ölecek, ayrıca dışarıdan biri oyuncuların başındaki aleti çıkarmak isterse alet oyuncuları öldürecektir.

Bütün oyuncular şaşkınlık içerisindeyken oyunlar konusunda tecrübeli olan Kirito oyunu kazanmayı kafasına koymuştur.


En sevdiğim animelerin başında gelen Sword Art Online, fantastik macerayı ve distopik dünyayı romantizm ile birleştirip başarılı bir sonuç veren çok nadir animelerden biridir bence. Başarılı kurgusunu ise saymıyorum bile. Adamlar öyle bir oyun sistemi kurmuşlar ki, hâlâ gerçek hayatta da olsa keşke demeden edemiyorum. 

Neyse animeye gelecek olursak şu anki haliyle toplam 25 bölüm (+2 Offline special). Tek sezon olarak görünmesine rağmen anime kendi içinde 2 sezona ayrılıyor ve 2. sezonda farklı bir oyunla karşımıza çıkıyor. Şahsen 1. sezonu daima 2'ye tercih etmişimdir. 1. sezon canavarları ve dövüşü konu alırken, 2. sezondaki oyun periler ve uçma isteğini konu alıyor. Bana ne kadar saçma geldiğinden bahsetmeyeceğim bile. Ve 2. sezonda Asuna'yı hiç doğru düzgün göremedik. Ayrıca Kirito'nun hali neydi öyle? Saçlar, kulaklar, kılıcı(?)... Komediydi resmen. Neyse anlayacağınız 1. sezonu tercih etme nedenlerim çok. 


Ama genel olarak anime harikaydı ve izlediğimden asla pişmanlık duymadım. İlk bölümler benim için hayal kırıklığıydı biraz ve ilk 8 bölümde 2 yılı anlatıp geçmişlerdi, aceleleri varmış gibi ve bu da benim sinirlerimi oynatmıştı. Tabii sonradan bunu telafi etmeyi becerdiler :D Karakterler olsun, çizimi olsun, efektleri, opening ve ending'leri olsun kesinlikle muhteşemdi.

Aslında bu anime hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki... Ama gerisini de izleyerek kendiniz görün diyorum ben, ve burada bırakıyorum. Aksiyonuyla, romantizmiyle çok güzel bir animeydi, herkese tavsiye ederim kısaca. Hoşça kalın :)

Puanım: 5      Bölüm Sayısı: 25 (+2)     
Tür: Shounen, Macera, Fantastik, Romantizm, Aksiyon, Oyun

20 Ocak 2014 Pazartesi

Another || Anime Tanıtım & İnceleme


Orta okul son sınıf öğrencisi olan Mei Misaki, güzelliğiyle, zekasıyla ve kişiliğiyle okulun en popüler kızıdır. Fakat mezun olamadan bir kaza sonucu ölür. Bunun üzerine arkadaşları ve öğretmenler Misaki hala yaşıyormuş gibi hareket etmeye başlarlar. Hatta mezuniyet töreninde Misaki için de kutlama yapılır.

Bu olaydan 26 yıl sonra Sakikabara Kouichi aynı okula transfer öğrenci olarak gelir. Okulda yine Mei Misaki adıyla ve bir gözü bantlı esrarengiz bir kız öğrenci vardır. Diğer öğrenciler bu kız hakkında konuşmaktan kaçınırlar. 

Kouichi, Misaki ile konuşmak için yanına gittiğinde Misaki, bu okuldaki öğrencilerin ölüme çok yakın olduğunu, yakında her şeyi öğreneceğini söyler ve uzaklaşır.



Bu anime baştan sona tüyler ürperticiydi diyebilirim. Kesinlikle klasik değildi ve "gerilim" kelimesini tamamen hak ediyordu. Hele o kuklalar yok mu?! Hayatımda bir daha kuklalara ve oyuncak bebeklere "kawaii" gözüyle bakabileceğimi sanmıyorum. Teşekkürler Another.

Animenin başlarında biz de ana karakter gibiyiz. Neler döndüğü konusunda ufak bir fikrimiz bile yok ve sadece bunu öğrenmek bile animenin son bölümlerine kadar getiriyor bizi. Bu animenin birkaç afişini ilk gördüğümde dram veya normal hayat falan sanmıştım. Ama başlayınca dişlerimin takırtısından gerilim ortamı yaratan efektleri duyamaz oldum. Tamam, açıkçası ben gerilimli filmler, diziler vs. kesinlikle izleyemem. Çünkü beni çok geriyor. (Adı üstünde gerilim yani.) Yani çoğu kişinin "aa bak şuna bir anda belirdi" dediği yerde ben 10 doz adrenalin yemiş gibi havaya fırlıyorum. Belki de bu yüzden biraz tırstım ben bu animeden :D

Ama önceden tahmin edilemeyen gerçekler animenin her tarafındaydı ve buna tek kelimeyle bayıldım. Önceden tahmin edince hiçbir esprisi kalmıyor zaten gerçekleri ortaya çıkarmanın. Ayrıca bu animenin konusu da gayet orjinal geldi bana. "Bir sınıfın lanetlenmesi." Ama hâlâ kuklalara ısınamadım, üzgünüm.

Aslında bu animenin bir diğer yönü de "psikopat". Ölümler o kadar açık bir biçimde gösteriliyor ki sanırsın Testere'nin anime versiyonu. Tamam, abartmayalım o kadar da değildi. Ama şimdiye kadarki anime geçmişimde izlediğim en gerilim dolu psikopat animeydi. (Aslında izlediğim "tek" gerilim-korku animesi, belki bunun da etkisi vardır..)


Benim favorim önlem alma sorumlusu Akazawa Izumi. Sonunda azıtmasa çok tatlıydı aslında. Tatlıdan anladığım buysa kendimi aşağı atmalıyım sanırım. Her neyse, şunu söylemek istiyorum ki, bu animeyi ne zorluklarla izlersem izleyim kesinlikle pişman falan değilim. Çizimleri de gayet güzeldi ayrıca farklı bir tür izlemiş oldum ve -psikolojime sıyrıklar atsa da- kesinlikle beğendim.


Bölüm Sayısı: 12 (+OVA)     Tür: Gizem, Okul, Korku, Gerilim     Puanım: 5

18 Ocak 2014 Cumartesi

Sakurasou no Pet na Kanojo || Anime Tanıtımı & Karakter Tanıtım & İnceleme


Sorata yurtta kedi beslediği için yurttan kovulmuş, kedileri çok sevdiği için onları sokakta bırakamıyor ve onlar içi, her şeye razı, Sakuraosu yurduna gitmeye bile. Sakurasou okul tarafından belirlenmiş sorunlu, tembel, ve huysuz öğrencilerin bulundukları bir nevi yurt. Fakat Sorata, gayet normal olduğu için onun bu yurtta yaşamını sürdürmesi hiç de kolay olmayacak, taki Shiina adında ki kız onlara katılana dek. Sorata bundan sonra günlerini dolu hemde o kadar dolu yaşayacak ki, Sakurasou onun için bir evden farklı olmayacak!

Eh, tanıtım yazısı kısaca her şeyi açıkladı zaten. O zaman ben karakterlerden biraz bahsedeyim:

Başrolümüz Sorata. Kedi beslediği için Sakurasou'ya atılmış, hayali oyun yapımcısı olmak ve (Shiina gelene kadar) kedilere bakıcı bulup Sakurasou isimli çatlak evden kurtulmak. 

Shiina Mashiro: Sakurasou'ya yeni taşınmış olan kızımız, eskiden ressammış fakat artık bir mangaka. Shiina, animede "dahi" olarak adlandırılan gruptan biri. (Bu dahiler hiçbir şey için uğraşmadan her şeyi kolaylıkla anlayan tiplere deniyor. Anime "dahiler" ve "normaller" olarak ikiye ayırmış insanları.) Ama Shiina eskiden yaşadığı yerde herkes onun ihtiyaçlarını giderdiği için, nasıl çamaşır yıkanır, nasıl yemek yapılır, nasıl giyinilir, okula nasıl gidilir vs. şeyleri bilmiyor. Bu yüzden evde Mashiron görevi diye bir görev var. Bu da her sabah Shiina'yı giydirmek, çamaşırlarını yıkamak, saçlarını kurutmak, okula götürmek vs. içeriyor. Sakurasou'da kalanlar bu görev için Sorata'yı seçiyor. :D

Kamiigusa Misaki: Sakurasou'nun eğlence kaynağı. Her daim gülen, her şeyden bir eğlence çıkarabilen karakterimiz. Jin ile küçüklükten beri arkadaşlar ve bu karakterimiz de Jin'e aşık. Aynı zamanda bir anime yapımcısı ve bu da dahiler grubuna giriyor. 

Mitaka Jin: Sakurasou'nun çapkın öğrencisi. Bir anime senaryo yazarı ve Misaki'yi seviyor. Fakat Jin'in senaryoları hiçbir zaman Misaki'nin animeleri için yeterli olmuyor, bu yüzden Jin kendini geliştirene kadar Misaki'yle birlikte olmayı kabul etmiyor.

Akasaka Ryuunosuke: Bir bilgisayar dahisi. Kendisini odasına kapatmış ve dış dünyayla hiçbri ilgisi yok. Okula gitmiyor, çoğu kişi onun yüzünü bile görememiş. Sadece e-mail yoluyla iletişim kuruyor. Ve çok besleyici olduğunu söyleyerek her daim domates yiyor.


Sengoku Chihiro: Sakurasou'nun başındaki bir türlü evlenememiş hoca. Daha çok güzel ve çapkın bir tip, ayrıca tembel ve umursamaz bir havası var.

Aoyama Nanami
: Sakurasou'ya sonradan taşınan ahlak manyağı kızımız, Sorata'nın sınıf arkadaşı ve Sorata'yı seviyor. Hayali seiyuu olmak ve bunun için evden kaçmış. Tüm harcamalarını kendisi karşıladığı için gece-gündüz çalışıyor.

Off be, ne çok ana karakterimiz varmış. Favorim ise: Shiina. Animeye gelencek olursak, ilk bölümünü izlediğimde "saçmalığın daniskası" demiştim. Ama yorumların iyi yönde olduğunu görünce her ne kadar şaşırsam da izlemeye devam ettim ve 4-5 bölüm sonra sarmaya başladı. Animenin ilk bölümlerinde biraz ecchi içeriği vardı, sonra tamamen azaldı, rahatsız edici düzeyde değildi. Bu anime daha çok slice-of-life (hayattan kesitler) türünden bir animeydi. Gerçek duygular içeriyordu. Romantizm de vardı biraz, komedi de vardı. Yani kısacası eğlenceli bir animeydi. Çizimleri de ortalama boyuttaydı fakat güzeldi. İlk bölümlerde asla beğeneceğimi tahmin etmezdim, ama ne şaşırtıcıdır ki beğendim :D

Bölüm Sayısı: 24   Tür: Slice-of-Life, Romantik, Ecchi, Lise   Puanım: 4

13 Ocak 2014 Pazartesi

Diabolik Lovers: Haunted Dark Bridal - Anime Tanıtım & İnceleme


  Hikayede ana karakter Yui, paranormal olguları hissetmekte ve gördüğü ruhlar tarafından rahatsız edilmektedir. Tüm bunlara rağmen mutlu olmaya çalışmakta ve söz konusu olan sıradışı durumunu çevresine yansıtmamaktadır. Lisenin ikinci senesinde, babasının işi nedeniyle yeni bir okula (gösteri sanatçılarının ve ünlülerin gittikleri bir gece okuluna) geçiş yapar. Gece okulunda ki bazı öğrencilerin bedenlerini vampirlerin ele geçirdiğine dair hikayeler anlatılmaktadır. Karanlık söylentilere sahip bu okula okumaya gelen zavallı Yui, okuldan daha kötü söylentilerle adı “Perili Ev” e çıkmış ve 6 erkek kardeşin sahibi olduğu büyük bir malikane de yaşamak zorundadır.

Yui, Sakamaki kardeşlerin evine daha ilk adımını attığında yanlış bir yerde bulunduğunu hisseder. Teker, teker karşısına çıkan kardeşlerde en az Yui kadar onun neden bu evde olduğunu anlamaz. Ta ki en büyükleri Shuu, Yui’nin babasının onunla iletişme geçtiğini ve Yui’nin artık Sakamaki kardeşlerle birlikte yaşayacağını söyleyene kadar fakat; Yui bu 6 erkek kardeşin (özellikle Raito) kendisine karşı olan davranışlarından oldukça korkar. Bu yüzden bir an önce babasına telefon açıp evden gitmek ister. Önce cep telefonu paramparça olur sonra da evde ki telefonların hepsi kullanılmaz hale gelir. Daha da panik olan Yui koşmak isterken düşer ve yaralanır. Bacağından damlayan kanları gören Sakamaki kardeşlerin kırmızı gözleri ve sivri dişlerine şahit olan Yui’nin hiç şüphesi kalmaz. Vampir 6 erkek kardeş ile birlikte perili bir malikane de yaşamak zorunda kalır.


Bu animeyi tek bir kelimeye sığdıracak olsam bu kelime "sadistik" olurdu. Kesinlikle böyle olacağını düşünerek başlamamıştım ve ilk bölümlerde bu duygusuz deşici pislik yakışıklılara sinir oldum. Ama bir süre sonra bu sadist canavarlara alıştım, hatta hiç rahatsız etmez oldu. Çünkü kız saçma sapan davranışlar göstermeye başladı. Evden kaçma şansı vardı ama kullanmadı mesela. Ben de bu açıdan kızın mazoşist olduğunu ve başına gelen -ve gelecek- her şeyi hak ettiğini düşünüyorum. Neyse ki finale doğru bu acı çektirmeye meraklı manyaklar biraz ara vermek zorunda kaldı da biraz nefes aldık.

Biraz karakterlerden bahsedeyim. 6 tane yakışıklı erkeğimiz var. Ayato, Raito ve Kanato kardeşler. Anneleri Cornelia isimli cadı kılıklı bir vampir. (Kardeşler bir olup bunu öldürmüş geçmişte.) Reiji ve Shu'nun ise anneleri farklı. Benim anladığım kadarıyla iyi bir kadın, sadece Shu büyük kardeş olduğu için onun üzerine biraz fazla yükleniyor ve Reiji ne yaparsa yapsın farketmiyor. Bu yüzden Reiji büyüyünce onu sadistik bir şekilde öldürmüş ama annesi ölürken bile iyi şeyler söyleyip güldüğü ve acı çektiğini belli etmediği için bir türlü tatmin olamamış. Bu olaylar yüzünden Shu'dan nefret ediyor. Shu ise takımın tembel koalası.Ve bir de Subaru var. Tek kardeş ve bunun annesini kuleye kapatmışlar. Bu da animede ucu açık bırakılan konulardan biri. Başrolümüz Yui ise babasıyla kilisede büyümüş bir kız. Bir gün babasının yurt dışında işi olduğu ve bir süre burada yaşayacağı söylenerek bu eve getiriliyor. Gerisi ise malum. Her ne kadar sadistik ve alışılmışın dışında (ilk defa böyle bir animeyle karşılaştım.) bir anime de olsa ilk başta garipsememe rağmen sonra alıştım ve sevdim bu animeyi. Finali de iyiydi. Ama çizimlerine bayıldım. Orjinal ve yeni tür çizimlerden, güzeldi. Kısacası bu öyle herkese önerebileceğim türden bir anime değil. "Çok saçma bu ne bi biri ısırıyo bi diğeri" tarzında yorumları çok gördüm. Bu yüzden sadece romantizmsiz vampir hikayelerini kaldırabilecek arkadaşlara öneririm :)

Bölüm Sayısı: 12   Yönetmen: Shinobu Tagashira   Senaryo: Seiko Nagatsu
Karakter Tasarımı: Yuuko Yahiro   Tür: Shoujo, Vampir