31 Temmuz 2014 Perşembe

Uyumsuz Filmi || Silinmiş Sahne & Kitap-Film Farkları


Merhaba arkadaşlar! Bugün karşıma çıkan birkaç yazı üzerine bu postu sizinle paylaşmak istedim. Uyumsuz filmini yeni izlemiş olduğum için bunları yeni paylaşıyor olmam size garip gelmesin. Malum, film yorumunu da daha geçen gün paylaştım :D Ayrıca bu posttaki bilgiler başka bir siteden alıntıdır. Ben içlerinde önemli bulduklarımı postuma aldım. Buraya tıklayarak ayrıntılı olarak orjinaline ulaşabilirsiniz. 

İlk olarak silinmiş sahneden bahsedeceğim. Birçok silinmiş sahne vardır tahminimce ama ben filmi izlerken bunu niye çekmemişler diye çok hayıflanmıştım. Halbuki çekmişler! :D Ama 
Bahsettiğim sahne herkes gece uyurken kim olduğu bilinmeyen birinin (!) Edward'ın gözüne bıçak sapladığı sahneydi. Şiddet ve kan içerdiği için silinmiş. Bence kalmalıydı ama bana soran yok zaten :D Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Şimdi asıl önemli kısım olan kitap senaryosunu filme uyarlarken tamamen sildikleri ve değiştirdikleri sahnelere geçelim:

Tamamen kesilen sahneler:

Cesurluk topluluğuna ilk gidişlerinde trene ve binaya atlarken ölenler.

Az önce aslında çekildiğini öğrendiğimiz sahne, Edward'ın gözünü kaybetmesi.

Uriah. Karakter ilk filmde olmamasına rağmen ikinci filmde olacağı söyleniyor.

Christina ve Will'in ilişkileri.

Four'un Tris'e "seni seviyorum" demesi. Ve ona aşık olduğunu belirtmesi.

Değiştirilen sahneler

Tobias sarhoşken Tris'le arasında geçenler.

Ebeveynlerin ziyaret günü.

Tris-Jeanine görüşmesi.

Four'un savaşı ve nedenlerini öngörmesi.

Bla bla bla.. Sonuç olarak benim filmi izlerken dikkatimi çekenler bunlardı, fakat alıntı yaptığım siteden devamına ulaşabilirsiniz. 

Bunların dışında birçok fark olduğuna eminim. Peki sizin dikkatinizi neler çekti? Yorum bırakmadan geçmeyin, hoşçakalıın ^,^

Dex Plus'ın Yenileri!


Sadece geceleri yatağında beliren bir adamla ne yaparsın?

Gwendolyn Kidd hayallerinin erkeğiyle tanışmıştı. Gece adamı evine götürdü. Ve sabah tek başına uyandı. Ve bu defalarca tekrar etti. Gecenin karanlığında adam geliyor, Gwendolyni mutlu ediyor ve ortadan kayboluyordu.

Adını bile bilmiyordu adamın.

Gwendolyn bir gün çılgın kardeşinin zor durumda olduğunu öğrendi, onu kurtarmak için bir motorcu çetesinin içine daldı. 

Ve çok fena bir belaya bulaştı.

Şimdi korunmaya muhtaçtı, herkes peşindeydi, polisler bile.
Onu sadece bir kişi kurtarabilirdi: Gizemli Adam gün ışığında da beliriverdi.

Yazar: Kristen Ashley   Yayınevi: Dex Plus  Sayfa Sayısı: 508
Liste Fiyatı: 26 TL    Dil: Türkçe


Bazen duvarlar o kadar incedir ki tutku aradan sızıverir.
"Ah, tanrım."
Tak.
"Ah, aaahhh."
Tak tak.
Neler oluy...
"Oh, aahh, çok iyi!"
...
Caroline, San Franciscodaki yeni dairesinde ilk uykusundan işteböyle uyandı.
Çapkın komşusunun adeta küçük bir haremi vardı. Her gece
başka bir kadınla, Carolineın yatak başındaki tabloyu kafasına
düşürecek kadar hızla duvarları gümbürdetiyordu. Hatta
Carolineın kedisi Clive bile bu seslere kayıtsız kalamamış,
düz duvara tırmanmaya başlamıştı. Artık uyku haramdı.
Kapı deliğinde nöbet tutmasına rağmen bu gizemli adamın
neye benzediğini bir türlü göremiyor, meraktan ve sinirden
çıldırıyordu. En sonunda, bir gece, bu tantanaya daha fazla
dayanamayıp hışımla adamın kapısını çaldı.
İlk görüşte aşk, hiç bu kadar eğlenceli, komik ve tutkulu
yazılmamıştı


Yazar: Alice Clayton   Yayınevi: Dex Plus  Sayfa Sayısı: 408
Liste Fiyatı: 24 TL    Dil: Türkçe

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Uyumsuz (Divergent) - Film Yorumu & Fragman


Fütürist bir distopya hikayesi olan bu filmde toplum her biri farklı bir erdemi temsil eden beş bölgeye bölünmüştür. On altı yaşına gelenlere kendi bölgelerinde kalıp kalmayacakları sorulmaktadır. Çünkü hayatları boyunca verdikleri karar sonucu seçtikleri bölgede yaşamak zorundadırlar. Beatrice Prior herkesi şaşırtan bir seçim yapar. Bunun üzerine Tris ve bölgenin diğer üyeleri yaptıkları seçimden sonra hayatta kalmak için oldukça rekabetçi bir başlangıç sürecine girerler. Ağır fiziksel ve psikolojik testlerden geçmek zorunda kalırlar. Bu testler sonucunda değişeceklerdir. Ancak Tris bir sır saklamaktadır. Sırrı herhangi biri öğrenirse kesinlikle bu sonu olacaktır. Görünüşte mükemmel olan toplumunu tehdit eden bir çatışmanın hızla büyüdüğünü gördükçe, sırrının sevdiği insanların hayatını kurtarabileceğini fark eder.


Bol gifli Uyumsuz yorumumla herkese merhabalar! İlk olarak düşüncelerimi özet geçeyim; film beni çok az hayal kırıklığına uğrattı. Ama gerçekten beğendim. Hayal kırıklığımın nedeni belli; kitaptan çevrilen tüm filmler gibi bunun senaryosunda da eksiklikler vardı. Benim heyecanla okuduğum sahneler filmde 2 saniye sürdü ve boş boş bakarak izledim, etkileyemedi beni. Ayrıntılara daha sonra gireceğim.


İlk olarak söylemeliyim ki karakter kadrosunu tam olarak incelememiştim ve bazıları beni şaşırttı. Tris rolünde Shailene'in oynadığını zaten biliyordum ama eski oynadığı filmlerdeki rol arkadaşları olması özellikle yapılmış gibiydi. Mesela Ansel Elgort, biz bunları sevgili diye izledik, şimdi ise abi kardeş olarak görüyoruz. Zaten Caleb'la bağdaştıramadım bir türlü de neyse. 

Onun dışında bir de Miles Teller var tabii. The Spectacular Now filmini izleyeniniz varsa biliyordur, bu ikisi orada da sevgiliydiler. Bu filmde ise düşmanlar. Olmadı. Hiç olmadı.



Onun dışında karakterler muhteşemdi. Ve her biri rollerini harika oynadılar. Özellikle (Tris ve Four'dan bahsetmiyorum bile) Tris'in annesi favorim oldu. Onun da hikayesini duyacağımız zamanlar gelir umarım :D

Asıl konuya geçiyorum: Geçiştirilen sahneler. Kitabın ilk yarısı inanılmaz ayrıntısız, son yarısı olması gerektiği gibiydi. Yani ayrıntıya girmemelerini anlıyorum, sonuçta film zaten uzun daha nasıl uzatacaksın ama işte, okur kaprisi yapmazsam olmaz şimdi :D 


Yorum sonuna kadar spoiler içerir.
Bana kalırsa geçiştirdikleri şeylerden en önemlisi dövüş sahneleriydi. Bir iki çaktı bitti falan. Ben böyle uzun, heyecanlı bir şeyler bekliyordum. O-onu dövsün bu-bunu falan. Ama yok. Maalesef. Ayrıca o kızın testi ne saçmaydı? Kitaptakine hem benziyor hem benzemiyor, toplasan 5 saniye sürmez zaten.. Kaşlarım kalkık izledim resmen.

Ah bir de, Tris başarı tablosunda üstlerde değil miydi? Hatta 6. falan olarak geçmişti. Ama burada bir ara Eric kızı topluluksuzlara göndermeye bile karar verdi. Ben böyle bir şey hatırlamıyorum kitapta. Dikkatsiz mi okumuşum yoksa filmde değiştirilmiş mi anlam veremedim.




 Ama filmin ikinci yarısı, gerçekten bir harikaydı bana kalırsa. En azından ilk yarının aksine beni etkisi altına almayı başardı. Ve gel gelelim ana konuya: Four! Tobias! Ah, her neyse işte..


Öncelikle açıkçası Four için Theo James kesinlikle hayalimdeki kişi değildi. Ama filmi izlerken onu karakteriyle bağdaştırabildim ve artık hayalimdeki Four o oldu. Benim ilk seçimim olmazdı ama filmi izledikçe kafama daha çok yattı. Ve rolünü çok iyi oynamasının (ve kaslarının -.-) bunda önemli miktarda katkısı olduğunu düşünüyorum.


Filmin sonu da ayrı bir harikaydı. Ama bu filmden değil senaryodan kaynaklanıyor. Artık onlar topluluksuz! Çok heyecanlı! Çünkü ben henüz ikinci kitabı okumadım. (Ne büyük utanç!)

Ve bu kadar eleştirdim ama aslında film çok güzeldi. İyi yönlerini yazsam çok uzun süreceği için eleştirilerimi yazdım ben de. Bakın, bu kadarcık. Çok sayılmaz, değil mi?


Filmin sonunda Tris'in gerçek bir cesura dönüştüğünü (yeni) farkettim. Fedakarlıktan Cesurluk'a geçerkenki hareketleri, Cesurluk'ta yaptıkları ve Başkanı alt edişi. Evet kızım, sen gerçek bir asisin. Yeni Katniss'im olmaya ne dersin? 

Demişken bir konuya daha değinmek istiyorum. Uyumsuz aslında birçok okur bundan şikayet etse de tam Açlık Oyunları ile karşılaştırılacak bir kitap bence. Ama yok, olmuyor. Ben yapamıyorum.Yani farkettim ki karşılaştıramıyorum ben bu iki seriyi, sanki ortak hiçbir yanları yokmuş gibi geliyor. İkisinin de ayrı bir yeri olmuş bende sanırım.


Yani uzun lafın kısası, karakterler rollerini gerçekten harika oynadılar, film bir çok ayrıntısına kadar kitaba sadık kalmış ve bu çok hoşuma gitti. Yani kitapta atladığı yerler olabilir ama kitabı değiştirmeye çalışmamış. (Kısmen) O yüzden kitabın okurları için rahat bir izleme olmuştur ve beğenmişlerdir diye düşünüyorum.

Eh, malum bayram günü, benden bu kadar :D Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^^

Puanım: 5   IMDB Puanı: 7,1
Süre: 139 dk   Tür: Distopya, Macera, Aksiyon, Romantik


Fragman #1


Fragman #2


Fragman #3



22 Temmuz 2014 Salı

Meleğin Düşüşü (Penryn & the End of Days, #1) - Tanıtım & İnceleme


Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. 

Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. 

Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. 

Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. 

Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


İşte bu. İhtiyacım olan şey tam olarak buydu. Harika, sürükleyici, bana okuma hevesi kazandıracak muhteşem bir fantastik. Eh, bir de melekler tabii. Bu kitabı okuduğumda farkına vardım ki melekler üzerine yazılmış senaryolar genel olarak meleklerin kötü olması üzerine yazılıyor. Veya kötü meleklerin (düşmüş, kovuşmuş vs..) üzerine. Örn: Supernatural, Melek Serisi, Fısıltı vs.. Yani tabii ki iyi olanlar da var aralarında ama ana konu olarak söylüyorum. Sadece dikkatimi çekti. O kadar :D

Bu kitabı ilk okumaya başladığımda yine Dex'ten çıkan Melek serisine benzettim. Gerçi çok daha kaliteli, ona bir lafım yok ama okudukça aklıma geliyordu. Bir süre sonra unuttum gitti tabii ki. Kendimi resmen kitabın senaryosuna kaptırdım. Harikaydı.

Karakterleri, senaryosu, betimlemeleri, akıcılığı, bıraktığı etki.. kesinlikle en üst seviyelerdeydi. Gerçi gariptir ki kitabı dümdüz bir suratla okudum, ne ağladım ne güldüm, ama bunun benimle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Veya kitabı okurkenki uykulu beynimle.


Spoiler.
Kitapta en sevdiğim karakterlerden biri kızın manyak annesi oldu. Ben, şahsen, annesinin iblislerinin gerçke olduğu düşüncesindeyim. Bu işin altında bir iş var. Kesin.

Raffe'nin yeni kanatlarını sevmedim. Normal ben severdi, çünkü çok havalılar, ama sanırım Raffe'nin haline üzülüyorum. Başka açıklaması olamaz.

Kitapta dış görünüşlerden fazla bahsedilmiyordu. O yüzden aklımda bir Penryn'in saçları bir de Raffe'nin gözleri kalmış. Ama böyle hayal etmek daha kolay :D (Tamam bu pek spoiler olmadı.)

Biri bana Uriel ve Beliel'ı paket yapıp getirsin. Öldüresim var.

Peki Paige'e ne demeli? Üzülsem mi şaşırsam mı bilemedim. Ya da midem mi bulansa acaba? Ama Paige'in sorumluluğu Penryn'e fazlaydı gerçekten. Artık Paige'in de kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesinin zamanı gelmişti. Ne ironi ama (!)

Gerçi bu haliyle, Penryn için daha büyük bir sorumluluk mu oldu yoksa üzerindeki yükü mü hafifletti, iyi bir tartışma konusu olur. Göreceğiz artık.
Spoiler Sonu.


İkinci kitabı hemen istememe rağmen biliyorum ki çok geciktireceğim. Ama yine de bu istememe engel değil. Seri şu an 5 kitap görünüyor. Ve iki kitap sanan ben inanılmaz mutlu oldum. Üçüncü kitabın yurt dışında çıkış tarihi 14 Mayıs 2015 olarak görünüyor. Daha çok mu var ne :/

Eveet bugünlük de bu kadar. Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 5  -> Muh-te-şem-di!
Sayfa Sayısı: 316   Yazar: Susan Ee   Yayınevi: DEX

Okuma Şenliği 1. Ay Raporu




Merhaba arkadaşlar! İlk ay raporum ile karşınızdayım. Maalesef bu ay çok az kitap okumuşum. (5 adet) O yüzden iddialı falan değilim yani. Umarım önümüzdeki ay daha fazla okuyabilirim. İşte okuduğum kitaplar ve kategorileri:

16. Kategori (10 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap.
Deliryum - Lauren Oliver

Buxtehuder Bulle (2011)
Kirkus Reviews Best Teen Books of the Year (2011)
Goodreads Choice Nominee for Best Young Adult Fantasy & Science Fiction (2011)

22. Kategori (10 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap.
Susan Ee - Meleğin Düşüşü || 316 sayfa

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
Kara Cadı - Nora Roberts || 424 sayfa

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Dikkat Aşk Çıkabilir! - AsuDe || 528 sayfa
Beni Orada Bulacaksın - Jenny B. Jones || 392 sayfa

Şimdilik bu kadar gözüküyor. Puan hesaplamasına geçelim o zaman, umarım hata yapmam.

Toplam 5 kitap okuduğum için 5x10=50 Puan
2.164 sayfa okuduğum için 21 puan
Toplamda 50+21= 71 puanla ayı kapatıyorum.

Keşke son kategorilerdeki tüm kitapları okusaymışım diyorum ama ne yapalım artık bir dahaki aylara :D Hoşçakalıın!

19 Temmuz 2014 Cumartesi

KCBT 12. Blog Tur - Kara Cadı (The Cousins O'Dywer #1) || Kitap Yorumu & Çekiliş


İlgisiz anne babası yüzünden Iona Sheehan, adanma ve kabul edilme özlemi duyarak büyür. Büyükannesinden her ikisini de nerede bulacağını öğrenir: yemyeşil ormanlar, göz kamaştıran göller ve efsanelerle dolu bir ülkede.

İrlanda.

Iona bir at çiftliğinde iş bulduğunda, işletmenin sahibi olan Boyle McGrath ile tanışır. Bir kovboy, bir korsan ve vahşi bir kabile savaşçısı gibi görünen Boyle, Iona'nın en büyük üç fantezisinin birleşimidir.

Iona burada kendisi için bir yuva kurabileceğini -ve bu Boyle'a sırılsıklam âşık olmak anlamına gelse de- hayatını dilediği gibi yaşayabileceğini fark eder. 

Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Iona'nın ailesine yüzyıllardır musallat olan ve mağlup edilmesi gereken kadim bir kötülük vardır. Umut ve sevgi için aile ve arkadaşlar hem birbirleriyle hem de birbirleri için savaşacaklardır.


12. Kitap Canavarları turumuzun 4. gününde Kara Cadı kitap yorumumla birlikteyiz. Bu yazarımız Nora Roberts'tan okuduğum ilk kitap ve kesinlikle son olmayacak.

Fantastik okumayı özlemişim gerçekten. Gerçi daha önce hiç başrolde cadıları konu alan bir kitap okumamıştım. Hani cadılar genelde yan rollerde olurdu. Belki de o yüzden bu kitabın mistik yanı çok hoşuma gitmiştir.

Zaten kitabın büyülü, cadılı, fantastik kısımlarına bayıldım. Ama romantizm fazla geldi biraz. Fantastikten daha ağır basıyordu ve belki beklediğim bu olmadığı için biraz sıkıldım. Yani romantizmi iyiydi, ama fantastik-macera yönünü solluyordu. Belki aksiyon biraz daha artsa romantizm daha çok hoşumuza giderdi.


Çünkü tüm kitap tek bir olaya odaklanmış ve o olay gerçekleşene kadar aradaki küçük heyecanlarla yetinmeye çalışıyor gibiydik. Büyük olay da tatmin edici değildi. Yani yazarın romantizm kadar fantastik ve macera kısmına özen gösterdiğini düşünmüyorum. Kitapta gördüğüm tek eksik buydu sanırım.

Aslında kitabın çok kısa bir kısmı geçmişi anlatıyor fakat ben her nasılsa o kısmı tüm kitaba değişirdim. Günümüz kısımları güzel olmadığı için değil. Sadece geçmiş kısımları fazla etkileyiciydi bence. İlk okuduğumda değerini anlayamamıştım kitabı anlamaya çalışmaktan ama şimdi dönüp baktıkça daha çok hoşuma gidiyor.

Böyle şöyle derken bir yorumun daha sonuna geldik. Bu aralar o kadar şey üst üste geldi ki yaz olmasına rağmen doğru düzgün kitap okuyamıyorum. Turlar da arka arkaya gelince okumak istediklerimi / sizin önerdiklerinizi okumaya zaman bulamıyorum. Bu durumun yakın zamanda değişmesi dileğiyle, hoşçakalıın!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 4  -> Bayıldım! Sadece beni kendine aşık edemedi :)
Sayfa Sayısı: 424   Yazar: Nora Roberts   Yayınevi: Epsilon


Çekiliş

a Rafflecopter giveaway

18 Temmuz 2014 Cuma

KCBT 12. Blog Tur || Nora Roberts - The Cousin's O'Dywer Üçlemesi & Çekiliş

1. Kara Cadı / Dark Witch


Serinin ilk kitabı Kara Cadı, başka bir ülkede yaşayan Iona'nın kuzenlerinin yanına taşınmasıyla başlıyor. Kara Cadı üçlüsü böylelikle tamamlanmış oluyor ve Cabhan adlı -tabiri caizse- kötü ruha karşı savaş başlıyor. Kara Cadı üyelerinin her biri bir hayvanla bağlantılı. Iona için de bu hayvan, atlar. 

Iona bir at çiftliğinde kendine iş buluyor ve patronu Boyle McGrath'a aşık oluyor. Aşkın gücü ve kanbağının yardımıyla Cabhan'ı yenecek güce sahip olabilecekler mi?

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

2. Shadow Spell


Serimizin ikinci kitabı ise kuzenlerden şahinci olan Connor O'Dywer'ı ve diğer kuzenimiz Branna'nın en iyi arkadaşı hatta kanbağı dışında her anlamda kardeşi olan Meara Quinn'in aşkını ele alıyor. 
Şimdiye kadar birçok kadın Connor'ın yatağında bulundu, ama hiçbiri kalbine ulaşamadı. Meara hariç. Meara ise kendini bu aşka kaptırmaktan, Connor'la aralarında olan arkadaşlığı, daha fazlası için kaybetmekten korkuyordu.

Yurtdışı Çıkış Tarihi: 25 Mart 2014
Sayfa Sayısı: 319

Orjinal dilinde satın almak için: Amazon

3. Blood Magick


Serinin 3. ve son kitabı Blood Magick. Bu kitapta ise tahmin edebileceğimiz gibi diğer kuzen Branna O'Dywer ve Finbar Burke arasındaki eski zamanlara dayalı ilişki anlatılıyor. Branna; her konuda güçlü ve bildiğiniz kick-ass bir hatun. Hayatındaki her şey yerli yerinde ve olması gerektiği gibi. Bir şey hariç: Aşk. Fin'e karşı ördüğü duvarlar yıkılmaya başladığında, aşk da olması gerektiği yeri bulacak gibi görünüyor.

Yurtdışı Çıkış Tarihi: 28 Ekim 2014
Sayfa Sayısı: 336

Orjinal dilinde satın almak için: Amazon

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Kick Ass (Göster Gününü) 1-2 || Film Yorumu & Trailer

Kick Ass-1

Mark Millar’ın aynı adlı çizgi romanından uyarlanan filmde, çizgi romanlara ve süper kahramanlara ilgi duyan Dave süper kahraman olmaya karar verir. Yeşil kostümü ile kötülerin peşine düşen Kick-Ass'in karşısına birbirinden ilginç karakterler çıkar.


Kısa ve öz tanıtımımızdan da anlaşıldığı gibi, her şey süper kahraman olma özentisi ezik bir ergenle başlıyor: Dave. Ve öyle devam ediyor. Nedense hiç uzun uzun tanıtım yapasım gelmedi bu sefer. -Dikkat! Giflerdeki Dave değil :D-


İlk olarak söylemem gerekirse başrol tamamen bir gerizekalı. Aşırı cesaretli bir aptal. Bence. Ayrıca bu film ağzımı bozdu. İngilizce küfür dağarcığım genişledi. Ayrıca beklediğimden daha fazla kan vardı kesinlikle. Beni rahatsız etmedi tabii ki ama her ne kadar çocuk filmi gibi dursa da belirli bir yaşın altındakiler için psikolojiye farkında olmasalar da kötü etkileri olur. 13 yaş ve altına tavsiyem: İZLEMEYİN. 


Devam ediyorum, böyle bir giriş yapmamın aksine filmi çok eğlenerek ve kahkahalarla izledim. Ve beğendim! O yüzden hemen ikinci filme başladım. Ama filmi beğenmemin en önemli unsuru şüphesiz Chloe Grace Moretz'di. Kesinlikle favori karakterim ve iki filmi de baştan sona eğlenceli kılan yegâne karakterdi. Asıl Kick-Ass bu arkadaşlar. O sümsük tipliye inanmayın -.- (Yazar burada nefretini kusuyor, aldırmayın)

Kick Ass-2
Dikkat! 1. film hakkında spoiler içerir! -gifler dahil-

Evet spoiler içeriyor. Yanlışıkla gözünüz kayar diye bir daha yazayım dedim ^,^ İlk filmi izlemediyseniz spoiler sonuna kadar yorumu okumayınız.

Ne yalan söyleyeyim, babasının ölümü beni de üzdü tabii ki. Mindy'nin yani. Tecrübeli adamdı sonuçta. Bizim sümsük Kick-Ass'i de eğitmesini isterdim. Fakat o görev sonunda bizim kıza kaldı -.-

(Show's over motherf*ckers)

2. film hakkında spoiler -gifler dahil-

The Motherf*cker kendi adını ilk söylediği zaman yerlere yatarak gülmüştüm. Olaydaki ironi güzel olmuş. Zaten bu filmin yarısını gülerek geçirdim. Oğlanın babasının ölümü kötü oldu bu arada, ama pek etkilendiğim söylenemez. Çocuk haklı, onun suçuydu. 

Mother Russia filmdeki en kick ass hatun(!)du sanırım. Sinir oldum, sevgili Hit Girl icabına bakınca da (gifteki gibi) çok minnettar kaldım. Ellerine sağlık.




İkinci filmde Kick-Ass'in aptal davranışları biraz daha düzelmişti şükürler olsun ki. İşlerin ciddiyetinin geç de olsa farkına vardı. Aklı başına geldi. O yüzden ikinci filmde ona daha ılımlı bakmayı başardım sanırım.

Film sonunda ise Mindy'nin Dave'i öpmesi hiç hoş olmadı. Ah, hadi ama kızım! Sen çok daha iyilerini hak ediyorsun. İki six-pack yaptı diye değişmedi ki çocuk. Değil mi? Değişti mi? Peki. 


Spoiler Sonu

Sonuç olarak ben 2. filmi daha çok sevdim. İlkini de sevdim. İkisini de sevdim yani :D Favori karakterim Mindy a.k.a Hit Girl -ki bunu zaten söylemiştim. En nefret ettiğim ise Chris D'amico. -Özellikle 2. filmde- Ama onsuz da geçmezdi film, iyi güldürdü.

Kısacası bu film yine iyi ve kötü savaşı gibi. Komedi, aksiyon, dışardan göründüğünden çok daha fazla kan ve ölüm, belki biraz da romantizm içeriyor. 3.sü çıkarsa seve seve izlerim, eleştirilerim çoğunlukta gibi dursa da tam tersine beğendim filmi. Yaşınız tutuyorsa siz de izleyin derim. Ama -ben her ne kadar eğlensem de- saçma bulma ihtimalinizi de göz önünde bulundurun. Düşünce meselesi :P

Puanım: 4,5   IMDB Puanı: 7,8 & 6,8
Süre: 117 & 103 dk   Tür: Aksiyon, Komedi, Suç


Kick Ass #1 Trailer

Kick Ass #2 Trailer

11 Temmuz 2014 Cuma

KCBT 11. Blog Tur - Dikkat! Aşk Çıkabilir || Asude'nin Kitapları & Çekiliş

Yayınlanmış Kitapları

1. Gül ve Avcı


Bir başkaldırıdır aşk... Önce isyancısını yıkar!

Bir Erkek
Varlığı hem tehlikeli ve korkunç, hem de sonsuza değin güçlü ve korunaklı Onun karşı konulmaz etkisine kapılan bir kadın sıcak bir gülüşüyle ısınabilir, mavi gözleriyle sonsuz bir denize açılabilir, siyah saçlarıyla zifiri bir geceye korkusuzca dalabilirdi. 

Ona yaklaşmak ise ateşe çırılçıplak yürümek demekti.

Bir Kadın
Hem bir Tanrıça kadar sarsılmaz, hem de titremeye hazır bir yaprak gibi ürkek ve utangaç Bir erkeği masumiyetiyle prangasız tutsak edebilir, incindiğinde ise bütün dünyaya kafa tutabilirdi. Kalbi ve masumiyeti acımasızca ihlal edildiğinde artık onun için ateşe yürümek zamanı gelmişti. 

Kadın ateşten korkmuyordu, çünkü çoktan yanmıştı.

Evelyn Rosa Drummond, en değerli varlığı olan kalbini bu tehlikeli adama sunduğunda onun aşkına erişebileceğine inanmıştı. Oysa tüm varlığını emanet ettiği Harewood Dükü Julian Benedict Wharton tarafından bir fahişe olarak görülmek gibi korkunç bir yanılgının kurbanı olmuştu.

Ve talih, karşısına dayanılmaz bir intikam fırsatı çıkardı. Herkesin çekindiği bu tehditkâr ve gizemli adama yapılan cinayet suçlamasını ispatlayacaktı. Oysa Julianın en yakınına kadar sızmayı başardığında, kalbinin müthiş bir sınanmaya tabi tutulacağından habersizdi.

Gönlünü bir kez daha bu cazibeli adama kaptırmayacağına söz vermek ise gölgesine sığındığı bir yalandan öteye gidemeyecekti!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 464   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 22 TL   Dil: Türkçe

2. Pabucumun Ajanı


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise 'Enler' listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı. Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan. Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 504   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 25 TL   Dil: Türkçe

3. Dikkat Aşk Çıkabilir


Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar Ama evlendiler!
Uslanmaz bir asosyal olan İlkimin hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur. 

Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır.

Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.

Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerikaya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. 
Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 528   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 25 TL   Dil: Türkçe


Henüz Yayınlanmamış Hikayeleri


4. Katilimi Beklerken


Katilinden kaçan bir kadın, sadece bedeniyle değil ruhuyla da ona teslim olacaktır. Ve ruhsuz bir katil, bu kadının gözlerinde kaçtığı her şeyi bulacaktır.

Okumak için: Wattpad


5. Yamuk Prenses


Sosyetenin gözbebeği, şımarık, dediğim dedik, çılgın bir kız.... 
Yeraltının bir numaralı karanlık, tehlikeli adamı bir mafya! 
Genç adam intikam alacağı gün geldiğinde önüne çıkan küçücük bir engel olan o kızdan kolayca kurtulacağını sanıyordu. 
Oysa zararsız görünen o engel hayatını cehenneme çevirecekti! 
Belki de cennete!

Okumak için: Wattpad


6. Büyük Nefretler Aşkla Başlar


Amy bir ünlü bir şarkıcıya körkütük âşık olmanın bedelini ağır ödeyecektir. Hem de bizzat âşık olduğu kişi tarafından: Dünyanın en yakışıklı erkeği, başarılı bir şarkıcı, şımarık ve kesinlikle bir piç kurusu olan Brett Warren, kasaba kızı Amy'nin kalbini kırdığında intikamın bir gün geleceğini muhtemelen tahmin edememişti...

Okumak için: Wattpad


7. Babam İflas Edince


“Bu renk bir ton açık kalıyor anne? Delirdin mi? Giyemem bunu., gitmiyorum okula işte” diyerek yatağa boylu boyunca uzandım… 

Annem birkaç haftalığına Kore’den ziyaretime gelmiş, bu süre boyunca beni özüme döndürme gibi hayallerle etrafımda dönüyordu. 

Elindeki Christian Louboutin marka ayakkabıyla kapı önünde durup, sinirden çatlamak üzere olduğu bakışlarını bana dikerek konuşmaya başladı:
“Bu topuklar beyninin pekmezini akıtınca kanınla muhteşem bir uyum gösterir ama.” Dedi sinirle.

Sanırım ağlamak üzereyim, hayatımın en berbat günü. 

Okumak için: Wattpad


8. Cehennem Çiçeği


Tahta kapı gıcırdayarak açıldığında genç kız nefesini tuttu. Dudaklarını birbirine bastırıp sessizce bir dua fısıldadı. Muhafızlar yoktu ve titrek alevlerden başka her şey ölü bir sükunet içinde kaskatı kesilmişti. Cawdor Kalesi’nin duvarları, yüzlerce yıllık taş merdivenleri genç kıza yardım edercesine sessiz bir anlayışla itaat etmekteydi.

“Tanrı yanımda” diye düşündü ve tüm cesaretini toplayıp dışarıya temkinli bir adım attı.

Duvarlar boyunca usul usul raks eden meşale alevleri Charlotte’ın sırrını paylaşıyordu. Loş, sarı ışıkta adeta yere bile değmeyerek parmak uçlarında iki adım daha attı. Dönerek alçalan merdivenlerin başında durup ardından aşağıya baktı. Görünürde kimse yoktu. Herkes sıcak yatağında derin uykudaydı. Şeytanın kendi de dahil! Charlotte o adamı hatırlayınca dişlerini birbirine kenetledi. Çenesini o kadar sıkmıştı ki etinde yanma hissedene kadar “Şeytan”a küfretti. Bütün kötü duaları, huzursuz ruhları, Arafta kalmış iblisleri bu gece, onu yatağında kıvrandırmaları için çağırabilmeyi istedi. 

Düşünceler boynuna bir ilmek gibi sarılıp ruhunu daraltmaya başlayınca koşarak merdivenleri inmeye başladı. Çıplak ayakları buz gibi taşlara değince saç diplerine kadar ürperse de yavaşlamadı. Bu lanetli kaleden, şeytanın ininden kaçıp gitmeliydi. Bir daha ona kanamaz, onun dokunuşlarıyla kendinden geçemezdi. Eğer “Şeytan” alevini Charlotte’a bir kez daha sunacak olursa, genç kız; ona sokulup, kuytuluğunda teselli arayacağını, bu alevle ısınacağını biliyordu! Tanrı’nın bu gece için bahşettiği cesareti bitirip tüketmeden cehennemden kaçmalı, bu dehşetli ateşten kendini kurtarmalıydı! Lanet olası kalbi hala yanmak istese de bunu yapmayacaktı.

“Koş Charlotte, Sakın geriye bakma!”

Okumak için: Wattpad


9. Benim Küçük Leydim


“Tavuklar yolunacak, patates ve soğanlar soyulacak. Sonrasında kazanlar parlatılacak, ocağın altı güzelce yakılacak. Ve Tüm bunlar benim ömrüm bitmeden yapılacak! Of!”

Okumak için: Wattpad


10. Aşk ve Nefret Arasında


Rüzgar sertti bu gece… Keskin bir kılıç gibi dokunduğu yeri yarıp geçiyordu adeta. Henüz eskileri erimeden gece boyu durmadan yağan karı çöldeki dalgalara çevirmişti. Beyaz dalgalar uçsuz bucaksız arazileri boylu boyunca örtmüştü. İnsanı içine çeken ölümcül bir büyüye sahipti bu dalgalar. Üzerine yatıp huzurlu bir ölüme uyumak.

Ama yürümeliydi Nami Sol … Büyüye kapılmadan, adımlarını ve kararlılığını gevşetmeden sadece yürümeliydi.

Acımasızca kestiği saçları artık ensesini ve boynunu örtmediği için montunun yakasını kaldırıp, ince atkısını soğuğa karşı desteklemeye çalıştı. Yine de fayda etmedi. Küfürler yağdırdı kendine, bu saatte, henüz tembel güneş bile dünyayı aydınlatmaya tenezzül etmemiş şafak vaktinde gitmek de nerden çıkmıştı.

“Hayır..” dedi, sonra “Başka zaman olmazdı.” … “Olmazdı.” Diye tekrarladı..

Beyaz dünyayı seyretmekten vazgeçip önüne bakıp emin adımlarla yürümeye devam etti. Beyazın büyüsü kendisini sarsa da dün gece giydiği gelinliğinin beyazı aklına gelince nefretle yüzünü astı. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu gelinlik kesinlikle bu değildi. Yaşadığı büyük tezata güldü geçti ve adımlarını daha sağlam attı kaçarken, kendi düğününden, düğün gecesinden kaçarken…

Okumak için: Facebook


11. Kalbin İntikamı


Henüz Noel gelmesine bir aydan fazla bir zaman vardı. Ancak küçük kasaba beyaz bir örtünün tutsaklığına girmiş ve bu haliyle büyüleyici bir görüntüye kavuşmuştu. İnsanların terk etmek için türlü yollara başvurduğu bu yer en çok kar yağdığında yaşanmaya değer bir yere dönüyordu. Kasabanın en büyük ve en göz alıcı evinin ikinci katındaki camın önünde dikilen Tae Yoon dalgınlıkla dışarıyı süzüyor, kar altında, dalları yere kadar eğilen çam ağaçlarının taşıdığı güzel beyaz yüke hayranlıkla bakıyordu. Birkaç gün sonra bu sakinliğin biteceğini, nihayet yıllardır uğruna yaşadığı şeyin artık gelmekte olduğunu düşünmeye başladı.

Düşünceleri çalan kapıyla dağıldı. İçeriye giren sadık arkadaşı Myun elindeki dosyayla karşısına dikildi.

“Diğer tüm ayrıntılar burada.” Dedi, sesinde arkadaşının yapacağı şeyi onaylamayan bir ifade vardı. Tae Yoon bunu sezmiş olacak ki kaşları çatıldı, itaatkar bir bakış attı ardından.

Büyüleyici derinlikteki gözleriyle adamın elindeki dosyaya baktı. Birkaç gün sonra kendi öz kızı tarafından tüm itibarı lekelenecek olan adamın, Kim Han Sun’un kızı Ma Ri’nin dosyasına.

Okumak için: Facebook


12. Mutsuz Gelin


"Bazen en uzun yolculuk iki insan arasındaki mesafedir."

Okumak için: Facebook


13. You Are (Not) Alone


Ağzındaki çöpü umarsızca dişlerinin arasına kıstırdı Lisa. Geniş çayırın ortasında gelmek üzere olan baharın kokusunu duyumsuyor, bugünü de atlattığı için keyifle gülümsüyordu. Evet keyifliydi. Genç kızın en iyimser hali “keyifli” olmaktı.

Mutluluk; bir evi, bir ailesi olan, özgürce gezen kadınların, cebi dolgun adamların, davet ehli aristokrasinin ya da aldırmazca uçan bir kelebeğin, annesinin dizine yapışmış bir çocuğun, köklerinden güç alan bir ağacın sahip olacağı bir şeydi.

Onun böyle şeyleri yoktu. O cinsiyetini bile gizlemek zorunda olduğu hayatta çok şey görmüş evsiz bir genç kızdı. O Lisa Hayes’ti. 1826 yılında İngiltere’de gününü kurtarmaya çalışan yetim ve öksüz bir kızdı. Kaderin ve talihin kendisini çoktan terk ettiği Lisa şimdi Grantham kasabasına çalışmak, eğer buna fırsat bulamazsa soyacağı birkaç zengin aramak için gelmişti.

O yalnız bir çiçekti, dünya kırının ortasında açan, tek başına büyüyen, tek başına yeşeren yalnız bir çiçekti. “Yalnız Değilsin” diyecek biri çıkacak mıydı karşısına? Kim bilir!

Okumak için: Facebook

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...