Nora'nın Kitaplığı : Veronica Roth
Veronica Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Veronica Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2015 Perşembe

Kuralsız (Uyumsuz #2) - Kitap Yorumu & Film Trailer


Tek Bir Seçim
Fedakarlık Gerektirir

Tek Bir Fedakarlık
Kayıp Getirir

Tek Bir Kayıp
Sorumluluk Haline Gelir

Tek Bir Sorumluluk
Savaş Demektir

Tek Bir Seçim
Seni Yok Edebilir

Her Seçimin Bir Sonucu Vardır. Tris Sevdiklerini Ve Kendini Kurtarmak Zorunda. Üzüntü Fedakarlık Kimlik Bağlılık Kurallar Ve Aşkla Ilgili Sorunlarla Boğuşurken Bu Hiç De Kolay Olmayacak. Üstelik Savaş Başlıyor Ve Herkes Tarafını Seçmek Durumunda. Ancak Geri Dönüşü Olmayan Bir Yola Giriyorsan Zafer Getireceğini Umduğun Seçim Tüm Hayatını Altüst Edebilir.


Bu haksızlık. Halbuki çok sinir bozucu ve karanlık bir kitabı bitirdiğim için beni biraz dinlendirip, eğlendirebilecek, aksiyon dolu havasını, özgürlük rüzgarlarını bana aktarabilecek bir kitap okuma isteğiyle başlamıştım Kuralsız'a. Peki ne elde ettim? Koskoca bir karanlık ve psikoloji bozukluğu yaşayan bir karakter. Onu suçladığımdan değil. Fakat anladım ki Kuralsız'ı okumaya hazır değilmişim. Çünkü beklentilerim ve gördüklerim arasında dağlar kadar fark var.

Baştan söylemeliyim ki bu bir eleştiri yazısı. Yapacağım tek övgü ilk kitabın ne kadar güzel olduğu. İkinci kitabın olmamasından değil fakat bilemiyorum, beni boğdu bu kitap. Sanki Tris sürekli bir uyuşturucu etkisi altındaydı, hep bir karamsarlık, karanlık, bir ölme merakı... İçim daraldı.

divergent book ile ilgili görsel sonucu

Bu kitaptan en büyük şikayetim: Neden hep şimdiki zaman kullanılmış? "Odaya giriyorum. Tobias'ı görüyorum. bla bla bla" Halbuki ilk kitapta hiç gözüme batmamıştı ama bu kitapta çok rahatsız etti. Neden bilmiyorum, sadece öyle. Bir türlü odaklanamadım kitaba. Yani kitaptan soğumamın bir nedeni de bu. Kesinlikle -.-

Spoiler
Tris'in davranışlarını geçtim, aile üyeleri ya ölü ya hain, hadi bir nebze anladım diyelim. Tobias'a ne demeli? Babasına olan nefretini anlıyorum da, anne sevgisine muhtaç olması da normal diyorum ama at gözlüğü takmış gibi davranışları "Tobias" karakterine yakıştıramadım ben. Gerçi biz Dört'ü tanıyoruz, Tobias'ı değil. Ayrıca Tris'e güvensizliği ise çok ayrı bir boyuttu. Tris de çok güvenilir değildi gerçi bu kitapta. Bilemiyorum... Bu kitabı okuduğumda hiçbir karakteri tanımadığımı hissettim. Yazar yepyeni kişilikler oluşturmuş sanki. İlk kitapla uzaktan yakından alakası yoktu. Ve kesinlikle hoşlanmadım, umarım 3. kitapta bu değişir.
Sp. Sonu

Tris'in bir anda ultra-zeki seviyesine ulaşmasına da diyecek lafım yok. Kanında Bilgelik var diye dahi olmak zorunda değil ki. Ben zorlama buldum bunu biraz, o bozuk psikolojisi ile kitaptaki bütün problemleri, kişilerin davranışlarını, komploları veya her türlü olayı kolayca çözebilmesi fazla ütopikti. İnandırıcılığı yoktu. Distopik bir kitapta inandırıcılık aramam size saçma gelebilir belki ama kitabın inandırıcılık seviyesini göz önünde bulundurarak söylüyorum bunu. 

Factions ile ilgili görsel sonucu

Daha diyecek çok şeyim var fakat bu yorumu daha da uzatmak istemiyorum (uzattı), içeriğe hiç girmeyeceğim, çıkamam diye korkuyorum. Bunların dışında iyi yönleri de tabii ki var kitabın, mesela Tina, Uriah tarzı karakterler çok hoştu. Kitap akıcıydı akıcı olmasına da ben bir oturuşta çok uzun uzun okuyamadım. Karamsar havası boğdu biraz, dediğim gibi. Bunun dışında birçok olay oldu, şok edici, büyük-küçük, birçok olay. Fakat hiçbiri beni tatmin etmedi çünkü hepsini Tris'in gözünden üzerinden siyah duman çıkan olaylar olarak okuduk. Olayın karanlığına kapıldığımdan o aksiyonu, heyecanı hissedemedim. 

Okurken kitabı fırlatasım geldi ve sanırım 3. kitabı okumak için biraz nefes almam gerekiyor. İlk kitaba yaşadığım hayranlık ve buna sinir olmam seriye olan aşkımı, sevme derecesine indirgedi diyebilirim. Kitap kötü değildi fakat ilk kitabın kurgusundan kurtardı bence. Tüm söyleyeceklerim bu kadar. 5 puan vereceğim harika bir kitaba ihtiyaç duyuyorum şu aralar... Fakat sınav kitapları her zaman önce gelir :( Hoşça kalın!


Yazar: Veronica Roth   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 512
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 3,89


Film Trailer

1 Mart 2015 Pazar

Kitap Alışverişi #22 - Ankara Kitap Fuarı

İlgili resim 

Herkese kocaman merhabalar! Birçoğunuzun bildiği üzere bu hafta Ankara'da bir kitap fuarı oldu. Maalesef çoğu popüler yayınevinin standı yoktu.  Onun dışında birçok akademik yayınevi vardı. Benim bildiklerimden Ephesus, Panama, Timaş, Yapı Kredi Yayınları, Uğur Tuna, Akçağ'ı hatırlıyorum. Uzun bir Sahaflar Sokağı vardı ilgilenenlere bunun dışında. Her neyse, yani pek muhteşem bir fuar sayılmazdı. Ama biz Ankaralılar için bulunmaz fırsat olduğunu düşünüyorum. Çünkü başkent olmasına rağmen Ankara'da hiç doğru düzgün kitap fuarı olmuyor maalesef.

Her neyse, yayınevleri olmayabilir ama birçoğu kitaplarını yollamıştı. 5-10 liraya birçok kitap vardı. Fakat Pegasus Yayınları'nın bütün kitapları %20-25 indirimliydi sadece. Artemis'in de gördüğüm kadarıyla Uyumsuz serisinden başka kitabı yoktu. Onlar da %20 indirimliydi. Yabancı Yayınları'nın kitapları 10 liraydı, Go Kitap'ın da aynı şekilde. Dex'in sadece Pucca ve Kocan Kadar Konuş kitapları vardı. Bunun dışında standlarda en çok indirim olan ve bulunan yayınevleri Koridor, Epsilon ve Martı'ydı. Çoğu kitapları 5-10 liraydı. Epsilon'un genelde tarihi aşk kitapları vardı. Ben aralarından aradıklarımı bulamadım gerçi.

Bir de Asude'nin imza günüydü ve harikaydı! Ephesus standı zaten tüm fuarın en güzel standıydı, standın başında duran insanlar, çok tatlı, güleryüzlü insanlardı. Birçok fuar çalışanının aksine ne suratınıza bir şey almayacaksan defol bakışı atıyorlar ne de size zorla kitap satmaya çalışıyorlar. Evet şu an fuar çalışanlarını şikayet ediyorum size :D Gerçi onlarında bir suçu yok, fuar o kadar kalabalıktı ki gezmeye çalışırken bir ara neredeyse tavanı görememeye başlıyordum. Her neyse, Allah'tan Ephesus standı böyle değildi. Ne kitap kalabalığı ne insan kalabalığı vardı. Şey, imza sırasını saymıyorum. O kısım beni öldürdü. Ama değdi, o ayrı mesele =)


1. Şimşek Hırsızı
6. Sınıfa giden erkek kardeşime 'kitap okuma alışkanlığı' kazandırmaya çalışan sorumluluk sahibi bir abla olduğum için aldım. Yani bu da bir neden. Tamam tamam... Ne zamandır istiyordum ve aldım. Maalesef %20 indirimliydi. Kardeşime karşı görevimi yerime getirmem için hiç yardımcı olmuyorlar, halbuki tüm seriyi almak istiyordum... -.-

2. Kuralsız
Yine rastgele bir standdan %20 indirimli aldım. Sadece acil olduğu için ve fırsatını bulmuşken alayım dedim. Filmi gelmeden hemen okumalıyım çünkü! İyi ki elimde Yandaş var, böylece arka arkaya okuyabilirim ^.^

3. Alacakaranlık - 4. Yeni Ay - 5. Tutulma
Gençliğimizin (yaşlı gibi konuştum, düzeltiyorum: Çocukluğumuzun) serisi olan Alacakaranlık Serisi'ni ben maalesef okumamıştım. Filmini izlerken kitaptan haberim bile yoktu. Yoksa var mıydı, hatırlayamıyorum 5 yıl falan önceydi. Her neyse, kim ne derse desin benim için hâlâ bir nostaljik yanı var bu serinin. Klişelerin çoğu bu seriyle doğdu benim için. Vampir aşkım da bu seriyle doğmuştu mesela. Çizgi romanını bile okumuştum. Artık kitaplarını okumazsam haksızlık olur, çok bayılarak okumayacağım kesin ama eğlenip gülerim ve nostalji olur. Aslında bu kitapları almak aklımda yoktu ve pişman mıyım bilmiyorum ama 3 kitabı 20 lira gibi iyi bir fiyata bulduğum için pek umrumda da değil açıkçası :D

6. Cennet
Yabancı Yayınları'nın kitapları 10 liraydı daha önce de söylediğim gibi. Zaten Cennet'i de ne zamandır istiyordum. Cehennem'i okumamın üzerinden o kadar uzun zaman geçti ki başrollerin adını zar zor hatırlıyorum (Abartı.). Her neyse, kısaca 10 Tl gibi iyi bir fiyata bulunca aldım işte. Aslında Gölgeler ve Kızıl Tepe'yi alıp almamak konusunda biraz tereddüte düştüm fakat sonra almamaya karar verdim. Alınması gereken o kadar seri devamı ve başlamak istediğim o kadar seri varken açgözlülük yapmamalıyım diye düşündüm. Yine de Kızıl Tepe'yi 10 Tl'ye başka yerde görürsem alırım, zaten sık sık indirime giriyor.

7. Hiçliğin Kıyısında
İlk çıktığından beri hakkında birçok övgü duyduğum ve çok merak ettiğim bir kitaptı Hiçliğin Kıyısında. Fuarda Ephesus standına göz atarken 10 lira olduğunu öğrenince şok oldum ve hemen kaptım tabii ki. Aslında Ephesus'tan Ejderin Arzusu'nu da almak istiyordum, bilirsiniz başladığım serileri devam ettirme takıntım var.. Fakat ilk kitabı pek beğenmemiştim ve onu okumaya zaman bulabilir miydim bilmiyorum. 

Gördüğünüz gibi uzun bir süre alışveriş yapmama sözümü tutamasam da kendimi kitap alma konusunda yapabildiğim kadar kısıtladım. Mesela Martı'dan Geri Sayım serisinin iki kitabı da 10 Tl'ydi fakat almadım. Veya Harper Lee'den Bülbülü Öldürmek kitabı 13 liraya düşmüştü ama almadım. Ejderin Arzusu 10 liraydı, Julie Garwood'un birçok kitabı 5 liraydı vs vs.. Hiçbirini almadım. Görüyorsunuz, kendimi sınırlama konusunda harikayım :P İşin doğrusu, sınav çalışmalarım olduğu için kitap okumaya fazla zaman ayıramıyorum ve hiçbir kitabın elimde sürünmesini istemediğim için kitap almak konusunda kendimi sınırlamaya çalışıyorum. Seneye bundan çok çok daha beter olacak, her neyse. Şimdilik durumum bu maalesef, fakat yaptığım alışverişten memnunum, hiç 'keşke'm yok şu an :)

Pekii.. Asude'ye imzalattığım kitaplardan bahsedeyim. Biliyorsunuzdur, Dikkat Aşk Çıkabilir ve Pabucumun Ajanı-2 kitaplarının turlarını Kitap Canavarlarının Blog Turları olarak biz yapmıştık. Pek tarzım olmamasına rağmen, ben kitapları çok eğlenerek okumuştum. Yorumlarımı merak edenler resmin altına bıraktığım linkten bulabilirler :) Asude'nin imza sırası dehşet verici bir şekilde uzundu ve ben de fuarı tamamen dolaşıp alacaklarımı aldıktan sonra geri döndüm. Önceki gördüğüm sıranın %15'i kalmıştı fakat 15-20 dakika bekledim yine de sanırım. Çok yorucuydu ama değdiği için hiç şikayetçi değilim durumdan. Asude gerçekten çok tatlı bir yazar. Bütün yanına gelenlerle sıranın izin verdiği kadar konuşmaya çalışıyor ve fotoğraf çektiriyor. Onun için de çok yorucu olduğuna eminim. Her neyse çok uzattım yine, daha fazla uzamadan işte imzalattığım kitaplar:


Kitap Yorumlarım:

İşte fuar maceram böyle geçti! 3 saat boyunca o kalabalıkta dolaşmanın sonucu olarak günün devamında inanılmaz yorgundum ve beni ayakta tutan tek şey yeni kitaplar almanın verdiği adrenalindi. Bilirsiniz işte, kitap kurtlarını en küçük şeyler heyecanlandırabiliyor. Kastettiğim şey kitaplar. Yine saçmalamaya başlıyorum, değil mi? En iyisi her şeyi tadında bırakmak. Bir sonraki paylaşımımda görüşmek üzere... Hoşçakalıın!

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Uyumsuz (Divergent) - Film Yorumu & Fragman


Fütürist bir distopya hikayesi olan bu filmde toplum her biri farklı bir erdemi temsil eden beş bölgeye bölünmüştür. On altı yaşına gelenlere kendi bölgelerinde kalıp kalmayacakları sorulmaktadır. Çünkü hayatları boyunca verdikleri karar sonucu seçtikleri bölgede yaşamak zorundadırlar. Beatrice Prior herkesi şaşırtan bir seçim yapar. Bunun üzerine Tris ve bölgenin diğer üyeleri yaptıkları seçimden sonra hayatta kalmak için oldukça rekabetçi bir başlangıç sürecine girerler. Ağır fiziksel ve psikolojik testlerden geçmek zorunda kalırlar. Bu testler sonucunda değişeceklerdir. Ancak Tris bir sır saklamaktadır. Sırrı herhangi biri öğrenirse kesinlikle bu sonu olacaktır. Görünüşte mükemmel olan toplumunu tehdit eden bir çatışmanın hızla büyüdüğünü gördükçe, sırrının sevdiği insanların hayatını kurtarabileceğini fark eder.



Bol gifli Uyumsuz yorumumla herkese merhabalar! İlk olarak düşüncelerimi özet geçeyim; film beni çok az hayal kırıklığına uğrattı. Ama gerçekten beğendim. Hayal kırıklığımın nedeni belli; kitaptan çevrilen tüm filmler gibi bunun senaryosunda da eksiklikler vardı. Benim heyecanla okuduğum sahneler filmde 2 saniye sürdü ve boş boş bakarak izledim, etkileyemedi beni. Ayrıntılara daha sonra gireceğim.


İlk olarak söylemeliyim ki karakter kadrosunu tam olarak incelememiştim ve bazıları beni şaşırttı. Tris rolünde Shailene'in oynadığını zaten biliyordum ama eski oynadığı filmlerdeki rol arkadaşları olması özellikle yapılmış gibiydi. Mesela Ansel Elgort, biz bunları sevgili diye izledik, şimdi ise abi kardeş olarak görüyoruz. Zaten Caleb'la bağdaştıramadım bir türlü de neyse. 

Onun dışında bir de Miles Teller var tabii. The Spectacular Now filmini izleyeniniz varsa biliyordur, bu ikisi orada da sevgiliydiler. Bu filmde ise düşmanlar. Olmadı. Hiç olmadı.



Onun dışında karakterler muhteşemdi. Ve her biri rollerini harika oynadılar. Özellikle (Tris ve Four'dan bahsetmiyorum bile) Tris'in annesi favorim oldu. Onun da hikayesini duyacağımız zamanlar gelir umarım :D

Asıl konuya geçiyorum: Geçiştirilen sahneler. Kitabın ilk yarısı inanılmaz ayrıntısız, son yarısı olması gerektiği gibiydi. Yani ayrıntıya girmemelerini anlıyorum, sonuçta film zaten uzun daha nasıl uzatacaksın ama işte, okur kaprisi yapmazsam olmaz şimdi :D 


Yorum sonuna kadar spoiler içerir.
Bana kalırsa geçiştirdikleri şeylerden en önemlisi dövüş sahneleriydi. Bir iki çaktı bitti falan. Ben böyle uzun, heyecanlı bir şeyler bekliyordum. O-onu dövsün bu-bunu falan. Ama yok. Maalesef. Ayrıca o kızın testi ne saçmaydı? Kitaptakine hem benziyor hem benzemiyor, toplasan 5 saniye sürmez zaten.. Kaşlarım kalkık izledim resmen.

Ah bir de, Tris başarı tablosunda üstlerde değil miydi? Hatta 6. falan olarak geçmişti. Ama burada bir ara Eric kızı topluluksuzlara göndermeye bile karar verdi. Ben böyle bir şey hatırlamıyorum kitapta. Dikkatsiz mi okumuşum yoksa filmde değiştirilmiş mi anlam veremedim.


 Ama filmin ikinci yarısı, gerçekten bir harikaydı bana kalırsa. En azından ilk yarının aksine beni etkisi altına almayı başardı. Ve gel gelelim ana konuya: Four! Tobias! Ah, her neyse işte..

Öncelikle açıkçası Four için Theo James kesinlikle hayalimdeki kişi değildi. Ama filmi izlerken onu karakteriyle bağdaştırabildim ve artık hayalimdeki Four o oldu. Benim ilk seçimim olmazdı ama filmi izledikçe kafama daha çok yattı. Ve rolünü çok iyi oynamasının (ve kaslarının -.-) bunda önemli miktarda katkısı olduğunu düşünüyorum.


Filmin sonu da ayrı bir harikaydı. Ama bu filmden değil senaryodan kaynaklanıyor. Artık onlar topluluksuz! Çok heyecanlı! Çünkü ben henüz ikinci kitabı okumadım. (Ne büyük utanç!)

Ve bu kadar eleştirdim ama aslında film çok güzeldi. İyi yönlerini yazsam çok uzun süreceği için eleştirilerimi yazdım ben de. Bakın, bu kadarcık. Çok sayılmaz, değil mi?


Filmin sonunda Tris'in gerçek bir cesura dönüştüğünü (yeni) farkettim. Fedakarlıktan Cesurluk'a geçerkenki hareketleri, Cesurluk'ta yaptıkları ve Başkanı alt edişi. Evet kızım, sen gerçek bir asisin. Yeni Katniss'im olmaya ne dersin? 

Demişken bir konuya daha değinmek istiyorum. Uyumsuz aslında birçok okur bundan şikayet etse de tam Açlık Oyunları ile karşılaştırılacak bir kitap bence. Ama yok, olmuyor. Ben yapamıyorum.Yani farkettim ki karşılaştıramıyorum ben bu iki seriyi, sanki ortak hiçbir yanları yokmuş gibi geliyor. İkisinin de ayrı bir yeri olmuş bende sanırım.



Yani uzun lafın kısası, karakterler rollerini gerçekten harika oynadılar, film bir çok ayrıntısına kadar kitaba sadık kalmış ve bu çok hoşuma gitti. Yani kitapta atladığı yerler olabilir ama kitabı değiştirmeye çalışmamış. (Kısmen) O yüzden kitabın okurları için rahat bir izleme olmuştur ve beğenmişlerdir diye düşünüyorum.

Eh, malum bayram günü, benden bu kadar :D Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^^

Puanım: 5   IMDB Puanı: 7,1
Süre: 139 dk   Tür: Distopya, Macera, Aksiyon, Romantik



Fragman #1


Fragman #2


Fragman #3



10 Mayıs 2014 Cumartesi

Uyumsuz (Uyumsuz #1) - Tanıtım & İnceleme


Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.

Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor.


Bu kitap hakkındaki yorumları görünce beklentilerimi gerçekten çook yüksek tutmuştum. Ve ne zaman beklentilerim bu kadar tavan yapsa hayal kırıklığına uğruyorum. Ama bu kitap tam tersine tüm beklentilerimi karşıladı. Mükemmeldi. İşte böyle bir distopyanın özlemini çekiyordum çook uzun zamandır. Açıkçası bu kitabı Açlık Oyunları ile karşılaştırmayı uygun bulmuyorum -çünkü bence her kitap kendine özgüdür- fakat şunu söyleyebilirimki distopyasever Açlık Oyunları okurlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitapta tüm konular olması gerektiği fazlalıktaydı. Aksiyon, romantizm, aile bağları ve distopik öğelerin muhteşem bir karışımından oluşmuştu. Bazı kitapların aksine ayarı kaçırmamış yazar.

Kitap boyunca kendinin nereye ait olduğunu bulmaya çalışan bir kız var karşımızda. Aslında o hiçbir yere ait değil. Ve her yere ait. Ama kitapta Cesur yönü kesinlikle çok daha baskın. Tabii ki Uyumsuz'luğundan sonra.

Spoiler.
Kendimi öyle bir duruma düşürdüm ki rezilliğime yorum bile yapamayabilirsiniz. Kitabın başlarında uyuya mı kaldım, çok mu hızlı okudum, yanlışıkla bir yeri atladım mı bilmiyorum ama.. geliyor hazır mısınız? Kitabın 100-150. sayfasına kadar Dört'ü kadın sanıyordum. Ve kendi kendime internette gördüklerime dayanarak "Tobias asıl erkek karakter değil miydi, neden hâlâ gelmedi acaba" diyordum. Kitabın üçte birini böyle okuduğumu düşününce ağlayasım geliyor. Baştan okusam bu acı geçer mi :'(
Spoiler Sonu.

Her neyse. Bu konuyu hiç duymamış gibi yapalım. Onun dışında erkek karaktere bayıldım, kusursuz gibi gösterilmeyen erkek karakterleri samimi buluyorum açıkçası. Ayrıca birkaç kişinin aksine kız karaktere de kesinlikle bayıldım. Birkaç düşüncesini çok soğuk bulsam da cesareti, sertliği ve bir bilge kadar olmasa da düşünce şekli ve zekası beni etkiledi. Tüm karakterler harika bir şekilde yapılandırılmış kitapta bence.

İşin garip yanı da kitapta hiç ağlamadım sanırım. Hiçbir ölüm sahnesine. Ben her kitapta -saçma veya mantıklı- ağlayacak bir bölüm kesin bulan biri olarak buna çok şaşırdım. Belki de ana karakter de ağlamadığı ve soğuk yaklaşmaya çalıştığı içindir. Başka bir kitap olsa duyguları okura aktaramıyor derdim ama bu kitap tam tersine cesareti aktarıyor sanki. Böyle bağlı kalacağım kitapları okumayı özlemişim.

Bu kitabı okuyanların %85'i falan tavsiye ediyordu ve ben de bunları göz ardı ediyor değildim ama artık "okuyacağım bir ara" diyerek ertelemeye o kadar alışmışım ki filmi çıkıp güzel yorumlar almasa ve son kitabı da çıkmasa birkaç yıla anca okurdum herhalde. Sonuç olarak kitap gerçekten beklentilerimi tamamen karşıladı ve su gibi akıp gitti. 500 sayfanın hiçbir cümlesinde sıkılmadım, yeter bitsin demedim, gereksiz hiçbir ayrıntı ve diyalogla karşılaşmadım. Her şey olması gerektiği gibiydi ve türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. Hoşçakalıın! :)



Puanım: 5  GoodReads Puanı: 4,36
Sayfa Sayısı: 516   Yazar: Veronica Roth   Yayınevi: Artemis