Nora'nın Kitaplığı : Luxen
Luxen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Luxen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2017 Cuma

Direniş (Lux #5) - Kitap Yorumu


R.E.M. dinleyecektim.
Ama gerçek hayat hiç de öyle havalı değil, inanın bana.
Luxen'lerin geldiği o gece her şey değişti ve Daemon gitti.
Geri gelecek mi, bilmiyorum.
Saf mı değiştirdi, hiçbir fikrim yok.
Beni hâlâ seviyor mu, emin değilim.
Eğer Luxen işgalinden kurtulabilmek için az da olsa bir
şansımız varsa, bu ancak düşman ile işbirliği yaparsak mümkün olacak.

Hangi düşmanla mı?

Bir tahminin vardır eminim ?


Lux serisi genel yorum
 (Yorum boyunca adı geçen kitapların geniş yorumları için kitap isimlerine tıklayabilirsiniz! :))
Vay bee! 4 yıllık Lux maceram sona erdi, hâlâ inanması zor geliyor... İlk young-adult serilerimden biri olduğu için yeri ayrı bu serinin bende, fakat en sevdiğim serilerden olamadı pek. Gerçekten çok eğlenerek gülerek okuduğum bir seriydi ve karakterlerini de oldukça seviyordum. Obsidiyen ve Oniks'i özellikle oldukça zevk alarak okumuştum. Fakat seri ilerledikçe olaylar beni sarmamaya başladı. Opal'i okurken sıkıldığımı hatırlıyorum fakat Köken'i yine beğenerek okumuştum. Köken ile ilgili sıkıntı artık serinin çok farklı boyutlara taşınmış ve ilk kitaplardaki eğlenceyi kaybetmiş olmasıydı sanırım. Okuyalı 2 yıl olmuştur (şimdi baktım 4 yıl olmuş, şaka galiba?)(3'müş arkadaşlar, sakin olalım lütfen), bu nedenle hatırlamakta güçlük çekiyorum. En son hatırladığım şey kitap alışverişlerimde Direniş'e bir türlü sıra gelmemesi ve seriyi unutmuş olmamdan dolayı geçen yıl seriyi yarım bırakmaya karar vermiş olmamdı. Fakat bir gün kitapçıda dolaşırken Dex'in bazı kitaplarında 10 tl kampanyası gördüm ve yarım bıraktığım 2 serinin son kitabı Direniş ve (Paranormal serisinin 3. kitabı) Sonsuz'u aldım. Eh, almışken okumamak olmaz değil mi? (Hiç yapmayız öyle şeyler :D )

Lux serisi alıntılar için tıklayın!



Direniş yorumum
Direniş'i Lux gibi çok sevilen bir serinin final kitabı olarak oldukça vasatın altında buldum. Fakat hayal kırıklığına da uğramadım, garip bir şekilde tatmin ediciydi. Çok şaşırtıcı, inanılmaz bir olay olmadı; okuyucuya "aa bu nasıl kendini feda etti" veya "ah nasıl da öldü" dedirtmek için konulduğu aşikâr olan birkaç -çok da etkileyici olmayan- ölüm içeriyordu ve... Nasıl desem, bir şekilde fazlasıyla yapmacık geldi bana bu kitap. Sanki Jenn okur etkilensin diye sürekli bir şeyler katmaya çalışıyor gibiydi fakat bu çaba çok ortada geldi bana. Belki de yalnızca young-adult klişelerinden bıkmışımdır artık. İki gün önce lisedeyken şimdi dünyayı kurtarmaya çalışan iki sevgili. Vay be...

Dediğim gibi, zaten ben Opal'de işler çığırından çıkmaya başladığından beri bu "dünyaya ne olacak, bize ne olacak" senaryosuna karşıydım fakat Direniş'te artık olaylar olağanüstü bir boyut aldı. Eh, zaten böyle uzaylılar içeren bir kitapta olağanüstü olaylar normal, diye düşünebilirsiniz fakat her şeyin bir sınırı olmalı benim görüşüme göre. Millet çatır çutur ölürken bizim ikilinin her sayfada ayrı bir tehlikeye girip hep onların deyimiyle başarılması-neredeyse-imkansız bir kaçış bulup başarıp kurtulmaları, yok ölmeye çok yaklaştılarsa da mucizevi bir şekilde ölmemeleri falan beni bi yerden sonra sürekli göz devirmeye sevk etti. Tabii ki bu tarz bir seride başroller ölsün, ciddi hasar alsın demiyorum; olmayacağı aşikâr fakat bu kadar çok tehlikeye girip bir bölümde 3 kez mucize gerçekleştirmelerine de gerek yok. Bu olaylar okuyucuyu etkilemekten çok bir yerden sonra sıkmaya başlar bence. "Aaa bakın yine kendilerini tehlikeye atıyorlar. Baksanıza, işler sarpa sardı!" 1 bölüm sonra... "Bir anda akıllarına bir plan geldi  ve (veya mucizevi tesadüfler sonrası) kaçıp kurtuldular. (Ve yaklaşık 50. kez) İnanamıyorum, çok şaşırdım nasıl da kurtuldular öyle!" Cidden Jenn, aklından ne geçiyordu ki...

Böyle eleştirmeme rağmen kitabı okurken sıkılmış, yarım bırakma isteğiyle dolmuş değildim. Yalnızca her şey çok fazla tahmin edilebilirdi ve bu durum sinirlerimi bozdu. Ben, bir kitabı okurken beni şaşırtsın isterim. Zaten favori kitaplarımın yorumlarına bakarsanız genelde "Hiç beklemiyordum, inanamadım, çok sarsıcıydı" gibi tepkiler görürsünüz. Final kitabı olduğu için Direniş'ten de bunu beklerdim fakat önemli olan tüm olayları tahmin ettiğim için benim için fazla monoton geçti. Yine de Kat ve Daemon'ı özleyeceğim. Bir de Archer ve Luc'u. Bu arada Shadows'u okuduktan sonra Dawson ve Beth'e çok ayrı bir bakış açısıyla bakmaya başladığımı fark ettim. Onların hikayesi de çok ayrı, gerçek olmadığını bilsem bile kalbim kırılıyor onları düşününce.

İç karartıcı ve fazlasıyla eleştirel yorumumu burada sonlandırıyorum. Aradığım verimi bulamamış olsam da Lux'ın son kitabı olduğu için ayrı bir sevgi besliyorum Direniş'e. Çünkü bu karakterlerin dünyasının sonuydu ve onları özleyeceğim. Ölüleriyle ve dirileriyle :D Bir de bu kitapta Daemon-Archer sahneleri çok komikti, kitapta başlıca sevdiğim kısımlardandı. Unutmadan (ve spoiler vermeden), Arum sahneleri de en sevdiğin 2. kısımlardı diyebilirim. Bilirsiniz Saplantı'yı da oldukça beğenmiştim. Oldukça beğenmiştim derken en sevdiğim new-adult kitabı olmaya aday olacak kadar beğenmiştim. Çünkü Hunter... ah, her neyse. Sanırım Saplantı yorumumda yeterince bahsetmişimdir zaten bundan :D

Elveda Lux serisi, Arumlar, Luxenler, Kat ve Daemon, hepinizi çok özleyeceğim (Bir gözyaşı mı o? Yok yok, değilmiş...)  Görüşlerinizi benimle paylaşmayı unutmayın, bir sonraki yorumumda görüşmek üzere, hoşça kalın!! ^,^

Yazar: Jennifer L. Armentrout    Çeviri: Bilge N. Zileli Alkım, Barış Emre Alkım   
Yayınevi: DEX   Sayfa Sayısı: 364    GoodReads Puanı: 4,44

30 Ocak 2017 Pazartesi

Shadows (Lux #0.5) - Kitap Yorumu


The last thing Dawson Black expected was Bethany Williams. As a Luxen, an alien life form on Earth, human girls are…well, fun. But since the Luxen have to keep their true identities a secret, falling for one would be insane.

Dangerous. Tempting. Undeniable.

Bethany can’t deny the immediate connection between her and Dawson. And even though boys aren’t a complication she wants, she can’t stay away from him. Still, whenever they lock eyes, she’s drawn in.

Captivated. Lured. Loved.

Dawson is keeping a secret that will change her existence...and put her life in jeopardy. But even he can’t stop risking everything for one human girl. Or from a fate that is as unavoidable as love itself.


Dawson Black'in karşısına çıkmasını beklediği son şey Bethany Williams idi. Bir Luxen -Dünya'da yaşayan bir uzaylı formu- olarak insan kızlar... eh, eğlenceydi. Fakat Luxen'lerin gerçek kimliklerini sır olarak saklaması gerektiği için o kızlardan birine aşık olmak çılgınca olurdu.

Tehlikeli. Baştan çıkarıcı. Karşı konulamaz.

Bethany Dawson'la arasında oluştuğunu hissettiği bağı inkar edemezdi. Ve her ne kadar erkekler, hayatında istemediği bir karmaşa olsa da, Bethany ondan uzak duramıyordu. Ne zaman gözleri birbirine kilitlense, ona doğru çekiliyordu.

Büyülenmiş. Cezbedilmiş. Aşık olmuşcasına.

Dawson, Bethany'nin varoluşunu değiştirecek... ve hayatını tehlikeye sokacak bir sır saklıyor. Fakat o bile her şeyini tek bir insan kız için riske atmaktan kaçamıyor. Veya aşkın kendisi kadar kaçınılmaz bir kaderden...

(Çeviri bana aittir, elimden geldiğince anlamlı çevirmeye çalıştım fakat hatam olabilir, şimdiden üzgünüm varsa  ^-^)


Merhaba arkadaşlar! Lux serisinin Dawson ve Bethany'nin hikayesini anlatan seri öncesi novellası Shadows ile karşınızdayım. Her ne kadar kalp kırıcı bir hikayeleri olduğunu biliyor olsa da olayın öncesini merak ettiğimden okumak istediğim bir kitaptı.

Aslında seriyi okuyanlar olarak Dawson ve Bethany'nin olayını az buçuk biliyoruz. Bilmediğimiz şey ayrıntılardı. Mesela ne zaman aşık oldular veya bu aşkı yaşamaya ne kadar zaman buldular gibi. İlk görüşte aşık olanlardan olmuş bu ikilimiz, ama değişik bir şekilde birbirlerine çok kısa bir sürede tüm dünyayı karşılarına alacak kadar çok bağlanıyorlar. En üzücüsü ise malum sonlarının ilişkilerini yaşamaya henüz doğru düzgün fırsat bulamamışken başlarına gelmesi.

Bu kitabın aslında bize anlatmak istediği asıl şeyin Dawson-Bethany aşkı olduğunu sanmıyorum. Daha çok bize Daemon'ın ilk başlarda Katy'ye neden o kadar karşı olduğunu, daha doğrusu tüm insanlara neden karşı olduğunu ve Daemon ve Dee'nin bu olaylar sürecindeki davranışlarını ve Dawson'a karşı duygularını yansıtmaya çalışıyor gibiydi bu kitap. En azından 150 sayfalık bu incecik kitabın bana seriye dair kattıkları aşağı yukarı bunlar sayılırdı.

Köken'den sonra uzun bir ara verip sonrasında da yarım bıraktığım seriyi tamamlamaya karar verdim. Ne var ki önceki kitaplarda ne olduğunu pek hatırlamıyorum. Bir şekilde halledeceğim sanırım, yani Direniş yorumum da yakında gelir diyebilirim. Hoşça kalın!!!

22 Aralık 2013 Pazar

Köken (Lux #4) - Tanıtım & İnceleme (Spoiler İçerir)


Weather Dağında işler çığırından çıktı, Kat yakalandı.
Artık onu bulmak için yaşıyorum.
Yoluma çıkan olursa.. yok ederim.
Onu kurtarmak için bütün dünyayı... yakarım.
Uzaylı ırkımı yeryüzüne... seveseve salarım.

Biliyorum, buradan kaçmamın ve Daemonı görmemin tek yolu, asimile olmuş gibi görünmek.
Kafam çok karışık, kime güveneceğimi, kötü adamların kimler olduğunu bilmiyorum.
Daedalus mu?
İnsanlar mı?
Yoksa Luxenler mi?

Daemon ve Katy hangi tarafta yer alacak; birlikte mi yoksa karşı karşıya mı savaşacaklar?


   İ-na-na-mı-yo-rum. Ben bu Jennifer'ın kitapları bu şekilde bitirmesine inanamıyorum. İnanamıyorum ya! Tam havalar bugün çok güzel demeye başlamıştık oysa ki. Aslında fazla etkisinde kalmamıştım ama buraya yazmaya başlayınca sinirlerim aktif hale geldi :D Daemon asıl formuna dönüşüp ilerlemeye başlayınca ben şöyleyim "Hey, Daemon, dostum, nereye, duyan var mı, yok mu, hiç mi, tamam." ve gümm kitap biter. Karakter olarak Katy'yi hiç sevmiyordum normalde -ve bunun nedeni Daemon'ı kıskanmak gibi ergenik davranışlar değil, sadece itici geliyordu- ama Köken sayesinde bi sever oldum kızı. Kitabın sonunda "Katy, o.. o geri dönecek, merak etme" falan desem yeriydi. Ama demedim. Katy ve ben yavaş adımlarla ilerliyoruz. :D

 

En başa dönecek olursak kitabın başında Daemon-Katy kavuşmasını iple çektim, bu ikisi bir arada olmayınca sıkıyor biraz. Ama sonra olanlar berbat ve daha iyi arasında gidip gelmeye başlayınca ben de kendi kararımı sorgulamaya başladım. En kötü kısmıysa Katy'nin sırtını kelimenin tam anlamıyla "deşmeleri"ydi.


 Kökenler meselesinde ise; benim bunlara zaafım var galiba. Önce Luc (Saplantı'da çocuğa duyduğum sempatiden bahsetmiştim galiba) şimdi de Archer. İkisi de ilk anlatıldığından beri bana sempatik geliyordu. Tabi geleceğin ne göstereceği bilinmez ama ben sevdim bu kökenleri. Sevdim değil ya böyle ne biliyim kitaptaki tüm karakterlerden öne geçmelerine ramak kaldı bile diyebilirim neredeyse. Ve bu "Köken" kelimesi çok saçma geldi. Bende kitabın adını görünce Luxen'lerim Arum'ların kökeni falan sanıyorum. Yani bu Köken'ler bir şeyin kökeni değil aslında Luxen-Melez melezi yani. Ayrıca neden tahmin edemedim anlamıyorum (Yazının devam Melez Sözleşmeleri hakkında Spoiler içeriyor.) Jennifer'ın diğer serisinde de Safkanlar ve Melezler'in çocuğu Apollyon oluyordu. Bu açıdan benzemiş biraz.

 

Ve diyorum ki, iyi ki Saplantı'yı okumuşum. Yoksa Luxen'lermiş, kötüymüş, yok. Hayatta inanmazdım. Veya belki de inanıp-inanmamak arasında gidip gelirken kafam çok karışırdı. Kafamın ne şekilde karışacağını düşünürken bile kafam karışıyor bu yüzden bu konuyu pas geçelim lütfen. Teşekkürleer.

Şimdi okuyacağınız yazı sayesinde birçok Lux hayranı sinir küpüne dönebilir ama benim düşüncem bu yönde ve bunu gerçekten söylemek istiyorum. Pepe yüzünden Daemon'dan soğudum. Belki de 'ayyy Pepeeee, oyşşşşş' gibi yorum yapanlar yüzünden de soğumuş olabilirim ama ben bu serinin kapaklarını bir türlü aklıma yatıramadım. Olmuyor gerçekten. İlk başta kapağı görmezden gelip aklımdaki Daemon ile okuyordum kitabı, ve o zaman her şey yolundaydı. Taa ki; Köken kapağını görene ve kafamdaki Daemon'ın yerini Pepe alana kadar. Çıplak ten üzerine mont mu? Turuncu-mavi kombinasyonu mu? Seriye hiç uymadı bu renkler bu arada. Ay bi dakika konuyu saptırmayalım. Anlamadım yani ben o olayı. Bi' şeylerin önünü illa açacaksanız bu gömlek olsun bari. Çünkü o giydiği şey mont mu neyse artık onun içine normal kıyafet giyilir mantıken. Neyse takıldığım konu bu değildi aslında. Bir de bu resim üzerine Jennifer kitapta Daemon'ı böyle kıro gibi anlatmış bazı kısımlarda buna çok güldüm. Evet bu da değildi. Sanırım gerçekten o Pepe'nin tipi yüzünden soğudum ben Daemon'dan. Yakışıklı değil demiyorum ama hiç Daemon'la uyuşturamamıştım. Keşke hep öyle kalsaydım çünkü şu an Daemon denince direk Pepe aklıma geliyor ve bu pek de hoşuma giden bir durum olmadı açıkçası.


İşte kitaplarda bu hiç hoşuma gitmiyor. Kapağa karakterin resminin konulması. Ben öyle basmakalıp karakterlerle kitap okunmasına çok karşıyım açıkçası. Bizim gibi kitapları filmlere tercih eden kişilerin nedeninin hayal gücü olduğunu düşünüyorum. Oradaki kişileri, mekanları, olayları, kendi hayal gücümüz ile dizayn ediyor, kendi dünyamızda geliştiriyoruz. Eee siz karakteri o kapağa koyunca "bam" liseli çocuğun yerini 20-30 yaşındaki kadın/adam alıyor. Yani şu an anlattıklarımın Lux Serisi ile ilgili değil, genel olarak söylüyorum. Hah, bir de kapaktaki kişinin anlatılanlara uyuşmaması durumu var ki en berbatı da o sanırım. Gri gözlü diyor esmer diyor, Sarışın mavi gözlü kızı koyuyorlar. Bence yayınevlerinin bu konuda daha dikkatli davranması lazım.


Sonunda, içimi döktüm rahatladım gerçekten :D Sadede gelecek olursak, ölümleriyle, ihanetleriyle beğendim ben bu kitabı da. Yani anlamışsınızdır heralde böyle aşırı derecede aşık değilim seriye ama beğeniyor muyum? Kesinlikle. Yoksa 5 kitap okumazdım tabii ki. Kaliteli buluyor muyum? Evet. Sadece şu kapak takıntım yüzünden sinirlerim bozulmuştu.

Lux Serisi Alıntılar İçin "Tık"

Puanım: 5    GoodReads Puanı: 4,5
Sayfa Sayısı: 408   Yazar: Jennifer L. Armentrout   Yayınevi: Dex

Lux Serisi Yorumlarım:

1. Obsidiyen
2. Oniks
3. Opal
(Arum 1) Saplantı
4. Köken

19 Aralık 2013 Perşembe

Saplantı (Arum #1) - Tanıtım & İnceleme


Luxenler ve Arumlar, Lux serisinden bağımsız da
okunabilecek Saplantıda çok daha baştan çıkarıcılar.

Ukala, zorba ve tapılası bir adam.
Korunmaya muhtaç, küfürbaz ve ateşli bir kadın.

Hunter acımasız bir katil.
Devlet için kötü adamları öldüren bir uzaylı.
Işığın çocukları Luxenleri yok etmek için doğmuş bir Arum.
Yaptığı işten de çok memnun, ta ki, bir insanı korumak zorunda bırakılana dek.
Serena, en yakın arkadaşı, senatörün oğlunun doğaüstü bir varlık olduğunu söylediğinde, ona inanmamıştı. Kim inanır ki?
Ne yazık ki sonrasında korkunç bir olaya şahit oldu.

Hunter ve Serena, ateş ve barut gibi Bir arada olmaları çok tehlikeli

Sonunda Hunter yapmaması gerekeni yapıyor.
Hem de defalarca.


Evet, defalarca. Öhöm öhöm, neyse. Demek istediğim; Daemon, seni severim bilirsin ama maalesef buraya kadarmış. (Çok meraklısıydı sanki :D) Buradan itibaren Hunter görevi devralıyor. Hani şu rüyalarda el sallayıp selam deme olayları falan. Her neyse şaka maka, Hunter gerçekten ölünesi bir karakter olmuş. Alıntılar için İngilizce'sine göz atmadım değil ama oradan ana fikri edinmiştim sadece. Şimdi bitirir bitirmez etkisinde kalıp yazmak da içime sinmiyor ama; ben daha ilk görüşte aşk yaşamıştım zaten bu kitapla. O yüzden belki de üzerinden kaç yıl geçerse geçsin ben yine bu kitaba bakıp "aayyy" diyeceğimi düşünüyorum şahsen.

Neyse kitaba geçecek olursak. Şu klasik kötü çocuk (Bu durumda adam mı oluyor? Yok, arum olur heralde. Kötü Arum ne ya iyisi mi var sanki? Evet, Hunter. Ooff kafam çok karışık çok :D) olaylarını heerrr zaman sevmişimdir, ama sevmesem bile Hunter'dan sonra severdim heralde. Serena ve Hunter ikilisi kitabın başından sonuna kaç gün geçti dikkat etmedim ama 360 derece evrim geçirdiler resmen. Hunter'ın kendini kontrol etmeye çalışma çabaları, Serena'nın (buraya bişey bulamadım) her neyse çok hoştu yani.

Lux Serisi'nde her şey normalmiş gibi başlayıp yeni akıllarına gelmiş karmaşıklaşıyordu fakat bu kitapta zaten her şey karmakarışık başladı ve yeni yeni saçmalıklar ortaya çıkmadı. Kartal Projesi'ni saymıyorum çünkü o zaten başından beri vardı, sadece açığa çıktı. Evet, ondan da bahsetmişken bu kitapta gözlerimize inanamadığımız şeyler gördük: Ezik Arumlar (Hunter üstüne alınma sen bir numarasın :D), Kötü kalpli Luxen'ler.Şok mu geçirsem çığlık mı atsam bilemedim. Ayy bir de Daemon'ı isimsel olmasa da bir sahnede gördük ya, içim acıdı. Yavrum yazık ya, Kat olayları üstüne bir de Luxenlerin şok edici korkunç planlarını öğrenince ne olacak merak ediyorum gerçekten. Ve ve ve henüz Köken'i okumadım, hemmmeeennn başlıyorum bugün :D

Luc'tan bahsetmek istiyorum biraz da. Opal'de karşılaştığımız mor gözlü ne olduğu belirsiz ergen, Saplantı'da da karşımıza çıktı. Çok sempatik geliyor bu çocuk bana ya, karşıma çıksa yanaklarını sıkıcam o derece :D Ve sanırım Köken'de karşılaşacağız gibi görünüyor Luc ile. Ama bu çocuk bu kadar saygıyı (yani saygı da değil, şu herkesin ondan uzak durması ama yardıma ihtiyacı olunca koşması ya da ne biliyim çok garip bir şey bu veled :D) nasıl kazandı, neyin nesidir acaba diye merak etmeden geçemiyorum. Bu kitaplarda en çok takıldığım yan karakter bu çocuk sanırım.

Bana kalsa daha da uzatacağım yorumu ama şimdiden esneme seslerini duyar gibiyim :D Sonuç olarak Serena; Hunter'ı arum karanlığından sökmeyi her nasılsa başarıyor, buz gibi gözlerinin içine insanlık kıvılcımları yerleştiriyor falan filan geçelim bunları. Hunter çok taş yani söylemek istediğim de buydu :D Yani ben diyorum ki bu kitabın bir yaş sınırı var ama eğer Lux Serisi'ni okuyorsanız Opal ile Köken arasına bunu sıkıştırmanızı tavsiye ederim. Serena ve Hunter'ı geçecek olursak, seriyle alakalı da önemli bilgiler içeriyor. Bir kaç alıntı daha ekleyerek burada bitiryorum. Hoşçakalıın :)


Serena başını geriye attı ve konuşmadan önce bir süre bekledi. "Bütün bunlar ne anlama geliyor? (...) Seni tanımasam bana karşı duyguların olduğunu söyleyeceğim."


Serena kaçmadı ya da tereddüt etmedi. Beni kabullendi, her şeyimle. Her zaman kabullenmişti.
İnsan biçimime büründüm ve onu göğsüme yaslayıp kollarımla sardım. Sözcükler dudaklarımdan hiç tahmin etmediğim kadar kolay çıktı. "Seni seviyorum."


Artık kesindi. Bunu inkar edemezdim. Hunter'a aşık olmuyordum.
Çoktan aşık olmuştum.


Kendi kendimin kara deliği gibiydim. Luxen'in tam tersi yani. Onlar iterken ben çekebiliyordum.
Bizler evrenin baş belası yin-yang'ıydık.


Devamı için tıklayın :)

Puanım : 5    GoodReads Puanı: 4,15
Sayfa Sayısı: 352    Yayınevi: Dex Plus    Yazar: Jennifer L. Armentrout


Ne zaman dinlesem aklıma Saplantı geliyor. Sanki Arumlar için yapılmış gibi :D
Christina Perri - Jar Of Hearts

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Lux & Arum Serisi - Alıntılar



"Akşam yemeğine ya da belki sinemaya gitmeliyiz."
Aptal kalbim yine yerinden fırladı. "Bana çıkma mı teklif ediyorsun?"
Sessizce güldü. "Öyle gözüküyor."
 -Oniks




Daemon gülümsedi, sonra da ortadan kayboldu. Geri çekilerek etrafıma bakındım. Bir kaç metre ötede bir ağaca dayanmıştı.
"Nasıl... oluyorda... bekle! Daha önce yaptın sen bunu. Bu ürpertici, sessiz, hareket şeyini. Ama sessiz olduğun için değil."
Afallamış bir şekilde tekrar oturup ağaca yaslandım. "Çok hızlı hareket ediyorsun."
"Işık kadar hızlı kedicik."
-Obsidiyen





  

 Neşeyle kayıt düğmesine basıp "Bir MacBook Air'im var!" Diye haykırdım.
Daemon gülerek yüzünü saçlarıma gömdü. "Maskara seni." 
-Opal




 Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.
Göğsüm kabardı. Dokunuşu beni yakıp kavuruyordu. O sözler beni ezici ve umulmadık bir arzuyla doldurmuştu. Onun yanında olmak bana kendimi iyi hissettiriyordu. 
-Obsidiyen



 "Blake." İç çektim, topallayarak ondan uzaklaştım. "Blake'le çok ortak yanımız var. Çok kitap okumamı seviyor."
"Bende seviyorum." Diye meydan okudu Daemon.
"Hem blogda tutuyor." Neden uçan kuştan medet umuyormuş gibi hissediyordum?
Daemon bir tutam saçımı aldı, parmağına doladı. "İntetnetle bir alıp veremediğim yok."
Elini itip uzaklaştırdım. "Üstelik benden hoşlanmasının nedeni aptal bir uzaylı bağı ya da başka birinin benden hoşlanması değil."
"Benim içinde öyle değil." 
-Oniks




 İnledim.
Bugünü Daemon'la geçirmek zorundaydım. Bütün gece, inanılmaz derecede yeşil gözlü bir çocukla, açılıp duran bir bikiniyi hayal ederek yatağımda bir o yana, bir bu yana dönmüştüm. 
-Obsidiyen



 Emniyet kemerimi çözerken hafifçe güldüm. "Blake. Onun adı Blake."
Daemon kontak anahtarını çıkardı, gözlerinden neşe pırıltıları saçarak arkasına yaslandı. "Ben ona ne dersem, adı o." 
–Opal



 "Geç oldu."
"Biliyorum." Tereddüt ettim. "Kalmak ister misin?"
Tek kaşını kaldırdı.
Bu olmamıştı işte. "Onu kastetmedim."
"Kastetsen de bir şikayetim olmaz hani." Bakışlarını indirdi. "Hem de hiç"
-Oniks s.158


"Sevdiğim bir kitaba inceleme yazısı yazmak iyi geliyordu ve daha çekici hale getirmek için tuhaf resimler bularak elimden geleni yaptım.Sevimli kedi yavrularını ve lamaları tercih ettim.Bir de Dean Winchester'ı."
-Opal



"Deamon." Dawson arkamdan kapıyı çarptı. "Kızgınsın, biliyorum."
Başka bir enerji patlaması benden çıktı ve çatının tavanına isabet etti.Ahşap çatladı.."Hiçbir fikrin yok, kardeşim."
"Biz, Kat'i kurtarmak için ne yapcağını biliyorduk, seni güvende tutmak istedik. Hepsi bu."
"En iyi çözümün topluluğun beni kilit altına alması olduğunu mu düşündün?"
"Biz-"
"Beni durdurabileceğini mi düşündün? Onu kurtarmak pahasına dünyayı yakacağım."
-Origin


4 Mayıs 2013 Cumartesi

Opal (Lux.3) Tanıtım & İnceleme

  
  Daemon'ın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

  Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

  Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

  Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.

  Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.


(SPOİLER İÇERİR)

Ne diyebilirim ki?! Jennifer hepimizi yine dehşete düşürdü. Ama nedense bu kitap beni diğerleri kadar sarmadı. Olaylar biraz tekdüze ve tahmin edilebilir gidiyordu. Heyecan seviyesi düşük tutulmuş, duygular ön plana çıkmıştı. (Bir şikayetim olduğundan değil tabii ki Daemon forever) Bunun dışında Daemon azalmış öküzlüğüyle beni şaşırttı, çünkü zayıf noktalarını açığa vurmaya başlıyor. Bana kalırsa Opal, Origin'e hazırlık kiabı gibi olmuş çünkü kitabın sonuna kadar önemli bir olay olmuyor. Son bölüm ise Origin başlangıcı gibi. Demek istediğim Opal Origin öncesi novella gibi oldu biraz, aksiyonu düşük buldum. Bunun dışında romantizm bir harikaydı. Daemon Katy'ye iyice bağlandı ve kitabın sonu tamamen... yürek burkucuydu. Daemon için çok üzüldüm ve Katy için de tabii ki ama Daemon'ın durumu Katy'den daha kötü bence. O son bölümü resmen ağır çekimde okudum ama Blake'i tüm kitap boyunca iyi gibi gösterdiler, kitabın sonunda şeytan gibi. En azından bir "özür dilerim, gerçekten, beni zorladılar" gibisinden bir şeyler deseydi. Çünkü Katy'nin Blake'e üzülme sebebi doğruydu, sadece karmaya kurban giden gençlerden biri, gibi yani. Kitabın sonu sağolsun yaşama zevkim falan kalmadı ama kitap serinin diğer kitapları kadar beklentimi karşılamıyordu açıkçası. Daha maceralı bir şeyler beklerdim okurken biraz sıkıldım "Hadi bi'şeyler olsun artık" diye diye kitabın sonunu getirdim (bir şeyler de oldu yani) ama sanırım Origin'de harekete yeterince doyacağız.



  Ön okuma:  https://www.facebook.com/notes/dex/lux-3-opal-%C3%B6n-okuma-jennifer-l-armentrout/547959315263971?ref=notif&notif_t=notify_me
 
 Puanım: 4   GoodReads Puanı: 4,5
Sayfa Sayısı: 420   Baskı Yılı: 2013   Yayınevi: DEX

Oniks (Lux #2) Tanıtım & İnceleme


   Daemon’la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!)gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada. Eğer Daemon’ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler.Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon’a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?! Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.


  Maskelerin arkasına gizlenen kişilerin gerçek yüzlerine dikkat edin! Savunma Dairesi'yle başları belaya giren çiftimizin maalesef bu sefer kurtulamayacakları kadar büyük.. Kitap aynen 1. kitaptaki gibi ortalarda heyecan kazanmaya başlıyor. Ama iyi bir haberim var Daemon ve Katy'nin arası gittikçe iyiye giderken şirin uzaylı arkadaşımız Dee'yi kötü bir kader bekliyor. "Opal" ile devam eden serimizde ihanet ve acımasızlık öne çıkmaya başlıyor. Heyecan dorukta ve bu maceranın sizi nereye götüreceğini merak ediyorsunuz. Küçük bir uyarı: Kitabı bitirdiğinizde "Nerede benim Opal'im" diye çığlık atabilirsiniz. Ve bazı karakterlere lanet okuyabilirsiniz.


(Spain Cover)
   Spoiler: Mesela Blake'e. Opal'de geri döneceğini tahmin ediyorum ve bu durumdan hiç hoşnut değilim. Biliyorum, her şeyi zorunda kaldığı için yaptığını düşünenler var ama bana kalırsa hiç de öyle değil, bir insanı iradesi dışında bir şeyler yapmaya zorlayamazsınız kendini teslim etmediği sürece her zaman bir çıkış yolu vardır. Ayrıca sanırım Dee ve Katy'nin arkadaşlığı bu kitapta son buluyor, tabii ki sadece tahmin işin aslını bilmiyorum. -Umarım yanılıyorumdur- Ve.. ah Dawson. Gerçekten o ve Bethany'ye olanları çok merak ediyorum. Puan kıracağım hiçbir yeri yoktu, bu harika seriye tekrar 5 puan :)

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,45
Sayfa Sayısı: 396   Baskı Yılı: 2013   Yayınevi: DEX

Obsidiyen (Lux #1) - Tanıtım & İnceleme


Her şeye yeniden başlamak çok berbat.
Annemle birlikte Batı Virginiaya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar.
Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.
O, ağzını açtı.
Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti.
Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.
Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.
Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemonın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.
Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki uzaylı izi etkisini yitirene kadar
Daemon'ın yanından ayrılmamaktı.

(Spain Cover)

  Lux Serisi'nin 1. olan Obsidiyen, genç kızlara sesleniyorum, elinizden bırakamayacağımız türden bir kitap. İlk kitap sendromunu bu kitapta asla yaşamıyorsunuz. Başlangıçtan sona sizi sarıyor. Daemon, tam anlamıyla -kitabın tabiriyle- bir "öküz" olmasına rağmen ona karşı koyamadığımız gerçeğini de göz ardı etmek istemem. Serinin delisi olan fanları gibi olmasam da kitabı beğendim. Oldukça eğlenceli, sürükleyici, evet biraz sığ ve kesinlikle edebi zevk vermiyor fakat okurken güzel zaman geçiriyorsunuz ve tüm seriyi bir günde bitirmek isteyecek kadar bağlanıyorsunuz. Oldukça da hızlı okunduğu bir gerçek, yazarın dili gerçekten sürükleyici. Fantastik-aşk olması klasik, ama uzaylı konusu şu günlerde neredeyse sadece bilim-kurguda karşımıza çıkıyor. Fantastik bir uzaylı kitabı okumak hoşuma gitti. Ve sanırım bunda karakterlerin katkısı çok büyük. Yurt dışında bu tarz kitaplardan çok var ve Türkiye'de de böyle bir akım başlarsa, en büyük takipçilerinden olabilirim!

  Katy'nin kendini kontrol edemeyen kız tiplemesi hoşuma gitmese de Daemon'la iyi bir ikili oldukları inkar edilemez bir gerçek. Bu yüzden kediciğimize daha ön yargısız yaklaşmaya karar verdim. Ah, ne diyordum.. Daemon. Beni kıkır kıkır güldüren ama aynı zamanda suratına yapıştırmak istediğim harikulade karakter. Ve her ne kadar odun gibi davransa da Katy'ye karşı hisleri olduğu çok açık. Sanırım Patch'ten sonra karşımıza ikinci bir uyuşturucu etkisi gösteren karakter geliyor. Kemerlerinizi bağlayın kızlar, bu yolculuk sert geçeceğe benziyor :D

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,35
Sayfa Sayısı: 360    Yayınevi: DEX   Yazar: Jennifer L. Armentrout



Sözlerini bağdaştırdığım şarkı: Katy Perry - E.T