Nora'nın Kitaplığı : Tarihi
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2019 Cuma

Kara Kraliçe Kösem (Osmanlı Hanedanı #6) - Kitap Yorumu & Yeni Kütüphane Keşfim


16246735

SALTANATININ GÖZÜ KARA SULTANI MAHPEYKER KÖSEM’İN BEKLENMEDİK YÜKSELİŞİNİN HİKAYESİ

Çocuk yaşta Milos’tan koparıldığında bütün hayallerine veda etti Nasya. Kaderi, ona hizmetçi olacağını fısıldasa da asi bir denizkızıydı o. Cehennem beklerken cenneti bulduğu Osmanlı Sarayı’nda kraliçe olmaya ant içmişti. Entrikalara, hiç uyumayan düşmanlara, sinsice kol gezen ölüme ve ihanetlere, zekâsı ve insanı büyüleyen güzelliğiyle meydan okudu. Talihi kendine aşık eden, Osmanlı’nın yolunu çizen Mahpeyker Kösem Sultan’dı artık o. Ancak uğruna gençliğini, çocuklarını, vicdanını, umutlarını feda ettiği taht, kime sadık kalmıştı ki ona kalsın? Koskoca bir devleti, sayısız padişahı dize getiren, onu Osmanlı’da Kösem yapan zekası, sonunda kadere boyun eğecekti belki de... Ama, cihana hükmeden Mahpeyker Kösem Sultan’dı o. Tarihi padişahlar değil, o yazmıştı. Ve ant olsun ki, adı tarih sayfalarından eksik kalmayacaktı. Azrail, bir tek canını alabilirdi. Varsın, alsındı!
Ah, benim bahtsız Kösem Sultan'ım! Uzun zamandır kitap okumamış olduğum sıcak Karadeniz günlerimde bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim!

Aslında her şey bir yaz günü Sinop'ta akrabalarımın evinde her gün olduğu gibi sıkıntıdan ve sıcaktan krizler geçirip - ama bu sefer yetti artık diyerek- kendimi sokağa atmamla başladı. Nasıl bir cesaretse güneşin alnında sahil yürüyüşü yapacağım derken alnıma vuran güneşten yanan beynimi kurtarmak için kendimi, kütüphane olduğunu duyduğum ama açıkçası nedendir bilinmez biraz çekinip de hiç girmediğim bir binaya atarken buldum. Ve kendimi gerçekten çok otantik ve kendine hayran bırakacak bir yerde buldum: Dr Rıza Nur İl Halk Kütüphanesi. Bu konuyu uzatmayacağım fakat kitapseverler olarak Sinop'a yolunuz düşerse mutlaka içeri bir kafanızı uzatın derim. Küçük bir kütüphane olsa oldukça sıcak ve samimi, döşemeler bile sizi içeri, okumaya davet eder gibi. Deniz kıyısında olması dolayısıyla manzarasının da harika olduğunu söylemeden geçemeyeceğim...

Kütüphanede kitaplar arasında gezinirken reading-slump'ın ne kadar derinlerinde olduğumu kestirmeye çalışıyordum çünkü her ne kadar bütün kitapları alıp götürme isteğiyle dolsam da hiçbirini uzun süre okuyamıyordum. Önce sağda gördüğünüz pencerenin yanındaki rahat koltuklara geçip Nietzsche'den birkaç satır okudum, sonra Tomris Uyar'dan... Sonra biraz daha öyküsel bir kitap istediğimi fark ettim, belki bir roman... Ve biraz daha dolanmaya başlamışken bir anda bir kitaplığın en altında Osmanlı Hanedanı serisinin birkaç kitabına gözüm takıldı, evimde zaten olanlar dışında Kösem de onların içindeydi. Aslında daha farklı (İngiliz - İskoç tarzı) bir tarihi aşkı tercih ederdim ama Kösem beni kendine çekti ve öylesine elime alıp ilk ve son sayfalarını okudum. Bu arada dünyanın en büyük hatası, lütfen kimse kitaba son sayfasından başlamasın... Bir sonraki an kendimi tekrar rahat koltuklarıma yerleşmiş ve kitaba gömülmüş bir halde buldum. Zaten bir kez başlayınca elimden bırakmak mümkün olmadı. Hemen ödünç alıp eve geçtim ve bitirene kadar yemek ve uyku dışında ara verebildiğimi hatırlayamıyorum.
Daha önce bahsettiğim gibi bende bu serinin birkaç kitabı var. Annem Hürrem'i çok beğendikten sonra okuması için almıştım ve severek de okumuştu. Sonra çevremden birkaç kişi daha alıp okumuştu. Gerçekten nasıl yapabildiklerini bilmiyordum. Kapkalın bir tarih kitabı! Belki bu ön yargı bana hiç yakışmıyor ama gerçekten böylesine sürükleyici bir seri olabileceği aklıma bile gelmezdi. Son kitabından başlamış olabilirim fakat bunun eksikliğini neredeyse hiç hissetmedim. Zaten ilk kitapta başlangıç değil sonuçta, onun da öncesi var, zaten gerçek tarihten esinlenerek yazılmış kitaplar.

İlgili resim

Gerçek tarih demişken en çok da gerçekçi kısımları çarptı beni bu kitabın. Yani tarihin bir yerlerinde belli yıllar aralığında, farklı detaylarla aynı temel olayların gerçekten de yaşanmış olduğunu bilmek bana çok ayrı bir heyecan ve haz kattı. Bu yüzden olacak ki kitaptaki bazı saçma ve yersiz bulduğum olağanüstü ögeler -bkz. cinci hoca, kahin dilenci, gelecekle ilgili rüyalar...- beni rahatsız etti. Her karşıma çıkan yerde bana senaryonun gerçekten ne kadar uzak olduğunu hatırlattı fakat ben gerçekmiş gibi okumaktan çok zevk alıyordum.

Ne var ki tek rahatsız olduğum nokta buydu! Tabii ki kitabı bitirdiğimde çok etkilenmiştim fakat en çok merak ettiğim şey kitaptaki hangi kısımların gerçek hangilerinin kurgu olduğuydu. Buna gerçekten kafayı takmış durumdaydım ve sorularıma cevap bulamamam biraz rahatsız edici bir hal almaya başladı. Ben de bir dahaki sefere Osmanlı tarihiyle ilgili bir kitap okurken kurgu içermeyen bir kitap okumaya karar verdim. Bu durumun bu serinin güzelliğiyle pek alakası yok gerçi...

kösem sultan gif ile ilgili görsel sonucu

Yazıma neşe katan, çok çok akıcı ve bir o kadar da etkileyiciydi bu kitap. Elime alınca bırakamıyordum ve bıraktığımda da gün boyunca etkisinde oluyordum. Sürekli o dönemde yaşıyormuş gibi konuşasım, o elbiseleri giyesim geliyordu, anlarsınız ya... Bir kitaptan böyle etkilenmeyeli uzun bir zaman olmuştu bu nedenle içinde olduğum bu durum bir hayli hoşuma gidiyordu açıkçası. 

Kitabı okuyalı aylar geçmiş olması ve kütüphaneye çoktan geri vermiş olmam sebebiyle içerikten bahsetmem pek de mümkün olmayacak şu an için. Zaten kendimi ve kitap hakkındaki düşüncelerimi yeterince açıkladığımı düşünüyorum. Bu arada, kitap şu an üretilmiyor anladığım kadarıyla, fakat her zaman ikinci elini uygun fiyatlara bulabilirsiniz! O zaman, bir yorumun daha sonuna geldik diyebilirim. Yorumlarınızı eksik etmeyin, hoşça kalın!

Yazar: Demet Altınyeleklioğlu  Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 800
Liste Fiyatı: 28 TL    GoodReads Puanı: 3,93

10 Ocak 2017 Salı

Fidye (Highlands' Lairds #2) - Kitap Yorumu


Gillian, yakışıklı birer İskoç beyi olan Ramsey Sinclair ve Brodick Buchanan’ın yardımıyla geçmişini aydınlatabileceğini keşfeder. Genç kadın, bu iki İskoç beyinin cesaret ve kurnazlığı, yeni tanıştığı Bridgit’in de arkadaşlığı sayesinde, ailesini dağıtıp babasının adını kötüye çıkarmış olan vicdansız Baron Alford ile sıkı bir mücadeleye girişir. 

Fakat Sinclair ve Buchanan gibi iki güçlü savaşçıyı yanlarında bulan Gillian ve Bridgit, ihtirasın güçlü bir silah olabileceğini, tek bir ihanetin bile tüm güveni ortadan kaldırabileceğini ve en büyük riskin teslim olmak - özellikle de beklenmedik bir aşkın uyandırdığı güçlü hislere teslimiyet - olduğunu fark ederler.

Merhaba arkadaşlar! Yaklaşık 1 yıl önce okuyup hâlâ yorumunu paylaşmadığım kitaplardan biriyle karşınızdayım. Malum ne kitabı, ne de kitabı okuduğumda hissettiğim yoğun duyguları çok hatırlayamadığımdan dolayı çok etkili veya uzun bir yorum yapamayacağım. Yine de henüz bunamadığımdan merak edenlerle paylaşabileceğim kadar düşünce ve anılarım var :D

İlk olarak okuduğum her tarihi-aşk kitabında olduğu gibi (2 tane okudu) yine okurken çok yoğun duygularla sarılıp sarmalandım, hayatımın kitabı gibi yapışıp gecelere kadar başından ayrılmadım bu kitabın da. Bitirdiğimde de sarsıcı hisler yaşadım, evet. Fakat bu kitapla ilgili canımı sıkan bir durum varsa, o da karakterleriydi. Evet, tarihi-aşk türündeki kitaplarda tanrısal, yıkılmaz, 'ben ne dersem o kadın!' diyen erkek karakterlere ve 'ben de güçlüyüm senin kadar olmasam da yani beni klasik bir kız mı sandın seni kendime aşık edip dize getiririm ben' diyen kadın karakterlere alışığız artık. Bunları görmeyi de bekliyoruz ve bazen sırf karakterlerin bu davranışları ile eğlenmek için okuyoruz tarihi aşk kitaplarını - en azından benim için durum bu. Fakat serinin ilk kitabı Sır'ın aksine bu kitabın erkek karakteri Brodick, beni fazlasıyla baydı. Sebebi de şu ki, hmm (hatırlayamıyordu, ağlıyordu) muhtemelen yine aşırı maçoluk, kendini tanrı sanması vb. ego fırlamaları olsa gerek..

Ve yine tarihi aşk kitaplarının benim üzerimdeki klasik etkilerinden bir diğeri ise okurken aşırı bağlanmak fakat üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra aslında o kadar da büyük bir esprisi olmadığını fark etmektir. Fidye'de bunu on misli ile yaşamıştım. Okurken iyiydi, hoştu belki ama fazlasıyla boş geldi sonradan. Özellikle serinin ilk kitabı ile karşılaştırınca Fidye'yi vasat olarak görmek mümkün. Tabii o kadar da fark etmedi benim için. Okurken 4 puanlık bir deneyimdi, şu an ise okurken zevk almamın hatrına 3.5 puanlık bir kitap olacak benim için.

Eveet, aylar sonra Fidye yorumumu resmi olarak tamamlamış bulunuyorum. Umarım meraklıları için faydalı bir yorum olmuştur. Herkese bol okumalı günler, hoşça kalın!! ^,^

İlk kitap Sır'a yazdığım destansı yoruma da göz atmak isterseniz buraya tık-tık!



Yazar: Julie Garwood   Yayınevi: Epsilon   Sayfa Sayısı: 544

Liste Fiyatı: 30 TL    GoodReads Puanı: 4,33


17 Ocak 2015 Cumartesi

Sır (Highlands' Lairds #1) - Tanıtım & İnceleme


Judith Hampton gururlu olduğu kadar güzel de bir kadındır. Çok sevdiği İskoç çocukluk arkadaşı doğum yapmak üzeredir, bu yüzden Judith yanında olacağına dair ona söz verir. Fakat İngiltereden İskoçyaya gitmesinin özel bir sebebi daha vardır: Hiç tanımadığı babası Maclean Beyini görmek. İskoç topraklarına giderken kendisine eşlik eden Maitland Beyi, Iain Maitland gibi ilgi uyandıran bir adamla daha önce hiç karşılaşmamıştır.

Judith Maitlandların geleneklerine ve kurallarına uyum sağlamaya çalışırken, Iain'in ilgisinden ve özeninden keyif almaya başlar. Yaşadığı tüm zorluklara karşın aşkın sıcaklığını ruhunda hisseder. Ancak geçmişe dayanan o yıkıcı sır gerçek aşkı etkileyecek midir?


Kasvetli bir günden merhabalar herkese! Havalar soğuk, yağışlı, güneş ise yüzünü göstermiyor bir türlü. Dışarıdaki insanı yarı kör eden sis insanın bütün olumsuz duygularını gün yüzüne çıkartıyor. Fakaat çok sevgili (!) Ankara'nın aksine benim gözümde havalar sıcacık ve güneşli çünküü bugün ilk historical romance nam-ı diğer tarihi aşk kitabımın yorumumla sizlerleyim. ÇOK HEYECANLI!

"Hep seri devamlarına öncelik vermek için yeni serilere başlamayacağını belirtmene rağmen, hiç hesapta olmayan bu kitap da nereden çıktı?!" diye düşünüyorsanız -ki haklısınız, ben de bir ara böyle düşünmedim değil- sizi kitap alışverişi yayınıma buradan (tıktık) yönlendiriyorum.

Kitap alışverişimi okumayanlar için de tekrar edeceğim küçük bir kısım var. Aslında ben, ilk tarihi aşk kitabım olarak Judith McNaught'ın Düşler Krallığı adlı kitabında karar kılmıştım. Gel gör ki hayat her zaman planlarınıza göre gitmiyor. O heyecanla bir elimde onu, bir elimde Sır'ı tutarken bir baktım ki Sır kitaplığıma girmiş bile! Yine de pişman değilim tabii ki =)

Sır, gerçekten tek solukta okuduğum bir kitaptı. Sadece bir göz atmak için ihtiyatla açtığım kapağı büyük isteksizlikle geri kapattığımda, gözlerimden inanılmaz uyku akıyordu. Ertesi gün ise kalkar kalkmaz direk kitap başına geçtim. Bu arada yapmam gereken bütün işlere de geçmiş olsun demek kaldı yani.

Bla bla bla, ıvır zıvır meseleleri de geçtikten sonra asıl yorumuma yaklaşıyorum. Bu yorumu kitabı bitirir bitirmez yazmamamın nedeni ise kafamın  biraz durulmasını beklemekti. Yoksa karşınıza %0 eleştirel %100 anın heyecanına kaptırılmış övgü dolu bir yorum çıkabilirdi. Yani fena da olmazdı tabii, fakat eleştiri içermeyen yorumlarımı kendim bile kalitesiz buluyorum. Her kitabın mutlaka bir eksiği olmalı, değil mi?



Yorum
Kitap, Judith ve Frances Catherine adlı iki küçük kızın arkadaşlık kurma hikayesi ile başlıyor. Bu kısım, kısa da olsa, kesinlikle komik ve eğlenceliydi ayrıca bu kitapta en çok beğendiğim şeylerin başında bu ikilinin arkadaşlığının geldiğini de belirtmek isterim. Zaten tüm kitap da bu dostluk üzerine kurulu. Frances Catherine de Judith de kararlı ve asi tipler. Karşılarında kim olduğu fark etmiyor.. Günümüz kitaplarında kadın karakterlerde fazla karşılaşamadığım ve özlemini çektiğim özellikler yani.

Iain ise daha ilk andan itibaren Judith'e karşı korumacı, sert ama samimi ve... bilemiyorum hangi kelimeyi kullansam.. çekici (?) bir tutum sergiledi. Hani böyle Hadise'nin ellerini uzatıp "Bana gel..." demesi gibi.. Anlatabiliyor muyum? Hayır mı? Her neyse.. Judith'te ilk andan beri sadece Iain'in yanında rahat edebiliyordu. Yani aralarındaki bağ, birbirlerini ilk gördükleri andan beri vardı. İşte bunlarınki de şu ilk görüşte aşk meselelerinden anlayacağınız ;)

---Evet, şu an internetim gittiği için ben yazıyı kaydedemeden kapandı ve yorumumun gerisi kaydedemeden gitti :( Kafam allak bullak oldu, umarım ilk yazdığım kadar düzgün bir yorum yapabilirim. Yine de şimdiden özür dilerim herkesten :(---

Bu kitapta klasik olaylar, ilkel karakterler vs. vs. vardı, evet. Ve ben bu kitabı bütün bu klişeleriyle birlikte çok, çok beğendim gerçekten. Şimdiye kadar hayal kırıklığına uğrarım düşüncesiyle tarihi aşk kitaplarından uzak duruyordum -gördüğünüz gibi ilk tarihi aşk kitabımı daha yeni okudum..- fakat Sır beklentilerimin kesinlikle üstündeydi ve benim aklımdaki tarihi aşk kitaplarına yepyeni bir boyut kazandırdı. Bunu da Julie Garwood'a borçluyum, hakkını vermek lazım, herkesin dediği kadar var.

(Hoşuma giden alıntılardan biri ^.^)

Spoiler
Bu kitapta benim hoşuma gitmeyen tek bir şey vardı, o da kitabın sonunun gereğinden fazla uzatılması. Yani, tadında bırakılabilirdi bence, onun yerine kitap sanki uzatmaları oynuyor gibi bir final yapmış. Gerçi ben beğeniyle okudum, o yüzden fazla şikayetçi değilim durumdan, fakat yine de söylemeden geçmek istemedim.

Spoiler demişken spoiler içeren bazı diğer olaylar hakkında da yazayım o zaman. Bir de şu hamilelik, doğum meselesi var. Bu kısmı ikinci kez yazmak gerçekten hiç hoşuma gitmiyor -.- Her neyse. Diyeceğim o ki, yazar bu doğum kısımlarını öyle bir yazmış ki, sanki ben doğuruyorum veya ben doğurtturuyorum gibi hissettim. Bildiğiniz anı yaşıyorsunuz yani, hoş bir durum mu bilemedim. Benim hassasiyetimden kaynaklı bir reaksiyon gösterdi midem. Ama yazarın kalemine de hayran kalmadım değil yani. Bir Isabelle, Bir Frances Catherine gibi acı çekiyordum, az kalmıştı. Eh, en azından Judith hamile kalmadı, bir doğum daha kaldırabilir miydi bünyem hiçbir fikrim yok.

Son olarak bir de.. ommm.. (hatırlamaya çalışıyorum)... Evet! Judith'in içki-sarhoş korkusu. (Evet, bu korkunun yeni adı -eski adı neydi bilmiyorum- içki sarhoş korkusu oldu. Ben koydum :D Bu konu kitabın en sevdiğim ayrıntılarından oldu benim için. Judith'in sarhoş dayısından nefret ettim. İsimden belli zaten, Tekel... Tekel Bayii gibi :P Evliliklerinde de şart koşmasına gülsem mi, şaşırsam mı ne yapsam bilemedim. Olsun, sarhoş erkeklere hayır, arkandayım Judith :D Zaten kitapta en çok güldüğüm kısımlardan biri de, masa etrafında içkili kutlama yapılırken Judith'in, sandalyesini duvara yapışana kadar yavaş yavaş arkaya doğru itmesi ve insanların buna verdiği tepkilerdi. Evet, bu kısım kesinlikle favorim oldu :D
Spoiler Sonu

Ben aslında ikinci kitabın tamamen Ramsey ile alakalı olacağını düşünmüştüm fakat Ramsey bu sefer de ikinci planda kalıyormuş, meh, üzüldüm :(  Brodick'in kitabını okumak nasıl olacak bilmiyorum, sonuçta Ups..! Spoiler! Brodick Judith'i seviyordu yani. Spoiler sonu
Gerçi bu dar bir bakış açısı olur ama yine de bu kitabın etkisinden çıkıp diğerine odaklanabilir miyim bilemedim. Yine de ikinci kitap Fidye'yi hemen elime geçirmek ve onu da hunharca okuyup bitirmek istiyorum. Çünkü bu seri bunu kesinlikle hak ediyor!

Ve böylece ilk tarihi aşk kitabımın yorumunun da sonuna geldik. Çok talihsiz bir yorum oldu gerçekten. İkinci kez aynı cümleleri kurmaya çalışırken cümlelere aynı heyecanı, aynı ruhu katamadığıma eminim. Hani derler ya yemeğe sevgi katarsan güzel olur diye, bana kalırsa yazının da bir farkı yok. Heyecan katınca güzel oluyor, zorla yazılan yazılar ilkokul kompozisyonu gibi geliyor bana, kendini belli ediyor yani. Her neyse, yine de içimdeki beyaz ışığı tüketmeden yazabildiğim için umarım aynı heyecanı aktarabilmişimdir sizlere.

Fiyuu! (Bunu nasıl okursunuz bilemem. Bir rahatlama sesi gibi :P) Destan mı yazmışım yorum mu bilemedim. Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^,^


Yazar: Julie Garwood   Yayınevi: Epsilon   Sayfa Sayısı: 478
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,17


19 Haziran 2014 Perşembe

Mihenk Taşı - Tanıtım & İnceleme


Mihenk Taşı, saplantılı ve iddialı bir aşkın kabul edilmezliklerle dolu halinin derin bir ifadesi. Aşkta korkmanın, gerçeklerden kaçmanın ve dürüstlükten ödün vermenin maliyetini ortaya koyuyor ve gözlerimizin içine bakıp, 'Korkusuzca sevin, ' diyen Bayan Aubyn'in, aşkındaki korkularını kendisinden nasılda uzağa taşıyabildiğini gösteriyor. Glennard, hayranlık duyulacak çekiciliğiyle, iki farklı kadında izler bırakırken, yaşamının dersinide Aubyn sayesinde alexa'dan alıyor: Bir kadını en mutlu eden şey, sahip olduklarını sevdiği insana verebilmenin huzurudur.


İşte Altın Bilek'ten bir klasik daha... Öncelikle hiç planda olmamasına rağmen bugün bu kitabı okudum çünkü bu kapağa daha fazla dayanamadım. Yaz da geliyor ya, kapakla aramızda güçlü bir çekim kuvveti oluştu birden. Ben de kitabı göz gezdirmek amacıyla elime almışken bir baktım başlamışım okuyorum. Zaten incecik bir kitap, bitmesi uzun sürmedi.

Kapağa bakarak yanılgıya düşmeyesiniz diye söylüyorum, başrolümüz erkek. Kitap ise 3. kişi ağzından anlatılıyor. Ve tahminimce 19. yüzyılda geçiyor. Gerçekçi-kurgu ve romantizm, kitabın temaları. Kitabın konusu ise genel olarak başrolümüz ve yakın zamanda ölmüş bir kadın yazar olan arkadaşıı arasındaki "Mektuplar" etrafında şekilleniyor.

Ben kitabı neler olacağını, gerçeklerin açığa çıkıp çıkmayacağını veya Glennard'ın itiraf edip etmeyeceğini merak ederek okudum. Klasik veya edebi türler seviyorsanız sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum :)


Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 3,5 -> Türü sevenler için harika!
Sayfa Sayısı: 107   Yazar: Edith Wharton   Yayınevi: Altın Bilek

9 Nisan 2014 Çarşamba

KCBT 7. Blog Turu - Kuzey & Güney || Kitap Yorumu & Çekiliş


Kitap tanıtımını buradan bulabilirsiniz: Kuzey & Güney

Spoiler
Bu kitabın bir batı klasiği ayarında olacağını tahmin ediyordum, ama konusu hakkında bir fikrim yoktu. Tanıtım yazısını okuduğumda; başroldeki kızın hayatının dönemin olaylarıyla çakışmasını değil, bunların yanında aşkı ana konu olarak alacağını düşünmüştüm. Fakat kitabın son 2 sayfasına kadar bir karşılıklı aşk göremediğimiz için çok şaşırttı bu kitap beni. Kapağı, isimi, dizi resimleri, tanıtım bülteni aşk kitabı diye haykırdığı için, ben de hadi aşık oldu hadi aşık olacak diye okumuştum kitabı. Konusu hakkında daha çok bilgi sahibi olsaydım, böyle bir beklenti içerisine girmezdim.

Bu kitabı beğenmedim demiyorum, demeyeceğim de. Fakat beni pek çekmeyen birkaç özelliğini söyleyeceğim, bu özellikleri sevenler de olabilir. İlk olarak tasvirler, düşünceler, olaylar uzuun uzun anlatılmış, çok ayrıntıya girilmişti. Haliyle biraz sıkıldım o kısımlarda. Fakat ben diyalogdan çok olayları okumayı seviyorum diyenler de var ki, bu kitabı zevkle okuyabilirler. İkinci olarak ise kitabın belirli bir teması  veya üzerine kurulu olduğu bir olay yoktu, kızın hayatından bir kesit alınmış, 4-5 yıl kadar, ve buralardaki olaylar bazen on sayfada 2 dakika bazen 1 yıl geçilerek anlatılmış. Bu, kitabın sevmediğim bir özelliği değildi, hatta bir klasiğe yakışır bir özellikti bana kalırsa.

Ve kitapta karakterlerin duyguları o kadar dürüstçe yazılmış ki.. 160 yıl öncesinde kitap satma kaygısı olmadığı buradan belli oluyor işte. Karakterlerin hiçbiri mükemmel değil, yazar asla "acaba bunu yazsam okurlar karakterden soğur mu" diye düşünmemiş âdeta. Bu özelliği inanılmaz takdir ettim, günümüz kitaplarında her karakter okur için mükemmelleştiriliyor sanki. Ayrıca bu kitap, sonunu çok beğendiğim kitaplar listesine dalış yaptı :D
~Spoiler Sonu~
Tur takvimimiz ;)

Bu kitap olay örgüsüyle, karakterleriyle ve sonuyla "Ben bir klasiğim" diye bağırıyor sanki. Ve klasik severler başta olmak üzere, herkesin bu kitaptan kazanacağı bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Hiç olmadı Viktorya Dönemi'ndeki insanların davranışlarını öğrenirsiniz. :D

Bir de spoiler okumayanlar için söyleyeyim, bu kitaptan normal bir aşk kitabı beklentileriniz olmasın. Hatta sizin hiç aşk kitabı beklentiniz olmasın, okuyunca mutlu olursunuz :D Şaka bir yana, bu kitabı sadece aşk teması için almayın, o gözle de bakmayın. Dönemin olayları içerisinde, bir kızın çalkantılı hayatının edebi bir üslupla anlatımıydı bu kitap. Aşk teması da, küçük bir ayrıntı olarak eklenmiş kitaba. Ah bu arada, ben edebî üslûp diyorum ama, yanlış anlaşılmasın. Günümüz Türkçesi kullanılmış kitapta, öyle anlamadığımız kelimeler yok yani.

Ben bir de kısaca kitabı özetlemek istiyordum ki, çok uzattığımı fark ettim. Esneme sesleri duyulmadan bitirmek istiyorum bu yorumu. Hoşçakalıın :)


Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı

Yazar: Elizabeth Gaskel   Yayınevi: Altın Bilek  Sayfa Sayısı: 656
Liste Fiyatı: 30 TL    Dil: Türkçe

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

4 Nisan 2014 Cuma

KCBT 7. Blog Turu - Kuzey & Güney || Kitap Tanıtım & Çekiliş


Tanıtım Bülteni

Viktorya Dönemi edebiyatının en özgün kadın kahramanlarından Margaret Hale ile tanışmaya hazır mısınız? 
Kuzey ve Güney, döneminin en önemli sosyal eleştirilerinden ve en tutkulu aşk hikâyelerinden birini barındıran ve yazarı Elizabeth Gaskella o muhteşem ününü kazandıran bir yazınsal şölen… Margaret Hale, yaşamının baharında yer değiştirerek farklı bir yaşamın içine girmek zorunda kalan genç bir kız olarak, karşısına çıkan ve üstesinden gelmesi gereken sorunlara ürettiği çözümlerle, dönemin okurları üzerinde düşünsel bir devrim gerçekleştirmiş gerçek bir kahramandır.
"Bugün şahit olduğum bu büyük acılardan sonra, artık nasıl güzel elbiseler giyip bu şık eğlencelere katılmaya devam edebilirim ki?"

Margaretın babası ise kendi cemaatlerinin bir papazı olarak hayatında meydana gelen değişimler ve şahit olduğu korkunç acılardan sonra, neredeyse inancını kaybetmek noktasına gelen bir adam halini alır. Ama yaşamın onlara oynadığı oyun yeni başlamaktadır… 

Her şeyi değiştiren bir tanışma… Delicesine bir aşk… Yürek yakan sorgulamalar… Tadı damakta kalan bir edebiyat şaheseri…

Kuzey ve Güney, yazılışından 160 yıl sonra, nihayet Türkçede… Üstelik büyük yazar Charles Dickensın kendi yayınevinden yayınlamak için yaptığı değişiklik ve yazarın onayını da almış düzeltmelerle birlikte…


Yorumlar

"Mary Burton ile Kuzey ve Güney… Şanslı olan okurun denk gelebileceği ve okuyanların asla bir daha eski kişiler olamayacakları iki büyük başucu kitabı…"
Virginia Woolf



"Kuzey ve Güney, gerçek bir başyapıt… Tüm Gaskell eserleri kadar ihtişamlı ama hepsinin arasında daima zirvede."

Wilkie Collins



"İlk okuduğumda adı Margaret Hale idi. İçerdiği zıtlık, toplumsal derinlik yanında duygusal derinliği de düşünerek, kitabın adının Kuzey ve Güney olmasında ısrar ettim. Bu kitap sadece enfes bir anlatı değil, aynı zamanda insanları ve sorunları yüzleştiren bir metin. Okudukça, daha iyi anlaşılacağı konusunda inancım tam."

Charles Dicken


Künye

Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı

Yazar: Elizabeth Gaskel   Yayınevi: Altın Bilek  Sayfa Sayısı: 656
Liste Fiyatı: 30 TL    Dil: Türkçe

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway