29 Kasım 2014 Cumartesi

Daimon (Melez Sözleşmeleri #0.5) - Kitap Yorumu & Özet


"Love in my world usually ended up with someone hearing 'I smite thee!' as she was cursed to be some lame flower for the rest of her life."For three years, Alexandria has lived among mortals--pretending to be like them and trying to forget the duty she'd been trained to fulfill as a child of a mortal and a demigod. At seventeen, she's pretty much accepted that she's a freak by mortal standards... and that she'll never be prepared for that duty.According to her mother, that's a good thing.

But as every descendant of the gods knows, Fate has a way of rearing her ugly head. A horrifying attack forces Alex to flee Miami and try to find her way back to the very place her mother had warned her she should never return-the Covenant. Every step that brings her closer to safety is one more step toward death... Because she's being hunted by the very creatures she'd once trained to kill. The daimons have found her.


Farketmişsinizdir ki bu aralar sevdiğim serilerin novellalarına sardım. Melez Sözleşmeleri de bayılarak okuduğum bir seriydi ve Daimon'ı okumadığım için feci ızdırap duyuyordum. Okuyunca da seriyi "tamamen" bitirdiğim için ızdırap duydum gerçi. Seri bittiğinde çok üzülmüştüm, Daimon'ı okuyunca böyle garip bir deja vu hissettim. Alex özletmiş kendini, şimdi ben bir daha nerede göreceğim Alex'i? :(

Bu kadar kısa bir kitaba uzun bir yorum yapmayı düşünmüyorum aslında. Kitap beklediğim gibiydi, zaten seriyi okuyanlar bu kitapta neler olacağını az çok biliyordu.

Spoiler (Özet)
Kitabın başlarında Alex'in insanlar içindeki hayatından ve nasıl dışlanıldığından, eski erkek arkadaşından bahsedilmişti. Tabii ki erkek arkadaşına bakarken Aiden St. Delphi'yi görmesinden bahsetmiyorum bile. Evet! Alex, Aiden'a 13-14 yaşından beri aşıkmış. Gerçi bunu zaten biliyor sayılırdık ama kanıtını görmek de hoştu.

Annesiyle olan ilişkileri ise kitabın başlarında daha çok ön plana çıkıyordu. Ortalarında evlerine iblis saldırısı gerçekleşti ve annesi öldü. Bam! Bu kadar. Bu kısımda çok üzüldüm, çünkü kitabın başlarında Alex'in annesini tanıma fırsatımız oldu ve ben sanki annesinin öleceğini unutmuş gibi okudum kitabı. Annesi ölünce şok olmadım belki ama öleceğini bilmeme rağmen, hatta bildiğimi bilmeme rağmen, şaşırtıcı bir olaymış gibi hissederek okudum. Alışmıştık o kadar yani bu kadarı da olsun değil mi?

Sonra Alex bir şekilde saldırıdan kurtulmayı başladı ve önceden annesinin hazırladığı "acil durum para çantası"nı alıp kaçtı, yakın şehirlerden birinde bir motele tıktı kendini. Kokuşana kadar orada kaldı, yas tuttu bla bla. Sonra hayatının sonuna kadar orada kalamayacağını fark etti ve uzun bir beyin fırtınası sonunda ait olduğu, gidebileceği tek yere, en yakındaki Akit'e dönmeye karar verdi.

Fakat dönüş yolculuğunda yine iblislerin saldırısına uğradı fakat bu seferkiler başa çıkması için çok fazlaydı. Uzun süren bir tavşan kaç oyunundan sonra iblislerle yüz yüze çarpışmaya karar verdi ve bir şekilde iki tanesini yere sermeyi başardı ve diğerleri onu kapana kıstırmak üzereyken çok sevgili Avcı'larımız Aiden, Kain ve tahminimce Leon, Alex'in deyimiyle steroid-adam olaya müdahale etti ve iblisleri alt etti. Aslında bu kısımlar Melez kitabının ilk bölümünde oluyor, ama Daimon'ın sonuna Melez'in ilk bölümünü koymuşlar, çok da iyi yapmışlar yoksa kitap çok alakasız bir bitiş yapmış olurdu.
Spoiler Sonu

Bana kalırsa Daimon'ın ayrı bir kitap olması çok nedensiz bir girişim olmuş. Kesinlikle bunu Melez'in başına eklemeliydiler. Sıkıcı olur diye mş yapmamışlar bilmiyorum ama 60 sayfa fazla okumak insana bir şey kaybettirmez bence. Melez'i okumadan önce bu kısmı okusam pek bir şey anlamazdım belki, evet. Ama kitap ilerledikçe yine anlamaya başlardık nasıl olsa. 

Ben kitabı okurken eğlendim, Alex'i tekrar görmekten mutluluk duydum. Heyecanlı, aksiyonlu, seriye yakışır bir olay örgüsü vardı. Bu kitabı bitirince Melez'i alıp tekrar okuyasım geldi. Belki okurum da.. Bu kadar kısa olunca kesmedi beni. More Alex, more Aiden! :3


Serinin Diğer Kitapları:

0,5. Daimon

Puanım: 4,5 -> Bu serinin her kitabı birbirinden güzel ^^
Sayfa Sayısı: 70   Yazar: Jennifer L. Armentrout   Format: E-Book



28 Kasım 2014 Cuma

KCBT 18. Blog Turu - Pabucumun Ajanı (#1) || Kitap Yorumu


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin
kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı,
fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.
Tuna Üstüner ise Enler listesinin zirvesinde bir yakışıklı,
holdinglerin genç veliahdı, titiz, disiplinli ve tam bir
Kurumsal Kasıntı.

Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral,
ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.
Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı.
Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize
mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve
ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek
için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!

Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ

Tuna, Deniz.. Deniz, Tuna - Tuna, Deniz - Tuna, Tuna, Tuna, Tu-

Ay pardon kusura bakmayın, kitabı yeni bitirdim ve kafam biraz.. anladınız siz bence :D Nerede benim ikinci kitabım demiyorum şu an. Çünkü bence her şey böyle kalsın. Zaman dursun. Çünkü ikinci kitapta ortaya çıkacak sorunları ve bunların yıkıcı etkisini az çok tahmin edebiliyorum.

Heer neysee.. Baştan alalım. Kitaba ilk başladığımda burun kıvırıp "Bunu mu abartmışlar?" dediğim doğrudur. Ama bitirdiğimde beğenenlerin neden beğendiğini anladım. Tuna için! Falan dermişim. Hayır, yani biraz ve çok, evet. Ama tek neden bu değil. Hafif klişe bir konu ve klişe karakterler -muhteşem erkek, paspal kız- Asude'nin elinde yeniden hayat bulmuş gibi bu kitapta. Tamam, ben yine de çok  Deniz taraftarı değilim ama Tuna taraftarı olduğum kesin. Eh, Tuna Deniz'i seviyorsa biz de seveceğiz mecbur :D

Dikkat Aşk Çıkabilir ile bu kitabı karşılaştıracak olsam, kesinlikle bu kitabı seçerim. Çünkü orada Martin'e ve İlkim'e böyle ısınamamıştım. Ne bileyim işte Tuna > Martin bence. İki erkek de aşırı korumacı öküzler olabilir ama Tuna daha çok içime sindi benim. Hem Deniz'i olduğu gibi kabulleniyor. Örnek al Martin -,-

Farketmişsinizdir, bu tür kitaplar pek benlik değildir. Yani beni hiçbir zaman yüzde yüz etkilemiyor, o yüzden yapmacık bir yorum yazmak istemem. Ama çok bayılmadığım bir tür bile olsa, bu türde okurken en çok keyif aldığım yazarlardan biri Asude ve Asude'nin şimdiye kadar okuduğum kitaplarından da Pabucumun Ajanı favorim oldu.

Sonuç olarak bu kitabı, romantik-komedi, çik-lit tarzı kitaplar sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Okurken toplum içinde olmamaya özen gösterin çünkü tutamadığınız kıkırdamalar ağzınızdan kaçınca millet size deli muamelesi yapabilir... (Test edildi, onaylandı.)

Seri Kitapları:
Pabucumun Ajanı-1
Pabucumun Ajanı-2

Yan Seri:
Dikkat Aşk Çıkabilir

Yazar: AsuDe   Yayınevi: Ephesus   Sayfa Sayısı: 504
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,55


27 Kasım 2014 Perşembe

Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı #1) - Tanıtım & İnceleme


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.

Bir varmış bir yokmuş,
bir Melekle şeytan birbirlerine âşık olmuş
Ve hikâyenin sonu hiç iyi bitmemiş


Dikkat! Bu yorum -yanlışıkla ve bilerek- verilen spoilerlar içerir!

Nereden başlasam bilemiyorum. Bu kitap resmen beynimi sömürdü ve içine hapsetti. Aklî dengemi geri kazanabilmem için uzun bir zaman geçmesi gerekti. Ve, şu an buradayım. Öncelikle kitabın beğenmediğim kısımlarından başlayacağım. Evet, var!

Karou'nun geçmişi. O kız, o kız Karou gibi değil, olamaz. Ben Karou'nun asi, umursamaz tavırlarını seviyordum. Ama aslında şeytan gibi görünen bir iyilik meleğiymiş. Peh! Hadi oradan. Geçmişteki hali, bambaşka bir kişilikti. Karou, artık o insan değil. Yeni hatıralar ve yeni yaşantısıyla bambaşka biri. Ben kendime böyle diyorum ve kendimi böyle inandırmak istiyorum. Çünkü Madrigal'e hiç, hiç, hiiiç alışamadım. Isınamadım, sevemedim, ne derseniz artık.

Evet, kitapta beğenmediğim kısımlar bitti. Ne kadar uzun değil mi (!) Şimdi beğendiğim kısımlara geçiş yapıyorum: Tamamı! Eveet, yorum da burada bitmiştir görüşürüz!

Demeyi çok istesem de ben beğendiğim kısımları da incik cincik etmeden duramam tabii ki. Şimdii... bilirsiniz bazı kitaplara bir başlarsınız, bir daha bitirene kadar nefes bile alamazsınız. Ara verdiğinizde aklınızdan çıkmaz, acaip sıkışsanız bile kitabı elinizden düşürmek istemezsiniz (Oups, aşırı bilgi!) İşte Duman ve Kemiğin Kızı da onlardan biriydi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Anladığınızı biliyorum.

Bu arada Zuzana'ya da bayılıyorum. Tavırları, kişiliği vesaire vesaire. Gelelim Akiva'ya. İlk başlarda ismini garipsemiştim, şöyle bir düşününce hala garip hissettiriyor ama %93,2 ısındım sayılır. Şu an Akiva'yla ilgili bir yorum yapmakta zorlanıyorum, çünkü tüm düşüncelerim birbiriyle çelişiyor. Kitabın son 10-20 sayfasını okumadan önce sorsaydınız Akiva adlı bir roman yazaabilirdim ama şimdi.. kelimelerim tükendi.

Kitabın son dörtlüğünde Akiva'nın sürekli olarak "Beni asla affetmeyecek" falan demesine sürekli göz devirir olmuştum ve ben de sürekli "Seni affetmeyeceği kadar ne yapmış olabilirsin ki? Seni ne kadar sevdiğinin farkında değilsin heralde, aptal.." diyordum. Bunu dedim, dedim ve kitabın sonunda "Sen.. Hayır! Haaayıııııır! Akiva! Seni affedebilecek mi? Ben olsam seni affedebilir miydim? Gerçekten haklıymışsın, öyle olmana ihtimal vermemiştim, öyle olmamasını umuyordum ama gerçekten, gerçekten haklıymışsın. Lanet olsun ki haklıymışsın! Neden her zaman haklı olman gerekiyor ki?" ve bir dizi gözyaşı eşliğinde küfürler de sıralandı.

 Biliyorum, eninde sonunda, milyon yıl sonra bile olsa, Karou Akiva'yı affedecek. Ama Yasri, Issa, Twiga, Kishmish... özellikle de Brimstone'un ölümüne sanki kendi ailemmiş gibi üzüldüm. Kishmish'in ölümünde daha kitabın başlarında olmamıza rağmen ağlamıştım. Kitabın sonunda, bu karakterlere bu kadar bağlanmışken bir anda öldüklerini öğrenmek.. Biliyorum gerçek değiller vs vs. aşın artık bunları. Bence bu kitabın karakterleri gerçekmiş gibi davranılmayı hak ediyor.


Akiva'dan soğuduğum falan yok tabii ki ama yine de .. ne diyebilirim ki? Onun adına üzüldüm mü? Bu konudaki hislerim basit bir üzüntüden daha kompleks hissettiriyor. O yüzden kapatıyorum bu konuyu ve yeni bir konuya giriş yapıyorum: Prag'ın muhteşemliği ve Zehir! Salgın köşesi, mistik havası, tabuttan masaları, heykelleri ve her şeyiyle hayalimdeki mekanın somut hali gibi! Lütfen biri beni Prag'a uçurup sonsuza kadar oraya hapsedebilir mi?! Kitabı okurken yüzüme vuran hafif serin havayı hisseder gibiydim. Aşık oldum bence ben. Hem de ne Akiva'ya ne de başka birine. Direk Prag'a!

Kimeralar ve Meleklerin savaşı ise kitabın bambaşka bir boyutu. Bana kalırsa Karou'nun diş toplayıcılığı ve Brimstone'un dilek tacirciliği tek başına bir seriye konu olmaya yeterdi. Ama bu seride bu olay sadece konunun görünen yüzü. Bir kitabın bu kadar derinliği olması bence çok alışılmış değil ve okuyanı içine hapsediyor. Kesinlikle sahip olduğu tüm övgüleri hak ediyor.
Spoiler sonu

Ne kadar uzattığımın farkındayım ama bu kitabın yorumunu kısa kesmek gelmiyor içimden. Hatta daha diyecek bir sürü şeyim var. Ama çenemi kapatma zamanı geldiğini düşünüyorum ve diğer kitabı merakla bekliyorum. Yani kitap çıktı ama ben alabileceğim zamanı bekliyorum :D

Bu kitabı okuyalı uzun bir zaman geçmesine rağmen neden yorumu şimdi yazıyorum? Hiçbir fikrim yok. İlk başlarda internetim yoktu, sonra sınavlarım vardı, derslerim vardı bla bla bla. Hepsi bahane. Sadece yazamadım. Ne zaman yorumu yazmak için başına otursam kendimi kötü hissedip kapatıyordum bilgisayarı. Ama şimdi yorumu yazdım, bitirdim, eminim unuttuğum bir sürü kısım var ama yine de içim rahatladı. İyi ki yorum yazmak için en uygun zamanı beklemişim.

Sanırım kitabı ne kadar sevdiğimi tekrar belirtmeme gerek yok. Ama spoiler içerdiği için yorumumu okuyamayanlar için bir özet geçeyim: Bu kitap kesinlikle eşi bulunamayacak türdendi. Bayıldım. Hâlâ düşündükçe tüylerim ürperiyor. Derin fantastik sevenler, romantik sevenler (tabii ki vıcık vıcık aşk yok içinde), "Bu kitap size gelsin!" falan demiyorum ama bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Geciktirmeyin, 2. kitabı da çıkmışken okuyun derim ben. Eh, kalbim ve beynim bu yorumdan sağ çıktığına göre bir sonraki yorumda görüşmek üzere o zaman, hoşçakalıın!



Yazar: Laini Taylor   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 435
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,06

21 Kasım 2014 Cuma

KCBT 17. Blog Tur || Yabancı (Alienated #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


Uzaylılar insanlarla iki yıl önce bağlantı kurdu. Şimdi de dünyalı cara, onlardan birini evinde misafir etmeye hazırlanıyor. 

Gezegenler arası öğrenci değişim programı kapsamında evinde L'eihrli bir lise son sınıf öğrencisini ağırlamaya hazırlanan Cara, bu sayede hem hayallerindeki üniversiteye ücretsiz gidebilecek hem de o gizemli L'eihrliler hakkında gazetecilerin uğruna öleceği bilgiler edinecektir. L'eihrli öğrenci Aelyx'in, ayakları yerden kesen yakışıklılığı da cabası. Ama işler hiç de düşünüldüğü gibi yolunda gitmeyecektir, çünkü Aelyx'i okulda istemeyenler de vardır ve sayıları hiç de az değildir. Tehdit mektupları almaya başlayan Cara bir süre sonra Aelyx ile okula polis eşliğinde gitmek zorunda kalacaktır.

Okuldaki herkes tarafından dışlanan Cara'nın artık tek arkadaşı Aelyx'tir. Üstüne üstlük Cara ona sırılsıklam âşık olmuştur. Öte yandan Aelyx'in de ölümcül sonuçlar doğurabilecek sırları vardır. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olan Cara hem kendi hem sevdiği çocuğun hayatı hem de gezegeninin geleceği için bir ölüm kalım savaşı vermek zorundadır.

°º¤ø,¸¸,ø¤º°

İşte bu kitabın kapağına aşık oldum ben ^,^ Bir de Go Kitap'ın yeni uygulaması "mıknatıslı kapak" meselesi var ki.. Muhteşem! The 100'ı henüz alamadığım için nasıl olduğunu bilmiyordum ama gerçekten kullanışlı buldum, acaip hoşuma gitti.

İçerik ise tam beklediğim gibiydi. Ne eksik ne fazla. Çok büyük hayallerim yoktu ama hoş ve eğlenceli bir kitap bekliyordum ve aradığımı buldum. Eğlenerek okudum gerçekten ama bu kitapta
beklemediğim şey ise bu kadar akıcı olmasıydı. İnanılmaz etkilenmemiş olabilirim ama su gibi akıp gitti kitap.

Bir de bilim kurgu-romantik okumaya fırsat bulduğum bir tür değildi ama bu türü fazla okumasam bile çok seviyorum. (O nasıl oluyorsa...) Yani bu türün çıkan her kitabını okuyasım geliyor. Evrenin Ötesi, The 100, Evrenin Ötesi, These Broken Stars vs.. Bu kitapların muhteşem, inanılmaz etkileyici olmadığını biliyorum ama yine de.. Yine de en sevdiğim tür gibi bir şey, sonuçta bir çeşit fantastik sayılmaz mı? :)

Kitabın içeriği ise beklediğimden farklıydı. Daha doğrusu karakterler beklediğimden farklıydı. Cara, fazla idealist, Aelyx fazla... uysal? Hayır, uysal değil ama sessiz, sakin, kendi ırkını fazla muhteşem gören... Bilemiyorum! Yani bunlar fazla derken, beklediğimden fazlaydı yani.

Olaylar ise beklenmedik olma açısından gerçekten bir harikaydı. Özellikle bazılarında çok şaşırdım, kendime inanamıyorum ama ağladığım yerler bile oldu. Hayır, kitabın sonunda değil ama. Kitabın sonuna atlayacak olursak bence ne çok üzücüydü, ne de mutluluk verici. Yani mutlu etmediği kesin de, ben öyle çok da üzülmedim. İkinci kitabı da çok merak ediyorum ayrıca. Kapağı da çok hoş ve anlamlı olmuş :D

Sonuç olarak.. Neden bizim eve de gökten taş gibi bir uzaylı düşmüyor ki? Ama benim inancım tam, gelecek sonunda bize de bir tane. Yani illa Aelyx gibi olacak değil, bir Eron veya bir Jaxen'a da razıyız ;) 

Okurken eğleneceğiniz, güldürüsü, heyecanı bol, akıcı bir kitap istiyorsanız.. Ve tabii ki uzaylılara karşı bizim gibi sempati duyuyorsanız Yabancı'ya bir şans vermelisiniz bence ^,^


Yazar: Melissa Landers   Yayınevi: GO!   Sayfa Sayısı: 424
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,00

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

15 Kasım 2014 Cumartesi

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında - Kitap Yorumu & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Merhaba arkadaşlar! Efsane geri döndü! (Bu ben oluyorum) Sınavlar bitti ayrıca eve internetimiz geldi sonunda. Ben de önceden okuyup da yorumlayamadığım kitapları yavaş yavaş yorumlamaya başlayacağım artık. Ve bugün 16. Kitap Canavarlı turumuzun konuğu olan İki Hayat Arasında kitabının yorumu listemin başında geliyor. 

Bu kitabı okumayanlar için kitap nasıl görünüyor bilmiyorum fakat bu kitap ne fantastik, ne de gerçek hayat. İkisinin ortasında, ilk defa deneyimlediğim bir yerde kurmuş dengesini. Ben sanırım fantastik bir kitap bekleyerek başlamıştım. Yani bir bakıma fantastik de denebilir ama... Ah, bilemiyorum, bu kitap her şeyin "arasında" kalmış.

Kitabın sonu bile arada kalmış. İyi mi kötü mü ben karar veremedim. (Spoiler içeren kısımlarda derine ineriz :D) Ben de kitabı bitirince arada kaldım açıkçası. Beğendim evet, bu kesin. Ama tamamen bağlanamadım, kendimi veremedim kitaba bir türlü. Ben bunun başrolle alakası olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa iki hayatta da Sabine, "normal"liği bulmaya çalışan alışılmadık bir karakter. Ethan ise gerçekçi kurgunun hayat bulmuş hali. Ama Ethan'ı seviyorum, Maddie ve Capri'yı de seviyorum. Ryan'ı sonlara doğru sevmeye başladım.

Kızın hayatlarından ise tabii ki Roxbury favorim. Saçları giyimi, hayatı.. Kesinlikle Wellesley'nin samimiyetsiz muhteşemliğine tercih ederdim.


Spoiler
Bana kalırsa kızın Roxbury'de bir kliniğe düşmüş olması kitabı en çekici yapan olaydı. Kız her ne kadar nefret ediyor olsa da ben zevk aldım. Evet, sadistçe. Ayrıca bir süre boyunca ben de kızın şizofren falan olduğunu düşünmedim değil. Yazar bu ikilemi bana yaşattı ve gerçeği anlama sürecim sanırım kitabı sevmemde en büyük rolü oynadı.

Fakat birkaç şeyi yazarın belli etmediğini söylemeden geçemeyeceğim. Ethan'ın yorgun görünüşü, iki hayatın olmasının mükemmelliği hakkındaki konuşması vesaire bana Ethan'ın öleceği yönünde büyük bir ipucu bırakmıştı açıkçası. Tamam bunda biraz da okuyanların, kitabın sonunun kötü olmasına ilişkin görüşleri de yok değil açıkçası. Ama sadece bununla da kalmıyor.

Kitabın başında Wellesley'de Ryan'ın arkadaşları veya "arkadaşı"ndan bahsetme şekli garipti. O anda önemsiz gibi görünse de yazar sanki "bu kısma dikkat çekiyorum" diye dipnot düşmüş gibiydi. Hatta Etha ortaya çıkmadan önce "Acaba hikayedeki erkek karakter abisinin arkadaşı mı olacak?" diye düşünmüştüm. Kitabın sonunda o kişi Ethan versiyon.2 çıkınca da haliyle çok fazla şaşıramadım.
Spoiler Sonu


Ama gerçekten gerçekçilik açısından bu kitap beni kendine hayran bıraktı. Kitabın başındaki Sabine ve kitabın sonundaki Sabine'i kıyaslayınca ortaya göz ardı edilemeyecek bir fark çıkıyor. Çok daha olgun ve mantıklı hale geldi. Ve bunun 18 yaşını bitirmesiyle alakası olduğunu hiç sanmıyorum.

Bu kitap benim için farklı bir deneyim oldu. Ne tamamen fantastik, ne de tamamen aşk. Bu kitap bir kızın kocaman bir -iki- dünyada yapayalnız mücadelesiydi. Ve bu konu ilginizi çekiyorsa, bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20



Çekiliş 


a Rafflecopter giveaway

12 Kasım 2014 Çarşamba

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında (Between The Lives) - Tanıtım & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

2 Kasım 2014 Pazar

Destroy Me (Shatter Me #1,5) - Tanıtım & İnceleme


Back at the base and recovering from his near-fatal wound, Warner must do everything in his power to keep his soldiers in check and suppress any mention of a rebellion in the sector. Still as obsessed with Juliette as ever, his first priority is to find her, bring her back, and dispose of Adam and Kenji, the two traitors who helped her escape. But when Warner’s father, The Supreme Commander of The Reestablishment, arrives to correct his son’s mistakes, it’s clear that he has much different plans for Juliette. Plans Warner simply cannot allow.


"O, BENİ SEÇECEK."

Warner, Warner, Warner...

Bu kitabı okuduktan sonra, belki de Bana Dokunma'yı okumamın üzerinden uzun zaman geçtiği için, neden Team Adam'ı seçtiğimi anlayamadım, veya hatırlayamadım demeliyim. Belki de Juliette her türlü Adam'ı seçtiği ve seçeceği için, psikolojimi bozmak istememişimdir. Bilemiyorum.

Birçoğunuzun bildiği üzere Destroy Me, Juliette kaçtıktan sonra, Warner'ın başından geçenleri yine Warner'ın bakış açısından bize yansıtıyor. Warner'ın kurşun yarasından başlayıp, kalbindeki yaraya kadar uzanıyor. 

Kitaba başladığımda Warner'ı kısaca, psikolojik sorunları olan, histerik ve takıntılı bir karakter olarak tarif edebilirdim. Kitabı bitirince ise ne düşüneceğimi bilemez oldum. Spoiler kitabın sonunda Warner Juliette hakkında sanrılar görmeye başlayana kadar, Warner'ın düzelmeye başladığını düşünmüştüm. Ama bir anda eskisinden de kötü oldu. Spoiler Sonu

Kitabın sonunda şok oldum ve bir daha Warner'ın perspektifinden okuyamayacağımız için üzüldüm açıkçası. Warner'ın bu kitaptan sonra yaşayacaklarından sonra ne hale geleceğini merak ediyorum..


Kitabı okumak istemeyenler için en can alıcı noktaları kısaca yazmaya çalışacağım:
Yüksek Derecede Spoiler
Öncelikle bildiğiniz gibi Warner yaşıyor ve uğradığı ihanetten dolayı şokta. İhanet eden askerlerinin ölüsünü ve Juliette'in geri dönmesini istiyor. Bu arada bütün sektörlere yayılan haber Warner'ın, nefret ettiği, ruhsuz, duygusuz babası da bu haberi duyuyor ve olaylara el koymak için Sektör 45'e yani Warner'ın başkanlığındaki yere yerleşiyor. Warner durumdan inanılmaz rahatsız. Ama sonra babasından öğreniyor ki, Juliette gibi farklı güçleri olan birçok insan var, ve örgütlendikleri gizli yer de bunun cabası. Warner bu durumda babasıyla iş birliği yapmasının farkında ama ortada bir sorun var: Babası Juliette'i ölü istiyor. Bu Warner'ın bütün planlarını suya düşürüyor çünkü... Warner Juliette'e aşık. Bu yüzden Juliette'i babasından habersiz ilk kendisi bulması ve her ne kadar istemese de ona kaçmasını ve yapabildiği kadar uzaklaşmasını söylemek zorunda.

En önemli kısım ise, Warner tavan arasını -Juliette'i en son gördüğü yeri- bir ipucu için araştırırken Juliette'in günlüğünü buluyor. Ve okumaya başlıyor. Okudukça Juliette'le ne kadar çok ortak noktaları olduğunu farkediyor ve okudukça Juliette'e daha çok aşık oluyor. Warner. Juliette'i. deli gibi. istiyor.
Spoiler Sonu


Benim kitapta en çok beğendiğim kısım Juliette'in günlüklerinden alınan kesitlerdi. Olur da bir yerde Unite Me kitabını bulursam kesinlikle alacağım. Unite Me kitabı serinin 2 novellasına ek olarak Juliette'in günlüklerini içeren tek kaynak çünkü. E-kitap formatında ise bulamadım maalesef. Türkiye'deki yabancı dil satan site veya kitapçılarda da bulamadım. Gören duyan falan olursa lütfen bana da haber versin :(

Her neyse. Kısaca bu kitap bize Warner'ın Juliette'i ilk gördüğü andan, son gördüğü ana kadar olan olaylara Warner'ın perspektifinden bakma şansı sunuyor. Yani Team Warner için kaçırılmaz fırsat. İki kitap arasında okunması çok gerekli bir novella değil, ama Warner severler için büyük kayıp olabilir. Ben Warner'a çok bağlı değilim mesela ama yine de onun kafasına girip, düşüncelerini ve hislerini bu şekilde öğrenmek çok farklı bir deneyimdi.

Bir yorumumuza da burada noktayı koyuyoruz. Bir sonraki yorumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! 

Puanım: 3,5 -> Warner bizi yıktı geçti!

Sayfa Sayısı: 109   Yazar: Tahereh Mafi   Format: E-Book

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...