Nora'nın Kitaplığı : Chick-Lit
Chick-Lit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chick-Lit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2021 Cumartesi

Sahte Balayı - Kitap Yorumu

İki düşman kendilerini romantik bir balayında bulunca her şey olabilir – aşk bile…

Olive Torres ikizlerin şanssız olanıydı. Kardeşi Ami ise daima kazanırdı ve hatta hayallerinin erkeğiyle evleneceği düğününü, gelinliğini, balayını bile bedavaya getirmeyi başarmıştı. Evini ve işini kaybedip dibe vurmuş Olive ise tüm düğünü sağdıç (ve en büyük düşmanı) Ethan Thomas’la geçirmek zorundaydı.

Fakat düğündeki herkes –Olive ve Ethan hariç– korkunç bir gıda zehirlenmesi yüzünden hastanelik olunca Hawaii’de her şey dahil (bedava) balayı tatilini kaçırmamak için ateşkes imzaladılar. On gün boyunca birbirlerini olabildiği kadar az görmeye kararlılardı ama Olive her zamanki şanssızlığıyla müstakbel patronuyla karşılaşınca tüm planları altüst oldu.

Yeni evli numarası yapmak onları fazlasıyla yakınlaştıracak ve düşmanlıklarının ardındaki nedenler birer birer ortaya çıkacaktı.
Olive gerçekten uzun zamandır okuduğum en kötü romantik kitap başrolü olabilir. Başka bir şekilde tanımlayamıyorum o yüzden dümdüz söyleyeceğim: Saçma sapan davranıyor, beyni tam çalışmıyormuş gibi düşünüyordu. Kitabın temel taşını oluşturan kötü şans-iyi şans zırvası beni bayağı bir baydı, kitaptaki birçok şey gibi bu da fazlasıyla zorlama geldi. Sırf kitapta yaşananlar için mazeret bulabilmek adına Olive’in çok şanssız olduğu uydurulmuştu sanki. Ethan ise ikiye bölünmüş gibi tutarsız bir karakterdi. Kitabın başında başka bir karakter vardı ortasında başka bir karakter, sonunda yine başka bir karakter. Sanki kişilik değiştirip duruyordu. İkna olamadım. Bence yazarlar bu birlikte yazma işini pek becerememişler, ikisi de ayrı telden çalmış.

Kitapta romantik sahneleri çoğunlukla severek okudum ama her güzel şeyin bozulması gerek gibi bir kural izlercesine sürekli saçma sapan olaylar/kavgalarla karşılaşmamız da kitapta zorlama bulduğum bir başka şeydi. Tartışmalar çoğunlukla dünyanın en saçma sebeplerinden falan çıkıyordu ve sürekli göz devirerek okudum. Romantiklerde klişeleri severim lafımı geri alıyorum, görünen o ki ben yalnızca iyi işlenmiş klişeleri seviyormuşum ve Sahte Balayı’nı da bol bol klişe içeren bir kitap olarak sevmediğimi söyleyebilirim. Çoğu şeyden rahatsız bile oldum. 

Her şeye rağmen oldukça akıcı, çerezlik ve -nadiren de olsa- keyifli bir okuma oldu. Yine de önereceğim bir kitap olmadı maalesef... Normalde romantiklerde kitabı seversem mantıksız şeylere takılmam fakat belki de benim severek okuduğum tarzda işlenmemişti, o yüzden her şey battı sanki bana. Umarım bir sonraki kitabım böyle bir hayal kırıklığı yaşatmaz... 

 Yazar: Christina Lauren    Çevirmen: Bilgesu Yaprak    Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 312      GoodReads Puanı: 3.98

22 Mart 2021 Pazartesi

Nefret Oyunu - Kitap Yorumu

Düşman (isim):

1) Bir insanın yenemediği ya da üstesinden gelemediği bir rakip
2) Bir insanın felaketi
3) Joshua Templeman

Lucy Hutton ve Joshua Templeman birbirlerinden nefret ediyordu. Bu sadece hoşlanmamak ve birbirlerine katlanmak zorunda kalmak da değildi. Gerçekten nefret ediyorlardı. Ortak iki CEO'nun asistanları olarak karşılıklı çalışırken, duygularını pasif agresif yollarla birbirlerine göstermekten de hiç çekinmiyorlardı. Lucy, Joshua'nın işine neşesiz, sıkıntılı ve titiz yaklaşımını anlamıyor, Joshua ise Lucy'nin parlak elbiselerinden, acayipliklerinden ve iyimser tavrından dolayı hayrete düşüyordu.

Şimdi, aynı terfi için çabalarken çekişmeleri doruk noktasına ulaşmış ve Lucy, bu son oyunları neredeyse onu işinden edecek olmasına rağmen geri adım atmayı reddetmişti. Fakat Joshua ve Lucy arasındaki gerilim kaynama noktasına gelecek ve Lucy, belki de Joshua'dan nefret etmediğini fark etmeye başlayacaktı. Hatta belki de Joshua'nın da ondan nefret etmediğini. Yoksa bu sadece başka bir oyun muydu?
Herkese merhaba 🙋🏼‍♀️ Bugün tatlı mı tatlı bir romantik kitapla geldim. Nefret Oyunu’nu @salutececilia önerisi ile okuma listeme eklemiştim. Uzun zamandır romantik/ çerezlik bir şeyler okumaya fırsat bulamamışken Nefret Oyunu bana resmen ilaç gibi geldi. Seveni de sevmeyeni de bol olduğu için beklentisiz başlamıştım ve gerçekten bayıldım! Kitap resmen bana yetmedi, sonlara yaklaştıkça ama daha çok okumak istiyorum bunları diye mızmızlanırken buldum kendimi. Yazar kesinlikle “tadında bırakmanın” ne demek olduğunu biliyor. Çünkü tam anlamıyla kitabın tadı damağımda kaldı. Joshua’ya doyamadım!

Tabii ki bu kitabı okurken tamamen romantik-komedi okumanın rahatlığına bıraktım kendimi. Yoksa, kitabın içinde birazcık olsun gerçeklik payı olsa gerçekten deli olurdum. Gerçek hayatta bir yıl boyunca bu derece kaba davranabilen bir insanın sonradan 180 derece tersine dönebileceğine inanmam beklenemez tabii ki. Ama bu tarz kitaplar okurken çok sırıtmadığı sürece gerçekçilik arayıp bu tür şeylere takılmanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum.

Nefret Oyunu benim için çok eğlenceli ve tadından yenmez bir romantikti. Tek rahatsız olduğum nokta Lucy’nin sürekli eski erkek arkadaşlarının jokey boylarından yakınmasıydı. E hoşuna gitmiyosa neden hep kısa boylu erkeklerle çıktın, çıkmasaydın? Sanki onlar zorladılar, ne anlamı var şimdi uzun boylu biriyle çıkınca kıyaslayıp durmanın? Kıyasladığı yetmiyor bir de kendi 1.50 boyuna bakmadan onları aşağılıyor utanmadan 😂 Sanırım ben bu kitapta erkek tarafı oldum. Beş puanımın dördü Joshua için ✌🏻 Gerisi de kurgunun çok eğlenceli olmasına...

Yazarın diğer kitabı %99 Benim'in sonunda bu çiftimiz için bir ek bölüm var. O bölümü okuduğumda da tam olarak aynı şeyi düşündüm: YETMİYOR. O kadar tatlılar ki daha fazlasını isteyip duruyorum. Keşke seri olsaydı da bıkacak hale gelene kadar okusaydım... O zaman bu kadar aklımda kalmazlardı. Her neyse, uzun lafın kısası, Nefret Oyunu çok sevdiğim yetişkin-romantik türündeki kitaplardan birisi oldu ve filmi için sabırsızlanıyorum! 

 Yazar: Sally Thorne    Çevirmen: Onur Kınacı Birler    Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 384      GoodReads Puanı: 4.13

28 Kasım 2014 Cuma

KCBT 18. Blog Turu - Pabucumun Ajanı (#1) || Kitap Yorumu


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin
kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı,
fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.
Tuna Üstüner ise Enler listesinin zirvesinde bir yakışıklı,
holdinglerin genç veliahdı, titiz, disiplinli ve tam bir
Kurumsal Kasıntı.

Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral,
ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.
Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı.
Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize
mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve
ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek
için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!

Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ

Tuna, Deniz.. Deniz, Tuna - Tuna, Deniz - Tuna, Tuna, Tuna, Tu-

Ay pardon kusura bakmayın, kitabı yeni bitirdim ve kafam biraz.. anladınız siz bence :D Nerede benim ikinci kitabım demiyorum şu an. Çünkü bence her şey böyle kalsın. Zaman dursun. Çünkü ikinci kitapta ortaya çıkacak sorunları ve bunların yıkıcı etkisini az çok tahmin edebiliyorum.

Heer neysee.. Baştan alalım. Kitaba ilk başladığımda burun kıvırıp "Bunu mu abartmışlar?" dediğim doğrudur. Ama bitirdiğimde beğenenlerin neden beğendiğini anladım. Tuna için! Falan dermişim. Hayır, yani biraz ve çok, evet. Ama tek neden bu değil. Hafif klişe bir konu ve klişe karakterler -muhteşem erkek, paspal kız- Asude'nin elinde yeniden hayat bulmuş gibi bu kitapta. Tamam, ben yine de çok  Deniz taraftarı değilim ama Tuna taraftarı olduğum kesin. Eh, Tuna Deniz'i seviyorsa biz de seveceğiz mecbur :D

Dikkat Aşk Çıkabilir ile bu kitabı karşılaştıracak olsam, kesinlikle bu kitabı seçerim. Çünkü orada Martin'e ve İlkim'e böyle ısınamamıştım. Ne bileyim işte Tuna > Martin bence. İki erkek de aşırı korumacı öküzler olabilir ama Tuna daha çok içime sindi benim. Hem Deniz'i olduğu gibi kabulleniyor. Örnek al Martin -,-

Farketmişsinizdir, bu tür kitaplar pek benlik değildir. Yani beni hiçbir zaman yüzde yüz etkilemiyor, o yüzden yapmacık bir yorum yazmak istemem. Ama çok bayılmadığım bir tür bile olsa, bu türde okurken en çok keyif aldığım yazarlardan biri Asude ve Asude'nin şimdiye kadar okuduğum kitaplarından da Pabucumun Ajanı favorim oldu.

Sonuç olarak bu kitabı, romantik-komedi, çik-lit tarzı kitaplar sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Okurken toplum içinde olmamaya özen gösterin çünkü tutamadığınız kıkırdamalar ağzınızdan kaçınca millet size deli muamelesi yapabilir... (Test edildi, onaylandı.)

Seri Kitapları:
Pabucumun Ajanı-1
Pabucumun Ajanı-2

Yan Seri:
Dikkat Aşk Çıkabilir

Yazar: AsuDe   Yayınevi: Ephesus   Sayfa Sayısı: 504
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,55