31 Temmuz 2016 Pazar

KCBT 28. Blog Tur || Poseidon Varisi (Of Poseidon #1) - Kitap Yorumu

Hayatının aşkından vazgeçebilir misin?

Emma ile tanışana kadar, herhangi birini öpmek aklının ucundan bile geçmemişti. Son zamanlarda ise, dudaklarında onun dudaklarını hissetmekten başka bir şey düşünemiyordu.Galen, balıklarla iletişim kurabilen bir kızı bulmak için karaya gönderilmiş bir Syrena prensiydi. Emma ile tanıştığında aralarında ikisini de sarsan, güçlü bir çekim oluştu. Aradığı kız o olabilir miydi?

Onunla vakit geçirdikçe, Galen aradığı kızın o olduğunu anlamıştı. Ama onun yeteneklerinin farkına varmasını sağlayabilecek miydi? Ve de en önemlisi, ona karşı hislerini bastırabilecek miydi? Emma krallığının anahtarı olabilirdi ama kalbinin anahtarı olması mümkün değildi.


 Evet arkadaşlar, an itibariyle karşınızda yeni reading-slumptan çıkış biletimiz bulunuyor. Poseidon Varisi'ni bu yıl okuduğum -az miktarda- kitabın en akıcısı ilan ediyorum. Akıcı olduğu kadar sarıyor da ayrıca. Sadece içeriğine şöyle bir göz atayım derken kitabı yarıladığım gerçeği beni gerçekten şaşırttı. 

İçerik olarak çok derin olmadığını, hatta birçok klişeyi de barındıracak şekilde yüzeysel olduğunu söyleyebilirim. Ama bir yandan da yeteri kadar tatmin ediciydi benim için. Beni reading-slumptan çıkardı diyorum, bana nasıl daha büyük bir iyilik yapabilir ki? Zaten çoğu kitabın bu kadar akıcı hale gelebilmesi için içeriğinin derinliğinden bir şeyler kaybetmesi gerekiyor sanırım. Çoğunun, diyorum çünkü az sayıda da olsa inanılmaz akıcı ve bir o kadar da etkileyici olan kitaplar var hepimizin bildiği. 

Genel içerikten çok fantastik içeriğe gelecek olursak.. Denizkızları.. Ups! Hayır. Kendilerine böyle hitap edilmesinden nefret eden Syrenalılar var kitapta fantastik öğre olarak. Su hayatı, çok sık karşılaşmadığımız bir fantastik dünya ve ben biraz da bu yüzden sömürerek okudum kitabı. Gerçekte, şekil değiştirenleri, vampirleri, melekleri, perileri çok seviyorum ama biraz değişikliğe ihityacım varmış. Özellikle de yüzgeçleri olan bir değişikliğe :D Bana nereden esti bilmiyorum ama biraz uzaylı kitaplarına benzetmediğimi söylersek de yalan olur gerçi. Fantastik öğeler açısından yine çok derin bir dünya yoktu ama kesinlikle beğenimi kazandığını söyleyebilirim. Böyle güzel farklılıklara nasıl hayır diyebilirim ki?



Karakterler için çok yorum yapmayacağım çünkü iyilerdi güzellerdi fakat klasik young-adult alışılmış karakterlerinin dışında pek bir orjinallikleri yoktu hatta kitap boyunca Galen'ın da Emma'nın da bazı davranışlarına 360 derece göz devirdiğimi itiraf etmeliyim. Kitabın sonunda göz devirmemi sağlayan en büyük şey ise kitabın sonunda ortaya çıkan 'büyük' sırrı daha başından tahmin etmiş ve kitabın sonunda aa inanamıyorum, doğru ya gibi şaşırma ifadeleri kullanamadığım için genelde serilerin heyecanlı biten ve diğer kitap için yalvartan sonlarında bu heyecanı yaşayamamış olmamdı.


Teknik detaylara gelince, basım kalitesi, cildi, hatta sayfa kalınlığı bile DEX'ten beklemeyeceğiniz kadar iyiydi bana kalırsa. DEX ilk ciltli kitabında yeterli bir başarıya ulaşmış bence ve son zamanlarda seri devamlarını çıkarmasıyla ve -bundan sonra da böyle devam edeceğini umuyorum- basım kalitesini artırmasıyla gözümde kaybettiği değeri yeniden yavaş da olsa kazanmaya başladığını söyleyebilirim.
    Bence yeterli bir Grom tasviri ;)

Şimdi gelgelelim en sıkıntılı kısıma ve en büyük eleştirime. Tüm okları üzülerek çeviriye yöneltiyorum. Özellikle gözüme batan kalıp 'sürekli' olarak "Amanallahımyarabbim" veya "Amantanrımyarabbim" kalıplarının -aynen bu şekilde- kullanılması. Bu nasıl bir tepki? Gözlerim kanadı! Hanig insan 'Aman Tanrım'ı ve 'Ya Rabbim'i aynı cümle içinde kullanır ki ayrıca. Ah, pardon konudan sapmayalım. Bunu günlük hayatında kullananlar olabilir fakat TDK'da yeri olduğunu hiç sanmıyorum. Yani tamam, günlük hayatta kullandığımız kalıplar da olacak tabii ki ama işi bu kadar ileri götürmeye gerek olduğunu hiç sanmıyorum. 
İlk gördüğümde gülüp geçtim ikincisinde bir "cık cık"ladım ama her sayfada aynı şeyi görmeye başlayınca neredeyse kitabı fırlatacaktım. O an tam kendinizi olay örgüsüne kaptırmışken Emma'nın bir anda böyle bir tepki vermesini hayal edemiyorsunuz. Bir anda akış bozuluyor kafanızda oluşan senaryo cam kırıkları gibi dağılıyor, olaydan kopuyorsunuz ve hemen arkasından sinirle karışık bir kahkaha atma isteği geliyor. Ciddiyim, sırada ne var şiveli çevirmeye mi başlanacak? 
Herneyse, şu kalıp beni özellikle çok rahatsız etti fakat tek sorun bu değildi; çeviride anlaşılmaz, olayın akışıyla alakasız sanki kelime kelime çevrilmiş gibi duran cümleler, akışa uymayan eğreti kalıplar vardı. Düzeltmesi gözden kaçan kısımlar da vardı. Cidden bu konuyu uzattığım için üzgünüm, gerçekten eleştirinin geliştirmeye katkısı olduğunu düşünmesem eleştirimde çeviriye olumsuz olarak yer vermem ama bu sefer yer vermemin yeterince gerekli olduğunu düşünüyorum. 
Gerçi işin aslı, bu durum kitabı okumamı zevksiz bir hale getirdi mi? Hayır. Sadece aralarda dikkatimi uyarıya gerek olduğunu düşüneceğim kadar dağıttı. Benim gibi okurken çeviriden çok etkilenen biriyseniz sizin de mutlaka fark edeceğinizi düşünüyorum.


Sonuç olarak fazlasıyla akıcı, çok etkileyici olmasa da vakit kaybı olmayacak kadar eğlenceli, bir de sıkıldığınız fantastik öğelerden uzaklaşıp sizi yeni -ve biraz da ıslak- bir dünyayla tanıştıracak bir kitap istiyorsanız, Poseidon Varisi size gönül rahatlığıyla önerebileceğim yegâne kitap olur. Bu arada yıl boyunca neler okudum gibi eski okuduklarımı hatırlayıp yorumlamamı gerektirecek zorlu bir tag'den sonra, bir kitabı okur okumaz yorumlamak kesinlikle ilaç gibi geldi. Ve işte, Kitap Canavarları ile yaptığımız bir tur yorumumun daha sonuna geldik. Instagram üzerinden yaptığımız çekilişe katılmayı da unutmayın. 

Herkese keyifli okumalar, hoşça kalın!


Yayınevi: DEX     Yazar: Anna Banks     Sayfa Sayısı: 348

GoodReads Puanı: 4,05    Çevirmen: Melis Tarhun Soyer     Basım Tarihi: Temmuz 2016

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...