22 Temmuz 2014 Salı

Meleğin Düşüşü (Penryn & the End of Days, #1) - Tanıtım & İnceleme


Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. 

Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. 

Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. 

Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. 

Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


İşte bu. İhtiyacım olan şey tam olarak buydu. Harika, sürükleyici, bana okuma hevesi kazandıracak muhteşem bir fantastik. Eh, bir de melekler tabii. Bu kitabı okuduğumda farkına vardım ki melekler üzerine yazılmış senaryolar genel olarak meleklerin kötü olması üzerine yazılıyor. Veya kötü meleklerin (düşmüş, kovuşmuş vs..) üzerine. Örn: Supernatural, Melek Serisi, Fısıltı vs.. Yani tabii ki iyi olanlar da var aralarında ama ana konu olarak söylüyorum. Sadece dikkatimi çekti. O kadar :D

Bu kitabı ilk okumaya başladığımda yine Dex'ten çıkan Melek serisine benzettim. Gerçi çok daha kaliteli, ona bir lafım yok ama okudukça aklıma geliyordu. Bir süre sonra unuttum gitti tabii ki. Kendimi resmen kitabın senaryosuna kaptırdım. Harikaydı.

Karakterleri, senaryosu, betimlemeleri, akıcılığı, bıraktığı etki.. kesinlikle en üst seviyelerdeydi. Gerçi gariptir ki kitabı dümdüz bir suratla okudum, ne ağladım ne güldüm, ama bunun benimle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Veya kitabı okurkenki uykulu beynimle.


Spoiler.
Kitapta en sevdiğim karakterlerden biri kızın manyak annesi oldu. Ben, şahsen, annesinin iblislerinin gerçke olduğu düşüncesindeyim. Bu işin altında bir iş var. Kesin.

Raffe'nin yeni kanatlarını sevmedim. Normal ben severdi, çünkü çok havalılar, ama sanırım Raffe'nin haline üzülüyorum. Başka açıklaması olamaz.

Kitapta dış görünüşlerden fazla bahsedilmiyordu. O yüzden aklımda bir Penryn'in saçları bir de Raffe'nin gözleri kalmış. Ama böyle hayal etmek daha kolay :D (Tamam bu pek spoiler olmadı.)

Biri bana Uriel ve Beliel'ı paket yapıp getirsin. Öldüresim var.

Peki Paige'e ne demeli? Üzülsem mi şaşırsam mı bilemedim. Ya da midem mi bulansa acaba? Ama Paige'in sorumluluğu Penryn'e fazlaydı gerçekten. Artık Paige'in de kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesinin zamanı gelmişti. Ne ironi ama (!)

Gerçi bu haliyle, Penryn için daha büyük bir sorumluluk mu oldu yoksa üzerindeki yükü mü hafifletti, iyi bir tartışma konusu olur. Göreceğiz artık.
Spoiler Sonu.


İkinci kitabı hemen istememe rağmen biliyorum ki çok geciktireceğim. Ama yine de bu istememe engel değil. Seri şu an 5 kitap görünüyor. Ve iki kitap sanan ben inanılmaz mutlu oldum. Üçüncü kitabın yurt dışında çıkış tarihi 14 Mayıs 2015 olarak görünüyor. Daha çok mu var ne :/

Eveet bugünlük de bu kadar. Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 5  -> Muh-te-şem-di!
Sayfa Sayısı: 316   Yazar: Susan Ee   Yayınevi: DEX

Okuma Şenliği 1. Ay Raporu




Merhaba arkadaşlar! İlk ay raporum ile karşınızdayım. Maalesef bu ay çok az kitap okumuşum. (5 adet) O yüzden iddialı falan değilim yani. Umarım önümüzdeki ay daha fazla okuyabilirim. İşte okuduğum kitaplar ve kategorileri:

10. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Deliryum - Lauren Oliver || 504 sayfa

22. Kategori (10 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap.
Susan Ee - Meleğin Düşüşü || 316 sayfa

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
Kara Cadı - Nora Roberts || 424 sayfa

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Dikkat Aşk Çıkabilir! - AsuDe || 528 sayfa
Beni Orada Bulacaksın - Jenny B. Jones || 392 sayfa

Şimdilik bu kadar gözüküyor. Puan hesaplamasına geçelim o zaman, umarım hata yapmam.

Toplam 5 kitap okuduğum için 5x10=50 Puan
2.164 sayfa okuduğum için 21 puan
Toplamda 50+21= 71 puanla ayı kapatıyorum.

Keşke son kategorilerdeki tüm kitapları okusaymışım diyorum ama ne yapalım artık bir dahaki aylara :D Hoşçakalıın!

19 Temmuz 2014 Cumartesi

KCBT 12. Blog Tur - Kara Cadı (The Cousins O'Dywer #1) || Kitap Yorumu & Çekiliş


İlgisiz anne babası yüzünden Iona Sheehan, adanma ve kabul edilme özlemi duyarak büyür. Büyükannesinden her ikisini de nerede bulacağını öğrenir: yemyeşil ormanlar, göz kamaştıran göller ve efsanelerle dolu bir ülkede.

İrlanda.

Iona bir at çiftliğinde iş bulduğunda, işletmenin sahibi olan Boyle McGrath ile tanışır. Bir kovboy, bir korsan ve vahşi bir kabile savaşçısı gibi görünen Boyle, Iona'nın en büyük üç fantezisinin birleşimidir.

Iona burada kendisi için bir yuva kurabileceğini -ve bu Boyle'a sırılsıklam âşık olmak anlamına gelse de- hayatını dilediği gibi yaşayabileceğini fark eder. 

Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Iona'nın ailesine yüzyıllardır musallat olan ve mağlup edilmesi gereken kadim bir kötülük vardır. Umut ve sevgi için aile ve arkadaşlar hem birbirleriyle hem de birbirleri için savaşacaklardır.


12. Kitap Canavarları turumuzun 4. gününde Kara Cadı kitap yorumumla birlikteyiz. Bu yazarımız Nora Roberts'tan okuduğum ilk kitap ve kesinlikle son olmayacak.

Fantastik okumayı özlemişim gerçekten. Gerçi daha önce hiç başrolde cadıları konu alan bir kitap okumamıştım. Hani cadılar genelde yan rollerde olurdu. Belki de o yüzden bu kitabın mistik yanı çok hoşuma gitmiştir.

Zaten kitabın büyülü, cadılı, fantastik kısımlarına bayıldım. Ama romantizm fazla geldi biraz. Fantastikten daha ağır basıyordu ve belki beklediğim bu olmadığı için biraz sıkıldım. Yani romantizmi iyiydi, ama fantastik-macera yönünü solluyordu. Belki aksiyon biraz daha artsa romantizm daha çok hoşumuza giderdi.


Çünkü tüm kitap tek bir olaya odaklanmış ve o olay gerçekleşene kadar aradaki küçük heyecanlarla yetinmeye çalışıyor gibiydik. Büyük olay da tatmin edici değildi. Yani yazarın romantizm kadar fantastik ve macera kısmına özen gösterdiğini düşünmüyorum. Kitapta gördüğüm tek eksik buydu sanırım.

Aslında kitabın çok kısa bir kısmı geçmişi anlatıyor fakat ben her nasılsa o kısmı tüm kitaba değişirdim. Günümüz kısımları güzel olmadığı için değil. Sadece geçmiş kısımları fazla etkileyiciydi bence. İlk okuduğumda değerini anlayamamıştım kitabı anlamaya çalışmaktan ama şimdi dönüp baktıkça daha çok hoşuma gidiyor.

Böyle şöyle derken bir yorumun daha sonuna geldik. Bu aralar o kadar şey üst üste geldi ki yaz olmasına rağmen doğru düzgün kitap okuyamıyorum. Turlar da arka arkaya gelince okumak istediklerimi / sizin önerdiklerinizi okumaya zaman bulamıyorum. Bu durumun yakın zamanda değişmesi dileğiyle, hoşçakalıın!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 4  -> Bayıldım! Sadece beni kendine aşık edemedi :)
Sayfa Sayısı: 424   Yazar: Nora Roberts   Yayınevi: Epsilon


Çekiliş

a Rafflecopter giveaway

18 Temmuz 2014 Cuma

KCBT 12. Blog Tur || Nora Roberts - The Cousin's O'Dywer Üçlemesi & Çekiliş

1. Kara Cadı / Dark Witch


Serinin ilk kitabı Kara Cadı, başka bir ülkede yaşayan Iona'nın kuzenlerinin yanına taşınmasıyla başlıyor. Kara Cadı üçlüsü böylelikle tamamlanmış oluyor ve Cabhan adlı -tabiri caizse- kötü ruha karşı savaş başlıyor. Kara Cadı üyelerinin her biri bir hayvanla bağlantılı. Iona için de bu hayvan, atlar. 

Iona bir at çiftliğinde kendine iş buluyor ve patronu Boyle McGrath'a aşık oluyor. Aşkın gücü ve kanbağının yardımıyla Cabhan'ı yenecek güce sahip olabilecekler mi?

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

2. Shadow Spell


Serimizin ikinci kitabı ise kuzenlerden şahinci olan Connor O'Dywer'ı ve diğer kuzenimiz Branna'nın en iyi arkadaşı hatta kanbağı dışında her anlamda kardeşi olan Meara Quinn'in aşkını ele alıyor. 
Şimdiye kadar birçok kadın Connor'ın yatağında bulundu, ama hiçbiri kalbine ulaşamadı. Meara hariç. Meara ise kendini bu aşka kaptırmaktan, Connor'la aralarında olan arkadaşlığı, daha fazlası için kaybetmekten korkuyordu.

Yurtdışı Çıkış Tarihi: 25 Mart 2014
Sayfa Sayısı: 319

Orjinal dilinde satın almak için: Amazon

3. Blood Magick


Serinin 3. ve son kitabı Blood Magick. Bu kitapta ise tahmin edebileceğimiz gibi diğer kuzen Branna O'Dywer ve Finbar Burke arasındaki eski zamanlara dayalı ilişki anlatılıyor. Branna; her konuda güçlü ve bildiğiniz kick-ass bir hatun. Hayatındaki her şey yerli yerinde ve olması gerektiği gibi. Bir şey hariç: Aşk. Fin'e karşı ördüğü duvarlar yıkılmaya başladığında, aşk da olması gerektiği yeri bulacak gibi görünüyor.

Yurtdışı Çıkış Tarihi: 28 Ekim 2014
Sayfa Sayısı: 336

Orjinal dilinde satın almak için: Amazon

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Kick Ass (Göster Gününü) 1-2 || Film Yorumu & Trailer

Kick Ass-1

Mark Millar’ın aynı adlı çizgi romanından uyarlanan filmde, çizgi romanlara ve süper kahramanlara ilgi duyan Dave süper kahraman olmaya karar verir. Yeşil kostümü ile kötülerin peşine düşen Kick-Ass'in karşısına birbirinden ilginç karakterler çıkar.


Kısa ve öz tanıtımımızdan da anlaşıldığı gibi, her şey süper kahraman olma özentisi ezik bir ergenle başlıyor: Dave. Ve öyle devam ediyor. Nedense hiç uzun uzun tanıtım yapasım gelmedi bu sefer. -Dikkat! Giflerdeki Dave değil :D-


İlk olarak söylemem gerekirse başrol tamamen bir gerizekalı. Aşırı cesaretli bir aptal. Bence. Ayrıca bu film ağzımı bozdu. İngilizce küfür dağarcığım genişledi. Ayrıca beklediğimden daha fazla kan vardı kesinlikle. Beni rahatsız etmedi tabii ki ama her ne kadar çocuk filmi gibi dursa da belirli bir yaşın altındakiler için psikolojiye farkında olmasalar da kötü etkileri olur. 13 yaş ve altına tavsiyem: İZLEMEYİN. 


Devam ediyorum, böyle bir giriş yapmamın aksine filmi çok eğlenerek ve kahkahalarla izledim. Ve beğendim! O yüzden hemen ikinci filme başladım. Ama filmi beğenmemin en önemli unsuru şüphesiz Chloe Grace Moretz'di. Kesinlikle favori karakterim ve iki filmi de baştan sona eğlenceli kılan yegâne karakterdi. Asıl Kick-Ass bu arkadaşlar. O sümsük tipliye inanmayın -.- (Yazar burada nefretini kusuyor, aldırmayın)

Kick Ass-2
Dikkat! 1. film hakkında spoiler içerir! -gifler dahil-

Evet spoiler içeriyor. Yanlışıkla gözünüz kayar diye bir daha yazayım dedim ^,^ İlk filmi izlemediyseniz spoiler sonuna kadar yorumu okumayınız.

Ne yalan söyleyeyim, babasının ölümü beni de üzdü tabii ki. Mindy'nin yani. Tecrübeli adamdı sonuçta. Bizim sümsük Kick-Ass'i de eğitmesini isterdim. Fakat o görev sonunda bizim kıza kaldı -.-

(Show's over motherf*ckers)

2. film hakkında spoiler -gifler dahil-

The Motherf*cker kendi adını ilk söylediği zaman yerlere yatarak gülmüştüm. Olaydaki ironi güzel olmuş. Zaten bu filmin yarısını gülerek geçirdim. Oğlanın babasının ölümü kötü oldu bu arada, ama pek etkilendiğim söylenemez. Çocuk haklı, onun suçuydu. 

Mother Russia filmdeki en kick ass hatun(!)du sanırım. Sinir oldum, sevgili Hit Girl icabına bakınca da (gifteki gibi) çok minnettar kaldım. Ellerine sağlık.




İkinci filmde Kick-Ass'in aptal davranışları biraz daha düzelmişti şükürler olsun ki. İşlerin ciddiyetinin geç de olsa farkına vardı. Aklı başına geldi. O yüzden ikinci filmde ona daha ılımlı bakmayı başardım sanırım.

Film sonunda ise Mindy'nin Dave'i öpmesi hiç hoş olmadı. Ah, hadi ama kızım! Sen çok daha iyilerini hak ediyorsun. İki six-pack yaptı diye değişmedi ki çocuk. Değil mi? Değişti mi? Peki. 


Spoiler Sonu

Sonuç olarak ben 2. filmi daha çok sevdim. İlkini de sevdim. İkisini de sevdim yani :D Favori karakterim Mindy a.k.a Hit Girl -ki bunu zaten söylemiştim. En nefret ettiğim ise Chris D'amico. -Özellikle 2. filmde- Ama onsuz da geçmezdi film, iyi güldürdü.

Kısacası bu film yine iyi ve kötü savaşı gibi. Komedi, aksiyon, dışardan göründüğünden çok daha fazla kan ve ölüm, belki biraz da romantizm içeriyor. 3.sü çıkarsa seve seve izlerim, eleştirilerim çoğunlukta gibi dursa da tam tersine beğendim filmi. Yaşınız tutuyorsa siz de izleyin derim. Ama -ben her ne kadar eğlensem de- saçma bulma ihtimalinizi de göz önünde bulundurun. Düşünce meselesi :P

Puanım: 4,5   IMDB Puanı: 7,8 & 6,8
Süre: 117 & 103 dk   Tür: Aksiyon, Komedi, Suç


Kick Ass #1 Trailer

Kick Ass #2 Trailer

11 Temmuz 2014 Cuma

KCBT 11. Blog Tur - Dikkat! Aşk Çıkabilir || Asude'nin Kitapları & Çekiliş

Yayınlanmış Kitapları

1. Gül ve Avcı


Bir başkaldırıdır aşk... Önce isyancısını yıkar!

Bir Erkek
Varlığı hem tehlikeli ve korkunç, hem de sonsuza değin güçlü ve korunaklı Onun karşı konulmaz etkisine kapılan bir kadın sıcak bir gülüşüyle ısınabilir, mavi gözleriyle sonsuz bir denize açılabilir, siyah saçlarıyla zifiri bir geceye korkusuzca dalabilirdi. 

Ona yaklaşmak ise ateşe çırılçıplak yürümek demekti.

Bir Kadın
Hem bir Tanrıça kadar sarsılmaz, hem de titremeye hazır bir yaprak gibi ürkek ve utangaç Bir erkeği masumiyetiyle prangasız tutsak edebilir, incindiğinde ise bütün dünyaya kafa tutabilirdi. Kalbi ve masumiyeti acımasızca ihlal edildiğinde artık onun için ateşe yürümek zamanı gelmişti. 

Kadın ateşten korkmuyordu, çünkü çoktan yanmıştı.

Evelyn Rosa Drummond, en değerli varlığı olan kalbini bu tehlikeli adama sunduğunda onun aşkına erişebileceğine inanmıştı. Oysa tüm varlığını emanet ettiği Harewood Dükü Julian Benedict Wharton tarafından bir fahişe olarak görülmek gibi korkunç bir yanılgının kurbanı olmuştu.

Ve talih, karşısına dayanılmaz bir intikam fırsatı çıkardı. Herkesin çekindiği bu tehditkâr ve gizemli adama yapılan cinayet suçlamasını ispatlayacaktı. Oysa Julianın en yakınına kadar sızmayı başardığında, kalbinin müthiş bir sınanmaya tabi tutulacağından habersizdi.

Gönlünü bir kez daha bu cazibeli adama kaptırmayacağına söz vermek ise gölgesine sığındığı bir yalandan öteye gidemeyecekti!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 464   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 22 TL   Dil: Türkçe

2. Pabucumun Ajanı


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise 'Enler' listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı. Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan. Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 504   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 25 TL   Dil: Türkçe

3. Dikkat Aşk Çıkabilir


Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar Ama evlendiler!
Uslanmaz bir asosyal olan İlkimin hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur. 

Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır.

Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.

Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerikaya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. 
Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Sayfa Sayısı: 528   Yazar: Asu De   Yayınevi: Ephesus
Liste Fiyatı: 25 TL   Dil: Türkçe


Henüz Yayınlanmamış Hikayeleri


4. Katilimi Beklerken


Katilinden kaçan bir kadın, sadece bedeniyle değil ruhuyla da ona teslim olacaktır. Ve ruhsuz bir katil, bu kadının gözlerinde kaçtığı her şeyi bulacaktır.

Okumak için: Wattpad


5. Yamuk Prenses


Sosyetenin gözbebeği, şımarık, dediğim dedik, çılgın bir kız.... 
Yeraltının bir numaralı karanlık, tehlikeli adamı bir mafya! 
Genç adam intikam alacağı gün geldiğinde önüne çıkan küçücük bir engel olan o kızdan kolayca kurtulacağını sanıyordu. 
Oysa zararsız görünen o engel hayatını cehenneme çevirecekti! 
Belki de cennete!

Okumak için: Wattpad


6. Büyük Nefretler Aşkla Başlar


Amy bir ünlü bir şarkıcıya körkütük âşık olmanın bedelini ağır ödeyecektir. Hem de bizzat âşık olduğu kişi tarafından: Dünyanın en yakışıklı erkeği, başarılı bir şarkıcı, şımarık ve kesinlikle bir piç kurusu olan Brett Warren, kasaba kızı Amy'nin kalbini kırdığında intikamın bir gün geleceğini muhtemelen tahmin edememişti...

Okumak için: Wattpad


7. Babam İflas Edince


“Bu renk bir ton açık kalıyor anne? Delirdin mi? Giyemem bunu., gitmiyorum okula işte” diyerek yatağa boylu boyunca uzandım… 

Annem birkaç haftalığına Kore’den ziyaretime gelmiş, bu süre boyunca beni özüme döndürme gibi hayallerle etrafımda dönüyordu. 

Elindeki Christian Louboutin marka ayakkabıyla kapı önünde durup, sinirden çatlamak üzere olduğu bakışlarını bana dikerek konuşmaya başladı:
“Bu topuklar beyninin pekmezini akıtınca kanınla muhteşem bir uyum gösterir ama.” Dedi sinirle.

Sanırım ağlamak üzereyim, hayatımın en berbat günü. 

Okumak için: Wattpad


8. Cehennem Çiçeği


Tahta kapı gıcırdayarak açıldığında genç kız nefesini tuttu. Dudaklarını birbirine bastırıp sessizce bir dua fısıldadı. Muhafızlar yoktu ve titrek alevlerden başka her şey ölü bir sükunet içinde kaskatı kesilmişti. Cawdor Kalesi’nin duvarları, yüzlerce yıllık taş merdivenleri genç kıza yardım edercesine sessiz bir anlayışla itaat etmekteydi.

“Tanrı yanımda” diye düşündü ve tüm cesaretini toplayıp dışarıya temkinli bir adım attı.

Duvarlar boyunca usul usul raks eden meşale alevleri Charlotte’ın sırrını paylaşıyordu. Loş, sarı ışıkta adeta yere bile değmeyerek parmak uçlarında iki adım daha attı. Dönerek alçalan merdivenlerin başında durup ardından aşağıya baktı. Görünürde kimse yoktu. Herkes sıcak yatağında derin uykudaydı. Şeytanın kendi de dahil! Charlotte o adamı hatırlayınca dişlerini birbirine kenetledi. Çenesini o kadar sıkmıştı ki etinde yanma hissedene kadar “Şeytan”a küfretti. Bütün kötü duaları, huzursuz ruhları, Arafta kalmış iblisleri bu gece, onu yatağında kıvrandırmaları için çağırabilmeyi istedi. 

Düşünceler boynuna bir ilmek gibi sarılıp ruhunu daraltmaya başlayınca koşarak merdivenleri inmeye başladı. Çıplak ayakları buz gibi taşlara değince saç diplerine kadar ürperse de yavaşlamadı. Bu lanetli kaleden, şeytanın ininden kaçıp gitmeliydi. Bir daha ona kanamaz, onun dokunuşlarıyla kendinden geçemezdi. Eğer “Şeytan” alevini Charlotte’a bir kez daha sunacak olursa, genç kız; ona sokulup, kuytuluğunda teselli arayacağını, bu alevle ısınacağını biliyordu! Tanrı’nın bu gece için bahşettiği cesareti bitirip tüketmeden cehennemden kaçmalı, bu dehşetli ateşten kendini kurtarmalıydı! Lanet olası kalbi hala yanmak istese de bunu yapmayacaktı.

“Koş Charlotte, Sakın geriye bakma!”

Okumak için: Wattpad


9. Benim Küçük Leydim


“Tavuklar yolunacak, patates ve soğanlar soyulacak. Sonrasında kazanlar parlatılacak, ocağın altı güzelce yakılacak. Ve Tüm bunlar benim ömrüm bitmeden yapılacak! Of!”

Okumak için: Wattpad


10. Aşk ve Nefret Arasında


Rüzgar sertti bu gece… Keskin bir kılıç gibi dokunduğu yeri yarıp geçiyordu adeta. Henüz eskileri erimeden gece boyu durmadan yağan karı çöldeki dalgalara çevirmişti. Beyaz dalgalar uçsuz bucaksız arazileri boylu boyunca örtmüştü. İnsanı içine çeken ölümcül bir büyüye sahipti bu dalgalar. Üzerine yatıp huzurlu bir ölüme uyumak.

Ama yürümeliydi Nami Sol … Büyüye kapılmadan, adımlarını ve kararlılığını gevşetmeden sadece yürümeliydi.

Acımasızca kestiği saçları artık ensesini ve boynunu örtmediği için montunun yakasını kaldırıp, ince atkısını soğuğa karşı desteklemeye çalıştı. Yine de fayda etmedi. Küfürler yağdırdı kendine, bu saatte, henüz tembel güneş bile dünyayı aydınlatmaya tenezzül etmemiş şafak vaktinde gitmek de nerden çıkmıştı.

“Hayır..” dedi, sonra “Başka zaman olmazdı.” … “Olmazdı.” Diye tekrarladı..

Beyaz dünyayı seyretmekten vazgeçip önüne bakıp emin adımlarla yürümeye devam etti. Beyazın büyüsü kendisini sarsa da dün gece giydiği gelinliğinin beyazı aklına gelince nefretle yüzünü astı. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu gelinlik kesinlikle bu değildi. Yaşadığı büyük tezata güldü geçti ve adımlarını daha sağlam attı kaçarken, kendi düğününden, düğün gecesinden kaçarken…

Okumak için: Facebook


11. Kalbin İntikamı


Henüz Noel gelmesine bir aydan fazla bir zaman vardı. Ancak küçük kasaba beyaz bir örtünün tutsaklığına girmiş ve bu haliyle büyüleyici bir görüntüye kavuşmuştu. İnsanların terk etmek için türlü yollara başvurduğu bu yer en çok kar yağdığında yaşanmaya değer bir yere dönüyordu. Kasabanın en büyük ve en göz alıcı evinin ikinci katındaki camın önünde dikilen Tae Yoon dalgınlıkla dışarıyı süzüyor, kar altında, dalları yere kadar eğilen çam ağaçlarının taşıdığı güzel beyaz yüke hayranlıkla bakıyordu. Birkaç gün sonra bu sakinliğin biteceğini, nihayet yıllardır uğruna yaşadığı şeyin artık gelmekte olduğunu düşünmeye başladı.

Düşünceleri çalan kapıyla dağıldı. İçeriye giren sadık arkadaşı Myun elindeki dosyayla karşısına dikildi.

“Diğer tüm ayrıntılar burada.” Dedi, sesinde arkadaşının yapacağı şeyi onaylamayan bir ifade vardı. Tae Yoon bunu sezmiş olacak ki kaşları çatıldı, itaatkar bir bakış attı ardından.

Büyüleyici derinlikteki gözleriyle adamın elindeki dosyaya baktı. Birkaç gün sonra kendi öz kızı tarafından tüm itibarı lekelenecek olan adamın, Kim Han Sun’un kızı Ma Ri’nin dosyasına.

Okumak için: Facebook


12. Mutsuz Gelin


"Bazen en uzun yolculuk iki insan arasındaki mesafedir."

Okumak için: Facebook


13. You Are (Not) Alone


Ağzındaki çöpü umarsızca dişlerinin arasına kıstırdı Lisa. Geniş çayırın ortasında gelmek üzere olan baharın kokusunu duyumsuyor, bugünü de atlattığı için keyifle gülümsüyordu. Evet keyifliydi. Genç kızın en iyimser hali “keyifli” olmaktı.

Mutluluk; bir evi, bir ailesi olan, özgürce gezen kadınların, cebi dolgun adamların, davet ehli aristokrasinin ya da aldırmazca uçan bir kelebeğin, annesinin dizine yapışmış bir çocuğun, köklerinden güç alan bir ağacın sahip olacağı bir şeydi.

Onun böyle şeyleri yoktu. O cinsiyetini bile gizlemek zorunda olduğu hayatta çok şey görmüş evsiz bir genç kızdı. O Lisa Hayes’ti. 1826 yılında İngiltere’de gününü kurtarmaya çalışan yetim ve öksüz bir kızdı. Kaderin ve talihin kendisini çoktan terk ettiği Lisa şimdi Grantham kasabasına çalışmak, eğer buna fırsat bulamazsa soyacağı birkaç zengin aramak için gelmişti.

O yalnız bir çiçekti, dünya kırının ortasında açan, tek başına büyüyen, tek başına yeşeren yalnız bir çiçekti. “Yalnız Değilsin” diyecek biri çıkacak mıydı karşısına? Kim bilir!

Okumak için: Facebook

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

10 Temmuz 2014 Perşembe

Beni Orada Bulacaksın - Jenny B. Jones || Alıntılar


"İsteğiniz nedir Finley Sinclair?"
"Ancak bulduğumda ne olduğunu anlayacağım."


"Burası İrlanda Finley. Serttir. Vahşidir. Ve kutsaldır."


"Gerçekler subjektiftir. Ben kendi gerçeğimi bilirim, sen de kendi gerçeklerini bilirsin."


"Sende en çok neyi sevdiğimi biliyor musun?" Beckett dokunulmamış tabağıma uzandı ve kendininkiyle birlikte bir kenara koydu. 
"Güzelliğimi ve zekâmı mı?"
Bana doğru eğildi ve gülümsedi. "Yüreğini."


"Genç kızların kalbi kırılacak."
Çenemi hafifçe kaldırdı ve sabit bakışlarını gözlerime dikti.
"Beni sadece bir tek genç kızın kalbi ilgilendiriyor."
Ah. Vay canına.


Karmaşık bir ifadenin büründüğü yüzüme baktı. "Sen içime şey isteği veriyorsun..."
"Normal düğmeleri olan gömlekler giyme isteği mi?"
"Kendim olma isteği veriyorsun."


Kitap yorumum için: Nora'nın Kitaplığı
Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Beni Orada Bulacaksın - Tanıtım & İnceleme


FINLEY'İ İRLANDA'YA ALIP GÖTÜREN TEK ŞEY DUYDUĞU ACIYDI. 
ONU AİLESİNE GÖTÜRECEK OLAN ŞEYSE İÇİNDE BÜYÜTTÜĞÜ SEVGİ.

On Sekiz yaşındaki Finley Sinclair, sıradan bir genç kız değil, son derece zeki, zorlu ve azimli biridir. Manhattan Konservatuarı müzik bölümü giriş sınavları için bir beste hazırlamak zorundadır. Fakat ne yazık ki tüm yaratıcılığı ağabeyi Will'in ölümüyle tükenip gitmiştir. 

Will'in seyahat günlüğünü de yanına alan Finley, orada yazılanların izini sürebilmek için İrlanda'ya gitmeye karar verir. Çünkü burası Will'in kendini Tanrı'ya en yakın hissettiği yer olmuştur. Finley, oraya gitmekle ağabeyinin ölümünden sonra yaşadığı üzüntünün biraz hafifleyeceğini ummaktadır. Bu yüzden bir öğrenci değişim programına başvurur ve uçağa atlayıp gider.

Genç kızların sevgilisi ve Hollywood'un kötü çocuğu Beckett Rush da vampir serisinin son filminin çekimlerini tamamlamak için İrlanda'ya uçmaktadır. Uçakta Finley'le karşılaşan genç yıldız, çekiciliğinin büyüsüne kapılmayan tek kız olan Finley'i asistanı olması konusunda ikna eder. Karşılığında da onun İrlanda'daki tur rehberi olmayı kabullenir.

Finley, İrlanda'da umduğunun tam tersine daha da çok ruhsal çöküntüye uğrar. Ağabeyinin kaybından duyduğu acı, yeni okulunun uyguladığı baskı, gireceği seçme sınavı ve Beckett'la aralarında olup bitenler onu yeni ama çok tehlikeli bir bunalımın eşiğine sürükler. Tanrı, ona bu zümrüt güzelliğindeki cennette ne zaman kendini gösterecektir?

Derken Finley, hayat görüşünü son derece radikal bir şekilde derinden etkileyen bir deneyim yaşar. Aradığı her şeyin en başından beri yanı başında olduğu konusunda kendisini ikna etmeye çalışan, Tanrı olabilir miydi?


Öncelikle kitap hakkındaki fikrimi özetleyeyim. Kitabın başlangıcını çok sevdim. Sonuna... bayıldım! Ama ortalarda biraz monotonlaştığını söylemesem yalan olur. Keşke ortaları kısaltıp, sonunu biraz daha ayrıntıya girerek anlatsaymış yazar. 

Bu kitabın üzerine kurulu olduğu cümle şunlardı bence:

"İsteğiniz nedir Finley Sinclair?"
"Ancak bulduğumda ne olduğunu anlayacağım."

Nitekim öyle de oldu.


Kitabı spoiler kullanmadan özetleyecek olursak, başrolümüz Finley Sinclair'ın abisi 2 yıl önce öldürülmüş. O zamandan beri Finley'nin psikolojik problemleri var. Abisinin ölümünü geçen iki yıla rağmen geride bırakamıyor. En sonunda abisinin günlüğünü buluyor ve onun gittiği yerlerde, onun hissettiklerini hissederek huzur bulabileceğini düşünüyor.

Bu sebeple İrlanda/Abbyglen'e yerleşiyor. Ve İrlanda'nın abisinin gittiği turistik mekanlarını geziyor ve abisinin günlüğüne yazdıklarını hissetmeye çalışıyor. Yıllardır Tanrının kendisini duymadığını düşünüyor ama abisi günlüğünde, gördüğü her yerin Tanrı'nın izlerini yazdığını söylemiş. Ama Finley gittiği hiçbir yerde abisinin hissettiği huzuru hissedemiyor, aksine bunalıma sürükleniyor.

Bu sırada konservatuar sınavı için çalacağı şarkıyı hazırlıyor: Abisi için hazırladığı şarkı. Ama şarkının final kısmını bir türlü bulamıyor. Abisinin günlüğünün en sonuna, bomsoş bir sayfaya yapıştırdığı resimdeki haçı bulursa her şeyin sona ereceğini ve şarkısının final kısmını bulacağını düşünüyor karakterimiz. Ama bir süre sonra bunu takıntı haline getiriyor ve o haç'ı bulamazsa şarkının asla tamamlanamayacağını düşünüyor.

Tabii ki bu aralarda başından geçen birçok şey var. Mesela Beckett Rush adlı ünlü aktörle aralarında büyüyen aşk. Ama önlerinde engeller var ve Finley bunları aşabileceklerinden hiç emin değil. Bir de Cathleen Sweeney var. Finley'nin okuldaki proje notu için birlikte zaman geçirmesi gereken, kanserden ölmek üzere olan yaşlı, aksi kadınımız. Finley için onunla zaman geçirmek çok zor, çünkü ona bağlanmaktan korkuyor. Henüz 2 yıl önce kaybettiği abisinin acısıyla başa çıkamazken, bununla başa çıkabilecek mi?

Bunlar ve daha birçok olay Finley'nin üzerine gelince, zaten yıpranmış olan sinirleri daha çok bozuluyor ve Finley kendisini bir psikolojik bunalımın ortasında buluyor. 


Spoiler

Kitabın sonunu çok beğendim. Kız sonunda o hissiz halinden kurtulup bir şeyler hissetmeye başladı ve psikolojik sorunlarının farkına vardı. Sonunda kendini Beckett'a teslim etti. Sonunda Cathleen'i bir yükümlülük olarak değil bir arkadaş hatta hayatının dönüm noktasını sağlayan kişi olarak gördü. Sonunda umudunu buldu. 

En önemlisi de sonunda Tanrı'yı buldu. Çünkü kitap boyunca "Beni niye duymuyorsun, bana niye cevap vermiyorsun" gidi serzenişlerden bıkmıştım. Bunu söylemem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama ne bekliyordu ki? Her duasının sonunda üç kere kapı tıklaması falan mı duyacaktı?

Kitap boyunca beni rahatsız eden tek nokta buydu sanırım, bir de kitabın ortalarda inanılmaz durgunlaşması. Ama kasaba balosundan itibaren her şey eski temposunu kazandı ve kitabı tekrar zevkle okumaya başladım. Kısa ve öz sonları severim aslında ama son biraz daha ayrıntılı olabilirdi demeden de yapamıyorum. Özellikle kitap boyunca hep ikinci planda kalmış Beckett-Finley sahneleri ön plana çıkabilirdi. 


Bu kitabı sevebilirsiniz çünkü;

-Müzik içeriyor.
-İrlanda'da geçiyor.
-Yakışıklı bir vampir aktörümüz var.
-Koşuseverler, Finley ile tanışın.
-Bir yakınınızı kaybedip üstesinden gelemiyorsanız bu kitap size kendi umudunuzu bulmanızda yardım edebilir.


Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 3,5  -> Beğendim! Sadece bazı yerlerde tempo düştü :)
Sayfa Sayısı: 392   Yazar: Jenny B. Jones   Yayınevi: Optimum Kitap

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...