6 Ağustos 2014 Çarşamba

Oops, MİM!


Merhabaa arkadaşlar!
Okuma Köşem beni mimlemiş (Teşekkürleer!) ama ben tatile gitme telaşesiyle hemen hazırlayamam yayını diye düşünmüştüm, gelin görün ki yolculuk ertelendi! Böylece hemen hazırladım cevaplarımı ben de ^,^

Ne sıklıkla kitap okursunuz ?
Her gün az-çok okumaya çalışsam da içinde bulunduğum zamana göre değişiyor. Yoğun olduğum zamanlar 2-3 günde bir kitap başına geçerim. 


En sevdiğiniz yazarlar ?
Şu an kütüphanemin yanında olup unutmamak için tüm kitaplara bakarak bu listeyi yapmayı çok isterdim. Umarım unuttuğum olmaz.

Becca Fitzpatrick
Jamie McGuire
Colleen Hoover
Jennifer Armentrout

Daha çok var, ama birden fazla kitabını okuyup stillerini biraz da olsa bildiğim yazarlar olsun istedim :)

En beğendiğin kitaplar ?
Fısıltı, tabiiki.
Tatlı Bela
Uyumsuz
Açlık Oyunları, yazmazsam olmaz.
Demir Kral
Melez Sözleşmeleri

Tekrar, umarım atladığım & unuttuğum yoktur.


Yerli / Yabancı hangi yazarların kitaplarını tercih edersin?
Net: Yabancı.

Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Fısıltı, tereddütsüz. 

Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Romantik, Fantastik.

En son hangi kitabı okudun?
Duygu-Işıl Parlakyıldız


Şu an hangi kitabı okuyorsun?
Başlayanlar-Lissa Price

Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi ?
Her kitap blogunu yeterli bulmuyorum. Özellikle kendine ait bir tarzı olmayan, başka blogların karışımı olan blogların kesinlikle yetersiz, hatta gereksiz kalabalık olduğunu düşünüyorum. Ben, bloggerların yorumlarına, özgün olduğu için değer veririm. Ve bu alanda, gerçek anlamda, çok kaliteli bloglar var, her yorumlarını ilgiyle okuyorum ve kesinlikle kazandıkları ilgiyi hakediyorlar. 

Kitap okumak sizin için ne ifade ediyor?
Bunu kısaca anlatmam mümkün mü bilemiyorum :D Küçük yaşlarımdan beri okuyorum ve blogu açana kadar okumak, sürekli devam edeceğim bir hobiydi. Ama şimdi hayatımın bir parçası haline geldi. Blogum, kitaplarım olmasa eksik kalırım gibi geliyor..

Yeni Kitap || Çıplak Gerçekler - Liliana Hart


Tanıtım

Gerçeğin fısıltıları, kulakları sağır eden haykırışlara dönüşürse...

Adli tıp uzmanı J. J. Graves ölümle burun buruna geldiği kasabaya, olayın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra geri döner. Birbiri ardına sıralanacak cinayetler de adeta onun dönüşünü bekliyor gibidir. Jaye, kasabaya adımını atar atmaz, ucu nefret örgütleri ve kasabanın üstü örtülü sırlarına uzanan, tüyler ürpertici cinayetler zinciriyle yüz yüze gelir. Bir yandan işkence edilerek öldürülmüş kurbanlar, diğer yandan ailesiyle ilgili öğrendiği gerçeklerle sarsılan Jaye, sonuca giden yolda engellere takılmadan yürümeyi başarabilecek midir?

Yorumlar

"Çıplak Gerçekler beklenmedik sürprizlerle dolu bir roman. Hikâye geliştikçe ne olacağını tahmin ettiğiniz her an yanıldığınızı fark ediyorsunuz. Nereye varacağı anlaşılmayan, heyecan yüklü bir kitap!"
-Book Addict-

"Entrika dolu bir seri… Karakterler arasındaki gerçekçi diyaloglar, keyifli bir okuma deneyimi sunuyor ve seri okur üzerinde adeta bağımlılık yaratıyor!"
-Kirkus Reviews-

"Liliana Hart, Çıplak Sırlar'ın ardından serinin ikinci kitabı Çıplak Gerçekler'de de yine başarılı bir iş çıkarmış. Sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz, sürükleyici bir roman."
-Amazon-

"Romantik gerilim türünü seviyorsanız, bu kitap tam size göre."
-Texas Service Life-

Künye

Sayfa Sayısı: 304   Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe   Yayınevi: Martı Yayınları   Yazar: Liliana Hart

5 Ağustos 2014 Salı

KCBT 13. Blog Tur || Işıl Parlakyıldız Romanları & Çekiliş

Yayınlanmış Kitapları

1. Köle


Kudretli bir prensin bir köleye duyduğu tutku...

Bir kölenin efendisine olan aşkı...

Aslında Prens Edward'ın aklını kurcalayan sorunun yanıtı gayet basitti. İkisi de sadece bedenlerinde özgürdüler. Edward ne prensti, Jaymie ne bir köle. Dudakları, gözleri, elleri özgürce konuşuyordu. Birbirlerine haykıramadıkları, söylemek isteyip susmak zorunda kaldıkları cümlelerdi sevişmeleri.

Veliaht Prens Edward yatağını nice kadınlar süslerken tutkuyu kölesinin gözlerinde bulduğunda âşık olabileceğini hiç düşünmemişti. Her istediğini elde etmiş bencil Prens, Köle Jaymie'nin aşkıyla baş edebilecek mi? Aşkı için savaşırken onu sırtından kimler vuracak? Kaybedişi, intikamı ve pişmanlığı bulacağınız romanda iliklerinize kadar sevgiyi yaşarken, roman aşkın her halini size sunacak. Sizi şehvetin, masumiyetin ve acının derinliklerine çekecek...

Gözyaşlarınız akarken tutku teninizi ısıtacak...

Yazar: Işıl Parlakyıldız   Yayınevi: Sokak Kitapları  Sayfa Sayısı: 548
Liste Fiyatı: 25 TL    Dil: Türkçe

2. Duygu (Bir Türk Masalı #1)


Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?

Yazar: Işıl Parlakyıldız   Yayınevi: Müptelâ  Sayfa Sayısı: 672
Liste Fiyatı: 25 TL    Dil: Türkçe

Yorumum için tık tık! ^,^

Wattpad Hikayeleri

3. Ali'm (Bir Türk Masalı #2)

Kelimelerin anlamı olmadı sensiz...

Ne senin olmayan gözlerde ruhumu gördüm
Ne senin nefesin olmadan soluk aldım.

Hiçbir tende can bulmadı bu ten,
Senin teninde hayat bulduğum gibi..

Okumak için: Wattpad

4. Mucize


Eric Daniel Label Dünyasına hoşgeldiniz....

Aşk mucizeleri sever.... diyorsanız... 

Bir kadın kendi mucizesini kendi yaratır... inanıyorsanız... veeee

Hayran olunacak bir erkek mi arıyorsunuz? 

Aşkı damarlarınızda hissetmeye ihityacınız mı var?

Bir kadının nasıl sevileceğini öğrenmek ister misiniz?

Doğru hikayedesiniz...

Okumak için: Wattpad

5. İtalyan Aşk


Chars babası ölüp ailenin başına geçmek zorunda kaldığında bütün hayallerini yüreğinin en ücra köşesine gömdü... 

O artık İtalya'nın en ünlü mafya ailesinin başındaydı ve sert, acımasız adam rolünü üstlenmekten başka çaresi yoktu... 

Ta ki çocukluk aşkı, kuzeni April'a olan aşkını itiraf edene kadar...

Okumak için: Wattpad

6. Çıkmaz Sokak


Prens Robert, acı dolu geçmişinden kaçıp karanlıkta bir hiç gibi yaşamaya alışmış, ölümü bekliyordu. Bir gün hiç tanımadığı bir kadından çocuğu olduğunu öğrendi. Tabii hayatının çıkmaz sokağa girdiğini fark ettiğinde çok geçti... Bu olanlar yetmezmiş gibi, ondan habersiz, teni tenine değmeden çocuk yapan bu kadın ona ikinci bebek yapmak için yalvarıyordu...

Okumak için: Wattpad

7. Ölüm Kapıyı Çalınca


Sınırların mı var? 

Bu hikayeyle sınırlarını baştan çizebilirsin... 

Sınırların var mı? 

Ya... Ölüm kapına dayandığında ne kadar ileri gidebilirsin? 

Sınırlarını korur, en sevdiğin varlığın elinden kayıp gitmesine izin mi verirsin? 

Yoksa onun için kendini, bedenini satabilir misin?

Okumak için: Wattpad

8. Kan ve Aşk 


Yıl 1756 İngiltere güneyi... 

Yedi yıl savaşlarının sürdüğü zamanlarda İngiltere’nin güneyinde Bristol ve Truro bölgelere ayrılmıştı ve hanedanlıklar İngiltere Kralına bağlı olarak yönetiliyordu. Bristol yüzyıllardır Edessa halkına aitti ve Edessa Lordunun varisleri halka hükmediyordu. Truro ise Loren Lordları Glangerlar tarafından yönetiliyordu. Yüzyıllardır bu iki aile neden olduğu unutulmuş bir düşmanlıkla birbirlerinden nefret eder ve yıllar süren savaşlarla her iki kardeş halktan çok insan kaybedilirdi. Edessa ve Lorenler 1706 yılında bir barış antlaşması imzaladılar. Barış şartları halkın refah ve huzurunu düşünen ve her iki taraf içinde bağlayıcı şartları bulunan bir sözleşmeydi. Her ne kadar barış antlaşması imzalanmış olsa da Edessa ve Bristol hanedanlıkları birbirlerine ılımlı olmayı başaramadılar. Halkların kardeşliği, Lorenlilerin, Edessa topraklarında, Edessa halkının Loren topraklarında yaşaması bile zaman içinde onların kinlerini yok etmedi. Birbirleriyle soğuk savaşları devam etti. Aradan tam elli yıl geçti.... 

Barbar Lord Vincent... 

İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Leydi Emma... 

Tutku bir zehir... 

Şehvet bir günah... 

Ya aşk ?

Yayınlanmamış Hikayeler

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Cumartesi Güncellemesi #1 - Live Fast & Always Win


Merhaba arkadaşlar! Yeni bir etkinlikle karşınızdayım: Cumartesi güncellemeleri! Adından da anlaşıldığı gibi her hafta Cumartesi günleri gelecek olan bir post. Bu postlar biraz daha kişisel olacak. Aslında bir çeşit "Bu hafta neler yaptım?" sorusunun cevabı Cumartesi güncellemeleri. Sadece kitaplar hakkında da olmayacak, birçok farklı konu içerecek fakat bu hafta ilki olduğu için fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Her hafta hoşuma giden veya konuya uygun bir resmi de yukarıya ekleyeceğim ^^

Ah, bu arada, bu bir deneme yayınıdır :D Birkaç denemeden sonra umduğum gibi gitmezse devam ettirmeyi düşünmüyorum, belki aylık güncellemeye dönebilir.

Kitaplar

Duygu'nun 2. kitabı olan Ali'm e Wattpad üzerinden başladım.
Lissa Price - Başlayanlar kitabına başladım.
Bana Dokunma serisinin 1,5 numaralı novellası olan Destroy Me'nin ön okumasını okudum. 
Taşınacağımız için kitaplığımı boşaltıp koliledim ve tatile giderken yanıma alacağım kitapları ayırdım.
Grinin Elli Tonu trailer'ını izledim.

Henüz İndirdiğim Müzikler

SIA- Breathe Me & Soon We'll Be Found
Ed Sheeran - Photograph & Thinking Out Loud & Afire Love & Bloodstream
Nicki Minaj - Pills and Potions

♫ Dinlediğim müzikleri yazmıyorum, yoksa post bitmez ♫

İzlediğim Filmler & Diziler

Hızlı ve Öfkeli 1-2-3-4
Ölüm Yarışı 1-2-3
Teen Wolf  4. Sezon 6. Bölüm

☢ Yukarıdaki resmin ve başlığın anlamı açıklığa kavuşmuştur sanırım ☢

İzlediğim Animeler & Çizgi Filmler

The Legend Of Korra 3. Sezon 9. Bölüm
Sword Art Online 2. Sezon 4. Bölüm
Winx Club 3. Sezon 10. Bölüme kadar

✮ Evet arkadaşlar, çocuk ruhlu bir bloggerınız var ✮

İlk Cumartesi güncellememiz bu kadar. Yorumlarınızı bırakmadan geçmeyiin ^,^

KCBT 13. Blog Tur - Duygu || Kitap Yorumu & Çekiliş


Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?



Bitirdin bizi be Duygu! Nasıl yaptın bilmiyorum ama yaptın işte. Ağladım, güldüm, sinirlendim, ağzım açık boş gözlerle kitaba bakakaldım.. Her türlü duyguyu yaşattı bize Duygu. Adı kadar var yani arkadaşlar :D

Şimdi, ben şahsen çok Türk yazar okuyan biri değilimdir. Hatta inanılmaz ön yargılı yaklaşırım. Bu ön yargım Asude'de biraz azalmış da olsa Duygu'ya "yok bunlar kıro, deve nedir ya, neden kitaptaki isimler bu kadar gerçekçi olmak zorunda? (Evet bunu düşündüm, itiraf ediyorum.!) vs.." diye diye başladım.

Sonra bir bakmışım, kafam kitabın içine gömülmüş. Yok Allah'ım, uğraşıyorum uğraşıyorum çıkmıyor, sanki elime de yapışmış. Gece bilmem kaç oldu, benim gözler kan çanağı (tamam uykusuzluğun yanında biraz da ağlamış olabilirim, Duygu işte!) ama bırakamıyorum kitabı. Ertesi gün kitabı bundan sonra sabahları okumaya ant içmiş bir biçimde uyandım. Bilirsiniz, gece uyuyamayıp sabah uyanamama olayları işte :D

Bu yorumumda, gerçekten kitabın ayrıntılarına girmeyeceğim. İstiyorum, ama bir kez ayrıntıya girersem buraya kitap oluşturacak bir yorum yazmaktan korkuyorum. O yüzden kısa keseceğim, umarım yorum bittiğinde "Bu mu senin kısa kesmiş halin?!" demezsiniz :D

Favori karakterim.. (Davul seslerii!!) tabii ki de Alim! Kitap biter bitmez hemen wattpad'den Işıl Parlakyıldız'ı açıp Ali'm kitabını okumaya başladım bile. Ben bu çocuk hakkında buraya destan yazarım ama spoiler vermemek adına bu konuyu zorla da olsa kapatıyorum.

Uzun lafın kısası, bu kitabı merak ediyorsunuz ama tereddütünüz mü var? Bu türü seviyorsanız, gidin, alın, okuyun! Bazen kahkahalar atacaksınız, bazen gözyaşlarına boğulacaksınız. Bazen de benim gibi şaşkınlıktan "Nee!!!" diye bağırarak apartmanı inletebilirsiniz fakat bu sadece kronik vakalarda görülüyor :D

Evet, benim diyeceklerim de bu kadar. En azından buz dağının görünen kısmı. Duygu turu, Kitap Canavarları olarak yaptığımız en eğlenceli turlardan biri oldu. Oluyor yani, çünkü hâlâ devam ediyor. Gelişmeleri takip etmek için ve bir de facebook çekilişine katılmak için Kitap Canavarları Facebook Sayfamıza yazının üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Hoşçakalın bebişlerrr! (Üzgünüm, Duygu etkisi işte..)


Puanım: 5  -> Bitirdi Beni :'(
Sayfa Sayısı: 672   Yazar: Işıl Parlakyıldız   Yayınevi: Müptelâ


~ÇEKİLİŞ~


a Rafflecopter giveaway

31 Temmuz 2014 Perşembe

Uyumsuz Filmi || Silinmiş Sahne & Kitap-Film Farkları


Merhaba arkadaşlar! Bugün karşıma çıkan birkaç yazı üzerine bu postu sizinle paylaşmak istedim. Uyumsuz filmini yeni izlemiş olduğum için bunları yeni paylaşıyor olmam size garip gelmesin. Malum, film yorumunu da daha geçen gün paylaştım :D Ayrıca bu posttaki bilgiler başka bir siteden alıntıdır. Ben içlerinde önemli bulduklarımı postuma aldım. Buraya tıklayarak ayrıntılı olarak orjinaline ulaşabilirsiniz. 

İlk olarak silinmiş sahneden bahsedeceğim. Birçok silinmiş sahne vardır tahminimce ama ben filmi izlerken bunu niye çekmemişler diye çok hayıflanmıştım. Halbuki çekmişler! :D Ama 
Bahsettiğim sahne herkes gece uyurken kim olduğu bilinmeyen birinin (!) Edward'ın gözüne bıçak sapladığı sahneydi. Şiddet ve kan içerdiği için silinmiş. Bence kalmalıydı ama bana soran yok zaten :D Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Şimdi asıl önemli kısım olan kitap senaryosunu filme uyarlarken tamamen sildikleri ve değiştirdikleri sahnelere geçelim:

Tamamen kesilen sahneler:

Cesurluk topluluğuna ilk gidişlerinde trene ve binaya atlarken ölenler.

Az önce aslında çekildiğini öğrendiğimiz sahne, Edward'ın gözünü kaybetmesi.

Uriah. Karakter ilk filmde olmamasına rağmen ikinci filmde olacağı söyleniyor.

Christina ve Will'in ilişkileri.

Four'un Tris'e "seni seviyorum" demesi. Ve ona aşık olduğunu belirtmesi.

Değiştirilen sahneler

Tobias sarhoşken Tris'le arasında geçenler.

Ebeveynlerin ziyaret günü.

Tris-Jeanine görüşmesi.

Four'un savaşı ve nedenlerini öngörmesi.

Bla bla bla.. Sonuç olarak benim filmi izlerken dikkatimi çekenler bunlardı, fakat alıntı yaptığım siteden devamına ulaşabilirsiniz. 

Bunların dışında birçok fark olduğuna eminim. Peki sizin dikkatinizi neler çekti? Yorum bırakmadan geçmeyin, hoşçakalıın ^,^

Dex Plus'ın Yenileri!


Sadece geceleri yatağında beliren bir adamla ne yaparsın?

Gwendolyn Kidd hayallerinin erkeğiyle tanışmıştı. Gece adamı evine götürdü. Ve sabah tek başına uyandı. Ve bu defalarca tekrar etti. Gecenin karanlığında adam geliyor, Gwendolyni mutlu ediyor ve ortadan kayboluyordu.

Adını bile bilmiyordu adamın.

Gwendolyn bir gün çılgın kardeşinin zor durumda olduğunu öğrendi, onu kurtarmak için bir motorcu çetesinin içine daldı. 

Ve çok fena bir belaya bulaştı.

Şimdi korunmaya muhtaçtı, herkes peşindeydi, polisler bile.
Onu sadece bir kişi kurtarabilirdi: Gizemli Adam gün ışığında da beliriverdi.

Yazar: Kristen Ashley   Yayınevi: Dex Plus  Sayfa Sayısı: 508
Liste Fiyatı: 26 TL    Dil: Türkçe


Bazen duvarlar o kadar incedir ki tutku aradan sızıverir.
"Ah, tanrım."
Tak.
"Ah, aaahhh."
Tak tak.
Neler oluy...
"Oh, aahh, çok iyi!"
...
Caroline, San Franciscodaki yeni dairesinde ilk uykusundan işteböyle uyandı.
Çapkın komşusunun adeta küçük bir haremi vardı. Her gece
başka bir kadınla, Carolineın yatak başındaki tabloyu kafasına
düşürecek kadar hızla duvarları gümbürdetiyordu. Hatta
Carolineın kedisi Clive bile bu seslere kayıtsız kalamamış,
düz duvara tırmanmaya başlamıştı. Artık uyku haramdı.
Kapı deliğinde nöbet tutmasına rağmen bu gizemli adamın
neye benzediğini bir türlü göremiyor, meraktan ve sinirden
çıldırıyordu. En sonunda, bir gece, bu tantanaya daha fazla
dayanamayıp hışımla adamın kapısını çaldı.
İlk görüşte aşk, hiç bu kadar eğlenceli, komik ve tutkulu
yazılmamıştı


Yazar: Alice Clayton   Yayınevi: Dex Plus  Sayfa Sayısı: 408
Liste Fiyatı: 24 TL    Dil: Türkçe

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Uyumsuz (Divergent) - Film Yorumu & Fragman


Fütürist bir distopya hikayesi olan bu filmde toplum her biri farklı bir erdemi temsil eden beş bölgeye bölünmüştür. On altı yaşına gelenlere kendi bölgelerinde kalıp kalmayacakları sorulmaktadır. Çünkü hayatları boyunca verdikleri karar sonucu seçtikleri bölgede yaşamak zorundadırlar. Beatrice Prior herkesi şaşırtan bir seçim yapar. Bunun üzerine Tris ve bölgenin diğer üyeleri yaptıkları seçimden sonra hayatta kalmak için oldukça rekabetçi bir başlangıç sürecine girerler. Ağır fiziksel ve psikolojik testlerden geçmek zorunda kalırlar. Bu testler sonucunda değişeceklerdir. Ancak Tris bir sır saklamaktadır. Sırrı herhangi biri öğrenirse kesinlikle bu sonu olacaktır. Görünüşte mükemmel olan toplumunu tehdit eden bir çatışmanın hızla büyüdüğünü gördükçe, sırrının sevdiği insanların hayatını kurtarabileceğini fark eder.


Bol gifli Uyumsuz yorumumla herkese merhabalar! İlk olarak düşüncelerimi özet geçeyim; film beni çok az hayal kırıklığına uğrattı. Ama gerçekten beğendim. Hayal kırıklığımın nedeni belli; kitaptan çevrilen tüm filmler gibi bunun senaryosunda da eksiklikler vardı. Benim heyecanla okuduğum sahneler filmde 2 saniye sürdü ve boş boş bakarak izledim, etkileyemedi beni. Ayrıntılara daha sonra gireceğim.


İlk olarak söylemeliyim ki karakter kadrosunu tam olarak incelememiştim ve bazıları beni şaşırttı. Tris rolünde Shailene'in oynadığını zaten biliyordum ama eski oynadığı filmlerdeki rol arkadaşları olması özellikle yapılmış gibiydi. Mesela Ansel Elgort, biz bunları sevgili diye izledik, şimdi ise abi kardeş olarak görüyoruz. Zaten Caleb'la bağdaştıramadım bir türlü de neyse. 

Onun dışında bir de Miles Teller var tabii. The Spectacular Now filmini izleyeniniz varsa biliyordur, bu ikisi orada da sevgiliydiler. Bu filmde ise düşmanlar. Olmadı. Hiç olmadı.



Onun dışında karakterler muhteşemdi. Ve her biri rollerini harika oynadılar. Özellikle (Tris ve Four'dan bahsetmiyorum bile) Tris'in annesi favorim oldu. Onun da hikayesini duyacağımız zamanlar gelir umarım :D

Asıl konuya geçiyorum: Geçiştirilen sahneler. Kitabın ilk yarısı inanılmaz ayrıntısız, son yarısı olması gerektiği gibiydi. Yani ayrıntıya girmemelerini anlıyorum, sonuçta film zaten uzun daha nasıl uzatacaksın ama işte, okur kaprisi yapmazsam olmaz şimdi :D 


Yorum sonuna kadar spoiler içerir.
Bana kalırsa geçiştirdikleri şeylerden en önemlisi dövüş sahneleriydi. Bir iki çaktı bitti falan. Ben böyle uzun, heyecanlı bir şeyler bekliyordum. O-onu dövsün bu-bunu falan. Ama yok. Maalesef. Ayrıca o kızın testi ne saçmaydı? Kitaptakine hem benziyor hem benzemiyor, toplasan 5 saniye sürmez zaten.. Kaşlarım kalkık izledim resmen.

Ah bir de, Tris başarı tablosunda üstlerde değil miydi? Hatta 6. falan olarak geçmişti. Ama burada bir ara Eric kızı topluluksuzlara göndermeye bile karar verdi. Ben böyle bir şey hatırlamıyorum kitapta. Dikkatsiz mi okumuşum yoksa filmde değiştirilmiş mi anlam veremedim.




 Ama filmin ikinci yarısı, gerçekten bir harikaydı bana kalırsa. En azından ilk yarının aksine beni etkisi altına almayı başardı. Ve gel gelelim ana konuya: Four! Tobias! Ah, her neyse işte..


Öncelikle açıkçası Four için Theo James kesinlikle hayalimdeki kişi değildi. Ama filmi izlerken onu karakteriyle bağdaştırabildim ve artık hayalimdeki Four o oldu. Benim ilk seçimim olmazdı ama filmi izledikçe kafama daha çok yattı. Ve rolünü çok iyi oynamasının (ve kaslarının -.-) bunda önemli miktarda katkısı olduğunu düşünüyorum.


Filmin sonu da ayrı bir harikaydı. Ama bu filmden değil senaryodan kaynaklanıyor. Artık onlar topluluksuz! Çok heyecanlı! Çünkü ben henüz ikinci kitabı okumadım. (Ne büyük utanç!)

Ve bu kadar eleştirdim ama aslında film çok güzeldi. İyi yönlerini yazsam çok uzun süreceği için eleştirilerimi yazdım ben de. Bakın, bu kadarcık. Çok sayılmaz, değil mi?


Filmin sonunda Tris'in gerçek bir cesura dönüştüğünü (yeni) farkettim. Fedakarlıktan Cesurluk'a geçerkenki hareketleri, Cesurluk'ta yaptıkları ve Başkanı alt edişi. Evet kızım, sen gerçek bir asisin. Yeni Katniss'im olmaya ne dersin? 

Demişken bir konuya daha değinmek istiyorum. Uyumsuz aslında birçok okur bundan şikayet etse de tam Açlık Oyunları ile karşılaştırılacak bir kitap bence. Ama yok, olmuyor. Ben yapamıyorum.Yani farkettim ki karşılaştıramıyorum ben bu iki seriyi, sanki ortak hiçbir yanları yokmuş gibi geliyor. İkisinin de ayrı bir yeri olmuş bende sanırım.


Yani uzun lafın kısası, karakterler rollerini gerçekten harika oynadılar, film bir çok ayrıntısına kadar kitaba sadık kalmış ve bu çok hoşuma gitti. Yani kitapta atladığı yerler olabilir ama kitabı değiştirmeye çalışmamış. (Kısmen) O yüzden kitabın okurları için rahat bir izleme olmuştur ve beğenmişlerdir diye düşünüyorum.

Eh, malum bayram günü, benden bu kadar :D Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^^

Puanım: 5   IMDB Puanı: 7,1
Süre: 139 dk   Tür: Distopya, Macera, Aksiyon, Romantik


Fragman #1


Fragman #2


Fragman #3



22 Temmuz 2014 Salı

Meleğin Düşüşü (Penryn & the End of Days, #1) - Tanıtım & İnceleme


Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. 

Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. 

Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. 

Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. 

Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


İşte bu. İhtiyacım olan şey tam olarak buydu. Harika, sürükleyici, bana okuma hevesi kazandıracak muhteşem bir fantastik. Eh, bir de melekler tabii. Bu kitabı okuduğumda farkına vardım ki melekler üzerine yazılmış senaryolar genel olarak meleklerin kötü olması üzerine yazılıyor. Veya kötü meleklerin (düşmüş, kovuşmuş vs..) üzerine. Örn: Supernatural, Melek Serisi, Fısıltı vs.. Yani tabii ki iyi olanlar da var aralarında ama ana konu olarak söylüyorum. Sadece dikkatimi çekti. O kadar :D

Bu kitabı ilk okumaya başladığımda yine Dex'ten çıkan Melek serisine benzettim. Gerçi çok daha kaliteli, ona bir lafım yok ama okudukça aklıma geliyordu. Bir süre sonra unuttum gitti tabii ki. Kendimi resmen kitabın senaryosuna kaptırdım. Harikaydı.

Karakterleri, senaryosu, betimlemeleri, akıcılığı, bıraktığı etki.. kesinlikle en üst seviyelerdeydi. Gerçi gariptir ki kitabı dümdüz bir suratla okudum, ne ağladım ne güldüm, ama bunun benimle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Veya kitabı okurkenki uykulu beynimle.


Spoiler.
Kitapta en sevdiğim karakterlerden biri kızın manyak annesi oldu. Ben, şahsen, annesinin iblislerinin gerçke olduğu düşüncesindeyim. Bu işin altında bir iş var. Kesin.

Raffe'nin yeni kanatlarını sevmedim. Normal ben severdi, çünkü çok havalılar, ama sanırım Raffe'nin haline üzülüyorum. Başka açıklaması olamaz.

Kitapta dış görünüşlerden fazla bahsedilmiyordu. O yüzden aklımda bir Penryn'in saçları bir de Raffe'nin gözleri kalmış. Ama böyle hayal etmek daha kolay :D (Tamam bu pek spoiler olmadı.)

Biri bana Uriel ve Beliel'ı paket yapıp getirsin. Öldüresim var.

Peki Paige'e ne demeli? Üzülsem mi şaşırsam mı bilemedim. Ya da midem mi bulansa acaba? Ama Paige'in sorumluluğu Penryn'e fazlaydı gerçekten. Artık Paige'in de kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesinin zamanı gelmişti. Ne ironi ama (!)

Gerçi bu haliyle, Penryn için daha büyük bir sorumluluk mu oldu yoksa üzerindeki yükü mü hafifletti, iyi bir tartışma konusu olur. Göreceğiz artık.
Spoiler Sonu.


İkinci kitabı hemen istememe rağmen biliyorum ki çok geciktireceğim. Ama yine de bu istememe engel değil. Seri şu an 5 kitap görünüyor. Ve iki kitap sanan ben inanılmaz mutlu oldum. Üçüncü kitabın yurt dışında çıkış tarihi 14 Mayıs 2015 olarak görünüyor. Daha çok mu var ne :/

Eveet bugünlük de bu kadar. Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalıın!

Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 5  -> Muh-te-şem-di!
Sayfa Sayısı: 316   Yazar: Susan Ee   Yayınevi: DEX

Okuma Şenliği 1. Ay Raporu




Merhaba arkadaşlar! İlk ay raporum ile karşınızdayım. Maalesef bu ay çok az kitap okumuşum. (5 adet) O yüzden iddialı falan değilim yani. Umarım önümüzdeki ay daha fazla okuyabilirim. İşte okuduğum kitaplar ve kategorileri:

10. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Deliryum - Lauren Oliver || 504 sayfa

22. Kategori (10 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap.
Susan Ee - Meleğin Düşüşü || 316 sayfa

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
Kara Cadı - Nora Roberts || 424 sayfa

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Dikkat Aşk Çıkabilir! - AsuDe || 528 sayfa
Beni Orada Bulacaksın - Jenny B. Jones || 392 sayfa

Şimdilik bu kadar gözüküyor. Puan hesaplamasına geçelim o zaman, umarım hata yapmam.

Toplam 5 kitap okuduğum için 5x10=50 Puan
2.164 sayfa okuduğum için 21 puan
Toplamda 50+21= 71 puanla ayı kapatıyorum.

Keşke son kategorilerdeki tüm kitapları okusaymışım diyorum ama ne yapalım artık bir dahaki aylara :D Hoşçakalıın!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...