14 Aralık 2014 Pazar

Belalı Düğün (Beautiful #2,5) - Tanıtım & İnceleme


Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travisin bir anda ortadan kaybolarak, Vegasta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı şimdiye kadar.

Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti?

Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu?

Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? 

Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!


Pekala. Kabul ediyorum. Umduğumu bulamadım. Gerçi çok bir şey umduğum da yoktu. Fakat bu kitapta Abby'nin davranışları falan beni biraz soğuttu. Aslında ben o Anti-Abby Club kızlarından değilim. Çok da bayılmıyorum ama sevmiyor da değilim. Değildim yani, ama dediğim gibi, bu kitap beni biraz soğuttu.

Spoiler
Çünkü bu kitapta hâlâ Travis konusunda karasız gibiydi. Sanki Trav onun peşinde koşan köpeği, ama kendisi onunla birlikte kalmalı mı onu terk etmeli mi karar veremiyormuş gibi. Aslında tam aksine kitapta Travis'e çok aşık ve her şeyi onun için yapıyormuş gibiydi ama ben o hissi alamadım bir türlü. Son kitapta ikna olduğum aşkını bu kitapta hissedemedim Abby'nin. Sırf yangın yüzünden Travis'le evlenir gibi oldu, sonra kendini nedenin bu olmadığına ikna etti ama kitap bitmesine rağmen Travis'in bu meseleden haberi olmadı. Haksızlık bence :P
Spoiler Sonu

Öte yandan Travis her zamanki gibi muhteşemdi, ne diyebilirim ki? Bu kitapta dikkatimi çeken bir diğer şey ise her şey o gün çıkan yangına bağlanmıştı. Tüm kitap boyunca bundan söz ediliyordu. Halbuki ben önceki kitapları okurken yangının onları bu kadar etkilediğini fark etmemiştim. Sanki biraz sonradan çıkma senaryoymuş gibi geldi bana. Özellikle kitap sonunda önceden çok az gördüğümüz karakterler sonradan çıkıp ana karaktermiş gibi yansıtılınca sanki başka bir serinin önü açılmaya çalışılıyormuş gibi geldi. Belki de benim kuruntum, bilemiyorum.


Bu kitabı sevmedim mi? Sevdim. Sadece serinin diğer kitaplarının standardını düşürdü bence. Novella olduğu için tam puanlık olmaması normal belki fakat çok daha farklı bir senaryo çıkabilirdi bence. Şimdi geriye dönüp bakınca bu kitabı okumamış olmayı dileyebilirim. O kadar kötü değildi fakat bu seriyi çok sevdiğim için diğer kitapların üzerine bu kitabın gölgesi düşmüş oldu.

Aslında bu kitabı beğeneceğimi düşünüyordum. Belki de diğer kitaplarla arasına mesafe girdiği için soğuk yaklaştım biraz. Ama bu kitabın tamamı kötü mü? Tabii ki hayır! Mesela göz alıcı, ışıltılı, hayat dolu Vegas, Abby'ye onu öldüreceği ve dünya üzerindeki en berbat en yakın arkadaş oluşuyla ilgili cırlayan America, iddia kaybetmiş %90 çıplak bir Trenton, ve tüm üyeleriyle Maddox kardeşler kitapta favorilerim mesela. Seviyorum sizi, bir dahaki seride görüşeceğiz :D

Artıları ve eksileriyle bir kitap yorumunun daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bundan sonra artık ne yorumu gelir bilinmez, film-anime-kitap..? Uzun zamandır paylaşmayınca birikti haliyle :D Ama kitap olarak şu an okuduğum kitabın yorumu gelir bir dahaki hafta içinde. Bunu da buraya yazmamın nedeni sizi haberdar etmekten çok kendime "Bak söz verdin o kadar paylaşacaksın üşenme yok" mesajı vermekti. Yine de sizin de haberiniz olsun :D Bir sonraki postumda görüşmek üzere, hoşçakalııın!


Yazar: Jamie McGuire   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 152
Liste Fiyatı: 12 TL    GoodReads Puanı: 4,13



13 Aralık 2014 Cumartesi

Kitap Alışverişi #18 - Uzun Zaman Sonra..


Merhabalar herkese!! Böyle bol kitaplı bir alışveriş yapmayalı ne kadar uzun zaman geçmiş! Teker teker aldığım kitaplar için ayrı post yapmak istemediğimden bir süredir böyle bir paylaşım yapamıyordum.O zaman fazla uzatmadan asıl konumuza geçelim ^^



1- Alim
Öncelikle Müptelâ Yayınları'na teşekkürler! İlk kitabın turunu Kitap Canavarları ile yapmıştık hatırlıyorsanız. Ön yargıyla yaklaşmama rağmen kitaba bayılmıştım. Hiç tarzım olmamasına rağmen böyle bir kitabı sevmeme şaşırdım açıkçası. Okurken elimden bırakamıyordum bir türlü. Uzun bir süre de etkisinden çıkamadım. 

Duygu'nun kitabında favorim Alim'di. Ve onun da kitabı olduğunu wattpad'de görünce çok heyecanlanmıştım. 7-8 bölüm okumuştum Wattpad'den, fakat sonra kitabın basılacağını duydum ve o zamana bıraktım. İşte şimdi zamanı geldi ve şu sınavlarım vs geçtikten sonra blogda yayınlayacağım ilk yorumlardan olacak Alim ^^

2- Tatlı Sır
En sevdiğim serilerden biri Tatlı Bela'nın yan serisi çıkar da ben okumaz mıyım? Hem de biricik Trenton ve Cami'nin kitabı. Çok heyecanlıyım! Yabancı Yayınları'na teşekkürler *,*

3- Kuşlar Öterken
Bu kitabın kapağının çok ilgi çekici olduğunu düşünen bir tek ben olamam değil mi? Ve yapıyor olduğum ankette gördüm ki Kuşlar Öterken'i merak eden birçok kişi var. Sanırım büyük yılbaşı çekilişimin kitaplarından biri belli oldu ^,^

4- Belalı Düğün
Bu kitap çıktığından beri ilk alışverişimde alacağıma ve hemen yorumunu yapacağıma birkaç kişiye söz vermiştim. Sözümü tutamadım gibi bir durum oldu, yani o sözden sonraki alışverişlerim sadece D&R kampanyasından aldıklarımdı, o yüzden bu kitabı almamıştım ve kendimi kötü hissettim. O yüzden internetten yaptığım en yakın alışverişte hemen sepete ekledim ve gelir gelmez okudum. Yorumu çook yakında blogumda olacak ^,^

(Siparişimle birlikte gelen ön okuma kitapçıkları, kataloglar, ayraçlar vs.. Çok tatlı değiller mi? Püsküllü olana ayrıca bayıldım ^,^)

5- The 100
Dizisine bayıldığım bir kitap daha Go Kitap aracılığıyla Türk okurlarla buluştu. Tabii ki bu kitap Türkiye'de çıkalı uzun zaman oldu ama ancak alabildim. Ön okumasında gördüğüm kadarıyla dizisi ile kitabın biraz farklı ilerleyeceğini düşünüyorum. Bana kalırsa bu iyi, benzer konulara dayalı fakat farklı yönde ilerleyen hikayeler görmüş olacağım. Tek eksisi umarım okurken kitapla diziyi karıştırmam. (Bu arada mıknatıslı kapağın ne kadar hoşuma gittiğini tekrar söylememe gerek var mı?)

6- Demir Kız & Demir Kraliçe
Ah.. İşte aşığı olduğum bir serinin devam kitaplarına sonunda kavuşabildim. Böylece Kitap Sihirbazı'ndaki son puanlarımı da Demir Kız'a harcamış oldum. Bu kitaplara sonunda pençelerimi geçirebildiğim için çok mutluyum. Merakla olacakları bekliyorum. Umarım 4. kitabı çok beklemek zorunda kalmayız :D

7- Siyah Buz
En muhteşem olanı en sona bırakmak istedim. Siyah Buz! Allahım, hayallerimin kitabıyla sonunda buluşabildik. Ama şimdi de hayal kırıklığı yaşayacağım korkusu ile kitabı okuyamıyorum. Geliyorum, geçiyorum, okşuyorum, arada çıkarıp bakıyorum falan ama yok. Okumaya korkuyorum. Bu kitabı Fısıltı kadar çok sevmeyi veya kitaba böyle aşık olmayı falan beklemiyorum ama umarım en azından favorilerim veya millete gönül rahatlığıyla önerebileceklerim listesine girer. Becca, umarım beni hayal kırıklığına uğratmazsın. Zaten kitabı fantastik sanarken gerilim çıkınca yaşadığım şaşkınlıkla karışık garipsemeyi hâlâ atlatamadım. Büyük umutlar beslemeye de korkuyorum. Sonunda kitabı okuyamadan iç ağrısıyla ölüp gideceğim, o olacak. Yine de önce okumam gerekenleri okur okumaz buna başlayacağım, hissediyorum bunu. (Ommm... Ommm... Görüyorum, görüyorum!) 



Ne çabuk bitti ya! Bir dahaki sefere post uzun olsun diye bir kitaplık dolusu kitap alayım bari :D Ben yazarken çok eğlendim, umarım siz de eğlenmişsinizdir. Bu kitaplardan okuduklarınız varsa spoiler içermeyen yorumlarınızı bekliyorum. Çok yakında gelecek olan Belalı Düğün yorumumda görüşmek üzere, hoşçakalııın ^,^


11 Aralık 2014 Perşembe

The Ultimate Book Tag || Etkinlik


Merhaba arkadaşlar!  Eskisi kadar sık post papylaşamadığımın farkındayım. Sinir bozucu sınavlar vs. nedenleri de bahane olarak sunuyorum her zamanki gibi. Ama sizinle paylaşacağım birçok post birikti bu arada. Önceliği uzun zamandır paylaşmadığım bir etkinliğe veriyorum: Mim!

Part of the Book beni The Ultimate Book Tag'e etiketlemiş. Ona buradan kocaman teşekkürler yolluyorum ve onun cevaplarını merak edenleri buraya tıklamaya davet ediyorum :) Hadi başlayalım o zaman!



1. Arabada kitap okurken rahatsızlanır mısın?

Genellikle hayır. Yolculuklarda birçok kitaba başlayıp bitirdim. Ama bazen de okuduğum her kelime bana işkence ediyormuş gibi gelir. Ruh halime bağlı sanırım.


2. Hangi yazarın tarzı tamamen senlik ve neden?

Ne yazsa okurum dediğim birçok yazar var. Ama "Ne yazsa 'bayıla bayıla' okurum" dediğim bir yazar çıkmadı şimdiye kadar. Tek serisini okuduğum yazarların da tarzını tam olarak bilmediğimi düşünüyorum. Farklı seriler de çok ayrı tarzlar kullanan pek çok yazar var. Ama bir cevap verecek olursam Becca Fitzpatrick derim tabii ki. Colleen Hoover ve Katie McGarry'nin tarzını da beğeniyorum. JLA da beğendiğim yazarlardan ama tarzı 'tamamen' benlik diyemem :)


3. Harry Potter serisi mi yoksa Alacakaranlık Efsanesi mi? Cevabını desteklemek için 3 sebep belirt.

Mmm.. Alacakaranlık serisinin kitaplarını okumadım, sadece filmleriyle yargılamanın da haksız rekabet olacağını düşündüğümden bu soruyu pas geçeceğim.


4. Kitaplarını koklar mısın?

Sanki bu biraz özel bir soru oldu gibi ;) Bilemiyorum.. her zaman değil. Kitapçılardan elimle aldığım kitapları kokluyorum sanırım bazen. İnternetten verdiğim siparişlerde pek olmuyor. Her neyse, sonuç olarak yeni kitap kokusunun yerini ne tutabilir ki :)


5. Kitaplığındaki en ince kitap hangisi?

Susanna Dubot - Asla Başkasını Sevme || 80 sayfa


6. Kitaplığındaki en kalın kitap hangisi?

846 sayfa ile "George R. R. Martin - Taht Oyunları" kitaplığım en kalın kitabı seçildi! =)


7. İyi bir okuyucu olduğun kadar iyi de bir yazar mısın? Geleceğinde yazarlık görüyor musun?

Kısa hikayeler dışında yazmayı hiç denemedim. Yazarlığın çok zaman ve emek isteyen bir iş olduğunu düşünüyorum. Boş zaman, benim şu an sahip olmadığım, gelecekte de muhtemelen sahip olamayacağım bir lüks.Yani meslek olarak yazarlık yapmadığım sürece, hobi olarak yapabileceğimi sanmıyorum..


8. Daha önceden okuyup da nefret ettiğin bir kitabı hediye verecek olsaydın, hangisi olurdu?

Hmm.. Mark Schreiber - Yıldız Çarpması doğru bir seçim olur sanırım.


9. Harry Potter ya da Açlık Oyunları'na benzeyen ama daha az bilinen bildiğin bir seri var mı?

Şimdi, Harry Potter ve Açlık Oyunları'nın fazla bir ortak noktası yok, macera olması dışında. Yani neye göre karar versem bilemedim. Uyumsuz veya Labirent serisi olabilir sanırım :)


10. Zombiler mi vampirler mi?

Zombi kitaplarıyla pek aram yoktur. Olsa da sorunun cevabı kesinlikle vampirler :D


11. Son olarak: Komple aşk romanı mı yoksa biraz aşk sahneleri karıştırılmış aksiyonlu romanlar mı?

Aşk ve aksiyonun paralel ilerlediği romanlar diyorum ben. Her ne kadar aralarında çok kaliteli romanlar olsa da, tamamen aşktan bahseden romanlar da sıkıyor beni. Aksiyon şart. ;)


Vee geldik bir postun daha sonuna! Ben şöyle bir baktım ve yapmayan birini bulamadım -.- O yüzden bu mimi henüz yapmamış olan herkesi mimliyorum! Mimlendiniiiz ^,^

Yeri gelmişken söyleyeyim yakın zamanda uzun zamandır yapmadığım bir post daha geliyor: Kitap Siparişi! Çok heyecanlandınız biliyorum :P O "yakın zaman"da görüşmek üzere, hoşçakalıın!

7 Aralık 2014 Pazar

KCBT 18. Blog Turu - Pabucumun Ajanı (#2) || Kitap Yorumu & Çekiliş



Macera yandığı yerden devam ediyor!

Evet, o ateş hâlâ yanıyor ve kimse söndürmek istemiyor!

Tuna Üstüner'le yaşadığım delidolu, dengesiz, kavgalı, bir o kadar da tutku dolu aşkım bana yepyeni bir hayat bahşetmişti. Öncelik sırasında birinciliği kimseye kaptırmayan bu adamın kollarında, bakışlarının gölgesinde, sahiplenici varlığının esaretinde olmak müthişti. Yeni bir kimliğe sahip olmuş, Deniz Üstüner olmanın lüksüne varmıştım. Kurumsal Kasıntım beni kendi dünyasına almış ve benim dünyama girmişti. Her şey o kadar güzeldi ki, bir hayal gibi?

Ta ki o güne kadar!

Saklanan sırlar çözülüp, gizlenen yalanlar açığa çıkınca, o hayal dünyası da yıkıldı. Ama benim o enkazın altında kalmaya hiç niyetim yoktu. Peki, buz tutan bir kalbi yeniden ısıtabilir miydim? Belki bunu ben yapamazdım, ama kaçınılmaz olarak yeniden bir araya geldiğimizde, Tuna'nın kalbi bu savaşa tek başına girmek zorunda kalacaktı.

Bir yandan yaralı kalplerimizle biz, diğer yandan tatlı ve gizemli bir aşka yelken açan Yasemin ve Mert?

Kazanan aşk mı, ayrılık mı olacak?
Bildiğim tek şey, bu hikâyede herkes yanacak!


Evvet sayın okurlar! Şimdi karşınızda Kurumsal Kasıntı'nın Kurumsal Romeo'ya evrimleşmesi! Evet, evet, tahmin ettiğiniz kişiden bahsediyorum, bana öyle Tuna? Romeo? der gibi bakmayın şimdi -.- İlk kitapta da şüphesiz seviliyordu Deniz, ama buradaki volkan misali duygu patlaması yoktu tabii. Kitabı sıksam aşk suyu çıkacaktı yani o derece. Sayın okurlar, Tuna'yı hiç böyle görmediniz! 

Tuna-Deniz aşkını sevdik, seviyoruz, seveceğiz. Bu konuya da daha sonra döneceğiz fakat şu an daha önemli bir olay var. Mert! Murat olan Mert! Mert olan Murat! Her ne derseniz işte. Bu yakışıklıyla sevgili hemşiremiz Yasemin'in arasında filizlenen aşk bu kitapta resmen alev alıyor!

Peki ya ortadaki tüm o yalanlar, komplolar, yanlış anlamalar..? Bütün bunların ortaya bir bir dökülüşü? İster konu Mert-Yasemin olsun, ister Tuna-Deniz. İki ilişki de bu sorunlardan nasibini alıyor ve ortaya gözyaşları, kavgalar, ayrılıklar çıkıyor. Bu da bizi yeni bir soruya sürüklüyor kitap boyunca: Bu daha yeni sayılan ilişkiler, çiftler arasındaki aşk, bütün bu sorunları çözmeye yetecek mi?

Spoiler
Yetecek! Tabii ki de yetecek! Sonuçta burada Tuna ve Deniz'den bahsediyoruz. Onlar neleri atlattı bunları atlatamayacaklar?! Tamam kabul ediyorum, bu seferkiler bayağı ağırdı ve ben bir an için belki de asla eskisi gibi olmaz diye düşünmüş olabilirim. Tabii ki de aptalca bir düşünce! Bu ikilinin kalbindeki aşk Dünya'dan Uranüs'e köprü yapmış, Daha ne olsun!

Kitabın sonu hakkında diyecek çok şeyim var ve hiçbir şeyim yok. Mert-Yaso çok tatlı, Deniz-Tuna artık bayağı bildiğiniz aile oldu, yani her şey bir harika. Happy Ending! ^,^
Spoiler Sonu


Bu arada özellikle kitabın sonlarına doğru diğer kitapların başrolleriyle, örneğin; İlkim, Martin, Tekin, Engin gibi karakterlerle karşılaşmamız çok hoş oldu. Sonunda mesela "Geçerken İlkim'lere de uğrarız değil mi?" falan deyince bir kıkırdayasım geldi mesela. Veya Tekin'e "Eminim rüya gibi bir kız bulursun kendine" tarzı bir laf etmişti Deniz. Neyse mutlu oldum işte :P

Bu arada Tekin demişken, Tekin'in kitabını inanılmaz merak ediyorum. Gerçi bu asudeboy'ların klasik "ben en muhteşemim, siz sadece etrafımda dolaşan minik sineklersiniz" davranışını doruklarda yaşaması biraz göz devirmeme neden olsa da, konu Tekin olunca sanırım buna dayanırım :D


Ama bu kitaptaki favori ikilim.. Mert ve Yasemin'di! Tuna ve Deniz'i de seviyorum ama onların ilişkilerinin heyecanlı kısımlarını özellikle ilk kitapta görmüştük. Burada ise Mert ve Yasemin'i gördük ve ben Mert'in komikliği, rahatlığı vs nedeniyle bu ilişkiyi okumaktan daha çok zevk aldım. Yasemin'de biraz kaçık olunca çok daha eğlenceli bir hâl aldı tabii.
Kısaca, çok tarzım olmasa da eğlenerek okuduğum bir seri oldu Pabucumun Ajanı. İkinci kitaba başlarken ise en başta kitabın kalınlığı gözümü korkutmuştu ve ilk sayfalar bu yüzden zor ilerledi ama yaklaşık bir 90-100'den sonra kitap okundu ve bitti. Geride hafif bir gülümseme bırakmayı da ihmal etmedi tabii ki. Hoşçakalın Tuna ve Deniz, hoşçakalın Mert ve Yasemin! Yeni bir kitapta görüşmek üzere Tekin! Yeni bir yorumda görüşmek üzere sevgili okurlarıım ^,^


Seri Kitapları:
Pabucumun Ajanı-1

Yazar: AsuDe   Yayınevi: Ephesus   Sayfa Sayısı: 655
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,96



Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

29 Kasım 2014 Cumartesi

Daimon (Melez Sözleşmeleri #0.5) - Kitap Yorumu & Özet


"Love in my world usually ended up with someone hearing 'I smite thee!' as she was cursed to be some lame flower for the rest of her life."For three years, Alexandria has lived among mortals--pretending to be like them and trying to forget the duty she'd been trained to fulfill as a child of a mortal and a demigod. At seventeen, she's pretty much accepted that she's a freak by mortal standards... and that she'll never be prepared for that duty.According to her mother, that's a good thing.

But as every descendant of the gods knows, Fate has a way of rearing her ugly head. A horrifying attack forces Alex to flee Miami and try to find her way back to the very place her mother had warned her she should never return-the Covenant. Every step that brings her closer to safety is one more step toward death... Because she's being hunted by the very creatures she'd once trained to kill. The daimons have found her.


Farketmişsinizdir ki bu aralar sevdiğim serilerin novellalarına sardım. Melez Sözleşmeleri de bayılarak okuduğum bir seriydi ve Daimon'ı okumadığım için feci ızdırap duyuyordum. Okuyunca da seriyi "tamamen" bitirdiğim için ızdırap duydum gerçi. Seri bittiğinde çok üzülmüştüm, Daimon'ı okuyunca böyle garip bir deja vu hissettim. Alex özletmiş kendini, şimdi ben bir daha nerede göreceğim Alex'i? :(

Bu kadar kısa bir kitaba uzun bir yorum yapmayı düşünmüyorum aslında. Kitap beklediğim gibiydi, zaten seriyi okuyanlar bu kitapta neler olacağını az çok biliyordu.

Spoiler (Özet)
Kitabın başlarında Alex'in insanlar içindeki hayatından ve nasıl dışlanıldığından, eski erkek arkadaşından bahsedilmişti. Tabii ki erkek arkadaşına bakarken Aiden St. Delphi'yi görmesinden bahsetmiyorum bile. Evet! Alex, Aiden'a 13-14 yaşından beri aşıkmış. Gerçi bunu zaten biliyor sayılırdık ama kanıtını görmek de hoştu.

Annesiyle olan ilişkileri ise kitabın başlarında daha çok ön plana çıkıyordu. Ortalarında evlerine iblis saldırısı gerçekleşti ve annesi öldü. Bam! Bu kadar. Bu kısımda çok üzüldüm, çünkü kitabın başlarında Alex'in annesini tanıma fırsatımız oldu ve ben sanki annesinin öleceğini unutmuş gibi okudum kitabı. Annesi ölünce şok olmadım belki ama öleceğini bilmeme rağmen, hatta bildiğimi bilmeme rağmen, şaşırtıcı bir olaymış gibi hissederek okudum. Alışmıştık o kadar yani bu kadarı da olsun değil mi?

Sonra Alex bir şekilde saldırıdan kurtulmayı başladı ve önceden annesinin hazırladığı "acil durum para çantası"nı alıp kaçtı, yakın şehirlerden birinde bir motele tıktı kendini. Kokuşana kadar orada kaldı, yas tuttu bla bla. Sonra hayatının sonuna kadar orada kalamayacağını fark etti ve uzun bir beyin fırtınası sonunda ait olduğu, gidebileceği tek yere, en yakındaki Akit'e dönmeye karar verdi.

Fakat dönüş yolculuğunda yine iblislerin saldırısına uğradı fakat bu seferkiler başa çıkması için çok fazlaydı. Uzun süren bir tavşan kaç oyunundan sonra iblislerle yüz yüze çarpışmaya karar verdi ve bir şekilde iki tanesini yere sermeyi başardı ve diğerleri onu kapana kıstırmak üzereyken çok sevgili Avcı'larımız Aiden, Kain ve tahminimce Leon, Alex'in deyimiyle steroid-adam olaya müdahale etti ve iblisleri alt etti. Aslında bu kısımlar Melez kitabının ilk bölümünde oluyor, ama Daimon'ın sonuna Melez'in ilk bölümünü koymuşlar, çok da iyi yapmışlar yoksa kitap çok alakasız bir bitiş yapmış olurdu.
Spoiler Sonu

Bana kalırsa Daimon'ın ayrı bir kitap olması çok nedensiz bir girişim olmuş. Kesinlikle bunu Melez'in başına eklemeliydiler. Sıkıcı olur diye mş yapmamışlar bilmiyorum ama 60 sayfa fazla okumak insana bir şey kaybettirmez bence. Melez'i okumadan önce bu kısmı okusam pek bir şey anlamazdım belki, evet. Ama kitap ilerledikçe yine anlamaya başlardık nasıl olsa. 

Ben kitabı okurken eğlendim, Alex'i tekrar görmekten mutluluk duydum. Heyecanlı, aksiyonlu, seriye yakışır bir olay örgüsü vardı. Bu kitabı bitirince Melez'i alıp tekrar okuyasım geldi. Belki okurum da.. Bu kadar kısa olunca kesmedi beni. More Alex, more Aiden! :3


Serinin Diğer Kitapları:

0,5. Daimon

Puanım: 4,5 -> Bu serinin her kitabı birbirinden güzel ^^
Sayfa Sayısı: 70   Yazar: Jennifer L. Armentrout   Format: E-Book



28 Kasım 2014 Cuma

KCBT 18. Blog Turu - Pabucumun Ajanı (#1) || Kitap Yorumu


Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin
kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı,
fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.
Tuna Üstüner ise Enler listesinin zirvesinde bir yakışıklı,
holdinglerin genç veliahdı, titiz, disiplinli ve tam bir
Kurumsal Kasıntı.

Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral,
ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.
Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı.
Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize
mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve
ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek
için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!

Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ

Tuna, Deniz.. Deniz, Tuna - Tuna, Deniz - Tuna, Tuna, Tuna, Tu-

Ay pardon kusura bakmayın, kitabı yeni bitirdim ve kafam biraz.. anladınız siz bence :D Nerede benim ikinci kitabım demiyorum şu an. Çünkü bence her şey böyle kalsın. Zaman dursun. Çünkü ikinci kitapta ortaya çıkacak sorunları ve bunların yıkıcı etkisini az çok tahmin edebiliyorum.

Heer neysee.. Baştan alalım. Kitaba ilk başladığımda burun kıvırıp "Bunu mu abartmışlar?" dediğim doğrudur. Ama bitirdiğimde beğenenlerin neden beğendiğini anladım. Tuna için! Falan dermişim. Hayır, yani biraz ve çok, evet. Ama tek neden bu değil. Hafif klişe bir konu ve klişe karakterler -muhteşem erkek, paspal kız- Asude'nin elinde yeniden hayat bulmuş gibi bu kitapta. Tamam, ben yine de çok  Deniz taraftarı değilim ama Tuna taraftarı olduğum kesin. Eh, Tuna Deniz'i seviyorsa biz de seveceğiz mecbur :D

Dikkat Aşk Çıkabilir ile bu kitabı karşılaştıracak olsam, kesinlikle bu kitabı seçerim. Çünkü orada Martin'e ve İlkim'e böyle ısınamamıştım. Ne bileyim işte Tuna > Martin bence. İki erkek de aşırı korumacı öküzler olabilir ama Tuna daha çok içime sindi benim. Hem Deniz'i olduğu gibi kabulleniyor. Örnek al Martin -,-

Farketmişsinizdir, bu tür kitaplar pek benlik değildir. Yani beni hiçbir zaman yüzde yüz etkilemiyor, o yüzden yapmacık bir yorum yazmak istemem. Ama çok bayılmadığım bir tür bile olsa, bu türde okurken en çok keyif aldığım yazarlardan biri Asude ve Asude'nin kitaplarından da Pabucumun Ajanı favorim oldu. (Zaten toplasan iki-üç kitabını okudum henüz)

Sonuç olarak bu kitabı, romantik-komedi, çik-lit tarzı kitaplar sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Okurken toplum içinde olmamaya özen gösterin çünkü tutamadığınız kıkırdamalar ağzınızdan kaçınca millet size deli muamelesi yapabilir... (Test edildi, onaylandı.)


Seri Kitapları:
Pabucumun Ajanı-1
Pabucumun Ajanı-2


Yazar: AsuDe   Yayınevi: Ephesus   Sayfa Sayısı: 504
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,55



27 Kasım 2014 Perşembe

Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı #1) - Tanıtım & İnceleme


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.

Bir varmış bir yokmuş,
bir Melekle şeytan birbirlerine âşık olmuş
Ve hikâyenin sonu hiç iyi bitmemiş


Dikkat! Bu yorum -yanlışıkla ve bilerek- verilen spoilerlar içerir!

Nereden başlasam bilemiyorum. Bu kitap resmen beynimi sömürdü ve içine hapsetti. Aklî dengemi geri kazanabilmem için uzun bir zaman geçmesi gerekti. Ve, şu an buradayım. Öncelikle kitabın beğenmediğim kısımlarından başlayacağım. Evet, var!

Karou'nun geçmişi. O kız, o kız Karou gibi değil, olamaz. Ben Karou'nun asi, umursamaz tavırlarını seviyordum. Ama aslında şeytan gibi görünen bir iyilik meleğiymiş. Peh! Hadi oradan. Geçmişteki hali, bambaşka bir kişilikti. Karou, artık o insan değil. Yeni hatıralar ve yeni yaşantısıyla bambaşka biri. Ben kendime böyle diyorum ve kendimi böyle inandırmak istiyorum. Çünkü Madrigal'e hiç, hiç, hiiiç alışamadım. Isınamadım, sevemedim, ne derseniz artık.

Evet, kitapta beğenmediğim kısımlar bitti. Ne kadar uzun değil mi (!) Şimdi beğendiğim kısımlara geçiş yapıyorum: Tamamı! Eveet, yorum da burada bitmiştir görüşürüz!

Demeyi çok istesem de ben beğendiğim kısımları da incik cincik etmeden duramam tabii ki. Şimdii... bilirsiniz bazı kitaplara bir başlarsınız, bir daha bitirene kadar nefes bile alamazsınız. Ara verdiğinizde aklınızdan çıkmaz, acaip sıkışsanız bile kitabı elinizden düşürmek istemezsiniz (Oups, aşırı bilgi!) İşte Duman ve Kemiğin Kızı da onlardan biriydi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Anladığınızı biliyorum.

Bu arada Zuzana'ya da bayılıyorum. Tavırları, kişiliği vesaire vesaire. Gelelim Akiva'ya. İlk başlarda ismini garipsemiştim, şöyle bir düşününce hala garip hissettiriyor ama %93,2 ısındım sayılır. Şu an Akiva'yla ilgili bir yorum yapmakta zorlanıyorum, çünkü tüm düşüncelerim birbiriyle çelişiyor. Kitabın son 10-20 sayfasını okumadan önce sorsaydınız Akiva adlı bir roman yazaabilirdim ama şimdi.. kelimelerim tükendi.

Kitabın son dörtlüğünde Akiva'nın sürekli olarak "Beni asla affetmeyecek" falan demesine sürekli göz devirir olmuştum ve ben de sürekli "Seni affetmeyeceği kadar ne yapmış olabilirsin ki? Seni ne kadar sevdiğinin farkında değilsin heralde, aptal.." diyordum. Bunu dedim, dedim ve kitabın sonunda "Sen.. Hayır! Haaayıııııır! Akiva! Seni affedebilecek mi? Ben olsam seni affedebilir miydim? Gerçekten haklıymışsın, öyle olmana ihtimal vermemiştim, öyle olmamasını umuyordum ama gerçekten, gerçekten haklıymışsın. Lanet olsun ki haklıymışsın! Neden her zaman haklı olman gerekiyor ki?" ve bir dizi gözyaşı eşliğinde küfürler de sıralandı.

 Biliyorum, eninde sonunda, milyon yıl sonra bile olsa, Karou Akiva'yı affedecek. Ama Yasri, Issa, Twiga, Kishmish... özellikle de Brimstone'un ölümüne sanki kendi ailemmiş gibi üzüldüm. Kishmish'in ölümünde daha kitabın başlarında olmamıza rağmen ağlamıştım. Kitabın sonunda, bu karakterlere bu kadar bağlanmışken bir anda öldüklerini öğrenmek.. Biliyorum gerçek değiller vs vs. aşın artık bunları. Bence bu kitabın karakterleri gerçekmiş gibi davranılmayı hak ediyor.


Akiva'dan soğuduğum falan yok tabii ki ama yine de .. ne diyebilirim ki? Onun adına üzüldüm mü? Bu konudaki hislerim basit bir üzüntüden daha kompleks hissettiriyor. O yüzden kapatıyorum bu konuyu ve yeni bir konuya giriş yapıyorum: Prag'ın muhteşemliği ve Zehir! Salgın köşesi, mistik havası, tabuttan masaları, heykelleri ve her şeyiyle hayalimdeki mekanın somut hali gibi! Lütfen biri beni Prag'a uçurup sonsuza kadar oraya hapsedebilir mi?! Kitabı okurken yüzüme vuran hafif serin havayı hisseder gibiydim. Aşık oldum bence ben. Hem de ne Akiva'ya ne de başka birine. Direk Prag'a!

Kimeralar ve Meleklerin savaşı ise kitabın bambaşka bir boyutu. Bana kalırsa Karou'nun diş toplayıcılığı ve Brimstone'un dilek tacirciliği tek başına bir seriye konu olmaya yeterdi. Ama bu seride bu olay sadece konunun görünen yüzü. Bir kitabın bu kadar derinliği olması bence çok alışılmış değil ve okuyanı içine hapsediyor. Kesinlikle sahip olduğu tüm övgüleri hak ediyor.
Spoiler sonu

Ne kadar uzattığımın farkındayım ama bu kitabın yorumunu kısa kesmek gelmiyor içimden. Hatta daha diyecek bir sürü şeyim var. Ama çenemi kapatma zamanı geldiğini düşünüyorum ve diğer kitabı merakla bekliyorum. Yani kitap çıktı ama ben alabileceğim zamanı bekliyorum :D

Bu kitabı okuyalı uzun bir zaman geçmesine rağmen neden yorumu şimdi yazıyorum? Hiçbir fikrim yok. İlk başlarda internetim yoktu, sonra sınavlarım vardı, derslerim vardı bla bla bla. Hepsi bahane. Sadece yazamadım. Ne zaman yorumu yazmak için başına otursam kendimi kötü hissedip kapatıyordum bilgisayarı. Ama şimdi yorumu yazdım, bitirdim, eminim unuttuğum bir sürü kısım var ama yine de içim rahatladı. İyi ki yorum yazmak için en uygun zamanı beklemişim.

Sanırım kitabı ne kadar sevdiğimi tekrar belirtmeme gerek yok. Ama spoiler içerdiği için yorumumu okuyamayanlar için bir özet geçeyim: Bu kitap kesinlikle eşi bulunamayacak türdendi. Bayıldım. Hâlâ düşündükçe tüylerim ürperiyor. Derin fantastik sevenler, romantik sevenler (tabii ki vıcık vıcık aşk yok içinde), "Bu kitap size gelsin!" falan demiyorum ama bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Geciktirmeyin, 2. kitabı da çıkmışken okuyun derim ben. Eh, kalbim ve beynim bu yorumdan sağ çıktığına göre bir sonraki yorumda görüşmek üzere o zaman, hoşçakalıın!



Yazar: Laini Taylor   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 435
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,06

21 Kasım 2014 Cuma

KCBT 17. Blog Tur || Yabancı (Alienated #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


Uzaylılar insanlarla iki yıl önce bağlantı kurdu. Şimdi de dünyalı cara, onlardan birini evinde misafir etmeye hazırlanıyor. 

Gezegenler arası öğrenci değişim programı kapsamında evinde L'eihrli bir lise son sınıf öğrencisini ağırlamaya hazırlanan Cara, bu sayede hem hayallerindeki üniversiteye ücretsiz gidebilecek hem de o gizemli L'eihrliler hakkında gazetecilerin uğruna öleceği bilgiler edinecektir. L'eihrli öğrenci Aelyx'in, ayakları yerden kesen yakışıklılığı da cabası. Ama işler hiç de düşünüldüğü gibi yolunda gitmeyecektir, çünkü Aelyx'i okulda istemeyenler de vardır ve sayıları hiç de az değildir. Tehdit mektupları almaya başlayan Cara bir süre sonra Aelyx ile okula polis eşliğinde gitmek zorunda kalacaktır.

Okuldaki herkes tarafından dışlanan Cara'nın artık tek arkadaşı Aelyx'tir. Üstüne üstlük Cara ona sırılsıklam âşık olmuştur. Öte yandan Aelyx'in de ölümcül sonuçlar doğurabilecek sırları vardır. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olan Cara hem kendi hem sevdiği çocuğun hayatı hem de gezegeninin geleceği için bir ölüm kalım savaşı vermek zorundadır.

°º¤ø,¸¸,ø¤º°

İşte bu kitabın kapağına aşık oldum ben ^,^ Bir de Go Kitap'ın yeni uygulaması "mıknatıslı kapak" meselesi var ki.. Muhteşem! The 100'ı henüz alamadığım için nasıl olduğunu bilmiyordum ama gerçekten kullanışlı buldum, acaip hoşuma gitti.

İçerik ise tam beklediğim gibiydi. Ne eksik ne fazla. Çok büyük hayallerim yoktu ama hoş ve eğlenceli bir kitap bekliyordum ve aradığımı buldum. Eğlenerek okudum gerçekten ama bu kitapta
beklemediğim şey ise bu kadar akıcı olmasıydı. İnanılmaz etkilenmemiş olabilirim ama su gibi akıp gitti kitap.

Bir de bilim kurgu-romantik okumaya fırsat bulduğum bir tür değildi ama bu türü fazla okumasam bile çok seviyorum. (O nasıl oluyorsa...) Yani bu türün çıkan her kitabını okuyasım geliyor. Evrenin Ötesi, The 100, Evrenin Ötesi, These Broken Stars vs.. Bu kitapların muhteşem, inanılmaz etkileyici olmadığını biliyorum ama yine de.. Yine de en sevdiğim tür gibi bir şey, sonuçta bir çeşit fantastik sayılmaz mı? :)

Kitabın içeriği ise beklediğimden farklıydı. Daha doğrusu karakterler beklediğimden farklıydı. Cara, fazla idealist, Aelyx fazla... uysal? Hayır, uysal değil ama sessiz, sakin, kendi ırkını fazla muhteşem gören... Bilemiyorum! Yani bunlar fazla derken, beklediğimden fazlaydı yani.

Olaylar ise beklenmedik olma açısından gerçekten bir harikaydı. Özellikle bazılarında çok şaşırdım, kendime inanamıyorum ama ağladığım yerler bile oldu. Hayır, kitabın sonunda değil ama. Kitabın sonuna atlayacak olursak bence ne çok üzücüydü, ne de mutluluk verici. Yani mutlu etmediği kesin de, ben öyle çok da üzülmedim. İkinci kitabı da çok merak ediyorum ayrıca. Kapağı da çok hoş ve anlamlı olmuş :D

Sonuç olarak.. Neden bizim eve de gökten taş gibi bir uzaylı düşmüyor ki? Ama benim inancım tam, gelecek sonunda bize de bir tane. Yani illa Aelyx gibi olacak değil, bir Eron veya bir Jaxen'a da razıyız ;) 

Okurken eğleneceğiniz, güldürüsü, heyecanı bol, akıcı bir kitap istiyorsanız.. Ve tabii ki uzaylılara karşı bizim gibi sempati duyuyorsanız Yabancı'ya bir şans vermelisiniz bence ^,^


Yazar: Melissa Landers   Yayınevi: GO!   Sayfa Sayısı: 424
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,00

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

15 Kasım 2014 Cumartesi

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında - Kitap Yorumu & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Merhaba arkadaşlar! Efsane geri döndü! (Bu ben oluyorum) Sınavlar bitti ayrıca eve internetimiz geldi sonunda. Ben de önceden okuyup da yorumlayamadığım kitapları yavaş yavaş yorumlamaya başlayacağım artık. Ve bugün 16. Kitap Canavarlı turumuzun konuğu olan İki Hayat Arasında kitabının yorumu listemin başında geliyor. 

Bu kitabı okumayanlar için kitap nasıl görünüyor bilmiyorum fakat bu kitap ne fantastik, ne de gerçek hayat. İkisinin ortasında, ilk defa deneyimlediğim bir yerde kurmuş dengesini. Ben sanırım fantastik bir kitap bekleyerek başlamıştım. Yani bir bakıma fantastik de denebilir ama... Ah, bilemiyorum, bu kitap her şeyin "arasında" kalmış.

Kitabın sonu bile arada kalmış. İyi mi kötü mü ben karar veremedim. (Spoiler içeren kısımlarda derine ineriz :D) Ben de kitabı bitirince arada kaldım açıkçası. Beğendim evet, bu kesin. Ama tamamen bağlanamadım, kendimi veremedim kitaba bir türlü. Ben bunun başrolle alakası olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa iki hayatta da Sabine, "normal"liği bulmaya çalışan alışılmadık bir karakter. Ethan ise gerçekçi kurgunun hayat bulmuş hali. Ama Ethan'ı seviyorum, Maddie ve Capri'yı de seviyorum. Ryan'ı sonlara doğru sevmeye başladım.

Kızın hayatlarından ise tabii ki Roxbury favorim. Saçları giyimi, hayatı.. Kesinlikle Wellesley'nin samimiyetsiz muhteşemliğine tercih ederdim.


Spoiler
Bana kalırsa kızın Roxbury'de bir kliniğe düşmüş olması kitabı en çekici yapan olaydı. Kız her ne kadar nefret ediyor olsa da ben zevk aldım. Evet, sadistçe. Ayrıca bir süre boyunca ben de kızın şizofren falan olduğunu düşünmedim değil. Yazar bu ikilemi bana yaşattı ve gerçeği anlama sürecim sanırım kitabı sevmemde en büyük rolü oynadı.

Fakat birkaç şeyi yazarın belli etmediğini söylemeden geçemeyeceğim. Ethan'ın yorgun görünüşü, iki hayatın olmasının mükemmelliği hakkındaki konuşması vesaire bana Ethan'ın öleceği yönünde büyük bir ipucu bırakmıştı açıkçası. Tamam bunda biraz da okuyanların, kitabın sonunun kötü olmasına ilişkin görüşleri de yok değil açıkçası. Ama sadece bununla da kalmıyor.

Kitabın başında Wellesley'de Ryan'ın arkadaşları veya "arkadaşı"ndan bahsetme şekli garipti. O anda önemsiz gibi görünse de yazar sanki "bu kısma dikkat çekiyorum" diye dipnot düşmüş gibiydi. Hatta Etha ortaya çıkmadan önce "Acaba hikayedeki erkek karakter abisinin arkadaşı mı olacak?" diye düşünmüştüm. Kitabın sonunda o kişi Ethan versiyon.2 çıkınca da haliyle çok fazla şaşıramadım.
Spoiler Sonu


Ama gerçekten gerçekçilik açısından bu kitap beni kendine hayran bıraktı. Kitabın başındaki Sabine ve kitabın sonundaki Sabine'i kıyaslayınca ortaya göz ardı edilemeyecek bir fark çıkıyor. Çok daha olgun ve mantıklı hale geldi. Ve bunun 18 yaşını bitirmesiyle alakası olduğunu hiç sanmıyorum.

Bu kitap benim için farklı bir deneyim oldu. Ne tamamen fantastik, ne de tamamen aşk. Bu kitap bir kızın kocaman bir -iki- dünyada yapayalnız mücadelesiydi. Ve bu konu ilginizi çekiyorsa, bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20



Çekiliş 


a Rafflecopter giveaway

12 Kasım 2014 Çarşamba

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında (Between The Lives) - Tanıtım & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...