30 Haziran 2015 Salı

KCBT 22. Blog Tur || Tehlikeli Temas (Too Far #1) - Yorum & Çekiliş


Bambaşka dünyalardan gelen iki üvey kardeş… Asla sizin olmaması gereken şeylere duyulan arzu…

Blaire Wynn'in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida'daki Rosemary Sahili'ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire'in Alabama'daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir.

Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris'e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay'le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire'i gördüğü anda genç kızın kanına girer.

Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush'ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire'in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?


Merhaba arkadaşlar! Bugün Kitap Canavarları ile yaptığımız turun 5. günündeyiz. Kitabımız Tehlikeli Temas new-adult türünde bir kitap. Ve ben aslında bu türü belli kitaplar hariç çok seven biri değilim. Ama bu kitabı Goodreads'te gördüm göreli meraktan çatlıyordum ve Pegasus'un bu ay çıkaracağını öğrendiğimde bir sevinç dansı bile yapmış olabilirim. Bu kitap için çok heyecanlıydım ve gerçekten seveceğimi umuyordum. Tahmin edin ne oldu? BAYILDIM!

250 küsür sayfa.. Kesinlikle yeterli değil. Daha fazla Rush istiyorum! Bir de bu kitap o kadar akıcıydı ki zaten kısayken bir de sürükleyici olunca iki kat hızlı bitti. Sanki başladığım gibi geri koymuşum hissine kapıldım. Ah öyle bir yerde bitti ki.. Serinin 2. kitabı için şu an dişlerimden birini feda edebilirim. Ama arkadakilerden lütfen. 

İşte karşınızda bu kitabı sevme nedenlerimin bazıları:

1- Başrolümüz Blaire silah kullanmayı biliyor. Hadi ama... Sizce de çok havalı değil mi?!

2- Çok sürükleyici. Ayrıca kısa olduğu için tam çerez niyetine okunabilecek bir kitap.

3- Tam yazlık bir kitap vee.. Biz de yaz ayındayız. Sahil kenarında oturup dalgaları dinleyerek, yüzünüze hafifçe rüzgar eserken okumak için çok uygun.

4- Rush, ne kadar artık klasikleşmiş olursa olsun, harika bir karakter. Yakışıklı, çapkın, seksi..

5- Bana kalırsa kapak harika! Yazının kabartmalarına sürekli dokunasım geliyor :D

6- Kitaptaki karakterleri çok özgün buldum.  'Kötü karakter' olarak tanımlayabileceğimiz karakterler dahil.

7- Sıradan "yaz" kitaplarına göre farklı bir kurgusu var. Ayrıca new-adult'ların çoğunun aksine cinsellik kısmı ön planda değil.

8- Kitabın sonu... Hadi ama millet. Hayat her zaman günlük güneşlik değildir ve insanların bazı şeyleri kaldırması için zamana ihtiyacı vardır. Gerçekçi bir son olduğu için bu madde burada.
Aslına bakarsanız bu kitap hakkında söyleyebileceğim ne var bilemiyorum. Ne zaman bir şey yazasım gelse "Hayır, bu kısmı okuyup görsünler." diye düşünüyorum. O yüzden, okuyun ve görün arkadaşlar :D Fakat tekrar belirtiyorum ki bu seri bir new-adult serisi. Yani genel olarak 18-25 yaş aralığına uygun. Tabii 16-17 olmanıza rağmen bu türü severek okuyanlardansanız size de gönül rahatlığı ile önerebilirim. 

Bu arada Pegasus'un paylaştıklarının altında kapağının cinsellik içerdiğiyle alakalı şikayetler gördüm. Bu kitap cinsellik içeren bir kitap arkadaşlar. "Yeni yetişkin" türünde. Ailenizin görmesi konusunda büyük çekincesi olanlar var. Şunu söylemeliyim ki eğer aileniz tarafından bu konuda uyarılacak yaştaysanız zaten bu kitap pek size hitap etmiyordur. Lütfen söylediklerim yanlış anlaşılmasın, ama durum bu. Bu kitap sadece bir romantizm kitabı değil. Kapağının hakkını veren bir kitap. Bu yüzden almadan önce bu uyarımı dikkate almanızı öneririm. 

Uzun lafın kısası, bu kitap benden yıldızlı pekiyi aldı. Ve serinin devamını merakla, sabırsızlıkla, çıldırarak, saçlarımı yolarak bekliyorum. 2 gün geçti fakat hâlâ yeni bir kitaba başlayabilmiş değilim. Tabii siz bu yorumu okurken 4 gün geçmiş ve ben yeni bir kitaba -umarım- başlamış olacağım. Never Too Far, benim olacaksın :D


Yazar: Abbi Glines     Yayınevi: Pegasus    Çevirmen: Derya İmer Aydınlık    Sayfa Sayısı: 256

Liste Fiyatı: 22,5 TL    GoodReads Puanı: 4,26


Çekilişe katılmayı da unutmayın!

ÇEŞ


a Rafflecopter giveaway

28 Haziran 2015 Pazar

KCBT 22. Blog Tur || Tehlikeli Temas (Too Far #1) - Yurtdışı Edisyonları & Çekiliş




Merhaba arkadaşlar turun 2. günü Tehlikeli Temas kitabımızın yurt dışındaki ülkelerde hangi kapaklarla yayınlandığını görmeye ne dersiniz?



Pegasus' un orjinal kapağı ve hazırladığı yazı tipini seviyorum zaten fakat onun dışında 3. kapataki yazı tipini çok ayrı seviyorum *-* 7 ve 9 numaralar da hoşuma gitti. Siz hangilerini sevdiniz? Türkiye'deki kapağı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu arada yorumum da çok yakında sizlerle =)

Çekilişe katılmayı da unutmayın!

ÇEŞ



a Rafflecopter giveaway


27 Haziran 2015 Cumartesi

İlk Videom! Haziran Kitaplarım || 2015

Merhaba arkadaşlar! Bugünlerde hiç aklımda olmayan şeyleri yapmaya başladım. Bunlardan biri de video çekmek oldu. Aranızdan bana bu konuda mesajlar atan veya yorumlar bırakan vardı. Umarım beğenirsiniz ^-^ 

Bu videoda Haziran ayında bana gelen, benim aldığım, kısaca kitaplığıma yeni gelmiş olan bütün kitapları göstermeye karar verdim. İlk video olduğu için elimden geldiğince kısa tutmaya çalıştım. Videonun sesi nasıl oldu bilmiyorum, düzenlemesini sessiz ortamlarda yaptığım için bana normal gelmişti, umarım fazla kısık değildir =)

Videoda Youtube'a yüklendikten sonra garip dalgalanmalar oluştu. Nedenini anlayamadım. Yanlış bir şeyler yaptım galiba. Konu hakkında bilgisi olan var mı?

Videomu izledikten sonra Youtube'dan veya bu paylaşımın altından yorum yaparsanız ve beğendim-beğenmedim butonlarından oylarsanız çoook sevinirim. Yorumlarınız çok önemli, devam edip etmemeye bu şekilde karar vereceğim. Eğerdevam etmemi istiyorsanız ne hakkında video çekmemi istersiniz bunu da yazarsanız harika olur. 

Ayrıca blogumun yeni Youtube kanalına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. İyi izlemeler!

Bir Yaz Gecesi Rüyası - İnceleme


Shakespeare'in keskin üslubu ve zekasıyla kaleme aldığı vazgeçilmez bir komedya. Eski Yunan'da geçen bir düğünün merkezinde aşk ve evlilik kavramlarının karmaşası üzerine yazılmış bu eser, evrensel temalarıyla nesilleri güldürmüş, pek çok kez sinemaya uyarlanmış bir Shakespeare klasiği.

Merhabalar herkese! Belki biliyorsunuzdur, ben klasiklere blogumda yorum yapmıyorum aslında. Yani ne haddime, değil mi? Adam yazmış klasik olmuş :D Şu anda öyle "yorum" veya "eleştiri" tarzı bir yazı yazmayacağım. Sadece biraz bahsetmek istiyorum bu kitaptan.

Öncelikle belirtmek isterim ki çok eğlenerek okudum. Favori Shakespeare kitaplarım arasına girdi kesinlikle. Ve bundan bahsediyorum çünkü... Aranızda peri sevenler olduğunu biliyorum. Özellikle Demir Kral serisi! Hatırlarsınız belki, ilk kitapta Puck Shakespeare'e bu kitapta ilham kaynağı olduğundan bahsediyordu. Ve aslında Demir Periler serisindeki peri ülkesi ve özellikleri, özellikle Yaz Divanı, Bir Yaz Gecesi Rüyası'nda uyarlanarak yazılmış. Oberon-Titania-Puck karakterleri bu kitabın önemli karakterlerinden. 

Yani -tekrar- diyeceğim o ki, biliyorum ki perileri ve Demir Periler serisini sevenleriniz var. Peki bu peri mitolojilerinin geçmişte konuk olduğu kitapları merak etmiyor musunuz? Ben şahsen tamamen mitoloji kaynaklı ansiklopedi tarzı bir kitap bulsam hemen üzerine atlardım fakat şu an elimde olanın en iyisi romanlar. Kısaca, eğer merak ediyorsanız, bu kitabı şiddetle tavsiye ederim. Zaten şurada toplam 120 sayfa ve şiirsel tiyatro tarzında yazılmış. Yani düz yazı yapsanız 70-80 sayfaya tekabül eder. 

Bir Yaz Gecesi Rüyası; Yunan mitolojisinden nükteler içeren, perilerle harmanlanmış, bir tutam da romantizm katılmış çok eğlenceli bir komedya. Beğeneceğinizi özellikle düşündüğüm bir eser olduğu için, bir istisna yapıp blogumda yer vermek istedim. Okuyanlarınız var mı? Okuyacak olanınız var mı? Yorumlarınızı bekliyorum. Hoşçakalıın!

Yazar: William Shakespeare     Yayınevi: Antik    Sayfa Sayısı: 128

Liste Fiyatı: 7,5 TL    GoodReads Puanı: 3,93

25 Haziran 2015 Perşembe

İşgalci (Alienated #2) - Kitap Yorumu


Uzaylılar İnsanlarla İttifaka Hazırlanıyor. Bu kez de Dünyalı Cara Sweeney, L'eihrlilerin konuğu. L'eihrli erkek arkadaşı Aelyx'i, iki gezegen arasındaki ilişkileri yoluna koymak için, Dünya'ya gönderdikten sonra yabancı bir gezegende bir başına kalan Cara'nın etrafı onu istemeyen klonlarla çevrilmiştir. Hatta Aelyx'in evcil hayvanı bile ondan nefret eder. Yeni hayatına uyum sağlamak için her yolu deneyen Cara, çok geçmeden bu gezegende Aelyx ile mutlu olup olamayacağını sorgulamaya başlar.

Dünya'daki Aelyx'in durumu da Cara'nınkinden farklı değildir. Birbiri ardına düzenlenen suikastların hedefindeki Aelyx, Dünya-L'eihr ilişkilerini güçlendirmek için yoğun bir halkla ilişkiler kampanyası yürütmeye çalışır. Dünya hükümetlerinin vatandaşlarından gizlediği küresel su krizine çözüm getirecek teknoloji L'eihrlilerin elindedir ama bu teknolojiyi Dünyalılarla paylaşmaları ancak ittifak kurmalarıyla mümkündür. Ama her iki taraftan da yükselen itirazlar ve ittifakı baltalayacak şiddet eylemleriyle Cara'nın da Aelyx'in de işleri hiç de kolay değildir. 

İki genç âşık, bir yandan gezegenlerinin geleceği için canla başla mücadele ederken bir yandan da birbirlerinden sayısız ışık yılı uzakta ayrılık acısına katlanmaya çalışır… ta ki dünyalarına yönelik bir tehdit onları yeniden birleştirene dek.
Not: Bu kısım spoiler içermez.
Selam sevgili L'okurlarım! Böyle deyince lokumlar gibi oldu. Ay olsa da yesek. Neyse. Karşınızda Kitap Canavarları ile turunu yaptığımız Yabancı'nın ikinci kitabı İşgalci! İlk kitabı bir günde ve eğlenerek okusam da sonradan -nedensizce- soğumuştum ama bu kitap... Vow! Bir harikaydı arkadaşlar. Çok enerjiğim bugün, oruç olduğum düşünülürse garip bir durum aslında. Her neyse, uzaylı etkisi diyorum ve yoruma geçiyorum!

İlk olarak söylemeliyim ki lütfen bu kitaptan beklentiniz vıcık vıcık bir aşk olmasın. Tahmin edin neden? Çünkü öyle bir olay yok. Karakterlerimiz kitap boyunca iki ayrı gezegendeler -hatta bir ara biz farklı dünyalara aitiz gibi bir espri de döndü sanırım ortada, ıyk- ne olmasını bekleyebiliriz ki? Aelyx'in L'özentilerden kaçışı ve ittifakın bozulmaması için hayatta kalma çabaları ve Cara'nın Leihr gezegenini tanıma ve buraya ayak uydurma çabaları bize -beklediğimden çok daha fazla- eğlenceli sahneler sunuyordu. Tabii bazen de kafa karıştırıcı ve gizemli. Aslında kitap boyunca iki karakter de birbirinden ayrı kaldığı için üzgündü ama ben neden bu durumdan bu kadar zevk aldım bilmiyorum. Bu sıkıntılı süreç beni psikopata bağlamaya teşvik ediyor sanırım.

Bahsetmek istediğim bir diğer mesele de, bu kitapta Cara'nın ne kadar güçlü bir karakter olduğunu bir kez daha, bu sefer çok daha açık bir biçimde gördüm. Sadece bir liseli ve kolonideki yaşam hakkında söz sahibi ayrıca üzerindeki onca yük ve sorumluluktan kaçmıyor, onları sırtlıyor ve taşıyabildiği kadar ileriye taşıyor. İlk kitapta Cara sinirlerimi bozmuştu, bu kitapta ise onu desteklediğimi fark ettim. Diyorum ya, hepsi uzaylı etkisi işte.

Ayrıca kitabımıza yeni gelen bir karakter var! Yani birçok karakter var tabii ki fakat başrole yakın olan yan rollerden bahsediyorum: Aelyx ve Syrine'in koruması David! Onu tanır tanımaz sempati duyacağınıza eminim. Ah, aslına bakarsanız o tam anlamıyla bir insan. Bu ne bir hakaret ne de bir övgü, sadece bir durum tespiti işte. Ayrıca bu kitapta Elle (Eron'un l'ihanı ve Aelyx'in ablası.. kısmen.) ve Toby'yi (Cara'nın abisi) daha yakından tanıma fırsatı bulduk ve onları da çok sevdik! Sevdik, değil mi? Yalnız mıyım?


Spoiler

Evet arkadaşlar ne düşündüğünüzü biliyorum. Hayır müneccim falan değilim. Spoiler içermeyen kısmı kitabı bitirmeden yazmıştım sonu düşüncelerimi etkilemesin diye. İşte olayı öğrenmeden önceki David hakkındaki düşüncelerim de o yöndeydi. Fasha. David çok büyük hayal kırıklığı oldu şimdi. Syrine de ne bahtsız çıktı, kızın kaderinde yokmuş arkadaşlar, ne diyelim..

Ayrıca evet, kabul ediyorum. Kitabın sonu çok ucu açık bitti. Yeni koloni şartları, problar, Jaxen ve Aisly'ye ne oldu, Cara ve Aelyx'in hayatı nasıl oldu vs... tonlarca cevaplanmamış soru var aklımızda. Böyle bir çalışma yok ve muhtemelen de olmaz ama yazar istese çok rahat bir 3. kitap çıkarıp bunlarla ilgili yeni bir senaryo yazabilir. Ama ne kadar ucu açık olursa olsun, sevdim ben bu sonu. Yani, bazı şeyleri de haya gücümüze bırakmış yazar. Belki de bu yüzden hoşuma gitti. Sonlarının iyi bittiğini düşünmek için illa "Sonsuza dek mutlu yaşadılar..." cümlesine mi ihtiyacımız var ki?

Tek merakım: Nefilimler. Melezler yani. Leihrliler ve insanların genlerinin karışımından ne tür bir kişi ortaya çıkar merak etmiştim. Yani spesifik olarak farklı bir davranış veya fiziksel görünümünde bir baskın karakter gösterir mi? Göz genlerini kimden alırlar vs.. Tabii bu kitabın sadece bir 'kurgu' olduğunu düşününce bu merakım saçma geliyor olabilir ama.. sadece merak ediyorum işte. Belki bir gün yazara sorarım..

Spoiler Sonu
Yazar: Melissa Landers    Çeviri: Demet Orhan   Yayınevi: GO   Sayfa Sayısı: 432

Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,09



17 Haziran 2015 Çarşamba

Kitap Kuru Mimi ~ Book Courtship Tag || Etkinlik


Merhabalar  herkese! Bugün yine değişik bir mimle karşınızdayım :D Beni bu mime tagleyen hyruzgaryazarsa'ya teşekkürler ^.^ Lafı uzatmadan başlayalımm!


Adım 1: İLK BAKIŞ – Kapağı yüzünden aldığın kitap?
Kutsanmış Kan - Samantha Young


Adım 2: İLK İZLENİM – Arka kapak yazısı yüzünden aldığın kitap?
Olasılıksız - Adam Fawer


Adım 3: TATLI DİL – Harika üslupla yazılmış kitap?
Köpek Düşleri - Markus Zusak


Adım 4: İLK BULUŞMA – Sana serinin devamını aldırtan serinin ilk kitabı?
Uyumsuz - Veronica Roth


Adım 5: GECE YARISI TELEFON KONUŞMALARI – Seni bütün gece ayakta tutan kitap?
Fısıltı - Becca Fitzptrick


Adım 6: HER ZAMAN AKLIMDA – Aklından çıkaramadığın kitap?
Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor


Adım 7: FİZİKSELLEŞME (Gözler gözlerimde olayının artık 'eller ellerimde'ye dönüşmesi) – Eline alıp okuduğunda sana güzel hissettiren kitap?
Siyah Buz - Becca Fitzpatrick


Adım 8: AİLEYLE TANIŞMA – Ailene veya arkadaşlarına önereceğin kitap?
Açlık Oyunları - Suzanne Collins


Adım 9: GELECEK PLANLARI – Gelecekte tekrar okuyacağını bildiğin kitap ya da seri?
Ateş Serisi - Karen Marie Moning


Adım 10: BİR AŞKI PAYLAŞMA – Kimi taglıyosun?
Kitap Canavarları Blog Turu'ndaki yoldaşlarımı tagliyorum. İyi eğlencelerr! :D

Kan Sözü (Vampir Akademisi #4) - Kitap Yorumu



Rose Hathaway'in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Kısa süre önce St. Vladimir Akademisi'ne düzenlenen saldırı, Moroi dünyasını sarsmıştı. Vampirlerin birçoğu ölmüştü. Fakat Strigoi'lar tarafından götürülen birkaç kurbanın yazgısı daha karanlıktı. Rose içinse bir kurban çok önemliydi. Dimitri Belikov. Dimitri! 

Şimdi Rose, yüzlerce Strigoi öldürdüğünü gösteren bir dövme taşıyordu ensesinde. Hem de çok nadir bulunan bir dövme. Rose seçim yapmak zorundaydı. En iyi arkadaşı ve hayatta kalan son Dragomir prensesi Lissa'yı korumak için ettiği yemini tutacak ya da Akademi'den ayrılarak sevdiği adamın peşine düşecekti. Aşkla ve tek başına! 

Dimitri'ye verdiği sözü tutmak için dünyanın öbür ucuna bile gidebilirdi. Ancak cevabı kan kokan bir soru Rose'un peşini bırakmıyordu. Dimitri kurtarılmayı isteyecek miydi?

Eyvah! İşler karıştı. Rose bu yükün altından kalkabilecek mi? 

Dimitri'yi öldürmeyi başarabilecek mi? 

Yoksa kapısına kadar gelen sonsuz aşka mı kapılacak?


Eveet, geldik serinin 4. kitabına. İlk 300-350 sayfanın karanlığı beni cidden.. boğdu. Lissa'nın durumu, Adrian, Avery karmaşası, Christian, Jill... Sadece Rusya'da değil akademide de durumlar çok karmaşıklaşmıştı ve Rose'un tarafındaki durağanlık beni bu kitabın serinin en sinir bozucu kitabı olduğuna ikna etti. Kötü anlamda demiyorum, kaliteli olduğu kesin. Bana kalırsa yazar bu "sinir bozucu olaylar"ı gayet farkında olarak önümüze sundu. İnanıyorum ki 5. kitapta bizi gerçekten tatmin edecek birçok olay yaşanacak. En garibi de.. bu kitabı okurken yaşanan onca olaya rağmen gözlerim bile yaşarmadı. Halbuki diğer kitaplarda en ufak bir çeye bile o kadar çok ağlamıştım ki.. Dediğim gibi: Garip.

Kitabın son 150-200 sayfasını daha çok beğendim. Evet.. kalp kırıcı, hatta kalp parçalayıcıydı. Dimitri ne kadar inanılmaz bir sevgiliyse düşmanken de o kadar inanılmazdı. Rose haklı. Güçlü.. Çok güçlü ve bu ne kadar olumlu bilemiyorum. Kitabın sonlarında bir an için Rose-Adrian ikilisini düşünmedim de değil. Dimitri'yi gerçekten çok seviyorum ve Rose ile Dimitri ayrılmaz ikili bunu da destekliyorum ama Adrian favorim. Gerçi Rose ile iyi bir ikili oluşturacaklarını düşünmüyorum. Adrian'ı bir kızla bağdaştıramıyorum... henüz. Ve onun için üzülmekten de vazgeçemiyorum. Rose'dan vazgeçtiğini görmek için sanırım seri sonuna kadar beklemem gerekecek.

Spoiler
Bu kitapta Dimitri meselesinin çözüme ulaşacağını, en azından bir  ilerleme kaydedileceğini ummuştum. Ama şimdi 3. kitabın sonunda nerede bıraktıysak hâlâ orada olduğumuzu fark ediyorum. Ciddiyim, artık ne olacaksa olsun. Kafayı yiyebilirim.

Bu arada Abe'in babası olması konusu ile yazar güzel bir ayrıntı yakalamış. Abe karakteri hoşuma gitmişti ve altından bir bela çıkmamasını umuyordum. Türk olma meselesi ile ilgili ne düşüneceğimi pek bilemiyorum. En azından müslüman-terörist falan dememiş. 

Ayrıca simyacılara bayıldım! Bir an önce bu seriyi bitirip Kanbağı serisine başlamak istiyorum ama bir yandan da bu seriyi bitirmek istemiyorum. Değişik bir ikilem. Syney'i tam hayal edemedim, bu işi de diğer seriye bırakıyorum. Adrian'a olan aşkımı da öyle.

Bir de Rusya zamanları var ki, şu an, kitap bittiğinde benim için sanki uzak bir anı gibi. Yeva'ya cidden bayıldım. Ama ailenin geri kalanına o kadar da ısınmadım. İyiler, ona şüphe yok. Tabii bir de Mark ve Oksana -bu arada bu Rus isimlerine asla alışamayacağım sanırım-  ve yeni "ruh" güçleri meselesi var ki oraya girersem içinden çıkabileceğimi sanmıyorum. Sadece bekleyip göreceğim, sanırım.
Spoiler Sonu

Bu arada gerçekten, seri hakkında birkaç spoiler yediğim için sinirlerim çok bozuk, o yüzden lütfen, rica ediyorum yorumlarınızda 5 ve 6. kitaptan asla spoiler vermeyin. Uyararak bile, çünkü yorumlarınızı direk okuyorum ve uyarılara bazen dikkat edemeyebiliyorum.

Uzun lafın kısası bu kitap sanki cennet ve cehennem arasında kalan araf gibiydi. Ölümle yaşam arasında kalan Strigoi gibi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?


Serinin Diğer Kitapları:
Ruh Bağı
Son Fedakarlık

Yazar: Richelle Mead   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 520   Çevirmen: Selim Yeniçeri
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,38

10 Haziran 2015 Çarşamba

Kıyamet Sonrası (Penryn & the End of Days #2) - Kitap Yorumu



Penryn'in küçük kız kardeşi Paige kayboldu. İnsanlar korkuyor. Bir annenin kalbi kırık. Penryn San Francisco sokaklarında kardeşini arıyor. Sokaklar neden bu kadar boş? Herkes nereye kayboldu? Paige kardeşinin izini sürerken, meleklerin gizli planının merkezini buluyor ve ürkütücü gerçeklerle yüz yüze geliyor. 

Raffe kanatlarının peşinde. Onlarsız meleklere katılması imkansız. Tekrar kanatlarını kazanmak ya da Penryn'in hayatını kurtarmak arasında kaldığında, hangisini seçecek? 

Melekler, insanlar ve canavarların korku dolu hikayesi, Meleğin Düşüşü'nün ardından, Kıyamet Sonrası ile devam ediyor.


İçimdeki kitap okuma isteğini alevlendirmek için başlamıştım aslında, o yüzden bayağı ani bir karar oldu. Ama iyi de oldu. Bir yandan da olmadı. Çünkü kitabı tamamen Raffe'yi görme umuduyla okudum ama sonlarına kadar gerçek anlamda Raffe'yi görememenin hayal kırıklığı içerisindeydim. Bu bir spoiler sayılmaz, sadece erken uyarı diye düşünün. Ben gece yatarken başladım ve kitabı okudukça "Raffe'yle bir konuşsunlar kapatıp yatacağım." dedim ama sonuç büyük hüsrandı, özellikle ertesi gün şişen gözlerim için.

Sonuç olarak bu kitap yine ilk kitap gibi 2 (teknik olarak 24 saat içinde) günde bitti ve güzelce de bir etki bıraktı üzerimde. Penryn'in "yalnız kurt" maceraları çoğunlukta olsa da özellikle Raffe'nin olduğu kısımları gözlerim parlayarak okudum. Raffe'nin alaycılığını, Penryn'in kick-ass tavırlarını özlemişim. Çok özlemişim. 

Bu serinin favori serilerimin başlarında olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum artık. Yazar bu seriyi 5 kitap olarak ayarlamıştı -ben ilk kitabı bitirdiğimde öyle görünüyordu en azından- ve ben de bunun rahatlığıyla okudum. Ama kitabı bitirince bir baktım 3 kitap ve "üçleme" yazıyor. Çıldıracağım galiba. Çığlık atmak istiyorum. Favori karakterlerimden olan bu ikiliden ayrılmak için daha çok erken! Tabii Dex 3. kitabı ne zaman çıkarır bilemem ama bunun bir önemi de yok, ne zaman çıkarırsa çıkarsın bu seriye veda etmek için çok erken olacak. Bu kurgu çok daha derinleştirilebilir ve uzatılabilirdi. Neden böyle yan çizdin yazar neden?? :'(


Teknik meselelere gelecek olursak, her zamanki gibi kapak resmi, kalitesi ve basım-sayfa kalitesi çok kötü. Çeviri en başlarda baştan savma geldi bana ama sonradan kitabın diline alışmış sanırım çevirmen. Keşke seri olan kitaplarda çevirmen değişikliği olmasa fakat bunların elde olmayan nedenleri de olabiliyor tabii ki. Neyse, ben bu teknik meseleleri eleştirmekten yoruldum artık, bizi duyan yoksa boş yere bağırmanın bir anlamı yok sonuçta.

İçerik olarak da Raffe pek görünmediği için ilk kitap kadar bayılmadım, ama yine de çok sevdim. Sadece... 3 kitap çok az geliyor. Neyse bu konuya tekrar girmiyorum. Sürükleyiciliğinden, ardı ardına gelen olaylarından, heyecan ve geriliminden hiçbir şey kaybetmemiş seri bu kitapta. Sadece biraz duygu eksikliği vardı, o kadar. 5 kitap olsa görmezden gelebilirdim ama.. tamam tamam, sustum.

Daha ne diyebilirim bilmiyorum, bu serinin kurgusu, her karakterin -yan karakterlerin bile- inanılmaz bir derinliğinin olması ve sıradanlıktan çok uzak olması (ve Raffe'nin nefes kesiciliği vs vs.).. Gerçekten. Kaliteli. Distopya-fantastik-romantizm ve maceranın birbirine muhteşem bir şekilde girmesi bunun en önemli örneği zaten.

Uzun lafın kısası yine beni benden  bir Susan Ee kitabıyla karşı karşıyayız. Olaylara fazla girmeden yaptığım sınırlı sayıda yorumlardan oldu :D Herkese bol kitaplı ve eğlenceli günler, hoşça kalın!



Yazar: Susan Ee    Çeviri: Belgin Selen Haktanır   Yayınevi: Dex   Sayfa Sayısı: 360

Liste Fiyatı: 24 TL    GoodReads Puanı: 4,28

9 Haziran 2015 Salı

Yaban - Kitap Yorumu


Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılmış olan Yaban'da Yakup Kadri, I. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı'nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Milli Mücadeleye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir. Yaban için "bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir" diyen yazar, bu romanda ortaya koyduğu birçok soruna daha sonra yazacağı Ankara'da cevap bulmaya çalışacaktır.


Bu kitabı bitirdiğimde, kitaba çok ön yargılı başladığımı fark ettim. Aslında şöyle bir düşününce sonlara kadar kitapta hiç kayda değer bir olay olmadı. Savaş yıllarında cahil kalmış bir köyün yaşantısı, düşünce biçimini bize yansıtıyor yazar. Ama öyle bir yazmış ki, sanki anı kitabı okur gibi hissettim. Arada durup kendime okuduğumun sadece bir roman olduğunu hatırlatmam gerekti. Bu durum aslında beni kitabın içine çeken ve sürükleyen etkiydi, fakat şöyle de kötü bir yanı var ki; yazar "ben" dilini o kadar derin kullanmıştı ki ben sanki başrol yazarmış gibi (Yukarıdaki şekilde göründüğü gibi) hayal ettim ve bu da kitabın bazı yerlerinde beni kör noktalara itti. Mesela başrolün bir kadını etkileyebilecek kadar eli yüzü düzgün, iri bir adamı alt edebilecek kadar güçlü olması gerekiyordu. Yüksek rütbeli bir gazi olarak görevden ayrılmış olması gerekiyordu ama ben kapaktaki yazarımızı başrol olarak hayalimde canlandırmaya başlayınca bu tasvirleri hayal etmekte zorlandım. 

Dediğim gibi ilk başlarda kayda değer olaylar olmaması ve başrolün karamsar, iç karartıcı düşünce dünyası beni biraz boğmuştu. Fakat bir yerden sonra kitap sanki bağımlılık yapmışcasına her an bana "gel beni oku" diyor gibiydi. Özellikle son 50 sayfa kadarı beni bayağı bir sardı diyebilirim. Peki ya o sonuna ne demeli? İlk başta sinirlendim, "böyle son mu olur, bu ne saçmalık, biri bana bunun hesabını versin" gibi düşüceler içerisine girdim. Ama o ilk anı biraz atlatınca düşündüm, bu kitabın karanlık olmadığı tek bir an bile yoktu, sonundan nasıl bir ışık bekleyebilirdim ki? Bunu düşündükten sonra hoşuma gitmeye başladı o, ucu açık ama o uçta karanlıktan başka bir şey görünmeyen sonu. Hatta yazarın bu kitabı böyle sonlandırmasının ne kadar cesaret isteyen bir olay olduğunu düşündüm.

Kısacası bu kitap beklediğimin aksine hızlı akan, az olaylı ama sonlarına doğru beni iyice etkisi altına alan bir kitap oldu. Ve geriye dönüp bakınca neredeyse hiç adamakıllı bir diyalog olmadığını görüyorum. Neredeyse tamamen baş kahramanın kafasındaydık ve onun düşüncelerini betimlemeleri ve hislerini okuyorduk. Zaten sonlara doğru aslında hepsinin günlüğüne yazdıkları olduğunu gördük. Gerçekten de bu kitabı okumak sadece ben diliyle yazılmış olayları okumak değil, günlük okumak gibiydi. Belki de o yüzden karakterle bu kadar bütünleşmiş halde buldum kitabı. 

"Kısacası" dedim ama yine de uzatmayı becerdim ben. Bugünlük bu kadar yeter sanırım, herkese bol kitaplı günler! ^.^


Yazar: Yakup Kadri Karaosmanoğlu    Yayınevi: İletişim   Sayfa Sayısı: 214

Liste Fiyatı: 17,5 TL   

8 Haziran 2015 Pazartesi

Summer's Crossing (The Iron Fey #3,5) - Kitap Yorumu


Herkese merhaba! Yine bir Demir Periler serisi kitabı yorumuyla karşınızdayım. Kitabı okuyalı bir ay falan oldu ama yorumu daha yeni yapabiliyorum. Nedenini bundan bir-iki post önce açıkladığım için yinelemiyorum. Kitaba geçelim; Puck'ın gözünden, 3. kitabın bıraktığı yerden, yani Ash ile Puck'ın yolculuğunun başlangıcından başlıyor. Kitabın Puck'ın gözünden olmasının en büyük artısı; espriler, umursamazlık, alaylı konuşmalar ve şaşırtmacalar havada uçuşuyor. Ama ayrıca ben bu kitabı okurken Puck'ın uzun zamanda alsa Meghan'a olan aşkını atlatabileceğini hissettim. Çünkü Meghan'a olan aşkının yanı sıra yüzyıllardır arkadaşı olan -sonradan düşmanı da olsa- Ash'e karşı duyduğu saygı da var.

Kitabın en büyük sorusu ise Meghan'ın aşkı mı ağır basacak, Ash ile olan arkadaşlığı mı? Ash'e olan bağlılığı en önemli anında ihanet etmeyeceği kadar sıkı mı? Bazı yerlerde yazar öyle ters köşe yapıyor ki, hayatta olmaz dediğiniz şeyler gerçekleşiyor, bazen de sadece gerçekleştiğini sanıyorsunuz. 

Yine macera dolu, eğlenceli, ilkinin aksine bol komedi içeren bir novellaydı. Meghan olmayınca her şey daha güzel oluyor sanki :D Sadece Ash ve Puck olsa da çok güzel oluyormuş bunu gördüm ben. Ayrıca ben "güya" Puck'ı sevmezdim ama bu kitaptan sonra Puck'ın kalbimde apayrı bir yeri oldu. Ash ile taban tabana zıt ama yine de harika bir karakter. 4. kitabı ne zaman okurum bilmyorum ama o anı merakla bekliyorum :D


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...