21 Nisan 2015 Salı

Tatlı Tehlike (Sweet Evil #2) - Tanıtım & İnceleme


Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan "seçilmiş kişidir" ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan "kötü kızı" oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girişecektir.


Kitabın ön okumasına buradan göz atabilirsiniz ^.^

Vovovoo! Bilgisayarım bozulmuş olabilir ama bu beni durdurmaya yetmedi. İşte yine karşınızdayım. Nasıl mı? Boşverin.

Tatlı Şeytan'ı -hatırar mısınız bilmirum- çoook sevmiştim. Tatlı Tehlike ise ilk kitap kadar iyi değildi. Nedeni hakkında Spoiler kısmında çene çalacağım biraz. Ama şunu söylemeliyim ki yazar son 100 sayfayı çok iyi bağlamıştı, her ne kadar her şey birbirine girmiş ve olaylar içinden nasıl çıkacağını merak ettiğim bir hâl almış olsa da. Ki zaten 3. kitabı deli gibi merk etmemi sağlayan en önemli şey de bu. Diğeri de Kaidan. Ah, Kaidan, 3. kitabı okuyana kadar en çok seni özleyeceğim sanırım. Bir de Anna'nın "partileme"lerini :D

Spoiler
Bu seriyi güzel kılan şey Kaidan iken nasıl 300'e yakın sayfa boyunca Kaidan'dan bizi ayırabilirsin sayın Wendy?! Evet, doğru, bu kitapla birlikte sıkı bir Kai fanı oldum ben. Önceki kitapta zirveden sonra her şeyin böyle berbatlaşabileceği aklıma gelmemişti. Kitaba bir başladım Kaidan ve Anna görüşmüyor, Anna  terk edilmiş sevgili modunda partilemelerde, iblis ruh korkusuna Patti ile bile doğru düzgün oturup konuşamıyor. Her şeyin bu kadar kötü olması... beni karamsarlığa sürüklemedi değil.


Ama kitap boyunca yapılan espriler, gülüşmeler, dalga geçmeler vs.. o kadar yerindeydi ki en karamsar anda bile güldürmeyi başardı beni. Blake, çok dehşet bir karakter. California bölümleri harikaydı. Keşke onu daha çok görebilsek. Anna'nın babasına da bayılıyorum zaten. Bir gülüşü var sebebi olmak istediğim falan dermişim. Yok, yanlış anlaşılmasın, o Kaidan olacak. Bir de Anna 'nın Ginger ile arasını düzeltmesi var -ki bence çok hoştu. İçime soğuk sular serpildi. Ama şimdi de başımıza Kope ve Kaidan çıktı. Neyse Kope da Zania'ya aşık falan olsun ve sahneden ayrılsın lütfen bir an önce. Başlarda iyiydi ama sonradan iyiden iyiye sinir oldum. İronik bir durum aslında. Her neyse.

Ah, işte yüreğimi burkan diğer iki konu: Marna ve Jay! Ah, Veronica, Allah aşkına git müsait bir yerde öl veya Jay'in tasmasını çıkar artık. İlk kitapta Roni'yi severdim ve Marna'ya inanılmaz sinir olmuştum ama o zaman Jay ile aralarında samimi bir ilişki vardı. Şimdi ise sanki sadece kıskançlığından Jay'le birlikteymiş gibi geliyor. Dayanamıyorum. Çok sinir bozucu. Ve bir de Flynn var tabii. Cesur ve sadık Flynn. Ölü Flynn! Dövüşçüleri severim. Million Dollar Baby'yi izlediğimden beri ölümleri bana çok koyuyor. Durum bu.
Spoiler Sonu

Kitabın sonunda işler o kadar çığırından çıktı ki 3. kitap için nedense ben bile kaygılanıyorum. Daha fazla Kaidan, Blake ve Jay görme ümidiyle. Ah bir de aşırı doz Kopano aldığım için onu daha az görmeyi ümit ediyorum. 3. kitapta biraz hareket ve... bereket? görmeyi umut ediyorum. Meleklere saygılar, Kaidan'a kucak dolusu öpücükler ve Anna'ya göz devirmeli bakışlar gönderiyorum. Hoşça kalıın :*

Not: Klavyeden kaynaklanan yazım hataları karşınıza çıkarsa şimdiden özür dilerim. Bilirsiniz işte, zor şartlar altındayım :D

Ayrıca katkılarından dolayı Go Kitap'a çok teşekkür ediyorum..


Yazar: Wendy Higgins     Çeviri: Bige Turhan    Yayınevi: GO Kitap    Sayfa Sayısı: 440
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,32

KCBT 20. Blog Tur || Eksik Parça (Mara Dyer #1) - Seri Tanıtımı & Çekiliş

1. EKSİK PARÇA


Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün... 

Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, 

Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, 

Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, 

Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, 

Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, 

Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. 

Ne yapardın? 

Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere... 


2. THE EVOLUTION OF MARA DYER

13643567

Gerilim dolu serinin 2. kitabında Mara Dyer'ın tehlikeli ve gizemli yeteneği hakkındaki gerçek  çözülmeye devam ediyor. 

Mara Dyer geçmişinden kaçabileceğine inanmıştı.
Fakat kaçamaz.

Eskiden bütün problemlerinin sadece beyninin içinde olduğuna inanırdı.
Fakat değiller.

Başından geçen her şeyden sonra, sevdiği oğlanın kendinden daha fazla sır saklayacağını düşünmüyordu.
Yanılmıştı.

Serinin 2. kitabı The Unbecoming Of Mara Dyer'da gerçekler çözülüyor ve seçimler ölümcül hale geliyor. Mara Dyer sırada ne olacak?


3. THE RETRIBUTION OF MARA DYER

15768409

Mara Dyer kendisine söylenen yalanlardan daha fazlasının olduğuna inanmak istiyor.
Var da.

Araştırdığı gerçeklerin onu nereye sürükleyeceğini düşünmeden duramıyor.
Öyle yapmalı da.

Hiçbir zaman intikam için ne kadar ileri gideceğini düşünmek zorunda kalmamıştı.
Şimdi düşünecek.

Bağlılıklar ihanete uğradı, suçlu ve masum birbirine karıştı, kader ve şans Mara Dyer'ın hikayesinde şok edici bir sonda çarpıştı.

İntikam cezası kapıya ulaştı.


ÇEKİLİŞ


a Rafflecopter giveaway

Pegasus Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkürler...


18 Nisan 2015 Cumartesi

KCBT 20. Blog Tur || Eksik Parça (Mara Dyer #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün...

Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, 

Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, 

Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, 

Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, 

Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, 

Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. 


Ne yapardın? 


Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere... 


Merhaba arkadaşlar! Kötü haber: Bilgisayarım bozuldu. İyi haber: Evde bir bilgisayar daha var. Kötü haber: İş bilgisayarı olduğu için fazla kullanamayacağım. Damdan düşer gibi bu haberleri size veriyorum çünkü blog güncellemeleri, yorumlar vs. aksayacak gibi görünüyor. Ayrıca yorumlarınıza da geç cevap verirsem sebebini bilin istedim =)

Asıl konumuza dönecek olursak... Eksik Parça'yı dar bir zamanda okumama rağmen kitap 2 günde bitti ve tek kelimeyle İ-na-nıl-maz-dı! Muhteşemdi ve -neredeyse- kusursuz diyeceğim. Tabii ki her zamanki gibi takıldığım bir kısım olmadı değil fakat bu 5 puan vereceğim gerçeğini değiştirmeyecek. Kesinlikle hayır.

İlk olarak, kitabın başları çok ürkütücüydü! Ağzım beş karış açık tüylerim diken diken olmuş bir hâlde okuduğum kısımlar vardı. Ayrıca uzunca bir süre boyunca kitabın fantastik mi psikolojik mi olduğu konusunda kendi içimde ikileme düştüm. Yazar öyle bir kurgu hazırlamış ki, sırada ne gelecek, bu olaylar nereye gidiyor, hiçbir fikriniz olmuyor okurken.

Bilirsiniz, genelde kitaplarda ilk yarı, en azından k 50-100 sayfa alışma sürecidir, son yarı ise kitabın bizi sürükleyip götüren kısmını oluşturur. Mara Dyer'da ise, kitap ilk bölümden beni sarmaya başladı. Ve kesinlikle kitabın ilk yarısına bayıldım. İkinci yarısı da güzeldi elbette ama ilk yarıya -nedense- ayrı bir sempati duydum. Kitabın sonu konusunda ise... hâlâ şoklardayım. Yanlış anladığım bir kısım olup olmadığını teyit etmek için son 50-60 sayfayı tekrar okuyacağım sanırım.


Spoiler

Spoiler kısmında bahsetmek istediğim milyon şey var fakat o son 100 sayfa... Sanırım ben pek bir şey anlayamadım. Öyle olmalı, çok uykulu okudum çünkü. Sanki her şeyin kızın kafasında olması fikrine kafam daha çok yatmıştı. Fakat bir anda sadece Mara'nın değil -bu arada Mara Dyer ismine bayıldım...- Noah'nın da 'özel güçleri' olduğu ortaya çıkması bana biraz... tuhaf (?) hissettirdi... sanırım. Bilemiyorum, kafam o kadar karışık ki! İkinci kitabı sömürene kadar soru işaretlerime cevap alabileceğimi sanmıyorum.

Açıklanamayan manyakça güçleri olduğu ortaya çıkana kadar Noah favori erkek karakterlerim listesinde ilklere girmeye hazırdı. Fakat şu an birbirimizi daha iyi tanımamız gerektiğini hissediyorum. Bu arada bütün karakterler inanılmazdı, Daniel ise ultra-inanılmaz! Sen ne süper-ötesi bir erkek kardeşsin, bir tane Daniel da ben alabilir miyim, lütfen?!

Spoiler Sonu

2. kitabı o kadar merak ediyorum ki! Çok daha psikolojik, akıl-sorunlarına dayalı ve çok daha ürkütücü olacakmış gibi görünüyor, Goodreads'te, en azından. Ve ben 2. kitabı gördükçe çığlık atmak istiyorum. En azından yayın evi Pegasus olduğu için fazla geciktirmeyeceğini biliyoruz. Şükürler olsun.

Uzun lafın kısası sizin tarzınız mı bilemem fakat Eksik Parça beni büyüledi. Psikolojik sorunlarla bezenmiş kitaplar ve serilere fazla yaklaşmam fakat Mara Dyer sayesinde beynimde o yöne doğru bir yönelim başladığını hissediyorum. Bu kitabı okumak konusunda kararsızsınız ve birinden tavsiye mi bekliyorsunuz? Benimkini kullanın! Ve tanıtımları olsun alıntıları olsun ufacık da olsa ilginizi çektiyse, mutlaka bir şans verin derim.

Turumuzu Kitap Canavarları Facebook sayfasından takip etmeyi ve aşağıdaki + Facebook sayfamızdaki çekilişe katılmayı unutmayın, kitapla ilgili görüşlerinizi de bekliyorum, hoşça kalın!



Yazar: Michelle Hodkin     Çeviri: Dilan Toplu    Yayınevi: Pegasus    Sayfa Sayısı: 424

Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,12





Çekiliş


a Rafflecopter giveaway


Katkıları için Pegasus Yayınları'na teşekkürler...

9 Nisan 2015 Perşembe

Bana Dair/Nam-ı Diğer || Etkinlik


Merhaba arkadaşlar! Birkaç aylık bir aradan sonra yeni bir mim yazısı ile sizlerleyim. Beni bu mime davet eden SenAley'in Gezegeni'ne ayrıca teşekkürler. Hadi başlayalım! 



1-Bilgisayarın masa üstündeki görüntüsü ne?

Değişiyor. Şu an rengarenk bir yeraltı dünyası resmi var ama :)


2-Bir kafeye girdiğinde, genellikle ne sipariş verirsin?

Kışın White Chocolate Mocha ve tiramisu ikilisi favorimdir. Yazın ise kesinlikle buz gibi bir limonata! Mmm..


3-Google'da aradığın en son şey ne?

Ups. Hiçbir fikrim yok. Geçmişi biraz kurcalamam gerekecek.
.
.
Görsellerde "Dark Street" diye araştırma yapmışım. Psikopat değilim, yemin ederim! Sadece biraz İntikam Ateşi'nin etkisindeydim =(


4-Mesajlaştığın veya konuştuğun en son insan kim?

Whatsapp grubumuz sayılır mı?


5-Tiyatroya en son ne zaman gittin?

Geçen sene okulumuza gelmişlerdi. Kendim gittim mi.. pek hatırlamıyorum.


6-Sinemaya en son ne zaman gittin?

5 gün önce.


7-Hangi diziyi herkes izlemeli?

Onu bilemem fakat şu aralar favorim Arrow.


8-En son ne tür bir müzik dinledin?

Indie Rock.


9-Seni en çok ne çıldırtır?

Ukala ve ultra özgüvenli insanlar...


10-Ne zaman uyanırsın?

Eh, okul sağolsun 7:30'da..


11-İnternetteki ilk adın neydi?

Hmm.. Kendi adım? Sanırım.


12-Favori emojin nedir?

Göz deviren surat. Çok havalı değil mi?


13-Kedi mi köpek mi?

Köpek.


14-Kuzey mi güney mi?

Güney. Kesinlikle güney.


15-İstanbul ile ilgili en sevmediğin şey?

Soğuk.


16-İstanbul'da en çok sevdiğin 3 semt?

Bilmiyorum, daha bütün semtleri görmedim.


17-Kafanda genel olarak ne olur?

Okumam gereken kitaplar, çözmem gereken sorular, neden sürekli aç olduğum ve hayatın neden bu kadar sıkıcı olduğu.


18-Komedi mi dram mı?

Komedi.


19-Çay mı kahve mi?

Kahve!


20-Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun? 

Zekice. Maillerimi kontrol ediyordum.


21-Son olarak bir sırrını paylaş..

Haksızlık ama bu... Peki peki.Yalnız başıma taksiye binmekten oldum olası korkarım. Mutlu musun?


Ve işte bir mimin daha sonuna geldik. Acaba ben kimleri mimlesemm ^.^


Mimlendiniz :D İyi eğlenceler!

8 Nisan 2015 Çarşamba

İntikam Ateşi (Fever #3) - Tanıtım & İnceleme


Tehlikenin farkında mısınız? 

ONLAR her yerdeler! 

MacKayla Lane, kız kardeşi Alinanın intikamını almak için Dublinin tehlikeli sokaklarında canı pahasına mücadele ediyor. Dokunan herkesin korkunç şeyler yaptığı bir kitabın peşinde, Kelt efsanelerine konu olan yaratıklarla savaşıyor, değişiyor ve yetişkin bir kadına dönüşüyor. 

Etrafındaki kimseye güvenmiyor. Ne dizlerinin bağını çözen Fae Prensi Vlane'e, ne henüz ne olduğunu çözemediği Barrons'a, ne de kendisi gibi sidhe-kâhini kızları yöneten Rowena'ya. 

Sadece intikamı, yitirdikleri ve dünyanın kaderi için savaşıyor.

Ve oldukça da sağlam dövüşüyor.


Tekrar düşündüm de... Belki bu kitabın yorumunu şu an yazmamalıyım. O kadar karmaşık duygular içerisindeyim ki bu kitabın etkisinden uzunca bir süre kurtulacağımı sanmıyorum. Aman Allahım! Resmen durduğum yerde kafayı yiyeceğim! Acil devam kitapları tedariğine ihtiyacım var.

Bu seride oldu-olacak, sınıra dayanmış ama şimdiye kadar neredeyse sıfır romantizm vardı. Ve ben romantizm içermeyen kitapları samimiyetsiz bulup sevmem. Genelde. Ama neden bu seriye bu kadar bayılıyorum! İlk kitaba çok bayılmamakla birlikte 2. kitabı çok sevmiştim ama 3. kitap... Bu kitap o kadar dolu dolu ve o kadar inanılmazdı ki, hakkında kuracak düzgün bir cümle bulmakta zorlanıyorum. Barrons'a alışamamıştım bir türlü fakat bu kitapta öyle bir benimsedim ki. V'lane ise kesinlikle kitaba.. eğlence (?) katan büyük bir unsurdu.

2. kitaptan sonra verdiğim ara yüzünden (ki buna çok pişmanım) ilk başlarda adapte olma zorluğu çektim. Ama çok kısa sürede geçti ve size diyorum arkadaşlar: Kesinlikle tüm seriyi almadan bu seriye başlamayın. Yoksa potansiyel aklî denge bozuklukları sizi bekliyor demektir. Durumun en iyi örneği: Ben.

Kesinlikle dolu dolu, akıcı, yer yer güldüren, yer yer korkutan bir kitap vardı karşımızda bu sefer. Ayrıca diğerlerinden kalındı -ki bu büyük bir pozitif- keşke hiç bitmeseydi dedirtti bana. Cidden, bu cümleyi o kadar uzun süredir kurmuyorum ki şu an sırf bunun için mutluluktan ölebilirim. Ama hayır, kitabın sonu yüzünden gözüm açık giderim. 
Kesinlikle.

Evet dehşet verici bir sonu var. Hayır, kesinlikle beğenmedim ve nefret ettim. Hayır, bunun için puan kırmayacağım. Tamam tamam, belki yarım puanı bu yüzden kırmış olabilirim. İçim acıdı.

Bu kitap farklıydı. 

Daha karanlık. 
Daha hareketli. 
Daha zekice. 
Daha mükemmel.

Bu kitabın karanlığına kendimi o kadar kaptırdım ki okumaya ara verdiğimde başka bir şey düşünemez oldum. Bu seri harika. Gerçekten bir harika. Yazar, inanılmaz. Favori yazarım ve favori serilerimin başında geliyor şimdiden. Rüya Ateşi'ni istiyorum. 
Hem de deli gibi.
 Bir an önce!

Daha fazla yazmayı kaldırabileceğimi sanmıyorum. Bu seriyi okumayanınız varsa iki şey söyleyeceğim: Öncelikle bu bir yetişkin serisi ve almak istiyorsanız bunu göz önünde bulundrumanızı tavsiye ederim. İkincisi: Yetişkin-Fantastik seviyorsan ve bu seriye hâlâ başlamamışsan... Git ve hemen tüm seriyi al! Bu seriyi okumadan ölmemelisin :D


Yazar: Karen Marie Moning    Çeviri: Aylin Kalav  Yayınevi: Epsilon   Sayfa Sayısı: 413

Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,36


3 Nisan 2015 Cuma

Sonsuza Kadar (Eversea #2) - Tanıtım & İnceleme


Hollywood yıldızı Jack Eversea, Carolina sahilindeki küçük kasabaya adım attığında, Keri Ann Butler'ın masum kalbine bir anda girmiş ve yedi ay sonra kasabadan ayrıldığında, geride kanayan bir yara bırakmıştı. 

Jack en yakınındakiler tarafından ihanete uğramış, aldatılmış ve tehdit edilmişti ve neredeyse kariyerinden olacaktı. Aynı zamanda, belki de hayatındaki tek "gerçek" şeyin de parmakları arasından kayıp gitmesine izin verdiğinin farkındaydı. 

Ama elleri bağlıydı; bunun olmasını engelleyememişti... En azından şimdiye kadar.

Şimdi Jack geri döndü ve gerçek aşkının kalbini kazanmaya kararlı.

Peki, ama Keri Ann'i, hem Jack'e hem de istediği her şeye, sonsuza kadar sahip olabileceğine inandırabilecek miydi?


Aşka Var mısın kitabının şok edici sonundan sonra, Sonsuza Kadar için çıldırıyor haldeydim. Tabii ki üzerinden zaman geçince biraz biraz unutmaya başlamıştım fakat Yabancı harika bir zamanda çıkardı bence, ne çok kısa ne çok uzun beklettiler. Ve kitap elime geçtiğinde bir süre kapağına hayran hayran baktım. Çok güzel değil mii :3

Ben birçok kişinin aksine kitabın ilk yarısını son yarısından daha çok sevdim. Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, Keri Ann'i gerçekten çok güçlü buluyorum. Onun davranışları korkaklık veya naz değildi, gerçek bir kadında olması gereken, mantıklı kaygılardı. Yani tabii ki bu bir romantik kitap olduğu için hepimiz biliyoruz ki Jack, Keri Ann'e gerçekten aşık ve onu yüzüstü bırakmaz. Peki ya gerçek hayatta? Birine bu kadar güvenebilir misiniz? Yani diyeceğim o ki bu kitapta Keri Ann'i ve bütün çekincelerini haklı buldum. Ayrıca karakteri pek sevmesem de Jack'in onda ne bulduğunu herkes anlayabilir, ayrıca sanat konnusundaki yeteneği kesinlikle ona artı bir puan katıyor ;)

Ama benim favori karakterim: Kesinlikle Jazz! Zaten her zaman baş karakterin çılgın arkadaşını sevmesem olmaz, bir yanım eksik kalır -.- Ve ikinci favorim de Devon. Devon, kesinlikle hakkında birkaç kitap okumak istediğim bir karakter. İşte sevgili yazarlar, bana böyle eğlenceli karakterlerle gelin :D

Spoiler
Bunu söylemeden geçemeyeceğim, kesinlikle Jazz ile ilgili daha çok sahne olmasını beklerdim. Özellikle Keri Ann ve Jack ilişkisinde en büyük rolü olan kişilerdenken. En azından 4 yıl sonra kısmında bir-iki cümle söyleseydin ya, akıbeti ne oldu Jazz'ın? Gerçekten merak ediyordum halbuki :(

Bu kitapta en çok etkilendiğim şeylerden birincisi Keri Ann'in Ever Broken Sea adlı eseriydi. Zihnimde tamamen canlandıramasam da o kadar.. etkilendim ki. Aslında çoğunlukla verdiği isimden etkilendim. Ama dalga tasvirleri de her zaman ilgimi çekmiştir.

İkincisi şüphesiz Jack'in Günlüğü'ydü. Okurken kesinlikle çok farklı duygular hissettirdi. Sonsuza Kadar kitabının boş bir kitap olmadığını kanıtlayan kısımdı bence. Fazla yoruma gerek yok..

Üçüncüsü de Jack'in, sahibini arayan şişedeki bir mesaja benzetilmesiydi. Tabii ki kapağın anlamı buradan geldiği için etkilenmemem mümkün değildi. Jack'in kaplumbağalı kolyesini ve dövmesini saymıyorum  bile..
Spoiler Sonu

Ve bir güzel serinin daha sonuna geldik. Seriyi bitirenlerin yorumlarını da bekliyorum. Hoşça kalın!

•*´¨`*•.¸¸.•*´¨`*•

Yazar: Natasha Boyd    Çeviri: Filiz Tülek  Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 384

Liste Fiyatı: 22 TL    GoodReads Puanı: 4,17


Yabancı Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkürler...

30 Mart 2015 Pazartesi

Kitap Alışverişi #23 - Yeni Yeni Yepyeni!


Merhaba arkadaşlar! Mart ayının kitap alışverişini paylaşma zamanı geldi! Aslında aylık değil alır almaz paylaşıyorum sizinle, fakat bu ay birikmesini bekledim çünkü çok bölük pörçük geldi kargolar.
Her neyse, sözü fazla uzatmadan kitaplara geçiyorum ^.^

1-2-3. Pertev Bey'in Üç Kızı-İki Kızı-Torunları

Bu seriyi edebiyat dersinde sınavını olacağımız için aldım. Çok isteksizce almıştım aslında fakat kitaplar elime ulaşınca bir an önce okuyasım geldi çünkü kapaklarına bayıldım! Yağlı boya resimleri, kabartmalı yazıları falan çok hoşuma gitti. Alırken kapağına hiç bakmamıştım -ilgisizliğin en üst boyutu, nasıl becerdiğimi sormayın...- Her neyse, çok iç karartıcı bir dönemi anlattığı için karamsar ve fazla realistik kitaplar olduğunu söyleyebilirim. Daha doğrusu sadece ilki hakkında konuşuyorum, çünkü henüz sadece onu okudum. Fakat beklediğimden akıcıydı, en azında ilk 20 sayfayı falan geçtikten sonra. Diğer kitapları henüz okumadım.

4-5. The 100 - 21. Gün

Elimde aslında The 100'ın normal kapağı vardı. Fakat dizi kapağını daha çok beğendiğim için kuzenimle takas ettim. Eh normal kapaklı kitabın yanında bir kitap daha vermem gerekti fakat olsun, benim için iyi bir takas sayılabilir.

The 100'ı henüz okumadım. 21. Gün çıktığında ise ikisini birlikte okuyup bir de dizi yorumu dahil birkaç ek post yapabilirim diye düşündüm. Go Kitap'a teşekkürlerimi gönderiyorum buradan. Ayrıca kitabın kapağına da bayıldım :3

6. Sonsuza Kadar

Aşka Var Mısın'ın ikinci kitabı Sonsuza Kadar için Yabancı Yayınaları'na teşekkür ediyorum. Gerçekten merakla bekliyordum, her ne kadar ilk kitabı biraz unutmuş olsam da. Ayrıca ilk kitabı gibi bunun da kapağı o kadar güzel ki! Yabancı Yayınları'nın orjinal kapak kullanmasına bayılıyorum. 21. Gün'den sonra sırada bu kitap var ^.^

7. Kaçınılmaz

İşte Yabancı'nın yeni kitaplarından biri! Ayrıca çok güzel de bir ayracı var :3 Buna ek olarak da kitabın çevirmeni paylaşımlarını severek takip ettiğim Kitab-ı Sevda blogunun sahibesi Merve Özcan! Kesinlikle harika yorumlar okudum kitapla ilgili ve inanılmaz merak ediyorum. Sonsuza Kadar'dan sonra Kaçınılmaz'ı okuyacağım.

8. İntikam Ateşi

Karşınızda bütün bu alışveriş postunu 2 hafta boyunca bekletme nedenim! Şahsen siparişi arkadaşımdan istemiştim ve ha verdi ha verecek sonra da geldi-gelmedi derken iki hafta beklettim bu paylaşımı yapmayı. Keşke bekletmeseymişim çünkü fotoğraftaki kitapların yarısını okudum bile :D Her neyse, İntikam Ateşi'ne gelecek olursak... Serinin diğer iki kitabıyla inanılmaz uyumsuz bir kapağı var fakat ben bu kitap için o kadar heyecanlıyım ki umrumda değil! Çok özledim Ateş Serisini :3

İşte bu kadar! Vay canına, bu ayki kitaplarımı okumak için o kadar sabırsızlanıyorum ki! Yarısını zaten okudum fakat okumadıklarım da var hâlâ. Arasından okuduklarınız var mı.? Mümkünse spoiler vermeden, (:D) ne düşündüğünüzü benimle paylaşır mısınız?

25 Mart 2015 Çarşamba

21. Gün (The 100 #2) - Kitap Yorumu



Kitabın tanıtımı ve ön okuması için buraya tıklayın.


Bu seriye bayıldım! Günlük hayatın stresinden sizi uzaklaştıracak, eğlendirici, fazlasıyla akıcı ve çok fazla derinliği olmadığı için okurken yoracak değil dinlendirecek türde bir seri The 100. Bu yüzden sınav zamanım olmasına rağmen iki kitabı da 2 günde okudum. Rekorum olmadığı kesin fakat sınav zamanında okuyabilmiş omam büyük başarı bence. Benim için de kitap için de :D Hiçbir şey değilse bile kesinlikle çok akıcı bir seri, ona şüphe yok.

Özellikle serinin 2. kitabı olaylar açısından ilkinden daha dolu geldi bana. Gerçi bu kitap da o kadra hızlı bitti ki ne oldu ne bitti anlayamadım. Ama uzun zamandır bir kitabı fazla hevesle okumuyordum ve bu kitap bana bu hevesi geri getirdi. Mutluyum *-* Ve uzun zamandır bir serinin bir kitabını okuduktan sonra bir diğer kitabını hemen sonrasında değil, araya bir süre koyduktan sonra okuyasım geliyordu. Fakat The 100 serisinin iki kitabını arka arkaya okudum ve üçüncüsü çıkmış olsa onu da hemen arkasından okumak isterdim. Heyecanla bekliyorum şu an 3. kitabı. :-3



Spoiler İçerebilir
İçeriğe geçecek olursak karakterlerden başlayacağım. Glass'ı sevmiyorum, Luke'u da pek sevmiyorum diyebilirim. Bana kalırsa yazar onları sırf gemide neler olup bittiğini bilelim diye koymuş kitaba. Yani gerekliler evet, ben yine de sevmiyorum :P

Favori çiftim ise tabii ki Bellamy-Clarke. Bellamy'ye bayılıyorum, her ne kadar pek 20 yaşında gibi gelmese de. Wells'i kesinlikle sevmiyorum, gerçi bunda dizinin etkisi de var fakat zaten hemen başka bir kıza kayıyorsa Clarke'ı aslında o kadar -Dünya'ya inecek kadar- sevmemiş demek ki. Yani bütün insanları tehlikeye atacak kadar büyük bir aşk bu kadar kolay geçmez değil mi?

Clarke'ın annesinin yaşıyor olması da biraz garip bir durum. Hoşuma gitmedi. Ne olurdu ki yeni bir maceraya atılmak yerine Bellamy ile 'happily ever after' yaşasalar :D
Spoiler Sonu



Bu kitapta bazı tutarsızlıklar olduğunu göz ardı edecek değilim. Fakat beni rahatsız etmediler, kitapları o kadar rahat okudum ki bu seriyi yazar sonsuza kadar yazsın ben de okuyayım. Bütün o karmaşık-aşırı duygusal senaryosuyla insan beynini yoran kitapların yanında o kadar sade kalıyor ki, çerez niyetine, okuyun ve keyfinize bakın. İltifat ettim evet, bu bir eleştiri değildi ;)

Yani ilk kitap gibi bu kitabı da sevdim ben. İlk kitaptan bir tık daha iyi buldum da diyebilirim. Dizinin etkisinden çıkıp kitaba daha çok odaklanabildim bu kitapta. Ve bu da çok gerekliydi çünkü kesinlikle çok farklılar. İşte düşüncelerim böyle. Zaten sürekli söyleyip durduğum gibi The 100'ın kurulu olduğu distopyaya bayılıyorum. O yüzden kitapları beğenmemem düşünülemezdi. 

Şimdilik benden bu kadar, hoşça kalıın! :*


Yazar: Kass Morgan    Çeviri: Arın Zengin  Yayınevi: GO   Sayfa Sayısı: 300
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 3,78

24 Mart 2015 Salı

Zıt Kitaplar || Etkinlik


Dün bu mime etiketlendiğimde, çok uzun zamandır mim etkinliği yapmadığımı fark ettim. Özlemişim ^.^ Kitap Tiryakisi'ne teşekkürler =)



1. Kitaplığındaki ilk kitap X En son aldığın kitap

Kitaplığımdaki ilk kitap... Çok zor bir soru. Çok küçük yaşlardan beri okumayı bildiğimiz için bunu hatırlayabileceğimi sanmıyorum. Fakat hâlâ kitaplığımda bulunan romanlardan düşünecek olursak Çocuk Kalbi-Edmondo De Amicis olmalı :)

En son aldığım kitap -henüz elime ulaşmamış olsa da- İntikam Ateşi-Karen Marie Moning ^.^

2. En ucuz kitap X En pahalı kitap

En ucuzu büyük ihtimalle kelepir kitaplardan 4,5 TL'ye aldığım Tuhaf Melekler-Lili St. Crow olacak. Gerçi fena değildi, büyük ihtimalle serinin devamı çıkmayacağı için kelepire düşmüş..

En pahalısı ise -tabii ki Pegasus'tan- Siyah Buz-Becca Fitzpatrick. Yaklaşık 30 Tl fiyatı, Becca için değer ama :)

3. Erkek kahramanlı bir kitap X Kadın kahramanlı bir kitap

Aklıma direk Labirent: Ölümcül Kaçış (Erkek kahramanlı)
 ve 
Açlık Oyunları (Kadın kahramanlı) geldi. 

4. Hızlı okuduğun bir kitap X Uzun sürede bitirebildiğin bir kitap

Aklıma ilk gelen kitap Fısıltı'yı bir günde okumuştum. Kaç saat bilemiyorum tabii. 

En uzun sürede okuduğum illa ki başka bir kitap vardır fakat aklıma ilk gelen Başlayanlar oldu. Araya tatil girdiği için çok uzamıştı..

5. Güzel kapak X Kötü kapak

Fısıltı serisinin kapakları her zaman favorim olmuştur. Bir de ciltli... tadından yenilmiyor.

En berbat kapak ödülünü ise Sınırları Zorlamak kitabına, dolaylı olarak Aspendos'a veriyorum. Böyle güzel bir kitaba böyle iğrenç bir kapak yakışmıyor...


6. Yerli kitap X Yabancı kitap

Şahsen yerli yazarları pek okumam, daha doğrusu pek severek okumam. Kısa süre önce biraz okumaya karar kıldım, o ayrı mesele. Çocukluğumda bir kitabını okuduğum Canan Tan'ın Eroinle Dans'ını seçiyorum o zaman yerli kitap kısmı için.

Yabancı kitapta seçenek o kadar çok ki ne seçsem bilemedim. Fısıltı diyeceğim herkes göz devirecek, ben de sıkıldım söylemekten zaten. O zaman son zamanlarda okuduklarımdan Siyah Buz'u seçiyorum :)

7. İnce kitap X Kalın Kitap

Asla Başkasını Sevme-Susanna Dubot 80 sayfa ile en ince Türkçe kitabım. İnce ama etkili *-*

En kalını ise 847 sayfa ile Taht Oyunları - George R. R. Martin. Kalınlığı korkutabilir, fakat bir harika :3

8. Kurgu X Kurgu olmayan

Halide Nusret Zorlutuna - Benim Küçük Dostlarım kurgu olmayan bir kitap. Kitaplığımda kurgu  olmayan bir kitap bulmak çok zordu.

Asıl zor olansa kurgu olanların arasından seçmek. O zaman Gerçekçi-Kurgu olan Kitap Hırsızı-Markus Zusak'ı seçiyorum. Yani ne kadar gerçekçi kurgu diyebiliriz bilemedim şimdi, sonuçta anlatan Azrail...


9. Romantik kitap X Macera kitabı

Romantik kategorisi için Umutsuz'u, 
Macera için Uyumsuz'u seçiyorum. 
Sırf isimleri benziyor diye. Bir de ikisi de sevdiğim kitaplar :)

10. Seni mutlu eden bir kitap X Seni üzen bir kitap

Duman ve Kemiğin Kızı'nın sonu beni hem üzdü hem de dehşete düşürdü diyebilirim.

Beni mutlu eden ise.. hmm... Demir Kız! Sonunda mutluluktan yatağın üzerinde zıplamış bile olabilirim.


İşte böyle! Bu da farklı, yapması kolay ve eğlenceli bir mim oldu benim için.

İşte mimlediklerim:
Yapıp yapmadığınızı kontrol ettim fakat umarım gözümden kaçmamıştır :) İyi eğlenceler!

Ardımda Kalanlar - Kitap Tanıtım


 Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir…

Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de…

Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası.  Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum.
Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni…
Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz… 

 “Muhteşem bir kurguya sahip olan Ardımda Kalanlar, tüm okul ve halk kütüphanelerindeki yerini almalı.”
VOYA - Lindy Gerdes


Bu kitabın gerçek bir yaşantıya dayadığını biliyor muydunuz? 

Şöyle ki kitabımızda söz konusu olan Willard Akıl Hastanesi, 1800'lü yılların sonlarına doğru hizmete girmiş 1995 yılında kapanmıştır. O tarihe kadar 54000 hastaya ev sahipliği yapmıştır. İşin en ilginç yanı bu hastaların hiçbiri taburcu olmamıştır. 1900'lü yıllarda hastaların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır ve dahası bu kadınların çoğu oldukça akıllı insanlardır. O dönemlerde sinir krizi geçiren, sisteme karşı çıkan ya da kocasına karşı çıkan kadınlar maalesef deli diye hastaneye kapatılmış. Karakterimiz Clara'nın da böyle bir hikâyesi var.

Hastane 1995 yılında kapatıldığı zaman çatı katındaki hastaların valizleri sergiye çıkarılmış. Hastaneyle ilgili bilgileri ve bu çekilen fotoğrafları internetten bulabilirsiniz.



Etkileyici, değil mi?



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...