29 Mayıs 2015 Cuma

KCBT 21. Blog Tur || Benim Uzak Yıldızım (Starbound #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR. 

Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. 

Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…


Vay. Canına. Bu kitap kapağından daha güzeldi. Kapağının ne kadar güzel olduğunu düşünürsek kitabın muhteşemliği hakkında bir fikir edinmiş olursunuz en azından.

Kitaba başladığımda ilk sayfaları okuyunca "Klasik bir YA daha geliyor sanırım" diye düşünmüştüm. Ama sonra.. Yaşanan tüm o olaylar beni benden aldı ve bütün ön yargılarımı yerle bir etti. Kitap; olaysız, durağan kısımlarında bile kendini okutmayı öyle iyi başarıyor ki elimden bırakmakta zorlandım. Sınav zamanlarım olmasına rağmen 2-3 günde bitti.

Spoiler
Kitabın başından itibaren ilerleyişi harikaydı. Özellikle ilk 300-400 sayfa.. gerçekten inanılmazdı. Fakat o son da neydi öyle?! Sanki yazar(lar) bir an önce bitsin dermiş gibiydi. Ben daha o karakterlerden kopmaya hazır değildim. Bütün o hayalleri gerçekleşirken yanlarında olmak istiyordum. Kulağa ne kadar saçma geldiğinin farkındayım. Ama yine de keşke biraz daha uzatsalarmış. Kitap bitince öyle bir boşluğa düştüm ki. "Yani şimdi ben bir daha Tarver'ı göremeyecek miyim?" gibi bir duygu karmaşası yaşadım.

Zaten şu Lilac'ın ölümünden sonrası bende koptu resmen. Oraya kadar her şey günlük güneşlik fakat sonra olay öyle bir boyuta taşındı ki her sayfayı ağzım açık okumaya başladım. Kitapta bir yerden sonrası zaten tüylerimi diken diken etmeye başlamıştı ama sonra o fısıltıların gerçek halini öğrenmek vesaire beni şok etti. Bilimsel konuları es gecen bir klasik gençlik kitabı beklerken böyle gayet kaliteli düşünülmüş bir bilim-kurguyla karşılaşınca kitabın ne kadar harika olduğuna bir kez daha tanıklık ettim. Ah bir de o sonu öyle aceleyle bitmeseydi...

Böyle diyorum ama bu kitap sonuna rağmen favorilerim arasında. Ayrıca yine de 5 puan vermek geliyor içimden. Sonuna puan kıracak kadar takılmadım yani.
Spoiler sonu


Bilmeyenleri önceden uyarmalıyım ki serinin devam kitapları farklı karakterleri ele alıyor. Seri tanıtımı paylaşımını yaptığım zaman inceleyebilirsiniz yine. Ama kitabı bitirince nasıl olsa seri diye düşünmemeniz için bu uyarıyı yaptım. Bir bakıma üzücü aslında devamı olmaması. Ben bu karakterlere çok bağlanmıştım...

Tekrar tekrar görselliğe döndüğümün farkındayım ama elimde değil. Kitabın kapağı o kadar güzel ki! O ince yazılardaki kabartmalar da ayrı bir boyut katıyor o güzelliğe. Artık Go'nun mıknatıslı kapak tasarımı ve bir o kadar güzel ayraçlarından bahsetmeyi bırakacağım zaten. Bu saate kadar ne kadar bayıldığımı anlamamış olan yoktur sanırım.

Kitabın genel olarak ne üzerine kurulduğundan şöyle bir bahsetmek istiyordum aslında ama yine destana dönüşecek bu yorum. Kısaca gelecekte, insanlık gezegenleri yaşanabilir hale getirip başka gezegenlerde yaşamaya başladıkları zamanda iki karakterimizin bir uzay gemisi kazası sonrası yaşadıkları geçiyor bu kitapta. Yani çoğu kişi tarafından sanıldığı gibi uzaylı-insan ilişkisi vs. yok bu kitapta. Fantastikten çok bilim-kurgu tarzında diyebiliriz. Gerçekçiliği ise en muhteşem özelliği bence bu kitabın..

Kısacası ilginizi azıcık bile çektiyse veya sizin tarzınız olduğunu düşünüyorsanız beni dinleyin: Alın ve okuyun. Beğenmeseniz bile -ki şahsi düşüncem beğeneceginiz yönünde- devam etme zorunluluğunuz yok çünkü seri kitapları birbirinin devamı niteliğinde değil.

Rafflecopter, Facebook ve Instagram üzerindeki çekilişlerimize katılmayı unutmayın. Bol kitaplı haftasonları herkese, hoşça kalın! ^-^


Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner    Çeviri: Ebru Sürmeli   Yayınevi: GO   Sayfa Sayısı: 520

Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 3,96



Çekiliş
a Rafflecopter giveaway

GO Kitap'ın katkılarıyla...

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Biraz Müzik Biraz Ben || Etkinlik


Herkese merhaba! Yeni bir mim ile karşınızdayım. Beni mimleyen Atlantisli'nin Mekanı'na çok teşekkür ediyorum. Onun cevaplarına da buradan ulaşabilirsiniz. Yine çok uzatmadan sorulara geçiyorum ^^


1- Müzik denildiğinde aklınıza ilk gelen kelime nedir?

Duygular..

2) Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Ya da dinlemeye ara verdiğiniz?

Kendime bağlanabileceğim, yeni bir şarkı bulana kadar dinlemeye ara verdiğim oldu.

3) Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerini odanıza astığınız, fan dediğimiz türden yani.

10 yaşımdan beri posteri odamda asılı olan Avril Lavigne var. Artık öyle "fanı" değilim ama bir nostalji etkisi var tabii ki..

4) Kitap okurken müzik dinler misiniz?

Bazen..

5- Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz ne?

Neredeyse her türden sevdiğim şarkılar var. Ama benim türüm Indie & Alternative Rock sanırım.

6- Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?

"Asla, asla deme" demiş büyüklerimiz :P

7- Size "Bir şarkıcı olsanız kim olmak isterdiniz?" desem?

Lana Del Rey. Soru çok garipmiş, uzun uzun düşündüm..

8- İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?

Çok genel olacak ama müzik türü. "Pop" adı altında hâlâ Arap tarzından sıyrılamadık..

9 - Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı?

Çok var. Kafamdan bir kura çekiyorum ve Imagine Dragons - Bleeding Out diyorum. Dinlemekten içim şişmiş olsa da benim olsun :D

10- TV'lerde bol bol yayınlanan Talk Show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programlardan bahsediyorum.

3 yıldır falan neredeyse hiç Tv izlemiyorum. İzlediklerim hakkında da kayda değer bir düşüncem yok.

11- Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kimdir?

Aklıma bir isim gelmedi. Pek Türkçe dinlemiyorum ama bazı şarkılar bilsem buraya uzun bir liste yapabileceğime eminim..


Ben de şimdiye kadar yapmamış olan herkesi mimliyorum! Yaptıktan sonra bana da linkinizi atın ^^ İyi eğlenceler =)

19 Mayıs 2015 Salı

Benim Uzak Yıldızım (Starbound #1) - Ön Okuma


Merhabalar herkese! Bu postta sizinle yeni çıkan tur kitabımızın ön okumasını paylaşacaktım fakat kuru kalmasın diye yanına bir de şimdiye kadar okuduğum kısımdan biraz bahsedeyim dedim. Kitap dün elime ulaştı, bugün başladım ve yarısına geldim! Beklediğimden kat kat daha iyi, karakterlerimiz.. harika. Ve olaylar biraz da ürkütücü olmaya başladı. İlk başladığımda bu kadarını tahmin edemezdim ama şimdiye kadar soluksuz okudum, çok iyi ilerliyor. Ayrıca kapak o kadar güzel ki bakmaya kıyamıyorum, mıknatıslı olması da apayrı bir boyut katıyor zaten. Ayracı da özellikle hoşuma gitti :3 Bu kısa yazıdan sonra sizi ön okumayla baş başa bırakıyorum. İyi okumalar ^.^

17 Mayıs 2015 Pazar

Demir Kraliçe (Demir Periler #3) - Tanıtım & İnceleme


Yaz Biter. Buzlar Erir. İşte Geriye Kalanlar

Bittiğini sanmıştım. Perilerle geçirdiğim günlerin, vermem gereken zorlu kararların, sevdiklerim için yapmam gereken fedakârlıkların sona erdiğini düşünmüştüm. Bir fırtına yaklaşıyor ve kimsenin sağ çıkamayacağı kadar büyük bir çatışma beni çağırıyor. Bu sefer geri dönüşü olmayacak. 

Aşklarından vazgeçmeyerek Olurolmaz'dan sürülen Ash ve Meghan, fâni dünyada nasıl var olacaklarını düşünürken Demir Divan'da hak iddia eden bir sahte kral, Yaz ve Kış Divanları'nı yok etmeye karar vermiştir. Onu engelleyebilecek tek kişi hem Yaz hem Demir büyüsüne sahip olduğu halde ikisinden birini kullandığında güçsüz düşüp hastalanan Meghan'dır.

Demir zehri Olurolmaz'ı hızla yutarken peri ve insan melezi Meghan, hem eski yoldaşlarından yardım alacak hem de sahte krala karşı durmaya çalışan direnişçi Demir perilerle işbirliği yapacaktır. Tehlikelerin kol gezdiği Demir Diyar'da çaresizlik, kayıp ve büyük fedâkarlıklarla dolu bir mücadele onları beklemektedir.


Bir kitap daha bitti. Çok hüzünlüyüm... Çünkü sona yaklaşıyoruz. Bu seri bitmemeli. Ash'e veda etmek istemiyorum ;( 

Sınava yaklaştım, dersler yoğunlaştı derken kitap okumaya zaman bulamaz oldum. İlk başladığımda bu zaman kısıtlılığından, belki biraz da Meghan'a gıcık olmaya başladığımdan ağır ilerledi kitap. Ama sonra, hele o sonlara doğru gelişen olaylardan sonra fark ettim ki, bu kitap belki de serinin en kaliteli kitabı olabilir. Çünkü artık karakterimiz -keşke hiç olmasaydı ama- kazandığı tecrübelerle, daha olgun ve yetişkinlere yaraşır kararlar almaya başlıyor. Ya da ben öyle sanmıştım. Meghan'ın işleri saeec tek taraflı düşünme huyu var. Her ne kadar yazarı sevsem de bu kızın çok sığ bir karakter olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Grilere yer vermiyor hayatında hiç, siyah ya da beyaz, var ya da yok. 
Ya hep birlikteyiz, ya da asla birlikte olamayız. 
Bu görüşü sadece Ash için değil, çevresindeki her şey için. Beni sinir eden nokta da bu işte.

(Ash. Tamamen temsili.. Bir kere Ash'in gözleri buz mavisiydi-gümüş gibi bir şeydi.)

 Ama bunun dşında tüm bu yaşanan olaylar savaş, divanlar, sürgün olayı her şeye bayıldım. Grimalkin'e ba-yı-lı-yo-rum! Puck'tan ilk başlarda biraz soğusam da sonradan tekrar -hatta eskisinden de fazla- ısındım. Ve Gremlin'ler inanılmaz tatlılardı. Ustura en başta tabii ki. Arıza'dan da hoşlanıyorum evet. Ama hiç kimse -ya da hiçbir şey- Ash'in yerini tutamaz. Ash aklıma geldikçe çığlıklar atmak istiyorum. Her neyse, anlatmak istediğim Julie'nin karakter yaratış tarzı harika! Bütün karakterler... çok farklı. Meghan hariç tabii ki. Küçük ölümlü ergen böcek.

Kitabın sonlarına öyle odaklandım ki ilk 100 küsür sayfada olanları hiç hatırlamıyorum sanki. Ve oradan bahsetmeye hiç niyetim yok. Önemsiz küçük ayrıntılar :D Aslında yazmaya başlarsam kendimi frenleyemeyeceğimi düşündüğüm için hiç ayrıntılara ve spoiler olayına girmemeye karar verdim. Bazen diyecek çok şeyiniz vardır ama kelimelere dökemezsiniz. Peki.. benim kelimelere dökmemiş halim de bayağı bir uzun, kabul ediyorum. 

Her neyse, ben 3. kitabı okurken 4'ün çıkması iyi oldu. Hala meraktan deliriyorum ama en azından her an gidip alabileceğimi bilmemin verdiği bir sakinlik var. Ve bu sakinliğe dayanarak bu yorumu da burada sonlandırıyorum. Son bir not; Şahsi bilgisayarım -hâlâ- bozuk olduğu için internette neredeyse hiç aktif değilim. Bu nedenle yorumlarınıza cevap yazamadığım ve sıkça post paylaşamadığım için tekrar özür diliyorum. Herkese güzel günler diliyorum, hoşça kalıın!


Yazar: Julie Kagawa     Çeviri: Zeynep İyigün    Yayınevi: Pegasus    Sayfa Sayısı: 416
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,26

3 Mayıs 2015 Pazar

Gölge Ateşi (Fever #5) - Tanıtım & İnceleme


Mac Kayla Lane, ablası Alina'yla birlikte evlatlık verilip İrlanda'yı bir daha dönmemek üzere terk ettiğinde küçük bir çocuktu. Yirmi yıl sonra Alina öldü ve Mac, ablasının katilini bulmak için İrlanda'ya dönmeye karar verdi. Doğaüstü güçlere sahip, lanetlenmiş bir soydan geldiğini keşfettikten sonra ise kendini esrarlı bir geçmişin içinde buldu. İnsanların, binlerce yıldır aralarında gizlenen ölümsüzlerle yaşadığı çatışmanın tam ortasında kalmıştı. Mac artık bir yandan acılarına göğüs germeye çalışırken, bir yandan da kendini dünyaları yaratma ve yok etme gücüne sahip bir büyü kitabı olan SinsarDubh'ı ele geçirmeye adamıştı.

Sinsar Dubh, Mac'i yüzüstü bırakıp sevdikleriyle arasında ölümcül bir patika oluşturduğunda ise avcı, artık av olmuştu. Mac artık kime güvenebileceğini kestiremiyordu. Sürekli rüyalarına giren o kadın kimdi? En önemlisi, bizzat Mac kimdi?
Şöyle bir durum var ki, bazı serilerde -ilk iki kitapta zaten daha yeni bir dünyayla tanıştığımız için yorum dolu dolu oluyor fakat sonraki kitapları bir sürü farklı duygu içerisinde okuyorsunuz ama yorum yapmaya gelince diyecek bir şey bulamıyorsunuz ya işte bu seri de aynen öyle. bu kitapta 780 küsür sayfa okudum fakat denecek bir kelime bile bulamıyorum. Tek bildiğim serinin bittiğine bir türlü inanamadığım.

Bütün o olaylar, kimlik karmaşaları, güçler, karanlıklar, ihanetler, iş birlikleri, açığa çıkan gizemler, sırlar...Kafamın içinde öyle bir karmaşa oluşturdu ki bırakın yorum yapmayı bütün bu olanları kabullenmeye bile gücüm kalmadı. Yazar resmen beynimin tüm parçalarını her sayfada azar azar tüketti ve geriye pek bir şey kalmadı.

Spoiler

Tüm sırlar çözüldü. Barrons'un ne olduğunu, ne sırrı olduğunu öğrendik ve... bir saniye. Hâlâ Barrons'un ne olduğunu ismen bilmiyoruz aslında her neyse. Bu sadece, bilemiyorum, Barrons'un sırrını -oğlu! (kimden?)- ben sevemedim. Yani hâlâ kabullenemiyorum. Başka bir çıkış yolu yok muydu? Ehlileştirilemez miydi? İçim o kadar acıdı ki, ve içim Barrons'a da acıdı -bu hiç normal değil.

Ve Al,na'nın ölümü, Sinsar Dubh'nun manastırdan kaçışı, Darroc ile ilgili olaylar vs. birçok mesele açığa kavuştu ve zor olsa da kabullendik ama V'lane?! Yoksa Cruce mu demeliyim? Hayır. İşte bunu kabullenemem. Daha önce de bahsettiğim gibi Team Barrons olabilirim ama V'lane'e karşı da büyük bir sempatim vardı. Ama, ama ne oldu? Hem de son sayfalarda! Nasıl olabilir ;( Bir yanım hâlâ bu işte bir yanlışlık olmasını bekliyor. Ama konu Fae olunca sanırım her türlü değişimi olduğu gibi kabullenmek gerekiyor.

Ve şu Dani'nin oğlan. Adı neydi? Hım, Dancer. Ne oldu o işe? Sanırım o da Iced'a kaldı. Ama ne ara tanıştılar ne ara görüştüler anlayamadık. Meraklıyım. Çok.

Ve şu MacKayla'nın Sinsar Dubh ile ilişkisini ve gölü öylece bırakıp gittiğine ve mutlu son-suzluk-a ulaştığına inanmamı beklemiyorsunuz heralde. Iced kimin ağzından, hangi olayla anşatılıyor hiç bilmiyorum ama bu "karanlık göl" meselesi tekrar gündeme gelmeli. Öylece kalamaz. Zaten kitap boyunca Mac'in geçirdiği kimlik karmaşası devrelerimi mahvetti. 

Ve en kritik nokta: Bayan Lane ve Barrons! O-M-G! Bunlar böyle kavuşunca sanki her şey çok hızlı olmuş gibi geldi. Biraz daha konuşma falan beklerdim yani. Ne bileyim. Sanki bunlar hiç doğru düzgün konuşup birbirlerini iğnelemeyincebir gariplik, soğukluk oldu. Ah, bilemiyorum. 
Spoiler Sonu

Hayatım boyunca bana en karmaşık hisler yaşatan kitap bu oldu sanırım. Ve beni kelimenin tam anlamıyla gerçeklikten kopardı. Iced için kafayı yer durumdayım. Ama önce uzun bir dinlenme ve sindirme dönemine ihtiyacım. İnsan bünyesi buna dayanmaz. En azından benimki dayanamaz, biliyorum.

Yani durum bu. Kitap bitti ve ben o andan beri nefesimi tutar gibiyim. Ve bunun etkisini atmak için sağlam bir kitap lazım bana. Karen, inanılmaz bir yazar -bunu her seferinde söylüyorum ve sonraki kitaplarda da umarım böyle söylemeye devam edeceğim. Bu seri inanılmazdı. Hayatımın serisi sayılabilir sanırım. Her etkilendiğim serinin ardından aynı şeyi söylemiyorumdur umarım. Sanki öyle bir deja vu hissine kapıldım da. Her neyse. 

Yine bir "kitaptan kalma" halinde olduğum için daha fazla uzatamayacağım. Sindirmem gereken çok şey var. Bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Yazar: Karen Marie Moning     Çeviri: Egemen Özkan    Yayınevi: Artemis    Sayfa Sayısı: 790
Liste Fiyatı: 29 TL    GoodReads Puanı: 4,53

1 Mayıs 2015 Cuma

Benim Uzak Yıldızım (Starbound #1) - Kitap Tanıtım


O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR. 

Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. 

Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…


Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner    Çeviri: Ebru Sürmeli   Yayınevi: GO   Sayfa Sayısı: 520

Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 3,96

25 Nisan 2015 Cumartesi

Rüya Ateşi (Fever #4) - Tanıtım & İnceleme


Geçmişimi çalmış olabilirler. 

Ama geleceğimi elimden almalarına asla izin vermeyeceğim. 

İnsan ve Peri dünyaları arasındaki duvarlar yıkılmıştı. Doymak bilmez, ölümsüz Unseelieler buzdan hapishanelerinden kurtulduğunda, MacKayla Lane ölümcül bir tuzağa düşecekti. Peri Efendisi tarafından esir tutulan MacKayla'nın, kim ya da ne olduğuna dair her şey, zihninden silinmişti. Oysa Mac, Sidhe-kahinlerini görebilen tek kişiydi ve iki dünyayı da kontrol edecek anahtarı elinde tutan gizemli kara büyü kitabının izini sürebilecek tek canlı da oydu...

Hafızasını geri kazanmak, yalnızca ilk adımdı. Mac, Dublin'in mücadele dolu sokaklarında savaşıp eski, gizli bir tarikatın tehlikeli ağına düşecekti. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı peri dünyasında, dostu olduğunu iddia edenlerin karmaşık yalanlarıyla mücadele edecekti. Mac, her şeyini kaybettiğini düşünüyordu ama onu sarsacak bir gerçekle yüzleştiğinde, aslında oyunun daha yeni başladığını anlayacaktı.

Kendine bile güvenmezken kime güvenebilirsin ki?
Merhabalar herkese! Bu yorum yaklaşık 2-3 gün civarında gecikti. Nedeni ise... Etkisinden çıkamadım bir türlü! Sonu.. dehşet vericiydi. Aslında fazla heyecanlı yazamayacağım çünkü meraktan çatlayıp son kitabın ilk 100 sayfasını da okudum. Hâlâ olayları kavramakta zorluk çekiyorum. Bu seri bitince büyük bir boşluğa düşeceğim sanırım...

Kitap bittiğinde o kadar çıldırmış durumdaydım ki bırakın yorum yazmayı, insanlığa zararlı olacağımı düşünerek odamdan çıkmadım. Sonra belki biraz düzelebilirim diye hemen 5. kitabın ön okumasını okudum ama emin olun, her şey çok daha kötü oldu. Biri spoiler sayılmayan küçük bir spoiler yazmış yanına, o sağolsun biraz umutluyum. Ama önemi yok, içim içimi yemeye son hız devam ediyor. ACİL 5. KİTABA İHTİYACIM VAR!

Spoiler
3. kitaptan sonra ben bu kitapta Mac LM'nin kölesi olur diye düşünmüştüm ama daha ilk sayfalardan kurtarıldı. Dani tarafından. Sonra da Barrons. Ah, Barrons ;(

Kendine geldiğinde ise ilk karşılaştığı kişi kim dersiniz? Selam, V'lane! Her ne kadar V taraftarı olmasam da karakteri seviyorum ve.. bu kitapta onu çok az gördük ve ona ne olduğu hakkında hâlâ bir fikrimizin olmaması beni çıldırtıyor.

Bu kitapta Barrons ve Mac arasında bir şeyler görmeyi ümit etmiştim. Demek istediğim.. ikisi de kendindeyken gerçekleşen bir şeyler. Ah, hadi ama! Seri bitiyor, kendinize gelin artık!

Ve sonu.. Karen, hayatımda senin kadar acımasız bir yazar görmedim. Kendinizi umutlandırmayı bırakın arkadaşlar, hepimiz o kişinin kim olduğunu biliyoruz. Benim tek umudum olayı Mac'in yanlış anlamış olması. Veya malum kişinin kitsuneler gibi fazladan canının olması falan. Seçenekler çoğaltılabilir. Yeter ki biri doğru çıksın. 
Spoiler sonu

Bu yorumu yazmak o kadar zor ki sonunda zırvalamaya başladım. Neyse fiziksel meselelere geçelim. Kapak.. ilk başta farklılığı rahatsız etse de zaten psikolojik olarak buna hazırlanmış olduğum için sorun olmadı. Çeviri ise beklediğimden daha iyiydi. Sadece Barrons'un süs eşyalarının "baloncuklar"a dönüşmesi beni biraz güldürdü. Hadi ama, burada koskoca Barrons'tan bahsediyoruz. Ne işi olacak baloncuklarla :D Bir de bizim Melun-Mukaddes olarak alıştığımız saraylar Seelie-Unseelie olmuş. Önceden alışık olduğum için fazla sorun olmadı ama yine de Melun-Mukaddes'e alıştıktan sonra garip geldi. Yani bir kitabı çevirmeden önce ilk kitabı en azından okumak bu kadar mı zor?

Ama 5. kitabı gördükten sonra bu kitabın çevirisine kusur bulmayı kendime yasaklıyorum. Gölge Ateşi'ni Türkçe okumamam gerektiğini fark ettim. Çevirmen sağ olsun her şey yanlış anlaşılmaya müsait. Özür dilerek söylüyorum, hayatımda böyle berbat bir çeviri görmedim. Ben lise seviyesinde İngilizcemle çevirsem ancak bu kadar olabilirdi sanırım.

Ama seri o kadar muhteşem ki hiçbir şey umrumda değil. Meraktan Gölge Ateşi'ne pdf'ten başladım ama içimdeki ateş biraz söndüğü için şimdi bıraktım ve kitabı almayı bekliyorum. Zorlu bir bekleyiş arkadaşlar.. Bana sabır dileyin.

Yazar: Karen Marie Moning     Çeviri: Barbaros Bostan    Yayınevi: Artemis    Sayfa Sayısı: 448
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,46



21 Nisan 2015 Salı

Tatlı Tehlike (Sweet Evil #2) - Tanıtım & İnceleme


Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan "seçilmiş kişidir" ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan "kötü kızı" oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girişecektir.


Kitabın ön okumasına buradan göz atabilirsiniz ^.^

Vovovoo! Bilgisayarım bozulmuş olabilir ama bu beni durdurmaya yetmedi. İşte yine karşınızdayım. Nasıl mı? Boşverin.

Tatlı Şeytan'ı -hatırar mısınız bilmirum- çoook sevmiştim. Tatlı Tehlike ise ilk kitap kadar iyi değildi. Nedeni hakkında Spoiler kısmında çene çalacağım biraz. Ama şunu söylemeliyim ki yazar son 100 sayfayı çok iyi bağlamıştı, her ne kadar her şey birbirine girmiş ve olaylar içinden nasıl çıkacağını merak ettiğim bir hâl almış olsa da. Ki zaten 3. kitabı deli gibi merk etmemi sağlayan en önemli şey de bu. Diğeri de Kaidan. Ah, Kaidan, 3. kitabı okuyana kadar en çok seni özleyeceğim sanırım. Bir de Anna'nın "partileme"lerini :D

Spoiler
Bu seriyi güzel kılan şey Kaidan iken nasıl 300'e yakın sayfa boyunca Kaidan'dan bizi ayırabilirsin sayın Wendy?! Evet, doğru, bu kitapla birlikte sıkı bir Kai fanı oldum ben. Önceki kitapta zirveden sonra her şeyin böyle berbatlaşabileceği aklıma gelmemişti. Kitaba bir başladım Kaidan ve Anna görüşmüyor, Anna  terk edilmiş sevgili modunda partilemelerde, iblis ruh korkusuna Patti ile bile doğru düzgün oturup konuşamıyor. Her şeyin bu kadar kötü olması... beni karamsarlığa sürüklemedi değil.


Ama kitap boyunca yapılan espriler, gülüşmeler, dalga geçmeler vs.. o kadar yerindeydi ki en karamsar anda bile güldürmeyi başardı beni. Blake, çok dehşet bir karakter. California bölümleri harikaydı. Keşke onu daha çok görebilsek. Anna'nın babasına da bayılıyorum zaten. Bir gülüşü var sebebi olmak istediğim falan dermişim. Yok, yanlış anlaşılmasın, o Kaidan olacak. Bir de Anna 'nın Ginger ile arasını düzeltmesi var -ki bence çok hoştu. İçime soğuk sular serpildi. Ama şimdi de başımıza Kope ve Kaidan çıktı. Neyse Kope da Zania'ya aşık falan olsun ve sahneden ayrılsın lütfen bir an önce. Başlarda iyiydi ama sonradan iyiden iyiye sinir oldum. İronik bir durum aslında. Her neyse.

Ah, işte yüreğimi burkan diğer iki konu: Marna ve Jay! Ah, Veronica, Allah aşkına git müsait bir yerde öl veya Jay'in tasmasını çıkar artık. İlk kitapta Roni'yi severdim ve Marna'ya inanılmaz sinir olmuştum ama o zaman Jay ile aralarında samimi bir ilişki vardı. Şimdi ise sanki sadece kıskançlığından Jay'le birlikteymiş gibi geliyor. Dayanamıyorum. Çok sinir bozucu. Ve bir de Flynn var tabii. Cesur ve sadık Flynn. Ölü Flynn! Dövüşçüleri severim. Million Dollar Baby'yi izlediğimden beri ölümleri bana çok koyuyor. Durum bu.
Spoiler Sonu

Kitabın sonunda işler o kadar çığırından çıktı ki 3. kitap için nedense ben bile kaygılanıyorum. Daha fazla Kaidan, Blake ve Jay görme ümidiyle. Ah bir de aşırı doz Kopano aldığım için onu daha az görmeyi ümit ediyorum. 3. kitapta biraz hareket ve... bereket? görmeyi umut ediyorum. Meleklere saygılar, Kaidan'a kucak dolusu öpücükler ve Anna'ya göz devirmeli bakışlar gönderiyorum. Hoşça kalıın :*

Not: Klavyeden kaynaklanan yazım hataları karşınıza çıkarsa şimdiden özür dilerim. Bilirsiniz işte, zor şartlar altındayım :D

Ayrıca katkılarından dolayı Go Kitap'a çok teşekkür ediyorum..


Yazar: Wendy Higgins     Çeviri: Bige Turhan    Yayınevi: GO Kitap    Sayfa Sayısı: 440
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,32

KCBT 20. Blog Tur || Eksik Parça (Mara Dyer #1) - Seri Tanıtımı & Çekiliş

1. EKSİK PARÇA


Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün... 

Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, 

Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, 

Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, 

Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, 

Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, 

Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. 

Ne yapardın? 

Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere... 


2. THE EVOLUTION OF MARA DYER

13643567

Gerilim dolu serinin 2. kitabında Mara Dyer'ın tehlikeli ve gizemli yeteneği hakkındaki gerçek  çözülmeye devam ediyor. 

Mara Dyer geçmişinden kaçabileceğine inanmıştı.
Fakat kaçamaz.

Eskiden bütün problemlerinin sadece beyninin içinde olduğuna inanırdı.
Fakat değiller.

Başından geçen her şeyden sonra, sevdiği oğlanın kendinden daha fazla sır saklayacağını düşünmüyordu.
Yanılmıştı.

Serinin 2. kitabı The Unbecoming Of Mara Dyer'da gerçekler çözülüyor ve seçimler ölümcül hale geliyor. Mara Dyer sırada ne olacak?


3. THE RETRIBUTION OF MARA DYER

15768409

Mara Dyer kendisine söylenen yalanlardan daha fazlasının olduğuna inanmak istiyor.
Var da.

Araştırdığı gerçeklerin onu nereye sürükleyeceğini düşünmeden duramıyor.
Öyle yapmalı da.

Hiçbir zaman intikam için ne kadar ileri gideceğini düşünmek zorunda kalmamıştı.
Şimdi düşünecek.

Bağlılıklar ihanete uğradı, suçlu ve masum birbirine karıştı, kader ve şans Mara Dyer'ın hikayesinde şok edici bir sonda çarpıştı.

İntikam cezası kapıya ulaştı.


ÇEKİLİŞ


a Rafflecopter giveaway

Pegasus Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkürler...


18 Nisan 2015 Cumartesi

KCBT 20. Blog Tur || Eksik Parça (Mara Dyer #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün...

Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, 

Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, 

Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, 

Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, 

Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, 

Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. 


Ne yapardın? 


Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere... 


Merhaba arkadaşlar! Kötü haber: Bilgisayarım bozuldu. İyi haber: Evde bir bilgisayar daha var. Kötü haber: İş bilgisayarı olduğu için fazla kullanamayacağım. Damdan düşer gibi bu haberleri size veriyorum çünkü blog güncellemeleri, yorumlar vs. aksayacak gibi görünüyor. Ayrıca yorumlarınıza da geç cevap verirsem sebebini bilin istedim =)

Asıl konumuza dönecek olursak... Eksik Parça'yı dar bir zamanda okumama rağmen kitap 2 günde bitti ve tek kelimeyle İ-na-nıl-maz-dı! Muhteşemdi ve -neredeyse- kusursuz diyeceğim. Tabii ki her zamanki gibi takıldığım bir kısım olmadı değil fakat bu 5 puan vereceğim gerçeğini değiştirmeyecek. Kesinlikle hayır.

İlk olarak, kitabın başları çok ürkütücüydü! Ağzım beş karış açık tüylerim diken diken olmuş bir hâlde okuduğum kısımlar vardı. Ayrıca uzunca bir süre boyunca kitabın fantastik mi psikolojik mi olduğu konusunda kendi içimde ikileme düştüm. Yazar öyle bir kurgu hazırlamış ki, sırada ne gelecek, bu olaylar nereye gidiyor, hiçbir fikriniz olmuyor okurken.

Bilirsiniz, genelde kitaplarda ilk yarı, en azından k 50-100 sayfa alışma sürecidir, son yarı ise kitabın bizi sürükleyip götüren kısmını oluşturur. Mara Dyer'da ise, kitap ilk bölümden beni sarmaya başladı. Ve kesinlikle kitabın ilk yarısına bayıldım. İkinci yarısı da güzeldi elbette ama ilk yarıya -nedense- ayrı bir sempati duydum. Kitabın sonu konusunda ise... hâlâ şoklardayım. Yanlış anladığım bir kısım olup olmadığını teyit etmek için son 50-60 sayfayı tekrar okuyacağım sanırım.


Spoiler

Spoiler kısmında bahsetmek istediğim milyon şey var fakat o son 100 sayfa... Sanırım ben pek bir şey anlayamadım. Öyle olmalı, çok uykulu okudum çünkü. Sanki her şeyin kızın kafasında olması fikrine kafam daha çok yatmıştı. Fakat bir anda sadece Mara'nın değil -bu arada Mara Dyer ismine bayıldım...- Noah'nın da 'özel güçleri' olduğu ortaya çıkması bana biraz... tuhaf (?) hissettirdi... sanırım. Bilemiyorum, kafam o kadar karışık ki! İkinci kitabı sömürene kadar soru işaretlerime cevap alabileceğimi sanmıyorum.

Açıklanamayan manyakça güçleri olduğu ortaya çıkana kadar Noah favori erkek karakterlerim listesinde ilklere girmeye hazırdı. Fakat şu an birbirimizi daha iyi tanımamız gerektiğini hissediyorum. Bu arada bütün karakterler inanılmazdı, Daniel ise ultra-inanılmaz! Sen ne süper-ötesi bir erkek kardeşsin, bir tane Daniel da ben alabilir miyim, lütfen?!

Spoiler Sonu

2. kitabı o kadar merak ediyorum ki! Çok daha psikolojik, akıl-sorunlarına dayalı ve çok daha ürkütücü olacakmış gibi görünüyor, Goodreads'te, en azından. Ve ben 2. kitabı gördükçe çığlık atmak istiyorum. En azından yayın evi Pegasus olduğu için fazla geciktirmeyeceğini biliyoruz. Şükürler olsun.

Uzun lafın kısası sizin tarzınız mı bilemem fakat Eksik Parça beni büyüledi. Psikolojik sorunlarla bezenmiş kitaplar ve serilere fazla yaklaşmam fakat Mara Dyer sayesinde beynimde o yöne doğru bir yönelim başladığını hissediyorum. Bu kitabı okumak konusunda kararsızsınız ve birinden tavsiye mi bekliyorsunuz? Benimkini kullanın! Ve tanıtımları olsun alıntıları olsun ufacık da olsa ilginizi çektiyse, mutlaka bir şans verin derim.

Turumuzu Kitap Canavarları Facebook sayfasından takip etmeyi ve aşağıdaki + Facebook sayfamızdaki çekilişe katılmayı unutmayın, kitapla ilgili görüşlerinizi de bekliyorum, hoşça kalın!



Yazar: Michelle Hodkin     Çeviri: Dilan Toplu    Yayınevi: Pegasus    Sayfa Sayısı: 424

Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,12





Çekiliş


a Rafflecopter giveaway


Katkıları için Pegasus Yayınları'na teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...