27 Kasım 2014 Perşembe

Duman Ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı #1) - Tanıtım & İnceleme


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.

Bir varmış bir yokmuş,
bir Melekle şeytan birbirlerine âşık olmuş
Ve hikâyenin sonu hiç iyi bitmemiş


Dikkat! Bu yorum -yanlışıkla ve bilerek- verilen spoilerlar içerir!

Nereden başlasam bilemiyorum. Bu kitap resmen beynimi sömürdü ve içine hapsetti. Aklî dengemi geri kazanabilmem için uzun bir zaman geçmesi gerekti. Ve, şu an buradayım. Öncelikle kitabın beğenmediğim kısımlarından başlayacağım. Evet, var!

Karou'nun geçmişi. O kız, o kız Karou gibi değil, olamaz. Ben Karou'nun asi, umursamaz tavırlarını seviyordum. Ama aslında şeytan gibi görünen bir iyilik meleğiymiş. Peh! Hadi oradan. Geçmişteki hali, bambaşka bir kişilikti. Karou, artık o insan değil. Yeni hatıralar ve yeni yaşantısıyla bambaşka biri. Ben kendime böyle diyorum ve kendimi böyle inandırmak istiyorum. Çünkü Madrigal'e hiç, hiç, hiiiç alışamadım. Isınamadım, sevemedim, ne derseniz artık.

Evet, kitapta beğenmediğim kısımlar bitti. Ne kadar uzun değil mi (!) Şimdi beğendiğim kısımlara geçiş yapıyorum: Tamamı! Eveet, yorum da burada bitmiştir görüşürüz!

Demeyi çok istesem de ben beğendiğim kısımları da incik cincik etmeden duramam tabii ki. Şimdii... bilirsiniz bazı kitaplara bir başlarsınız, bir daha bitirene kadar nefes bile alamazsınız. Ara verdiğinizde aklınızdan çıkmaz, acaip sıkışsanız bile kitabı elinizden düşürmek istemezsiniz (Oups, aşırı bilgi!) İşte Duman ve Kemiğin Kızı da onlardan biriydi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Anladığınızı biliyorum.

Bu arada Zuzana'ya da bayılıyorum. Tavırları, kişiliği vesaire vesaire. Gelelim Akiva'ya. İlk başlarda ismini garipsemiştim, şöyle bir düşününce hala garip hissettiriyor ama %93,2 ısındım sayılır. Şu an Akiva'yla ilgili bir yorum yapmakta zorlanıyorum, çünkü tüm düşüncelerim birbiriyle çelişiyor. Kitabın son 10-20 sayfasını okumadan önce sorsaydınız Akiva adlı bir roman yazaabilirdim ama şimdi.. kelimelerim tükendi.

Kitabın son dörtlüğünde Akiva'nın sürekli olarak "Beni asla affetmeyecek" falan demesine sürekli göz devirir olmuştum ve ben de sürekli "Seni affetmeyeceği kadar ne yapmış olabilirsin ki? Seni ne kadar sevdiğinin farkında değilsin heralde, aptal.." diyordum. Bunu dedim, dedim ve kitabın sonunda "Sen.. Hayır! Haaayıııııır! Akiva! Seni affedebilecek mi? Ben olsam seni affedebilir miydim? Gerçekten haklıymışsın, öyle olmana ihtimal vermemiştim, öyle olmamasını umuyordum ama gerçekten, gerçekten haklıymışsın. Lanet olsun ki haklıymışsın! Neden her zaman haklı olman gerekiyor ki?" ve bir dizi gözyaşı eşliğinde küfürler de sıralandı.

 Biliyorum, eninde sonunda, milyon yıl sonra bile olsa, Karou Akiva'yı affedecek. Ama Yasri, Issa, Twiga, Kishmish... özellikle de Brimstone'un ölümüne sanki kendi ailemmiş gibi üzüldüm. Kishmish'in ölümünde daha kitabın başlarında olmamıza rağmen ağlamıştım. Kitabın sonunda, bu karakterlere bu kadar bağlanmışken bir anda öldüklerini öğrenmek.. Biliyorum gerçek değiller vs vs. aşın artık bunları. Bence bu kitabın karakterleri gerçekmiş gibi davranılmayı hak ediyor.


Akiva'dan soğuduğum falan yok tabii ki ama yine de .. ne diyebilirim ki? Onun adına üzüldüm mü? Bu konudaki hislerim basit bir üzüntüden daha kompleks hissettiriyor. O yüzden kapatıyorum bu konuyu ve yeni bir konuya giriş yapıyorum: Prag'ın muhteşemliği ve Zehir! Salgın köşesi, mistik havası, tabuttan masaları, heykelleri ve her şeyiyle hayalimdeki mekanın somut hali gibi! Lütfen biri beni Prag'a uçurup sonsuza kadar oraya hapsedebilir mi?! Kitabı okurken yüzüme vuran hafif serin havayı hisseder gibiydim. Aşık oldum bence ben. Hem de ne Akiva'ya ne de başka birine. Direk Prag'a!

Kimeralar ve Meleklerin savaşı ise kitabın bambaşka bir boyutu. Bana kalırsa Karou'nun diş toplayıcılığı ve Brimstone'un dilek tacirciliği tek başına bir seriye konu olmaya yeterdi. Ama bu seride bu olay sadece konunun görünen yüzü. Bir kitabın bu kadar derinliği olması bence çok alışılmış değil ve okuyanı içine hapsediyor. Kesinlikle sahip olduğu tüm övgüleri hak ediyor.
Spoiler sonu

Ne kadar uzattığımın farkındayım ama bu kitabın yorumunu kısa kesmek gelmiyor içimden. Hatta daha diyecek bir sürü şeyim var. Ama çenemi kapatma zamanı geldiğini düşünüyorum ve diğer kitabı merakla bekliyorum. Yani kitap çıktı ama ben alabileceğim zamanı bekliyorum :D

Bu kitabı okuyalı uzun bir zaman geçmesine rağmen neden yorumu şimdi yazıyorum? Hiçbir fikrim yok. İlk başlarda internetim yoktu, sonra sınavlarım vardı, derslerim vardı bla bla bla. Hepsi bahane. Sadece yazamadım. Ne zaman yorumu yazmak için başına otursam kendimi kötü hissedip kapatıyordum bilgisayarı. Ama şimdi yorumu yazdım, bitirdim, eminim unuttuğum bir sürü kısım var ama yine de içim rahatladı. İyi ki yorum yazmak için en uygun zamanı beklemişim.

Sanırım kitabı ne kadar sevdiğimi tekrar belirtmeme gerek yok. Ama spoiler içerdiği için yorumumu okuyamayanlar için bir özet geçeyim: Bu kitap kesinlikle eşi bulunamayacak türdendi. Bayıldım. Hâlâ düşündükçe tüylerim ürperiyor. Derin fantastik sevenler, romantik sevenler (tabii ki vıcık vıcık aşk yok içinde), "Bu kitap size gelsin!" falan demiyorum ama bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Geciktirmeyin, 2. kitabı da çıkmışken okuyun derim ben. Eh, kalbim ve beynim bu yorumdan sağ çıktığına göre bir sonraki yorumda görüşmek üzere o zaman, hoşçakalıın!



Yazar: Laini Taylor   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 435
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,06

21 Kasım 2014 Cuma

KCBT 17. Blog Tur || Yabancı (Alienated #1) - Kitap Yorumu & Çekiliş


Uzaylılar insanlarla iki yıl önce bağlantı kurdu. Şimdi de dünyalı cara, onlardan birini evinde misafir etmeye hazırlanıyor. 

Gezegenler arası öğrenci değişim programı kapsamında evinde L'eihrli bir lise son sınıf öğrencisini ağırlamaya hazırlanan Cara, bu sayede hem hayallerindeki üniversiteye ücretsiz gidebilecek hem de o gizemli L'eihrliler hakkında gazetecilerin uğruna öleceği bilgiler edinecektir. L'eihrli öğrenci Aelyx'in, ayakları yerden kesen yakışıklılığı da cabası. Ama işler hiç de düşünüldüğü gibi yolunda gitmeyecektir, çünkü Aelyx'i okulda istemeyenler de vardır ve sayıları hiç de az değildir. Tehdit mektupları almaya başlayan Cara bir süre sonra Aelyx ile okula polis eşliğinde gitmek zorunda kalacaktır.

Okuldaki herkes tarafından dışlanan Cara'nın artık tek arkadaşı Aelyx'tir. Üstüne üstlük Cara ona sırılsıklam âşık olmuştur. Öte yandan Aelyx'in de ölümcül sonuçlar doğurabilecek sırları vardır. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olan Cara hem kendi hem sevdiği çocuğun hayatı hem de gezegeninin geleceği için bir ölüm kalım savaşı vermek zorundadır.

°º¤ø,¸¸,ø¤º°

İşte bu kitabın kapağına aşık oldum ben ^,^ Bir de Go Kitap'ın yeni uygulaması "mıknatıslı kapak" meselesi var ki.. Muhteşem! The 100'ı henüz alamadığım için nasıl olduğunu bilmiyordum ama gerçekten kullanışlı buldum, acaip hoşuma gitti.

İçerik ise tam beklediğim gibiydi. Ne eksik ne fazla. Çok büyük hayallerim yoktu ama hoş ve eğlenceli bir kitap bekliyordum ve aradığımı buldum. Eğlenerek okudum gerçekten ama bu kitapta
beklemediğim şey ise bu kadar akıcı olmasıydı. İnanılmaz etkilenmemiş olabilirim ama su gibi akıp gitti kitap.

Bir de bilim kurgu-romantik okumaya fırsat bulduğum bir tür değildi ama bu türü fazla okumasam bile çok seviyorum. (O nasıl oluyorsa...) Yani bu türün çıkan her kitabını okuyasım geliyor. Evrenin Ötesi, The 100, Evrenin Ötesi, These Broken Stars vs.. Bu kitapların muhteşem, inanılmaz etkileyici olmadığını biliyorum ama yine de.. Yine de en sevdiğim tür gibi bir şey, sonuçta bir çeşit fantastik sayılmaz mı? :)

Kitabın içeriği ise beklediğimden farklıydı. Daha doğrusu karakterler beklediğimden farklıydı. Cara, fazla idealist, Aelyx fazla... uysal? Hayır, uysal değil ama sessiz, sakin, kendi ırkını fazla muhteşem gören... Bilemiyorum! Yani bunlar fazla derken, beklediğimden fazlaydı yani.

Olaylar ise beklenmedik olma açısından gerçekten bir harikaydı. Özellikle bazılarında çok şaşırdım, kendime inanamıyorum ama ağladığım yerler bile oldu. Hayır, kitabın sonunda değil ama. Kitabın sonuna atlayacak olursak bence ne çok üzücüydü, ne de mutluluk verici. Yani mutlu etmediği kesin de, ben öyle çok da üzülmedim. İkinci kitabı da çok merak ediyorum ayrıca. Kapağı da çok hoş ve anlamlı olmuş :D

Sonuç olarak.. Neden bizim eve de gökten taş gibi bir uzaylı düşmüyor ki? Ama benim inancım tam, gelecek sonunda bize de bir tane. Yani illa Aelyx gibi olacak değil, bir Eron veya bir Jaxen'a da razıyız ;) 

Okurken eğleneceğiniz, güldürüsü, heyecanı bol, akıcı bir kitap istiyorsanız.. Ve tabii ki uzaylılara karşı bizim gibi sempati duyuyorsanız Yabancı'ya bir şans vermelisiniz bence ^,^


Yazar: Melissa Landers   Yayınevi: GO!   Sayfa Sayısı: 424
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,00

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

15 Kasım 2014 Cumartesi

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında - Kitap Yorumu & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Merhaba arkadaşlar! Efsane geri döndü! (Bu ben oluyorum) Sınavlar bitti ayrıca eve internetimiz geldi sonunda. Ben de önceden okuyup da yorumlayamadığım kitapları yavaş yavaş yorumlamaya başlayacağım artık. Ve bugün 16. Kitap Canavarlı turumuzun konuğu olan İki Hayat Arasında kitabının yorumu listemin başında geliyor. 

Bu kitabı okumayanlar için kitap nasıl görünüyor bilmiyorum fakat bu kitap ne fantastik, ne de gerçek hayat. İkisinin ortasında, ilk defa deneyimlediğim bir yerde kurmuş dengesini. Ben sanırım fantastik bir kitap bekleyerek başlamıştım. Yani bir bakıma fantastik de denebilir ama... Ah, bilemiyorum, bu kitap her şeyin "arasında" kalmış.

Kitabın sonu bile arada kalmış. İyi mi kötü mü ben karar veremedim. (Spoiler içeren kısımlarda derine ineriz :D) Ben de kitabı bitirince arada kaldım açıkçası. Beğendim evet, bu kesin. Ama tamamen bağlanamadım, kendimi veremedim kitaba bir türlü. Ben bunun başrolle alakası olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa iki hayatta da Sabine, "normal"liği bulmaya çalışan alışılmadık bir karakter. Ethan ise gerçekçi kurgunun hayat bulmuş hali. Ama Ethan'ı seviyorum, Maddie ve Capri'yı de seviyorum. Ryan'ı sonlara doğru sevmeye başladım.

Kızın hayatlarından ise tabii ki Roxbury favorim. Saçları giyimi, hayatı.. Kesinlikle Wellesley'nin samimiyetsiz muhteşemliğine tercih ederdim.


Spoiler
Bana kalırsa kızın Roxbury'de bir kliniğe düşmüş olması kitabı en çekici yapan olaydı. Kız her ne kadar nefret ediyor olsa da ben zevk aldım. Evet, sadistçe. Ayrıca bir süre boyunca ben de kızın şizofren falan olduğunu düşünmedim değil. Yazar bu ikilemi bana yaşattı ve gerçeği anlama sürecim sanırım kitabı sevmemde en büyük rolü oynadı.

Fakat birkaç şeyi yazarın belli etmediğini söylemeden geçemeyeceğim. Ethan'ın yorgun görünüşü, iki hayatın olmasının mükemmelliği hakkındaki konuşması vesaire bana Ethan'ın öleceği yönünde büyük bir ipucu bırakmıştı açıkçası. Tamam bunda biraz da okuyanların, kitabın sonunun kötü olmasına ilişkin görüşleri de yok değil açıkçası. Ama sadece bununla da kalmıyor.

Kitabın başında Wellesley'de Ryan'ın arkadaşları veya "arkadaşı"ndan bahsetme şekli garipti. O anda önemsiz gibi görünse de yazar sanki "bu kısma dikkat çekiyorum" diye dipnot düşmüş gibiydi. Hatta Etha ortaya çıkmadan önce "Acaba hikayedeki erkek karakter abisinin arkadaşı mı olacak?" diye düşünmüştüm. Kitabın sonunda o kişi Ethan versiyon.2 çıkınca da haliyle çok fazla şaşıramadım.
Spoiler Sonu


Ama gerçekten gerçekçilik açısından bu kitap beni kendine hayran bıraktı. Kitabın başındaki Sabine ve kitabın sonundaki Sabine'i kıyaslayınca ortaya göz ardı edilemeyecek bir fark çıkıyor. Çok daha olgun ve mantıklı hale geldi. Ve bunun 18 yaşını bitirmesiyle alakası olduğunu hiç sanmıyorum.

Bu kitap benim için farklı bir deneyim oldu. Ne tamamen fantastik, ne de tamamen aşk. Bu kitap bir kızın kocaman bir -iki- dünyada yapayalnız mücadelesiydi. Ve bu konu ilginizi çekiyorsa, bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim.


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20



Çekiliş 


a Rafflecopter giveaway

12 Kasım 2014 Çarşamba

KCBT 16. Blog Tur || İki Hayat Arasında (Between The Lives) - Tanıtım & Çekiliş


Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Yazar: Jessica Shirvington   Yayınevi: Yabancı   Sayfa Sayısı: 320
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,20

Çekiliş


a Rafflecopter giveaway

2 Kasım 2014 Pazar

Destroy Me (Shatter Me #1,5) - Tanıtım & İnceleme


Back at the base and recovering from his near-fatal wound, Warner must do everything in his power to keep his soldiers in check and suppress any mention of a rebellion in the sector. Still as obsessed with Juliette as ever, his first priority is to find her, bring her back, and dispose of Adam and Kenji, the two traitors who helped her escape. But when Warner’s father, The Supreme Commander of The Reestablishment, arrives to correct his son’s mistakes, it’s clear that he has much different plans for Juliette. Plans Warner simply cannot allow.


"O, BENİ SEÇECEK."

Warner, Warner, Warner...

Bu kitabı okuduktan sonra, belki de Bana Dokunma'yı okumamın üzerinden uzun zaman geçtiği için, neden Team Adam'ı seçtiğimi anlayamadım, veya hatırlayamadım demeliyim. Belki de Juliette her türlü Adam'ı seçtiği ve seçeceği için, psikolojimi bozmak istememişimdir. Bilemiyorum.

Birçoğunuzun bildiği üzere Destroy Me, Juliette kaçtıktan sonra, Warner'ın başından geçenleri yine Warner'ın bakış açısından bize yansıtıyor. Warner'ın kurşun yarasından başlayıp, kalbindeki yaraya kadar uzanıyor. 

Kitaba başladığımda Warner'ı kısaca, psikolojik sorunları olan, histerik ve takıntılı bir karakter olarak tarif edebilirdim. Kitabı bitirince ise ne düşüneceğimi bilemez oldum. Spoiler kitabın sonunda Warner Juliette hakkında sanrılar görmeye başlayana kadar, Warner'ın düzelmeye başladığını düşünmüştüm. Ama bir anda eskisinden de kötü oldu. Spoiler Sonu

Kitabın sonunda şok oldum ve bir daha Warner'ın perspektifinden okuyamayacağımız için üzüldüm açıkçası. Warner'ın bu kitaptan sonra yaşayacaklarından sonra ne hale geleceğini merak ediyorum..


Kitabı okumak istemeyenler için en can alıcı noktaları kısaca yazmaya çalışacağım:
Yüksek Derecede Spoiler
Öncelikle bildiğiniz gibi Warner yaşıyor ve uğradığı ihanetten dolayı şokta. İhanet eden askerlerinin ölüsünü ve Juliette'in geri dönmesini istiyor. Bu arada bütün sektörlere yayılan haber Warner'ın, nefret ettiği, ruhsuz, duygusuz babası da bu haberi duyuyor ve olaylara el koymak için Sektör 45'e yani Warner'ın başkanlığındaki yere yerleşiyor. Warner durumdan inanılmaz rahatsız. Ama sonra babasından öğreniyor ki, Juliette gibi farklı güçleri olan birçok insan var, ve örgütlendikleri gizli yer de bunun cabası. Warner bu durumda babasıyla iş birliği yapmasının farkında ama ortada bir sorun var: Babası Juliette'i ölü istiyor. Bu Warner'ın bütün planlarını suya düşürüyor çünkü... Warner Juliette'e aşık. Bu yüzden Juliette'i babasından habersiz ilk kendisi bulması ve her ne kadar istemese de ona kaçmasını ve yapabildiği kadar uzaklaşmasını söylemek zorunda.

En önemli kısım ise, Warner tavan arasını -Juliette'i en son gördüğü yeri- bir ipucu için araştırırken Juliette'in günlüğünü buluyor. Ve okumaya başlıyor. Okudukça Juliette'le ne kadar çok ortak noktaları olduğunu farkediyor ve okudukça Juliette'e daha çok aşık oluyor. Warner. Juliette'i. deli gibi. istiyor.
Spoiler Sonu


Benim kitapta en çok beğendiğim kısım Juliette'in günlüklerinden alınan kesitlerdi. Olur da bir yerde Unite Me kitabını bulursam kesinlikle alacağım. Unite Me kitabı serinin 2 novellasına ek olarak Juliette'in günlüklerini içeren tek kaynak çünkü. E-kitap formatında ise bulamadım maalesef. Türkiye'deki yabancı dil satan site veya kitapçılarda da bulamadım. Gören duyan falan olursa lütfen bana da haber versin :(

Her neyse. Kısaca bu kitap bize Warner'ın Juliette'i ilk gördüğü andan, son gördüğü ana kadar olan olaylara Warner'ın perspektifinden bakma şansı sunuyor. Yani Team Warner için kaçırılmaz fırsat. İki kitap arasında okunması çok gerekli bir novella değil, ama Warner severler için büyük kayıp olabilir. Ben Warner'a çok bağlı değilim mesela ama yine de onun kafasına girip, düşüncelerini ve hislerini bu şekilde öğrenmek çok farklı bir deneyimdi.

Bir yorumumuza da burada noktayı koyuyoruz. Bir sonraki yorumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! 

Puanım: 3,5 -> Warner bizi yıktı geçti!

Sayfa Sayısı: 109   Yazar: Tahereh Mafi   Format: E-Book

13 Ekim 2014 Pazartesi

Sınırları Zorlamak (Pushing The Limits #1) - Tanıtım & İnceleme


Birbirleri için çok yanlış ve bir o kadar da doğrular.

Echo Emerson'ın, sporcu sevgilisi olan popüler bir kızdan, hakkında dedikodular dönen, kollarında 'tuhaf' yaralar olan dışlanmış bir kıza dönüştüğü akşam neler olduğuna dair kimsenin bir fikri yoktur. Echo bile o korkunç akşama dair tüm olanları hatırlayamıyordur. Tek bildiği, her şeyin tekrardan normale dönmesini istediği.

Oldukça yakışıklı ve siyah deri ceketli çapkın ama yalnız Noah Hutchins, şaşırtıcı anlayışıyla hayatına girdiğinde Echo'nun dünyası asla hayal edemeyeceği bir biçimde değişir. Oysa ortak hiçbir noktaları olmaması gerekirdi. İkisinin de tuttuğu sırları düşünürsek, beraber olmaları oldukça imkânsızdı.

Fakat aralarındaki çekim bir türlü geçmek bilmez. Echo, sınırları daha ne kadar zorlayabileceklerini ve ona sevmeyi yeniden öğretebilecek tek bir adam için neleri göze alabileceğini kendisine sormak durumunda kalır.

`*•♥•¯`♥´¯•♥•*´
Spoiler içermez.

Bu kitap... Ah, cidden, bu kitap beklentilerimin çook çok üstündeydi. Şu yayınevinin tasarladığı berbat ötesi kapağa bakınca, basit bir new adult beklemiştim (her ne kadar tanıtımda liseli yazsa da kapaktaki 30 yaşında gösteren insanları liseli olarak düşünemiyorum.) ama gerçekten, bu kadar kalbime dokunacak bir kitap beklemiyordum.

Bilemiyorum.. Belki de beklentilerimi çok düşük tuttuğum için bu kadar beğenmişimdir, eğer öyleyse çok üzülürüm çünkü çevremdeki herkesin beklentilerini yükselttim ve yine eğer öyleyse beklentisi yüksek olanlar fazla beğenmez. Kafam çok karışık, ne yapsam, size kitabı kötüleyip sonra okumanız için zorlasam mı :D

Bu yorumum temel olarak 3 bölüme ayrılacak. Giriş, gelişme, sonuç... Değil tabii ki :D En iyisi başlık olarak atayım. İlk başlıklar ilginizi çekmiyorsa diğer en sondaki asıl yorumuma geçebilirsiniz.

1. Kapaktan yakınma ve yayınevine yakarış

İlk olarak eleştirimi yapıp kurtulmak istiyorum. Hayır, kitap hakkında değil. Evet, kapak hakkında. Kitaba başlarken zaten kapak yüzünden inanılmaz tereddütteydim ve yayınevinin neden orjinal kapağı böyle saçma bir kapakla değiştirdiğini merak ettim. Kitabın başlarında karakterlere aşina olmaya başlayınca ve kapaktakilerle uzaktan yakından alakası olmadığını anlayınca sinir olmaya başladım. -Bu arada "sinir olmak" kalıbını hiç sevmem ama bu durum için daha uygun bir kelime bulamadım-

Sonra baktım kitap bitmiş, bu arada kitabın son 100-150 sayfası gerçek anlamda beni içine çekti ve kitabın en duygulu, en güzel kısmıydı. Bu konuya az sonra değineceğim. Kitap bitince gerçek anlamda nefret ettim kapaktan. İğrendim yani. Böyle bir kitaba, bu kadar içi boş, anlamsız ve berbat ötesi bir kapak. Gerçekten kitabın bütün değerini yerle bir ediyor. Yayınevi umarım okurların sesini duyar ve kapağı değiştirir. Çünkü birilerine bu kitabı gösterip "Bayıldım bu kitaba, o kadar güzeldi ki.." dediğimde aldığım bakışın nedenini anlıyorum. "Yani.. gerçekten çok beğendiysen okurum ama o kadar güzel bir kitap gibi değil sanki..." diyor çoğu kişi. Çünkü herkes kapakların kitabı yansıttığını bilir. 

Kapak yüzünden birçok kişi kitabı kitapçılarda gördüğünde eline bile almadan geçiyor. (Çünkü kapak çok çirkin!) Yayınevi için de okur için de zarar yani. Orjinal kapak da muhteşem, olağanüstü falan değil ama en azından güzel ve en önemlisi kitapla alakalı. Bu kapak, vampir kitabına melek resmi koymak gibi bir şey benim için. Tamam, belki biraz abartı oldu.

(Aşağıdaki resim, mesela, kitabın orjinal kapaklarından biri)



2. Kitabı okurken aklıma gelen kitap (Muhteşem cümle kurma yeteneğim..)

Colleen Hoover'dan "Umutsuz" oluyor kendisi. Nedense okurken sürekli bu iki kitabı karşılaştırdım, özellikle bir yerden sonra. İkisinde de okurken aynı duygulara kapılmıştım. Karşılaştırma diyorum ama kiabı bitirdikten sonra bile "bu daha güzel veya diğeri daha iyiydi" gibi yorumlar yapamıyorum. Sınırları Zorlamak da Umutsuz seviyesinde bir kitap oldu benim için. İkisi de aynı kefede yani şu an.

3. Bunu unuttum. Sanırım kitabı övmek ile ilgili bir şeylerdi. 
Neyse, en iyisi asıl yorumum olsun bu.

Evet iki dakika önce "3 şey" diye düşünürken sanırım diğer ikisine kendimi kaptırıp üçüncüyü unuttum. Her neyse çok önemli değil çünkü önemli olsaydı unutmazdım. Sanırım. Yani.. Umarım.

Kitaplığımda hangi kitaba başlasam diye düşünürken sonunda elime gelen kitap nasıl bu oldu bilemiyorum. Kış Güneşi ve bu arasında kalmıştım ve kuzenimle ortak kararımız olarak bunu seçtik. (O da Duygu'ya başladı heheh :D) Kapağının berbatlığı yüzünden çok ikilemde kaldım ama kitaba başlarken sanki kapağı orjinal kapağıymış gibi onu aklıma getirerek okudum ve.. daha ilk sayfasından beni sardı. 

Kesinlikle beklediğim şey sorunları -gerçek sorunları- olan iki kişinin duygular, seçimler, ihanetler ve hatıralarla dolu karmaşık aşk hikayesi değildi. Sonunun mutlu biteceğini bildiğim tekdüze, hafif 18+, basit bir kitap bekliyordum. Eğer siz de kitabın böyle olacağını bekliyorsanız, emin olun değil. 

Kitabın başlarında (Umutsuz'da olduğu gibi) klasik bir lise aşkı, aşk üçgeni, popüler olma çabaları, arkadaşların ihanetleri gibi şeyler içereceğini düşünmüştüm. Göz ardı edilecek bir kısımda içerdi de.

Ama sonra.. Ah, bir yerden sonra kendimi öyle kaptırdım ki okuduğum (doğru kalıp: yalayıp yuttuğum) yüzlerce sayfa sanki birkaç sayfaymış gibi geliyor aklıma şimdi. Ayrıntılar beynimde dönüyor ve neresi hangi kısımdaydı tam olarak ayırt edemiyorum. 

Yani diyeceğim o ki, uzun aralar vermeden okuyorsanız bir yerden sonra cidden kaptırıyorsunuz ve dış dünyada ne oldu ne bitti unutuyorsunuz veya umrunuzda olmuyor. Hayatınızın odak noktası: Noah, Echo ve hayatlarındaki sorunlar. 

Bu kitap ile birlikte uzun zamandır (Tamam, belki çok uzun zaman değil ama benim için uzun. Sayılır.) yapmadığım bir şeyi yaptım ve gözyaşı döktüm. Birkaç damla belki ama gerçekten bir an için karakterlerin sorunları benim sorunum oldu, duyguları benim duygularım ve yaptıkları fedakarlıklar, karşılaştıkları hayal kırıklıkları için birkaç damla gözyaşı döktüm, evet.

Ah, bu arada "Birtanecik Badboy'larım" grubuma (harem gibi oldu biraz ama..) yeni katılmış olan Noah Hutchins'i de alkışlayalım. Gruptaki ilk keş badboy olarak Nora'nın Kitaplığı tarihine kazındı. 

`*•♥•¯`♥´¯•♥•*´

Vuuhuu, yaptığım en uzun yorumlardan bir tanesine daha merhaba deyiin! Gerçi bana tüm yorumlarım uzun geliyor ama.. Artık ortasından, kıyısından, köşesinden göz gezdirin siz :D Şu an içimi dökünce ne kadar rahatladığımı anlatamam, sanki üzerimden bir yük kalktı. Sıkılıp usanmadan okuyan herkese teşekkürler (sıkılıp usanarak okuyanlara da teşekkürler sonuçta okudunuz :D) ve hoşçakalıın! ^,^

Puanım: 5  -> Beklediğimden çok, çok daha muhteşemdi.
Sayfa Sayısı: 416     Yazar: Katie McGarry    Yayınevi: Aspendos


8 Ekim 2014 Çarşamba

Zehir Yiyenler ve Diğer Hikayeler || Tanıtım & İnceleme


Öpücükleri Ölümcül, Zehirli Kızlar... 
Şeytanla Girişilen Bir Yemek Yeme Yarışı... 
Aşk Arayışıyla Demirülke'ye Geri Dönen Periler... 
Manyakça Bir Baküs Ayinine Dönüşen Bir Mezuniyet Balosu... 
Karanlık Fantastiğin Usta Kalemi Holly Black, 
Tüyleri Diken Diken Eden Tuha Ikta, Gerilim Dozu Hiç Düşmeyen, Beklenmedik Bir Mizaha Sahip On İki Öyküyle İyi Tanıdığınızı Sandığınız Fantastik Yaratıkları Bambaşka Bir Kılığa Büründürüyor.
 New York Times Çoksatanlar Listesi Yazarlarından Holly Black, Her Zamanki Kara Üslubuyla Okurlara On İki Ayrı Öykü Sunuyor. 
Blackin Hayranları, Onun Kaleminde Alışkın Oldukları, Sınırları Zorlayan, Hiç De Sevimli Olmayan Bir Fantastik Dünyaya Zehir Yiyenlerde Yeniden Kavuşacaklar.


Sadece.. Vay canına! Bu kitabı tek kelimeyle tanımlayacak olsam bu sanırım "Karanlık" olurdu. Soğuk ve karanlık. Soğuk, duygusuz ve karanlık. Soğuk, duygusuz, tüyler ürpertici ve karanlık. Bu böyle sürüp gider.

Kitap bildiğiniz gibi birçok hikayeden oluşuyordu. Holly Black, resmen harikalar yaratmış. Kitaptaki her hikayeyi beğenmedim, hatta bazıları bitince dudak büzüp göz devirdim. Ama istisnasız her hikayenin dili muhteşemdi. Olay örgüsü ilginizi çekmese bile dili yüzünden kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki hikaye bitince beğenip beğenmediğinize karar veremiyorsunuz.

Tabi birkaç hikaye ise bana gerçekten kitabı kapattırıp üzerinde yarım saat düşündürttü. Ve sonunda söylediğim tek şey "Vay be!" oldu. Puanlamayı hikaye hikaye yapmaya karar verdim. Hikayelerin başında yazan sayılar ise kitaptaki sıra numaraları.




İşte 5 puan verdiklerim:

1. Soğuk Kasabadaki En Soğuk Kız
9. Kağıt Makası Keser

Vee 4 puan verdiklerim:

4. Gece Pazarı
6. Bakir
11. İçten Arzular Ülkesi

Bunlar da 3 mü 4 mü karar veremeyip 3,5 puan verdiklerim:

10. Demirülke'ye Gidiş
12. ZehirYiyenler 

Geriye kalan 5 hikayeye ise sırf Holly'nin dili için okunur diyorum. Bu kitabı iyi ki okumuşum diyerek yoruma noktayı koyuyorum. Bu kısa ve öz hikayeler için kısa ve umarım öz bir yorum olmuştur. Hoşçakalııın! ^,^




Sayfa Sayısı: 208     Yazar: Holly Black    Yayınevi: Dex

Not: Puanlamaları hikayelere göre yaptığım için genel bir puan vermiyorum. Sevgiler :*

5 Ekim 2014 Pazar

Winter's Passage (The Iron Fey #1,5) - Kitap Yorumu & Özet


Merhaba arkadaşlar! Dün Goodreads'te gezerken bu seriyi ne kadar özlediğimi farkettim. Ayrıca Pegasus'un genel olarak novellaları çıkarmadığı da aklıma gelince dedim ki ikinci kitabı almadan önce bu kitabı kesinlikle okumalıyım. İyi ki de demişim, seriye olan özlemim biraz olsun yatıştı en azından.

Hatırlarsanız serinin ilk kitabı Meghan'ın kardeşini eve bırakması ve Ash ile yaptığı sözleşme icabında (Ash'in kardeşini kurtarma karşılığında Kış Sarayı'na Kraliçe Mab'e tutsak olarak gitmeyi kabul etmesi) Ash ile Kış Sarayı'na yolculuğa çıkmalarıyla bitiyordu. İşte bu kitapta da o yolculuktan ve başlarına gelen şeylerden bahsediliyor.

Özet
Kitabı okumak istemeyenler için uzuunca (Gözünüz korkmasın 60 küsür sayfayı 1 sayfaya sığdırmaya çalışacağım :D) özetlemek istiyorum. Okumayı düşünenler ise bu kısmı atlayabilir, çünkü bol miktarda spoiler içerecek.

Ethan'ı eve bırakıp yolculuğa başladıklarında herkesin aklı çok karışık. Meghan, Kış Sarayı'nda başına gelebilecek tehliklerden (Sonuçta Mab, babasının en eski düşmanı. Onu tutsak olarak bir odada mı tutar, timsahlara yem mi eder, belli olmaz.); Ash ise Meghan'ı sürüklediği yerde, onu tehlikelerden nasıl koruyabileceği, hatta koruyup koruyamayacağı konusunda endişeli. Eh durum böyle olunca kitap boyunca birçok Meghan-Ash duygusal sahneleri görüyoruz tabii.

Meghan Periler Diyarı'na geçmeden önce Puck'ın durumunu kontrol etmek istiyor, Ash de bu öneriyi kabul edince Puck'ı bıraktıkları ağaca gidiyorlar. Bu arada yolculuğun başından beri kendilerini takip eden gözleri sırtlarında hissettikleri için diken üstündeler. Puck'ın yanına gittiklerinde durumunda bir değişme olmadığını öğreniyorlar. Tekrar yolculuğa çıkmadan önce ölmekte olan yaşlı ağaç onları peşlerinde olan şey hakkında uyarıyor ve kaçmalarını istiyor. Ah, bir de ortaya Grimalkin çıkmazsa olmaz tabii ki. Kış Sarayı'nda birini aradığını söyleyerek bu da takılıyor peşlerine ve kaçış başlıyor. 

Bir şekilde kısa süreliğine peşlerindeki yaratıktan kurtulmayı başarıyorlar ve buldukları bir geçit ile Unseelie topraklarına gidiyorlar. Yani Ash'in topraklarına. Tabii ki soğuk Yaz Sarayı Prensesi Meghan'ın dayanamayacağı boyutlarda. Birkaç düşüş-kalkış yaşadıktan sonra ormanda yaşayan bir kadının evine sığınıyorlar. Sabah kalktıklarında ise peşlerindeki yaratığın ulumasını tekrar duyuyorlar. Ash yaratığın nasıl bu kadar hızlı olabildiğine şaşırırken Grimalkin bu yaratığın Ash'ten, hatta Mab'den bile daha yaşlı olan kurt formundaki "Avcı" olduğundan bahsediyor.

Kısa bir kaçış sonrası Avcı bunları buluyor ve Ash ile Kurt arasındaki dövüş başlıyor, tam yaratığın öldüğünü sanarken yaratık tekrar peşlerinden geliyor ve Ash'i pençeleri arasına alıyor. Ne yapacağını bilemeyen Meghan da yaratığa saldırmaya çalıştığında Kurt şaşkın gözlerle dönüp Meghan'a sadece onu kurtarmaya çalıştığını, onu Kral Oberon'un kızını tutsak tutan kişiyi öldürmek ve Meghan'ı sağ salim yanına getirmek için gönderdiğini söylüyor. Duydukları karşısında şaşkına dönen Meghan aslında tutsak olmadığını, Ash ile bir "sözleşme" yaptığı için kendi iradesiyle burada bulunduğundan bahsediyor. Periler Diyarı'nda sözleşmeler kutsal sayıldığı için Avcı bunu anlayışla karşılıyor ve o zaman işlerin değişeceğini söyleyerek kendi yoluna gidiyor.

Bu dertten de kurtulan ikili (Üçlü mü demeliyim? Grimalkin genelde tehlike kokusu alınca tüyüyor da..) yollarına devam ediyorlar. Ash sürekli Meghan'a soğuk davranmaya çabalıyor, Meghan ise her seferinde bu soğuk duvarları kırmayı bir şekilde başarıyor. Fakat Kış Sarayı'ndan askerler onları karşılamaya geldiğinde ve Tir Na Nog (Kış Sarayı)'na geçtiklerinde ise durum değişiyor. Artık hava daha soğuk, Ash daha soğuk.. Ve Meghan'ın aklında yeni soru işaretleri belirmeye başlıyor: "Acaba her şey beni saraya getirmek için yapılmış bir rol müydü?" Bunu hemen aklından siliyor fakat izleri uzunca bir süre onu takip edecek gibi.

Kitabın son cümleleri ise Mab'den geliyor: 
"Meghan Chase, Kış Sarayı'na hoşgeldin. Kendini evinde hisset. Korkarım burada uzun, çok uzun bir süre kalacaksın."

Özet Sonu

Kitap yorumuma gelecek olursak, seriden beklediğim gibi, çok güzel bir novella olmuş. Aksiyonu olsun duygular olsun üst seviyede tutulmuş. Kısa hikayelerde genelde insanlar sıkılır ama ben her dakikasında zevk alarak okudum. Meghan ve Ash'in geleceği konusunda endişeliyim. Puck için endişeli değilim, ama ölmesin :D Kısacası, keşke Pegasus novellaları da yayınlasaydı. Seriyi seven herkesin (Aslında Team Ash olan herkesin) bu kitabı zevk alarak okuyacağını tahmin ediyorum. Umarım kitabı özetleyeyim derken saçma cümleler kullanmamışımdır. Hoşçakalın ve iyi bayramlaar! ^^

Puanım: 4,5 -> Bir harikaydı!

Sayfa Sayısı: 60   Yazar: Julie Kagawa   Format: E-Book


KCBT 15. Blog Tur || Kaplan Laneti (The Tiger Saga #1) - Kitap Yorumu


Ölmek üzereydim. 
Biliyordum. 
En azından artık acımıyordu. 
Sadece, onu sevdiğimi söylemek istiyordum.
Ama sonra birden karanlık beni ele geçirdi..

๑۩۩.. ..۩۩๑

Tanıtımı ilk okuduğumda böyle kitabın tamamı aşkı konu alan, lanetmiş maceraymış vs. geri planda kalmış olan bir kitap bekliyordum. Ama kitabı okudukça bunun tam aksinin ortaya çıktığını söyleyebilirim.

Ve yine kitaba başlarken bu derece beğeneceğimi düşünmemiştim. Hani tamam fantastik, büyü, lanet iyi hoş dedim ama benim gibi hiç alakası olmayan bir insana Hindistan'ı bile merak ettirecek bir kitap da beklemiyordum. Çok sevgili Becca'cığımın yorumuna güvenmeliymişim anlaşılan :D

Kitaptaki tüm hint karakterleri sevebilip de başroldeki kıza uyuz olmam ayrı bir merak konusu. Zaten yazar da bir tutukluk yaşamış bu kızın gözünden yazarken. Allahım nasıl saçma sapan düşünceleri var bu kızın ya! Bana zorla ikinci kitap nerede diye çığlık attıracak yani.

๑۩۩.. ..۩۩๑

Yazarın tutukluğu demişken bana kalırsa başrol çok keskin ruh hali değiştiriyordu. ||Bu yazının devamı spoiler içerir.|| Mesela kız Ren'in insan olduğunu ilk öğrendiğinde birkaç dakika şaşırdı, sonra çok normalmiş, dünyada böyle şeyler arada görülürmüş gibi devam etti. Kızım gece bir yat, tavana bakıp düşün, lanetler, şekil değiştirenler, bilmem neler gerçek! Okurken kendi kendime "Durumun garipliğinin farkında olan tek kişi ben miyim?" diye sorduğum oldu birkaç kez. Bir an korkudan titrerken diğer an espri yapıp gülmesi, hiçbir olayın etkisinde uzun süre kalmaması.. Kızın bu hallerine birkaç tane daha örnek verebilirim ama konu uzadı sanki, kapatalım :D

Kitabın başlarında ne olacağını tahmin etmeye falan çalıştım, merak ettim falan ama hiçbiri tutmadı. Yazarı bu konuda alkışlamak gerekir ama bunun dışında tekdüzeydi sanki biraz. Asıl kısım kesinlikle maceranın başladığı yerdi. Ha-ri-kay-dı! Gerçekten sanki karakterin yerinde ben varmış gibi ürperdim, korktum, sevindim... Kishkinda yolculuğunda ise en sevdiğim kısım şu ceset-hayalet-ruh arası ne olduğunu unuttuğum şeyleri geçtikleri kısımdı. Yazarın o kısıma daha fazla ayrıntı vermesini isterdim. Gerçekten çok hoşuma gitti çünkü. (Psikopatlığım tuttu yine -.-)

๑۩۩.. ..۩۩๑

Kitabı bayıla bayıla okusam da sonunda cinnet geçirmeme ramak kalmıştı. Kızım sen ne inatçı ne saçma düşünce yapılı ne özgüvensiz bir insansın ya! Beni inanılmaz çileden çıkartmayı başardı. Neymiş, terk edilmek istemiyomuş, yok bilmem ne. Bencil yaratık! Azıcık bizi de düşün değil mi?! Tam her şey günlük güneşlikken hevesimi kursağımda bırakmayı başardın, çok sağol.
Spoiler Sonu

Zaten ikinci kitabı istiyordum fakat şimdi bir de beklerken stres olacağım. Acaba ne oldu, ne olacak derken yolda yürürken bir ağaca çarpmazsam iyi. Ah Kelsey ah.. Ne yapsam seni bilmiyorum.

Bakıyorum da yine uzattıkça uzatmışım. Kısaca bu kitap beklentilerimin üstünde çıktı. Çok sevdim. İkincisini istiyorum. Lütfeenn, bir an önce!! Bu gereksiz uzun yorumumu okuyan herkese teşekkürler, umarım yararlı olabilmişimdir. Hoşçakalııınn!! =)

Puanım: -> Bayıldım!

Sayfa Sayısı: 440   Yazar: Colleen Houck   Yayınevi: Artemis



Artemis Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkürler..

4 Ekim 2014 Cumartesi

Book Challenge Tag || Etkinlik


Merhaba arkadaşlar! Yeni bir kitap etkinliğiyle karşınızdayım. Bu etkinliğe beni davet eden Kristal Kitap'a çok teşekkür ediyorum :) Bu etkinlikte kitaplarla ilgili 6 soruya cevap vereceğim. Ama bu kadar etkinlikten sonra farklı sorulara aynı cevabı vermekten bıktım. O yüzden bu etkinlikte Fısıltı serisini hiçbir cevaba yazmayacağım. Siz zaten favori serim, kitap kapağım, karakterlerim vs.. olduğunu biliyorsunuz bu kitabın. (Bilmiyorsanız da şimdi öğrenmiş oldunuz :D)
O zaman hadi başlayalımm! ^^

1) İlk Hayranlığım: Mo'nun Gizemi - Gülten Dayıoğlu


Bu seriye sanırım 6. sınıfta falan başlamıştım ve beni çok etkilemişti. Eh, zamanında böyle yabancı fantastik macera kitaplarından haberimiz yoktu tabii. Aslında daha geçmişe, ilkokul hayatıma dönüp baktığımda, Karıncalar Savaşı, Yankılı Kayalar, Bir Küçük Osmancık Vardı gibi beni etkileyen çocuk kitapları olmuştur ama o zamanları hatırlamam pek mümkün değil çünkü kendimi bildim bileli okuyorum..

2) Favori Serim: The Iron Fey - Julie Kagawa


Aslında çooook fazla favori serim var ama farklılık olsun diye son zamanlarda bayıldığım bu seriyi seçmek istedim. Aslında daha serinin bir buçuk kitabını okudum o yüzden sayılmayabilir belki ama benim seriye aşkım tüm kitaplara yeter :D

3) Favori Kitabım: Meleğin Düşüşü 


Nereden çıktı bilmiyorum ama son zamanlarda okuduklarımdan seçeyim diye düşündüm ve Meleğin Düşüşü de kesinlikle bu pozisyonu hak eden bir kitap bence.

4) Favori Erkek Karakterim: Travis Maddox


Sanırım Travis'i niye sevdiğimi açıklamama gerek yok. Bu arada, okumayanlar veya bilmeyenler için; Travis Maddox, Jamie McGuire'ın Tatlı Bela adlı kitabındaki başrolü kapan vazgeçilmez badboy'umuz ;)

5) Favori Bayan Karakterim: Alexandria Andros


Alex, beni kesinlikle en çok güçlü karakteriyle kendine bağladı. Sorunlarla başa çıkma şekli, ne istediğini bilen tavırları, cesareti, istediği şey uğruna harcadığı çaba vs.. Favori bayan karakterlerim çok uzun bir liste değil fakat Alex kesinlikle bu listenin başlarında olmayı hak ediyor.
(Söylememe gere var mı bilmiyorum, karakter resimleri temsilî, öylesine koydum yani :))

6) Favori Okuma Saatim: Gece ^^


Aslında öyle favori okuma saatim diye bir şey yok. Şükürler olsun ki günde 24 saat kitap okuyabilme potansiyeline sahibim. Ama olacaksa gece olsun =)

Eh, geldik şimdi blog mimlemeye. Bu etkinlikte tamı tamına "20" tane blog etiketlemem gerekiyormuş. O yüzden hepsini kontrol edebileceğimi sanmıyorum. Yapanlar illaki çıkar sanırım :)

Mavi Kalem
Kalbi Kitapla Atan Çocuk
İkinci Harfi "İ"
Kitap Sara'yı
Büyülü Ayraç
Bidolukitap
Okumak İçin Doğdum
Bir Fanboy'un Günlüğü
Saklama Kabı
The Reading Lady
Orta Boy Popcorn
Kitap Aşığı
Kitap Sayfaları
Yorumbaz
Kitap Hayvanının Günlüğü
Agnes Wood
Vampirella'nın Güncesi
Obur Kitaplık
Geveze Kitap Kurdu
Renkli Kitap

İyi eğlenceleer! ^,^
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...