27 Aralık 2014 Cumartesi

Gölgelerin Kanı (Kan Günlükleri #3) - Tanıtım & İnceleme



Normal insanlar gibi yaşamak; tüm isteği bu...

Kutsanmış bir Ruh Yiyici olan Eden, Ankhların yaptığı ani bir baskında yok edilmek üzereyken bir savaşçı tarafından kurtarılarak Ankh'a dönüştürülür. Ancak savaş sırasında Ankhlar tarafından ağabeyi öldürülen Eden'ın amacı bellidir: ağabeyinin intikamını almak ve hayatını normal insanlar gibi sürdürmek...

Ailesini ve geçmişini bir kenara itip kendini intikam almaya adayan Eden bu düşüncesinden vazgeçecek midir? Aşkı, arkadaşlığı ve güveni hissedebileceği bir dünyayı yeniden bulabilecek midir?

Samantha Young Kan Günlükleri serisinin son kitabıyla okurlarını unutamayacakları bir heyecanla buluşturuyor.


İlk olarak, bu kitap kesinlikle beklediğimden fazlasıydı. İlk iki kitabı yaklaşık bir yıl önce büyük bir beklentiyle arka arkaya okumuştum ve -o yorumlardan da çıkartılabileceği üzere- büyük hayal kırıklığı yaşamıştım. Belki üzerinden bir yıl kadar bir süre geçtiğindendir, belki de beklentilerimi düşük tuttuğumdandır fakat kitabı şaşırtıcı bir şekilde gerçekten beğendim ve bitmesine üzüldüm bile diyebiliriz. 

Bu kitaba, kitabı alır almaz başladım çünkü eğer hemen niyet etmişken okumazsam daha sonra daha sonra diye erteleyeceğimi biliyordum. İçimden bu kitabı okumak gelmiyordu çünkü zaten diğer iki kitabı unutmuş gibiydim. Diğer iki kitabı gerçek anlamda unuttuğumu ise kitaba başlayınca fark ettim. Aslında önceki yorumlarımı açıp okursam hatırlarım diye düşündüm fakat ben bu işi yapana kadar kitabı yarılamıştım ve hatıralarım da yavaşça yerine gelip oturmuştu.

Neden bilmiyorum ama bu kitabı böyle bir bayıla bayıla okudum, sanki favori serimmiş gibi -ki hiç alakası yok. Serinin diğer kitaplarını neredeyse yerin dibine batırmıştım. Ama bu kitap nedense beni böyle bir içine çekti, seri bitmesin istedim bir an. Gerçekten özümseyerek okudum bu kitabı :D

Spoiler
Eveet, içeriğe gelelim şimdi. Kitabın hatırladığım önemli kısımlarını yorumlayacağım şu an. İlk olarak Eden'ın devriyelerinden birinde Val'i bir ruh yiyiciyi (Şu "ruh yiyici" kalıbına alışamadım bir türlü..) insana dönüştürürken yakalaması ve bunun sadece "Umulmayanlar"ın yapabileceği bir şey olduğundan ama bunu asla kullanmaması gerektiğinden bahsetmesiydi. Burada Eden, Stellan ölmeseydi onu da bir insana çevirebileceği ve onun huzurlu bir hayat sürmesini sağlayabileceğini anlıyor ve Stellan'ı öldüren Neith kızına -yani Romany'ye- öfkesi bin kat daha katlanıyor.

Ve önceki kitaplarda tahmin ettiğimin aksine şükürler olsun ki Darius kötü adam falan çıkmadı. Fakat hâlâ sinir bozucu ve ürkütücü, bu tavırlarda bir eksilme yok. Yine de ona da Val'e de üzülmüyor değilim.

Bu arada ortaya yeni bir görev çıkıyor ve Eden Romany'nin de bu görevde onlarla birlikte çalışacağını öğrenince kafayı yiyor. Evet, tam anlamıyla. Çıldırıyor, bağırıyor, çağırıyor ve herkesten nefret etme derecesine geliyor. Sonradan anlıyoruz ki aslında bu bir test, asıl soru; Eden bu testi geçebilecek mi? Ve bütün bunlar olurken aynı zamanda Cosmina Arcos tarafından Eden'ın ölmesini isteyen bir Neith birlik ve Darwin Rice etrafında da Eden'ı isteyen bir Kutsanmış birliği toplanıyor. 
Spoiler sonu

Yani anlayacağınız bu kitap, birkaç Neith düşman, birkaç ruh yiyici düşman ve en önemlisi Eden'ın iç öfkesi ile yapılan savaşları anlatıyor. 

Hmm, Noah'dan hiç bahsetmedik, fakat o konulara giresim pek yok. Yine Eden'la çifte kumru gibiler arada tartışmalar, kavgalar da oluyor fakat bilirsiniz işte, aşk böcekleri meseleleri. Bu kitapta sanki Noah Eden'a biraz daha bağlanmış gibi geldi bana. Noah'nın babası Alain ise favori adamım ;)

Yani kitap fazla uzun olmadığı için yorumu da uzatmak istemiyorum fazla. Ama okurken gerçekten beğeniyle okudum ve ne oldu ne gitti anlamadan çabucak bitiverdi. Serinin diğer kitaplarının bende bğyğk hayal kırıklığı yaratmasına karşılık bunu nasıl bu kadar beğendim anlamadım. (Tekrar tekrar söylüyorum farkındayım..) Uzun zamandır fantastik okumaya fırsat bulamadığım için olabilir belki de. Ve yine sınavlarım başlayacağı için bir süre daha istediğim kitaplardan okuyamayacağım sanırım, o yüzden böyle tutunmuş olabilirim bu kitaba :D

Uzun lafın kısası serinin en iyi kitabı ve güzel bir finaldi bence bu son kitap. Farklı bir fantastik dünya oluşturmuş olan Samantha Young'ın ağzından bir new-adult okumak nasıl olacak bilemedim şimdi. Dublin Caddesi'nden bahsediyorum bu arada. Yakın zamanda okuyamayacak olsam da aklıma geldiği için söyleyeyim dedim. Okuyup da beğenmeyene rastlamadığım için beklentilerim büyüdü. Umarım fantastikten daha başarılıdır aşk konusunda :D

 Neyse, bence bu yorumu daha fazla -gereksizce :D- uzatmadan noktayı koyayım ben. Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^,^



Serinin diğer kitapları:


Yazar: Samantha Young   Yayınevi: Martı   Sayfa Sayısı: 288
Liste Fiyatı: 15 TL    GoodReads Puanı: 4,2





2 yorum :

  1. Serinin en iyisi oldugunu söylemistim bende bayilarak okudum :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...