10 Nisan 2016 Pazar

KCBT 26. Blog Tur || Şahmeran (Yabancı #1) - Kitap Yorumu

24861357

Sen cennetin varlığından gurur duy, ben cehennemi istiyorum. 

Yağan kar şiddetini gitgide artırıyor, koyu renk saçlarıma tutunan kar tanelerinin sayısı çoğalıyordu. Konuşmadı, konuşmadım. Sessizlik... Aramızda her daim geçerli olan bir alfabeydi sessizlik. Ben de bu alfabeye bir kez daha boyun eğdim ve uzun, titreyen parmaklarımı avuçlarımın içine bastırdım. Elimi yanıma indirdiğimde avuçlarımda eriyen kar yere damladı...

Rengi, kan rengiydi.
Rengi, kaybın rengiydi.
Rengi, bir cinayetin rengiydi.


Turu takip etmek ve çekilişe katılmak için buraya tıklayabilirisiniz!

Herkese upuzun bir aradan sonra tekrar merhaba! Sınavdan dolayı blog yazmaya ara verdiğimi bilmeyeniniz kalmadı sanırım. Sahalara tam olarak döndüğümü pek söyleyemeyeceğim ama çok az zaman kaldı ve bu sırada Yabancı için bir istisna yapmaya karar verdim. Yazmayı gerçekten özlemişim..

Yabancı'yı ünü sayesinde Wattpad'de bulmuş ve okumaya bu şekilde başlamıştım. Ve daha ilk bölümünden beni o kadar şaşırtmıştı ki! Wattpad'de okuyacağım bir kitapta böyle bir dil, bu tarz betimlemeler ve bu kadar güzel duygu aktarımları olmasını beklemiyordum. Özellikle böyle genç bir yazardan.. Yabancı'nın bir Wattpad hikayesi olarak şimdiye kadar okuduğum birçok romana taş çıkarabilecek kapasiteye sahip olduğunu düşünüyordum. Ve düzenlemeleri yapılıp kitap olarak çıktığında ise gerçekten bir kez daha mest oldum.

Yabancı'nın neredeyse %70i Doğa'nın iç dünyasında geçiyor. Çelişki dolu düşünceler, vicdan muhasebeleri, kargaşa.. Ve birçok da betimleme var bu kitapta. Çok ayrıntılı, soyutla harmanlanmış bu betimlemelerde resmen kelimelerin dansını izliyorsunuz. Yazar soğuktan bahsederken iliklerinize kadar donuyor, geceden bahsederken dört duvar arasında yıldızları görüyorsunuz. Ayrıca Yabancı oldukça da karanlık bir kitap. Bunları sayıyorum çünkü modern bir edebî kitap havası var Yabancı'da. Ben bu havaya aşık oldum fakat bir yandan da biliyorum ki bu havanın yoğunluğu birçok insanı boğabilir. Sadece bir ön uyarı olarak söylüyorum. Kendinizi karanlıkta kaybetmeye, şiirsel betimlemelere, kitabın ruhu tarafından kelimelere zincirlenmeye hazırlayın kendinizi. Çünkü yazar kelimeleri öyle ince, öyle ilmek ilmek dokumuş ki; Yabancı, altın kutu içerisinde bir bomba gibi, normal bir kitap görünümü altında sizi paramparça edebilecek güce sahip.

Bir yandan da o kadar eminim ki, okuyan herkes Doğa'da kendinden bir parça bulacak. Bazı kısımlarda onun düşünceleri sizinkiyle o kadar örtüşecek ki hayrete düşeceksiniz. Bazı durumlarda Doğa'nın sürekli olarak içerisinde olduğu çelişki ve buna bağlı olarak geliştirdiği tepkiler sizi sinirden deliye döndürecek bazen ise yüzünüzde aferin kızıma duyguları içeren bir tebessüm olacak. 

Bu kitapta sizi en çok karakterlerin dengesizliğinin yoracağını düşünüyorum. Gerçi gerçek hayat da ne zaman dengeli oldu ki? Belirsizliklerle dolu, duman altı, gördüğünüz hiçbir şey sizi tatmin etmiyor çünkü kelimeler bulanık, ucu açık. Ne zaman artık eminim deseniz yine karşınıza caydırıcı bir unsur çıkıyor. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, Yabancı okumayan birçok kişinin -bir zamanlar benim de- düşündüğünün aksine 'romantik kitap' kalıbına pek uymuyor. İlişkiler bile cam üzerindeki buğu gibi belli belirsiz, bulanık, silik, kırılgan.. Yazar, bir ucunda realist bir polisiye, bir ucunda karanlıkta alevlenen bir ilişki olan sopasıyla ipte dengede kalmaya çabalayan bir cambaz gibi, iki ağır temayı bir arada yürütmeye çalışıyor. Ve şu ana kadar, bütün ayrıntılarıyla başarıyor bana kalırsa.



Spoiler içeren bir kısım da hazırlamaya karar vermiştim fakat işin aslı şu ki bu kısıma ne yazacağımdan pek emin değilim. Ediz - Doğa ilişkisinden, karakterlerin kalitesinden, içerikten, kurgudan veya kitabın polisiye yönünden bahsedebilirim.Yaşanan olaylar arasında eleştireceğim bir kısım olabilir. Fakat ne diyeceğimi tam olarak kestiremiyor, kitabın dört bir yanına dağılmış duygularımı bir türlü toparlayamıyorum. Sanırım anlatılmaz yaşanır tabiri bu tarz durumlar için. O yüzden sanırım kitabın içeriği hakkında konuşamayacağım bu durumda. 

Tek söyleyeceğim şu ki bana kalırsa bu kitaba çok özel bir kalite katan en önemli ayrıntı Şahmeran efsanesi. -ki zaten kitabın adı da Şahmeran o yüzden bu sanırım bariz bir ayrıntı oldu. Şahmeran ve Tahmasp'ın ki başlı başına bir efsane. Umarım ki Ediz ve Doğa'nın efsanesi bir süre sonra Şahmeran etkisinden sıyrılır ve kendine özgü olur. Kitaptaki bütün efsane ayrıntılarına bayılsam da kalbim kitabın bu yönde ilerlemesinden yana...

Sanırım saatlerdir yazıyorum *feelings* Aslına bakarsanız bu kitap için destansı uzunlukta inanılmaz ayrıntılı ve kimsenin üşenmeden okumayacağı bir yorum yapmayı planlıyordum. Fakat sanırım şimdilik bu kadarıyla yetineceğim. Maalesef bu küçük kaçamak sonrası yaklaşık 2 ay daha buralarda görünemeyeceğim. Yazmayı ve okurlarımın yorumlarını gerçekten özledim. Eziyetim son bulduğunda görüşmek üzere, hoşçakalın!



Son olarak her okuyuşumda kalbimi sızlatan cümle, Şahmeran'ın Tahmasp'a söylediği son sözler:

Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama ben de sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye? Bak, şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur!



Yazar: Öznur Yıldırım   Yayınevi: Pegasus    Sayfa Sayısı: 600
Liste Fiyatı: 32,5 TL    GoodReads Puanı: 4,22




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...