3 Mayıs 2015 Pazar

Gölge Ateşi (Fever #5) - Tanıtım & İnceleme


Mac Kayla Lane, ablası Alina'yla birlikte evlatlık verilip İrlanda'yı bir daha dönmemek üzere terk ettiğinde küçük bir çocuktu. Yirmi yıl sonra Alina öldü ve Mac, ablasının katilini bulmak için İrlanda'ya dönmeye karar verdi. Doğaüstü güçlere sahip, lanetlenmiş bir soydan geldiğini keşfettikten sonra ise kendini esrarlı bir geçmişin içinde buldu. İnsanların, binlerce yıldır aralarında gizlenen ölümsüzlerle yaşadığı çatışmanın tam ortasında kalmıştı. Mac artık bir yandan acılarına göğüs germeye çalışırken, bir yandan da kendini dünyaları yaratma ve yok etme gücüne sahip bir büyü kitabı olan SinsarDubh'ı ele geçirmeye adamıştı.

Sinsar Dubh, Mac'i yüzüstü bırakıp sevdikleriyle arasında ölümcül bir patika oluşturduğunda ise avcı, artık av olmuştu. Mac artık kime güvenebileceğini kestiremiyordu. Sürekli rüyalarına giren o kadın kimdi? En önemlisi, bizzat Mac kimdi?
Şöyle bir durum var ki, bazı serilerde -ilk iki kitapta zaten daha yeni bir dünyayla tanıştığımız için yorum dolu dolu oluyor fakat sonraki kitapları bir sürü farklı duygu içerisinde okuyorsunuz ama yorum yapmaya gelince diyecek bir şey bulamıyorsunuz ya işte bu seri de aynen öyle. bu kitapta 780 küsür sayfa okudum fakat denecek bir kelime bile bulamıyorum. Tek bildiğim serinin bittiğine bir türlü inanamadığım.

Bütün o olaylar, kimlik karmaşaları, güçler, karanlıklar, ihanetler, iş birlikleri, açığa çıkan gizemler, sırlar...Kafamın içinde öyle bir karmaşa oluşturdu ki bırakın yorum yapmayı bütün bu olanları kabullenmeye bile gücüm kalmadı. Yazar resmen beynimin tüm parçalarını her sayfada azar azar tüketti ve geriye pek bir şey kalmadı.

Spoiler

Tüm sırlar çözüldü. Barrons'un ne olduğunu, ne sırrı olduğunu öğrendik ve... bir saniye. Hâlâ Barrons'un ne olduğunu ismen bilmiyoruz aslında her neyse. Bu sadece, bilemiyorum, Barrons'un sırrını -oğlu! (kimden?)- ben sevemedim. Yani hâlâ kabullenemiyorum. Başka bir çıkış yolu yok muydu? Ehlileştirilemez miydi? İçim o kadar acıdı ki, ve içim Barrons'a da acıdı -bu hiç normal değil.

Ve Al,na'nın ölümü, Sinsar Dubh'nun manastırdan kaçışı, Darroc ile ilgili olaylar vs. birçok mesele açığa kavuştu ve zor olsa da kabullendik ama V'lane?! Yoksa Cruce mu demeliyim? Hayır. İşte bunu kabullenemem. Daha önce de bahsettiğim gibi Team Barrons olabilirim ama V'lane'e karşı da büyük bir sempatim vardı. Ama, ama ne oldu? Hem de son sayfalarda! Nasıl olabilir ;( Bir yanım hâlâ bu işte bir yanlışlık olmasını bekliyor. Ama konu Fae olunca sanırım her türlü değişimi olduğu gibi kabullenmek gerekiyor.

Ve şu Dani'nin oğlan. Adı neydi? Hım, Dancer. Ne oldu o işe? Sanırım o da Iced'a kaldı. Ama ne ara tanıştılar ne ara görüştüler anlayamadık. Meraklıyım. Çok.

Ve şu MacKayla'nın Sinsar Dubh ile ilişkisini ve gölü öylece bırakıp gittiğine ve mutlu son-suzluk-a ulaştığına inanmamı beklemiyorsunuz heralde. Iced kimin ağzından, hangi olayla anşatılıyor hiç bilmiyorum ama bu "karanlık göl" meselesi tekrar gündeme gelmeli. Öylece kalamaz. Zaten kitap boyunca Mac'in geçirdiği kimlik karmaşası devrelerimi mahvetti. 

Ve en kritik nokta: Bayan Lane ve Barrons! O-M-G! Bunlar böyle kavuşunca sanki her şey çok hızlı olmuş gibi geldi. Biraz daha konuşma falan beklerdim yani. Ne bileyim. Sanki bunlar hiç doğru düzgün konuşup birbirlerini iğnelemeyincebir gariplik, soğukluk oldu. Ah, bilemiyorum. 
Spoiler Sonu

Hayatım boyunca bana en karmaşık hisler yaşatan kitap bu oldu sanırım. Ve beni kelimenin tam anlamıyla gerçeklikten kopardı. Iced için kafayı yer durumdayım. Ama önce uzun bir dinlenme ve sindirme dönemine ihtiyacım. İnsan bünyesi buna dayanmaz. En azından benimki dayanamaz, biliyorum.

Yani durum bu. Kitap bitti ve ben o andan beri nefesimi tutar gibiyim. Ve bunun etkisini atmak için sağlam bir kitap lazım bana. Karen, inanılmaz bir yazar -bunu her seferinde söylüyorum ve sonraki kitaplarda da umarım böyle söylemeye devam edeceğim. Bu seri inanılmazdı. Hayatımın serisi sayılabilir sanırım. Her etkilendiğim serinin ardından aynı şeyi söylemiyorumdur umarım. Sanki öyle bir deja vu hissine kapıldım da. Her neyse. 

Yine bir "kitaptan kalma" halinde olduğum için daha fazla uzatamayacağım. Sindirmem gereken çok şey var. Bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Yazar: Karen Marie Moning     Çeviri: Egemen Özkan    Yayınevi: Artemis    Sayfa Sayısı: 790
Liste Fiyatı: 29 TL    GoodReads Puanı: 4,53

2 yorum :

  1. Şu kapağı her gördüğümde gülüyorum :D Tabi , sinirden -_- O kızın kalın kolu nedir! O oğlanın incecik belinden bahsetmiyorum bile. Photoshopla düzeltselerdi bari :D Resmen herkes 5 yıldız falan vermese almayıp e-book olarak okuyacaktım şu rezil kapağı görmemek için :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben e-book'tan okuyup kitabı sonradan aldım, belki o yüzden, belki de artık kapağa alışmış olduğumdan fazla takmadım ama evet haklısın, berbat. Sırtı da çok kötü, 4. kitaba bile uymuyor...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...