O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR.
Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.
Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz.
Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.
Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…
Vay. Canına. Bu kitap kapağından daha güzeldi. Kapağının ne kadar güzel olduğunu düşünürsek kitabın muhteşemliği hakkında bir fikir edinmiş olursunuz en azından.
Kitaba başladığımda ilk sayfaları okuyunca "Klasik bir YA daha geliyor sanırım" diye düşünmüştüm. Ama sonra.. Yaşanan tüm o olaylar beni benden aldı ve bütün ön yargılarımı yerle bir etti. Kitap; olaysız, durağan kısımlarında bile kendini okutmayı öyle iyi başarıyor ki elimden bırakmakta zorlandım. Sınav zamanlarım olmasına rağmen 2-3 günde bitti.
Spoiler
Kitabın başından itibaren ilerleyişi harikaydı. Özellikle ilk 300-400 sayfa.. gerçekten inanılmazdı. Fakat o son da neydi öyle?! Sanki yazar(lar) bir an önce bitsin dermiş gibiydi. Ben daha o karakterlerden kopmaya hazır değildim. Bütün o hayalleri gerçekleşirken yanlarında olmak istiyordum. Kulağa ne kadar saçma geldiğinin farkındayım. Ama yine de keşke biraz daha uzatsalarmış. Kitap bitince öyle bir boşluğa düştüm ki. "Yani şimdi ben bir daha Tarver'ı göremeyecek miyim?" gibi bir duygu karmaşası yaşadım.
Zaten şu Lilac'ın ölümünden sonrası bende koptu resmen. Oraya kadar her şey günlük güneşlik fakat sonra olay öyle bir boyuta taşındı ki her sayfayı ağzım açık okumaya başladım. Kitapta bir yerden sonrası zaten tüylerimi diken diken etmeye başlamıştı ama sonra o fısıltıların gerçek halini öğrenmek vesaire beni şok etti. Bilimsel konuları es gecen bir klasik gençlik kitabı beklerken böyle gayet kaliteli düşünülmüş bir bilim-kurguyla karşılaşınca kitabın ne kadar harika olduğuna bir kez daha tanıklık ettim. Ah bir de o sonu öyle aceleyle bitmeseydi...
Böyle diyorum ama bu kitap sonuna rağmen favorilerim arasında. Ayrıca yine de 5 puan vermek geliyor içimden. Sonuna puan kıracak kadar takılmadım yani.
Spoiler sonu
Bilmeyenleri önceden uyarmalıyım ki serinin devam kitapları farklı karakterleri ele alıyor. Seri tanıtımı paylaşımını yaptığım zaman inceleyebilirsiniz yine. Ama kitabı bitirince nasıl olsa seri diye düşünmemeniz için bu uyarıyı yaptım. Bir bakıma üzücü aslında devamı olmaması. Ben bu karakterlere çok bağlanmıştım...
Tekrar tekrar görselliğe döndüğümün farkındayım ama elimde değil. Kitabın kapağı o kadar güzel ki! O ince yazılardaki kabartmalar da ayrı bir boyut katıyor o güzelliğe. Artık Go'nun mıknatıslı kapak tasarımı ve bir o kadar güzel ayraçlarından bahsetmeyi bırakacağım zaten. Bu saate kadar ne kadar bayıldığımı anlamamış olan yoktur sanırım.
Kitabın genel olarak ne üzerine kurulduğundan şöyle bir bahsetmek istiyordum aslında ama yine destana dönüşecek bu yorum. Kısaca gelecekte, insanlık gezegenleri yaşanabilir hale getirip başka gezegenlerde yaşamaya başladıkları zamanda iki karakterimizin bir uzay gemisi kazası sonrası yaşadıkları geçiyor bu kitapta. Yani çoğu kişi tarafından sanıldığı gibi uzaylı-insan ilişkisi vs. yok bu kitapta. Fantastikten çok bilim-kurgu tarzında diyebiliriz. Gerçekçiliği ise en muhteşem özelliği bence bu kitabın..
Kısacası ilginizi azıcık bile çektiyse veya sizin tarzınız olduğunu düşünüyorsanız beni dinleyin: Alın ve okuyun. Beğenmeseniz bile -ki şahsi düşüncem beğeneceginiz yönünde- devam etme zorunluluğunuz yok çünkü seri kitapları birbirinin devamı niteliğinde değil.
Rafflecopter, Facebook ve Instagram üzerindeki çekilişlerimize katılmayı unutmayın. Bol kitaplı haftasonları herkese, hoşça kalın! ^-^
Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner Çeviri: Ebru Sürmeli Yayınevi: GO Sayfa Sayısı: 520
Liste Fiyatı: 17 TL GoodReads Puanı: 3,96
Çekiliş