27 Kasım 2014 Perşembe

Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı #1) - Tanıtım & İnceleme


Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.

Bir varmış bir yokmuş,
bir Melekle şeytan birbirlerine âşık olmuş
Ve hikâyenin sonu hiç iyi bitmemiş


Dikkat! Bu yorum -yanlışıkla ve bilerek- verilen spoilerlar içerir!

Nereden başlasam bilemiyorum. Bu kitap resmen beynimi sömürdü ve içine hapsetti. Aklî dengemi geri kazanabilmem için uzun bir zaman geçmesi gerekti. Ve, şu an buradayım. Öncelikle kitabın beğenmediğim kısımlarından başlayacağım. Evet, var!

Karou'nun geçmişi. O kız, o kız Karou gibi değil, olamaz. Ben Karou'nun asi, umursamaz tavırlarını seviyordum. Ama aslında şeytan gibi görünen bir iyilik meleğiymiş. Peh! Hadi oradan. Geçmişteki hali, bambaşka bir kişilikti. Karou, artık o insan değil. Yeni hatıralar ve yeni yaşantısıyla bambaşka biri. Ben kendime böyle diyorum ve kendimi böyle inandırmak istiyorum. Çünkü Madrigal'e hiç, hiç, hiiiç alışamadım. Isınamadım, sevemedim, ne derseniz artık.

Evet, kitapta beğenmediğim kısımlar bitti. Ne kadar uzun değil mi (!) Şimdi beğendiğim kısımlara geçiş yapıyorum: Tamamı! Eveet, yorum da burada bitmiştir görüşürüz!

Demeyi çok istesem de ben beğendiğim kısımları da incik cincik etmeden duramam tabii ki. Şimdii... bilirsiniz bazı kitaplara bir başlarsınız, bir daha bitirene kadar nefes bile alamazsınız. Ara verdiğinizde aklınızdan çıkmaz, acaip sıkışsanız bile kitabı elinizden düşürmek istemezsiniz (Oups, aşırı bilgi!) İşte Duman ve Kemiğin Kızı da onlardan biriydi. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Anladığınızı biliyorum.

Bu arada Zuzana'ya da bayılıyorum. Tavırları, kişiliği vesaire vesaire. Gelelim Akiva'ya. İlk başlarda ismini garipsemiştim, şöyle bir düşününce hala garip hissettiriyor ama %93,2 ısındım sayılır. Şu an Akiva'yla ilgili bir yorum yapmakta zorlanıyorum, çünkü tüm düşüncelerim birbiriyle çelişiyor. Kitabın son 10-20 sayfasını okumadan önce sorsaydınız Akiva adlı bir roman yazaabilirdim ama şimdi.. kelimelerim tükendi.

Kitabın son dörtlüğünde Akiva'nın sürekli olarak "Beni asla affetmeyecek" falan demesine sürekli göz devirir olmuştum ve ben de sürekli "Seni affetmeyeceği kadar ne yapmış olabilirsin ki? Seni ne kadar sevdiğinin farkında değilsin heralde, aptal.." diyordum. Bunu dedim, dedim ve kitabın sonunda "Sen.. Hayır! Haaayıııııır! Akiva! Seni affedebilecek mi? Ben olsam seni affedebilir miydim? Gerçekten haklıymışsın, öyle olmana ihtimal vermemiştim, öyle olmamasını umuyordum ama gerçekten, gerçekten haklıymışsın. Lanet olsun ki haklıymışsın! Neden her zaman haklı olman gerekiyor ki?" ve bir dizi gözyaşı eşliğinde küfürler de sıralandı.

 Biliyorum, eninde sonunda, milyon yıl sonra bile olsa, Karou Akiva'yı affedecek. Ama Yasri, Issa, Twiga, Kishmish... özellikle de Brimstone'un ölümüne sanki kendi ailemmiş gibi üzüldüm. Kishmish'in ölümünde daha kitabın başlarında olmamıza rağmen ağlamıştım. Kitabın sonunda, bu karakterlere bu kadar bağlanmışken bir anda öldüklerini öğrenmek.. Biliyorum gerçek değiller vs vs. aşın artık bunları. Bence bu kitabın karakterleri gerçekmiş gibi davranılmayı hak ediyor.


Akiva'dan soğuduğum falan yok tabii ki ama yine de .. ne diyebilirim ki? Onun adına üzüldüm mü? Bu konudaki hislerim basit bir üzüntüden daha kompleks hissettiriyor. O yüzden kapatıyorum bu konuyu ve yeni bir konuya giriş yapıyorum: Prag'ın muhteşemliği ve Zehir! Salgın köşesi, mistik havası, tabuttan masaları, heykelleri ve her şeyiyle hayalimdeki mekanın somut hali gibi! Lütfen biri beni Prag'a uçurup sonsuza kadar oraya hapsedebilir mi?! Kitabı okurken yüzüme vuran hafif serin havayı hisseder gibiydim. Aşık oldum bence ben. Hem de ne Akiva'ya ne de başka birine. Direk Prag'a!

Kimeralar ve Meleklerin savaşı ise kitabın bambaşka bir boyutu. Bana kalırsa Karou'nun diş toplayıcılığı ve Brimstone'un dilek tacirciliği tek başına bir seriye konu olmaya yeterdi. Ama bu seride bu olay sadece konunun görünen yüzü. Bir kitabın bu kadar derinliği olması bence çok alışılmış değil ve okuyanı içine hapsediyor. Kesinlikle sahip olduğu tüm övgüleri hak ediyor.
Spoiler sonu

Ne kadar uzattığımın farkındayım ama bu kitabın yorumunu kısa kesmek gelmiyor içimden. Hatta daha diyecek bir sürü şeyim var. Ama çenemi kapatma zamanı geldiğini düşünüyorum ve diğer kitabı merakla bekliyorum. Yani kitap çıktı ama ben alabileceğim zamanı bekliyorum :D

Bu kitabı okuyalı uzun bir zaman geçmesine rağmen neden yorumu şimdi yazıyorum? Hiçbir fikrim yok. İlk başlarda internetim yoktu, sonra sınavlarım vardı, derslerim vardı bla bla bla. Hepsi bahane. Sadece yazamadım. Ne zaman yorumu yazmak için başına otursam kendimi kötü hissedip kapatıyordum bilgisayarı. Ama şimdi yorumu yazdım, bitirdim, eminim unuttuğum bir sürü kısım var ama yine de içim rahatladı. İyi ki yorum yazmak için en uygun zamanı beklemişim.

Sanırım kitabı ne kadar sevdiğimi tekrar belirtmeme gerek yok. Ama spoiler içerdiği için yorumumu okuyamayanlar için bir özet geçeyim: Bu kitap kesinlikle eşi bulunamayacak türdendi. Bayıldım. Hâlâ düşündükçe tüylerim ürperiyor. Derin fantastik sevenler, romantik sevenler (tabii ki vıcık vıcık aşk yok içinde), "Bu kitap size gelsin!" falan demiyorum ama bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Geciktirmeyin, 2. kitabı da çıkmışken okuyun derim ben. Eh, kalbim ve beynim bu yorumdan sağ çıktığına göre bir sonraki yorumda görüşmek üzere o zaman, hoşçakalıın!



Yazar: Laini Taylor   Yayınevi: Artemis   Sayfa Sayısı: 435
Liste Fiyatı: 20 TL    GoodReads Puanı: 4,06

4 yorum :

  1. Merhaba :) sana bir şey danışmak istiyorum labirentin 3.kitabı olan son isyanı alıcam ayrıca yanına bir tane daha kitap ekliyicem . ama çok kararsızım ben sana istediklerimi yazsam sende düşünceni söyleyebilir misn
    1.kaplan laneti
    2.çığlık
    4.uyumsuz
    5.obsidyen
    6.Kemikler şehri
    7. eşleşme
    :D biraz fazla var istediğim ama sence labirent son isyanın yanına hangisini almalıyım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitaplardan okuduklarıma yaptığım yorumu http://crazydreamernora.blogspot.com.tr/p/kitap-yorumlarm.html bu linkte bulabilirsin. Fakat sanırım bahsettiğin "Çığlık" adlı kitap bir seri devamı, yani bence önce yarım kalan serilerini tamamla ve Çığlık'ı al :)

      Sil
  2. Nora bu kitap 2 kitaptan olusan bi seri mi daha devami var mi

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...