18 Ocak 2014 Cumartesi

Kaiken - Jean-Christophe Grangé || Tanıtım & İnceleme


Doğan güneş karardığında,
Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde,
Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,
Kaiken'in zamanı gelmiş demektir.

˜”*°••°*”˜
Tanıtım yazısına hayran kalarak aldığım kitap, beni biraz hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Ne beklediğimi bilmiyorum ama kesinlikle ilk 250 sayfası farklı son 100 sayfası farklı bir kitap beklemiyordum. -Bunu daha sonra açıklayacağım.- Yani bu kitabın böyle düz bir polisiye olmasını beklemiyordum. Kaiken'in daha kitabın içinde olmasını beklerdim. Yani demek istediğim, tanıtım yazısı ve kitabın ismi son 100 sayfaya kadar bir anlam ifade etmiyor. Çünkü ilk 200-250 sayfa tamamen farklı bir katil, farklı bir polisiye anlatırken olaylar değişiyor, son 100 sayfada farklı bir katil farklı bir polisiye oluyor. Vay be, sanırım az önce insanlık tarihinin en saçma cümlelerini sarfettim.

˜”*°••°*”˜

   Ama bu kitapta kesinlikle bayıldığım bir şey de var: Japon-batı kültürünün iç içe geçmesi. Özellikle animelerle aşina olduğum Japon kültürünün burada hem kültürün içinden hem de dışından olan kişilerin görüşleriyle anlatılması (batı kültürünün de aynı şekilde) falan bir şekilde kitaba ısınmamı sağladı.

˜”*°••°*”˜

   Kitabı kısaca özetlersek, Fransa'da geçiyor. Olivier Passan adlı polis, bizim başrolümüz. Guillard adlı da "Doğumcu" olarak bilinen çift cinsiyetli doğmuş bir katilimiz var. Bu katil, hamile kadınların karnından bebeğini kordonu kesmeden çıkartıyor ve öldürüyor, sonrada her şeyi yakıyor. Bu sürekli böyle devam ediyor. Passan, yaptığı araştırmalar sonucu katilin Guillard olduğundan emin. Ama somut bir kanıtı olmadığı için ne yaparsa yapsın hakimi veya amirini inandıramıyor.

   Olivier Passan, aynı zamanda bir Japon kültürü hayranı. Karısı ise Naoko adında eskiden ülkesinden kaçarak Fransa'da model olarak çalışmış bir Japon. Kendi kültürü hakkında her şeyden nefret ediyor. İki tane de çocukları var. Kitabın başlarında bunlar çoktan boşanma kararı almışlar. Ve kitap boyunca boşanma sürecindeler. Her neyse, bunlar kitabın başıydı. Bir süre sonra Passan'ın kendi evinde tehdit içerikli olaylar yaşanıyor ve Passan bunun Guillard olduğundan emin. Kitabın yarısından sonrası da bu olay etrafında gelişiyor.
˜”*°••°*”˜

   Ben sınav haftası nedeniyle kitabın yarısından sonra 1-2 haftalık bir ara vermek zorunda kaldım. Sınav hafta"lar"ımız da henüz bitmiş değil ama haftasonu olması nedeniyle bu arada hemen okuyayım diye düşündüm. Böylece bitirmiş oldum. Ve kitapta bu tanıtım yazısının tanımladığı son sayfalar favorim oldu. "Kaiken" kısaca bir tür Japon hançeri. Ve kitabın ortalarında bir-iki cümlede geçerken kitabın sonunda etkili bir yeri var.
˜”*°••°*”˜

   Bu kitabı iyi bir gerilim kitabı olarak bulmadım ama gönül rahatlığıyla iyi bir polisiye ve iyi bir macera kitabıydı diyebilirim. Ve tabii ki: iyi bir gizem. Benim takıldığım nokta kitabın ilk yarısı ve son yarısının karakterler dışında birbiri ile alakasız olmasıydı. Yani ilk yarıda karakterlerin özelliklerini bir iki sayfa okuyun sonra son yarıyı okuyun, yine anlarsınız. Sanki kitap zenginleşsin diye başlarına farklı bir hikaye eklenmiş gibiydi. Bunun dışında kitabı sevdim. Karakter olarak ise Passan'a tek inanan ve yanında duran yardımcısı Fifi, kesinlikle favorimdi.
˜”*°••°*”˜

   Biraz da spoiler ile bahsedecek olursam; kitap Guillard'dan bir anda Yamada'ya atladı. Yani bizim okuduğumuz Guillard kısımları kitabın sonlarıyla çok alakasızdı, okumasakda aynı şeydi. Ben de ne biliyim Sandrine falan Guillard ile iş birliği yapmıştır o yüzden ölse de kitabın sonunda Guillard ile ilgili bir bağlantı çıkacaktır diye düşünsem de, farklı karakterler, farklı bir olay bizi karşıladı. Rahatsız mıyım? Hayır. Bu yeni olayı, Ayomi Yamada'yı, Japonya'yı vs. kitabın başındaki olaylara tercih ederim. Beni rahatsız eden ise bu iki olay arasında hiçbir bağlantı olmaması. Ne yani biz başını boşuna mı okuduk? Kafamız Doğumcu, Passan düşmanlığıyla doldu doldu sonra Guillard bi anda nedeni belirtilmeden Passan'ı da öldürceğini düşünerek intihar etti (Halbuki kazanıyordu Passan'a karşı) Ve sonra başka bir olaya geçildi.

˜”*°••°*”˜

   Bu da belki de Grangé'in yazma şekliyle ilgilidir, Sisle Gelen Yolcu'yu falan duymuştum ama bu yazardan ilk okuyuşum oldu. Artık bu yazarın diline aşina oldum, yani bir dahaki okuyuşumda yine böyle bir olay olursa, bu sefer pek şaşırmam sanırım. Ama şu kültürler konusunda yazarı kesinlikle ayakta alkışlıyorum. Japon kültürü ile Batı kültürü ancak bu kadar başarıklı bir şekilde birleştirilebilirdi. Kitap beni alıp sürüklemese de olaylar birbirini takip etti ve ortaya takdir edilesi bir anlatım çıktı. Uzun zamandır bu tür okumuyordum, iyi geldi, bir de ara vermek zorunda kalmasaydım daha çok etkisinde kalabilirdim belki :D

˜”*°••°*”˜

Puanım: 3   GoodReads Puanı: 3,5
Yazar: Jean-Christophe Grangé   Sayfa Sayısı: 384   Yayınevi: Doğan Kitap

Satın Almak İçin: http://www.kitapsihirbazi.com/kitap/kaiken-p536169.html

2 yorum :

  1. Bu yazarın her kitabına şaşırmaya hazır olun bence hepsinde aynı dili kullansa bili o dili o kadar farklı işliyor ki şaşırıp kalıyor insan (:
    Bu arada kitap şuna elimde yarıya kadar okuyup 2 ay kadar bir ara verdikten sonra yazınızla beraber tekrar elime aldım teşekkürler bilgiler için (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, umarım benden daha çok keyif alırsın, ben de yarım bırakmanın eşiğine gelmiştim :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...