3 Ekim 2013 Perşembe

Sarışın Vampir Vol. 1 - Tanıtım & İnceleme

   Sevgi, Korku Ve Nefret

   Bir insanın bunların üçüne birden değil, sadece birine sahip olabileceğini anladım. Eğer birini seviyorsan korku ya da nefreti bilmezsin. Korktuğun zaman, sevgi ya da nefreti hissetmene imkân yok.
   Ve nefret ettiğindeyse, hayatında sadece nefret olur.

   Beni döndürdü ve sert bir şekilde öptü. Kanımın onunkiyle karışmış tadını bir kez daha aldım. Sonsuza kadar yaşamaya devam edeceğiz, diye yemin etti. Sadece evet demen yeterli. Evet demek zorundasın. Duraksadı ve evime doğru baktı. Bir kez daha söylemesine gerek yoktu; anlamını biliyordum. Yenilmiştim.
   Evet.
   Bana sarılarak, "Beni seviyor musun?" diye sordu.
  "Evet."
  "Yalan söylüyorsun ama önemli değil. Çünkü zamanla seveceksin. Beni sonsuza kadar seveceksin."
 
   O gece zamanın tümü kaybolmuş, tüm sevgiler lekelenmişti.

   Sizi upuzun bir yorumdan kurtarmak için kısaca açıklayabilirim: Hayal. Kırıklığı.
Saçmalık ötesi bir kitaptı açıkçası. Yazar kendince yeni bir mitoloji uydurmaya çalışmış, ama bu kadar sıkıcı olabilir. Genelde karakterleri itici bulsak bile hoşumuza gider ya, bu öyle değil işte. Kesinlikle berbattı ve bir o kadar da sıkıcı. Berbat karakterler, berbat bir senaryo. Filmi? Çekilse belki iyi olabilir. Ama kitap? Hiç yazılmamalıydı. Bir de dışardan bakınca hoş görünüyor ama içindeki başrolün 5000 yaşında nine gibi düşünen, bencil ve duygusuz bir kaltak olduğunu öğrenince kitabın tadı tuzu kaçıyor. Zaten hiç yoktu bu yüzden problem değil sanırım. Şu an vampir kitaplarından soğudum ve uzun zaman boyunca yakınlaşabileceğimi sanmıyorum. Elveda Vampir Akademisi, Gece Evi, Vampir Günlükleri, Romantik Vampir vs.. Hepsi bu kitaba bin basar.

   Belki her bölüm ayrı bir kitap olsaydı, kitap sıkıcı olmasına rağmen çabuk biteceği için bu kadar kötü olduğunu düşünmezdim. Ama okumak için kendimi çok zorladım, sırf bu yorumu yazıp herkesi uyarmak için. Belki hoşuna gidecek olan vardır ama bana kalırsa bu seriden olabildiğince UZAK DURUN ! Şimdi size kitabı uzun uzun anlatırdım ama değeceğini sanmıyorum. İşte bir erkek, kadın karakter ağzından, kadınlara yönelik bir kitap yazarsa ortaya böyle bir felaket çıkıyor demek ki. Çünkü erkeklerin kadınların duygularını, karmaşasını çözebileceklerini sanmıyorum zaten. Halbuki her zaman merak etmişimdir, bir erkeğin kadın ağzıyla yazacağı kitabı, ama bunu okuduktan sonra bir daha imkansız yani. Birkaç hoş alıntı ile yazıyı bitiriyim en iyisi, çünkü sanırım bu yaptığım en pesimist yorumdu, benim bile içim karardı :D
-o-
"Zaman ona asla zarar veremez. Ben aşkım; zaman bana dokunamaz. Zaman şeklini değiştirir. Bir yerde, bir zamanda geri dönecektir. En ummadığın anda sevdiğinin yüzünü tekrar göreceksin. Yüzünün ardına bak..." -Krişna ( Kitaba göre tanrıymış (!) )
-o-
Slim ağlayarak, "Lütfen! Ölmek istemiyorum," dedi.
Üzerine doğru eğilirken saçlarım yüzüne süründü.
"O halde hiç doğmamalıydın," dedim.
Slim'in damarını kesip ağzımı dayadım.
Zevkini yavaş yavaş çıkartacaktım.
-o-
"Bana akşam yemeği bile ısmarlayamıyorsun." Durdum. "Artık akşam yemeğimin sen olduğunu anlamış olmalısın."
Çocuk gibi ağladı. "Lütfen! Ölmek istemiyorum."
Onu yakınıma çektim ve en sevdiğim sözü kulağına fısıldadım.
"O halde hiç doğmamalıydın." dedim.
Sonra da yemeğimin keyfini çıkarttım.

Ne keyif ne keyif ama ! Böyle alıntılarla içinizi açtığım için rica ederim :D İşte görüyorsunuz, yaklaşık 4-5 gün boyunca bu ölüm makinesi manyağı çektim ben.

Puanım: 2    GoodReads Puanı: 3,77
Sayfa Sayısı: 584     Yazar: Christopher Pike    Yayınevi: Pegasus


7 yorum :

  1. O değil de kapak aynı taylor :)

    YanıtlaSil
  2. Sana sonuna kadar hak vermemek elde değil. Hayatım da elime alıp da delicesine pişman olduğum tek seri bu oldu. Beğenmediğin kitaplar tabi ki de vardı ama bu... Bu apayrı bir şeydi. Hatta okurken bir ara " Chris sen yazmayı bırak" diye, bağırdığım doğrudur. Olay örgüsü birbirine girmişti. Öyle ki kitap bittiğin de aklım karma karışık olmuştu. Kim öldü, kim nerede vs vs. Aklım da bir ton soru vardır halen. kütüphanem de rast gelirim arada bu seriye. 3 kitabı elimde. İçim acır baktıkça. Hem verdiğim paraya, hem de zamanıma. Kitaplara harcadığım süreyi ( ki emin olun anlamak için çok uğraştım ve günlerimi aldı bitirmek) başka bir çok kitapta değerlendire bilirdim.
    Hayal kırıklığı... Kesinlikle elinizi dahi sürmeyin.

    Boşalttım biraz sinirimi buraya ama kusura bakmayın artık halen hatırladıkça kızarım kendime :D
    Ha bir de Şu Krişna ( Tanrı) olayına ayrı bir gıcık olduğum doğrudur. Bir çok kitap bitirdim böyle tarz da hiç birisin de de Tanrıya tam anlamıyla değinildiğini görmedim ben. Tamam ucundan anlatılıyordu ama o kadar. Bir yüzü ya da ona benzer bir şeyi yoktu. Ki Düşmüş melekler ve ya ona benzeyen seriler de dahi böyle bir şeye rastlamadım ben.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mmm.. Kesinlikle katıldığım bir yorum olmuş bu :D

      Sil
  3. Sana katılıyorum fakat bir şey demem gerekiyor, Krişna, Sita, Rama ve çoğu karakterler Hinduizm inancında vardır. Krişna bazı kesimin Tanrı'sı gibi birşeydir. Sita ve Rama ise bir destanın kahramanları ve bir Tanrı'nın avatarlarıdır. Yazar bu kahramanları kullanarak kendi hikayesini kurmuş gibi birşey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya :O Bu konu hakkında hiçbir bilgim yoktu, hatta neden bu isimleri seçtiğini düşünüyordum. Aslında şimdi kitabın mantığı biraz daha yerine oturdu, bu yararlı bilgi için teşekkürler :)

      Sil
  4. yA BÖYLE Bİ BLOG AÇMAK BENDE İSTİYORUM YARDIMCI OLURMUSUN VE BENCE SÜPER OLMUŞ ÇOK YARDImCI OLSUN :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...