16 Ekim 2013 Çarşamba

Çiftlik (The Farm #1) - Tanıtım & İnceleme


Lily ve ikiz kız kardeşi Melin bir planları vardır: Onları çevreleyen elektrik tellerinin arkasına geçip, özgürlüğe kavuşmak...Mel çevresindekilerle hemen hemen hiç konuşmamasına rağmen, diğerlerinin dikkatini çekmeyen şeyler, otistik oluşu sayesinde onun gözünden kaçmaz, elektrikli tellerin hangi kısmının geceleri devre dışı olduğu gibi... Çitleri geçmek kolay olmayacaktır fakat Lily planladığı kaçış için gerekenleri toparlarken tanıdık bir yüzle karşılaşır.

Carter, Lilynin karantina başlamadan önceki günlerden bir arkadaşıdır. Uzun bir müddet yakalanmamayı başardığı için çiftliğin dışındaki dünyayla ilgili birçok işe yarar bilgi edinmiştir. Ancak çiftlikteki herkes gibi Carter da dışarının insanlar için çiftlikten daha tehlikeli olabileceğini bilir. 

Acaba bu üç yoldaş dışarıda onları bekleyen Tiklerden kaçmayı başarabilecekler mi? Birbirlerine tutunarak özgürlüklerine kavuşabilecekler mi? Yoksa tekrar vampirlerin ellerine mi düşecekler?



İlk başta tereddütlerim vardı, özellikle "vampir" kelimesini görünce. Ama okuyunca anladım ki bu kitap arkasındaki tanıtımdan ve bir kaçış romanından çok daha fazlası. Kapağı ilk dikkatimi çeken özelliğiydi zaten, çok hoşuma gitmişti. Ayrıca kitabın kapak renkleri ve uyumu güzel duruyor karanlık ve gizemli ^,^

Kitaba başladıktan sonra uzun bir süre olayları anlayamadım. Yani olaylar derken geçmişte ne olmuş Tikler ne İşbirlikçiler ne yapıyor bu çiftlik olayı nedir... bunlar gibi sorular vardı aklımda. Ama sonra hepsi de teker teker çözüldü ve kitap gerçekten zevk vermeye başladı. 4,5 puan veririm diyordum, taa ki sonuna gelene dek. Kitabı tek kitap sanıyordum o yüzden 20 sayfa kala nasıl her şeyi çözeceklerine acaip kafa yordum. Sonra kitap bitti ve ben elimdeki kitapla bakışarak bir yarım saat daha geçirdim. Gerçekten güzel bir sonu olan kitap okuduysanız, eminim bu duyguyu biliyorsunuzdur. Kitap bitmişti, ama yarım kalmak ve kalmamak arasında. Tabii ben tek kitap sanıyorum ya, şoktayım. "Bari bir-iki sayfa gelecekte ne olduğunu söyleyin" havasındayım. Sonra dedim yok, böyle olmayacak. Açtım telefonumdan GoodReads'i, Emily McKay'e tıkladım ve "Bingo!" The Farm (The Farm #1) yazıyor kitapta. Ben böyle sevinçten taklalar falan atıyorum. Kitap böyle hayatımın kitabı falan değildi ama çok mutlu oldum işte.

Kitabı beğenme nedenim aşırı sürükleyici olması değildi, üzerine kurulduğu konu da değildi. Hatta "abduktura" olayı bana acaip saçma geldi (Ve acaip derecede Adam Fawer'ın Empati adlı kitabını hatırlattı) ama kitabı yine de sevdim. Çünkü siz "klasik young-adult kitabı, şimdi kız süper kahraman, sonra ölümden dönecek" falan filan diye aklınızda sonu tahmin ederken, kitap sizi her zaman şaşırtabiliyor. Ayrıca Lily'nin otistik kardeşi Mel'in gözünden bakılan kısacık kısımlar bana gerçekten okuma zevki verdi. Aklımda hep Sebastian-Mel nasıl olur diye düşünüyordum, kitabın başından beri -yani Seb çıktığından beri-. Neyse, diyeceğim o ki kitap bence gayet eğlenceli ve özgündü. Bu aralar tüm kitaplar birbirine benziyor, tek farklılık melek, uzaylı, vampir, kurtadam neyse işte. Ve uzun zamandır 5 puan vermiyordum, belki bazı kitaplara haksızlık etmiş olabilirim, ama sonunda 5 puanlık bir kitap okudum ;)

Puanım: 5    GoodReads Puanı: 3,75
Sayfa Sayısı: 387    Yazar: Emily McKay    Yayınevi: Optimum Kitap


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...