10 Ocak 2017 Salı

Fidye (Highlands' Lairds #2) - Kitap Yorumu || #YılBoyuncaNelerOkudum


Gillian, yakışıklı birer İskoç beyi olan Ramsey Sinclair ve Brodick Buchanan’ın yardımıyla geçmişini aydınlatabileceğini keşfeder. Genç kadın, bu iki İskoç beyinin cesaret ve kurnazlığı, yeni tanıştığı Bridgit’in de arkadaşlığı sayesinde, ailesini dağıtıp babasının adını kötüye çıkarmış olan vicdansız Baron Alford ile sıkı bir mücadeleye girişir. 

Fakat Sinclair ve Buchanan gibi iki güçlü savaşçıyı yanlarında bulan Gillian ve Bridgit, ihtirasın güçlü bir silah olabileceğini, tek bir ihanetin bile tüm güveni ortadan kaldırabileceğini ve en büyük riskin teslim olmak - özellikle de beklenmedik bir aşkın uyandırdığı güçlü hislere teslimiyet - olduğunu fark ederler.


Merhaba arkadaşlar! Yaklaşık 1 yıl önce okuyup hâlâ yorumunu paylaşmadığım kitaplardan biriyle karşınızdayım. Malum ne kitabı, ne de kitabı okuduğumda hissettiğim yoğun duyguları çok hatırlayamadığımdan dolayı çok etkili veya uzun bir yorum yapamayacağım. Yine de henüz bunamadığımdan merak edenlerle paylaşabileceğim kadar düşünce ve anılarım var :D

İlk olarak okuduğum her tarihi-aşk kitabında olduğu gibi (2 tane okudu) yine okurken çok yoğun duygularla sarılıp sarmalandım, hayatımın kitabı gibi yapışıp gecelere kadar başından ayrılmadım bu kitabın da. Bitirdiğimde de sarsıcı hisler yaşadım, evet. Fakat bu kitapla ilgili canımı sıkan bir durum varsa, o da karakterleriydi. Evet, tarihi-aşk türündeki kitaplarda tanrısal, yıkılmaz, 'ben ne dersem o kadın!' diyen erkek karakterlere ve 'ben de güçlüyüm senin kadar olmasam da yani beni klasik bir kız mı sandın seni kendime aşık edip dize getiririm ben' diyen kadın karakterlere alışığız artık. Bunları görmeyi de bekliyoruz ve bazen sırf karakterlerin bu davranışları ile eğlenmek için okuyoruz tarihi aşk kitaplarını - en azından benim için durum bu. Fakat serinin ilk kitabı Sır'ın aksine bu kitabın erkek karakteri Brodick, beni fazlasıyla baydı. Sebebi de şu ki, hmm (hatırlayamıyordu, ağlıyordu) muhtemelen yine aşırı maçoluk, kendini tanrı sanması vb. ego fırlamaları olsa gerek..

Ve yine tarihi aşk kitaplarının benim üzerimdeki klasik etkilerinden bir diğeri ise okurken aşırı bağlanmak fakat üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra aslında o kadar da büyük bir esprisi olmadığını fark etmektir. Fidye'de bunu on misli ile yaşamıştım. Okurken iyiydi, hoştu belki ama fazlasıyla boş geldi sonradan. Özellikle serinin ilk kitabı ile karşılaştırınca Fidye'yi vasat olarak görmek mümkün. Tabii o kadar da fark etmedi benim için. Okurken 4 puanlık bir deneyimdi, şu an ise okurken zevk almamın hatrına 3.5 puanlık bir kitap olacak benim için.

Eveet, aylar sonra Fidye yorumumu resmi olarak tamamlamış bulunuyorum. Umarım meraklıları için faydalı bir yorum olmuştur. Herkese bol okumalı günler, hoşça kalın!! ^,^

İlk kitap Sır'a yazdığım destansı yoruma da göz atmak isterseniz buraya tık-tık!



Yazar: Julie Garwood   Yayınevi: Epsilon   Sayfa Sayısı: 544

Liste Fiyatı: 30 TL    GoodReads Puanı: 4,33

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...