29 Nisan 2016 Cuma

KCBT 27. Blog Tur || Isla ve Mutlu Son (Anna and the French Kiss #3) - Kitap Yorumu


Isla ve Mutlu Son, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin ellerinden bırakamayacağı bir “ilk aşk” hikayesi. 

Aşk onları bir yaz günü, asla uyumayan şehrin sokaklarında yakalamıştı… ama ya ona sahip çıkmak düşündükleri kadar da kolay değilse?

Romantizme umutsuzca inanan Isla, lise birinci sınıftan beri kendini çizdiği karikatürler arasında kaybetmiş Josh’a aşıktı. Yaz tatili esnasında Manhattan'da yaşanan tesadüfi bir karşılaşma sonrasında Isla belki de aşkın o kadar da uzakta olmadığını fark etmişti. Ancak yeni okul yılının başlamasıyla Isla ve Josh, her genç çiftin karşılaştığı güçlüklerle yüz yüze gelmek zorunda kalmışlardı: ailevi sorunlar, gelecek kaygısı ve birbirlerinden ayrılmak zorunda kalabilecekleri gerçeği. 

Bu içinizi ısıtacak, tatlı aşk hikayesi New York sokaklarını, Paris’in büyülü havasını ve Barcelona’nın ateşli atmosferini yansıtırken, sevilen başka iki çifti de yeniden okurla buluşturuyor: Anna ve Etienne, Lola ve Cricket.



Merhabalar herkese! Biliyorum biliyorum.. Uzun bir süre sürpriz olmayacak demiştim. Ama oldu :D Peki itiraf ediyorum.. O sıralar bu tura katılacağımı tamamen unutmuştum. Bu sefer giriş konuşması adlı bu rezaleti daha fazla uzatmadan direk kitaba geçeceğim. Önceden küçük bir uyarı: Duyacaklarınız pek olumlu olmayacak bu sefer.

Isla ve Mutlu Son (Kısaca Isla diyeceğim) kitabına büyük bir heves ve merak içinde başlamıştım. Malum gerek yurt dışındaki okurlar olsun gerek ülkemizdeki yabancı kitap okuyanlar olsun genel olarak hep çok beğendiklerini belirtmişlerdi bu kitabı. Bense -çok açık ve net olacak ama- çok klişe ve basit buldum. Stephanie Perkins'ten çok şey beklemiştim. Demek istediğim, hadi ama? Bir anda alev alan büyük aşk, aşklarının önündeki çok büyük (!) engeller... Kesinlikle çok çok daha kalitelilerini gördüm. Ve artık fark ettim ki bir kitabı beğenebilmem için türleri arasında onu öne çıkaracak bir orjinalliğinin olması gerekiyor. Ben Isla'da bu orjinalliğin yakalanamadığını düşünüyorum.

Bunun dışında genelde basit bulduğum kitaplarda 'en azından akıcıydı' diyebiliyordum fakat bu da Isla için geçerli olmadı. Çok sıkıcı değildi ama bir sürükleyiciliği yoktu. Kitap beni içine çekemedi, duyguları hissedemedim. Tek gördüğüm şey iki ergenin aşkıydı ve başrolün dünyanın kendi etrafında dönüyor sanmasıydı. Başrolleri de çok beğenemediğim için de bu kadar yargılıyımdır belki kitaba.

Fakat kesinlikle beğendiğim bir karakter vardı: Kurt. Gerçi şu an kitap bitmiş olsa da Kurt yarım kalmış gibi hissediyorum. Bence kitap boyunca daha çok ele alınması, daha çok analiz edilmesi ve ön plana çıkarılması gereken bir karakterdi Kurt. Aynı şekilde başrolün kız kardeşi Hattie de öyle. Ve Anna and the French Kiss kitabından tanıdığımız -ya da henüz tanıyamadığımız- St. Clair karakteri çok ilgimi çekti. Sanırım ön yargılı olsam da sırf merakımdan serinin ilk kitabını da çıkar çıkmaz okuyacağım. Yani, Yabancı'dan çıkar çıkmaz :D

Aslına bakarsanız bir itirafım daha olacak; kitabı bu kadar yargılamamın nedeni bana fazla neşeli, fazla çiçekli böcekli gelmesi de olabilir. Şu anki karanlık bulutların gazabına uğramış karanlık ruh halim, böyle tatlı bir aşka ben hayır diyorum diyerek şiddetli bir alerjik reaksiyon başlatmış olabilir beynimde. Çünkü biliyorum ki mutlu, toz pembe bir ruh halindeyken okusaydım bu kitabı yaa çok tatlılar amaa gibi bir tepki verebilirdim. Iyk. Her neyse.

Söyleyeceklerim bu kadar. Seriye son kitabından başlamış olmam hakkında yorum bile yapamayacağım. Kitabı okuyanlar da bana olumlu-olumsuz görüş bildirebilirler, çünkü çoğu kişinin bana katılmayacağını düşünüyorum ve düşüncelerinizi de merak ediyorum. Yazmayı çok özledim. Sizi çok özledim. Bana dua edin ^.^ Bir kez daha hoşça kalın!


Yazar: Stephanie Perkins     Çeviri: Aslı Tümerkan   Yayınevi: Yabancı    Sayfa Sayısı: 328
Liste Fiyatı: 25 TL    GoodReads Puanı: 4,14

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...