13 Eylül 2015 Pazar

Tatlı Hesaplaşma (The Sweet Trilogy #3) - Kitap Yorumu


İNANCINA SARIL

Vakit gelmiştir. Savaş artık kapıdadır. Kalbi duru bir Nefilin yeryüzünü iblislerden temizleyeceğine dair kehanetten haberdar olan Dükler, Anna’nın peşine düşmüştür. Anna, hem kendi soyunun hem de tüm insanlığın kaderini belirleyecek olan hesaplaşma gününe kadar saflığını muhafaza etmek zorundadır. İblisleri cehenneme geri gönderecek olan Erdem Kılıcını kullanabilmesi buna bağlıdır. Ama peşindeki iblisler ve yanı başındaki Kaidan Rowe ile işi hiç de kolay değildir. Anna ne pahasına olursa olsun, saflığını ve inancını koruyarak hayatta kalmalı ve iblislerle kozlarını paylaşacakları bu görkemli savaşa öncülük etmelidir.


Uzunca bir aradan sonra herkese yeniden merhaba! Öyle görünüyor ki bu yıl bütün postlarıma uzunca bir aradan sonra merhaba diyerek başlayacağım.. Daha birçoğunuzun okul yılı başlamadı bildiğim kadarıyla, ben ise daha şimdiden yorgunluktan ölüyorum ve bu sırada kitap okumak için zaman ayırma konusunda bu kadar zorlanacağımı hiç düşünmemiştim ama gerçekten dedikleri kadar varmış, bu yıl çok zorlu geçecek gibi görünüyor benim için. Yine de Tatlı Hesaplaşma'ya dayanamadım ve ne zaman okuyabileceğimi bilemesem de başladım. Gerçekten.. çok özlemişim. Hem kitap okumayı, hem de Sweet serisini okumayı... Bu kadar durum raporu yeter sanırım. Isınma turum bittiğine göre yoruma geçebiliriz artık ^.^

Hatırlarsanız, ilk kitabı gerçek bir hayal kırıklığı olarak bulmuştum. Çünkü Kaidan neredeyse hiç yoktu. Gerçi bu kusurun dışında tempo biraz düşük olsa da beğenmiştim fakat Kaidan benim için önemli bir etken -sonuçta baş karakter sayılır-. 2. kitaptan sonra "Umarım son kitap bu eksiği telafi eder." demiştim ve tahmin edin ne oldu? Telafi etti, hem de fazlasıyla!

Aksiyon? Dorukta! Kaidan? Bol bol var. Eğlence? Üzgünüm, bu kitapta eğlenmek yok, savaş var. Serinin diğer kitaplarını okuduktan sonra akıcılığı hakkında zaten bir şüpheniz kalmamıştır sanırım. Fakat ben yine de bağımlılık yapıcı etkisi hakkında uyarmalıyım sizi.

Yalnız nedense bu kitapta çeviride beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Çok belirgin bir durum yoktu ama akıcılığı bozup dikkatimi dağıtan cümlelerle karşılaştım. Alışılmışın dışında hissettirdi yani. Yine de kitap yeterince sürükleyici olduğu için fazla da takılmadım çeviriye.


Spoiler

Ve gelsin bomba haberler!

1 numara ve çok çok önemli bir olay:
Evlilik!

O-M-G millet, şehvet dükünün oğlu evlendi! Daha ne olsun? Bu kadar mantıklı bir fikrin nasıl daha önce aklıma gelmemiş olmasının şokundayım hâlâ. Bir de -şu an konumuzla ne alakası var bilmiyorum ama- serinin başından beri 2 yıl geçmiş olmasının. Sanki yazar ikinci kitapta "bunlar çok küçük biraz büyüyüp olgunlaşsın" dercesine zamanı ileri aldı bir anda. Keşke yazar en baştn 18 yaşında falan yapsaymış Anna'yı. Şimdi bu kitapta sanki çok büyüyü olgunlaşmış gibi konuşup durması beni uyuz ediyor çünkü. Farkında mısınız bilmiyorum ama Anna'ya çok sinir oluyorum fakat buna rağmen seriyi severek okumam büyük bir ironi :D Ne diyordum, evlilik. Açıkçası şu an buna yorum yapacak bir gücüm kalmadı. Çünkü olay kitabın ilk yarısında gerçekleşmesine rağmen hâlâ şokundan çıkamadım ben. Kaidan. Anna'nın kocası. W-e-i-r-d!

2 numara ve sanırım en üzücü olay:
Marna'nın Hamileliği

Bu olay ortaya çıktığında ben salya sümük ağladım galiba. Özellikle Jay'den böylesine bir fedakarlık beklemezdim. Hayır, Jay kötü bir karakter falan değil fakat.. Daha 18 yaşında. Çocuk sayılır.. Çocuğu aldırmasını istemesini beklerdim. Çocuk istemeyeceğinden değil ama sonuçta çocuğun doğumu aşık olduğu kızın ölümüyle sonuçlanacak. Peki ya Ginger'ın tepkisine ne demeli? Sürekli olarak Marna ve Jay'e yüklenmesi yüzünden saçını başını yolmak istesem de duyguları aynı zamanda çok yürek parçalayıcıydı.

3 numara, bundan bahsetmezsem olmaz:
Blake ve Ginger
Kopano ve Zania

Çiftlerin bir araya gelmesinden gayet hoşnut olsam da fazlasıyla bir young-adult klasiği oldu sanki. Herkes çiftini buldu falan. Kope-Z birlikteliğine ısınamadım zaten. Blake karakterine bayıldığım için o ve Ginger'ı yürekten destekliyorum ama =D

4 numara ve beni bu kitaba aşık eden kısım:
SON ZİRVE!!

Aman Allah'ım! Bu da neydi böyle! Sanırım bu son zirve sayesinde en kaliteli seri sonları ödülünü aldı benden bu kitap. O kadar değişik duygular içerisinde bitirdim ki kitabı, tanımlayamıyorum şu an. Patti'nin ölümüyle ilgili mahvolurken bir yandan da cennete gitmesinin rahatlığını yaşıyor, Marna'nın ölümüyle kendimi kaybetmişken doğan çocuğun sevimliliğiyle mutluluktan ağlıyordum mesela. Böyle değişik şeyler. Bir dakika, en son zirve diyordum. Zirve... Korkunçtu. Resmen karakterlerle birlikte ben de yaşadım o anları. Beklediğimden daha kolay ve çok daha farklıydı. Bana kalırsa bu zirveyi ve yaşanan olayları daha iyi yazmak mümkün değildi. Bambaşka senaryolar olabilirdi ama sanki yazar yıllarca üzerinde düşünmüş ve sonunda en muhteşem senaryoyu bulmuş.

Ah bu arada Marek... Tuttum seni dostum. Keşke seni daha yakından tanıyabilseydik :D Ayrıca Belial'in Büyük Rotty'nin vücuduna girmesi de komik bir ayrıntıydı, söz etmeden geçemeyeceğim :D Madem ayrıntılara girdim bir de Caterina-Ginger olayına değineyim. Çok güldüm ve aynı zamanda Ginger'a biraz daha ısındım. Caterina çok ilgi çekici bir karakter. Sürekli olarak lafa karışıp "doğru söylüyor, ciddi" gibi yorumlar yapması da çok tatlıydı.


5 numara ve benim duygu karmaşasından kendimi kaybettiğim kısım:
6 yıl sonra...

6 yıl mı?! Koskoca 6 yıl mı? Önce bu düşünceyle sadece başlığı okuyup mızmızlanmaya başladım. Sonra aceleyle cümlelerde Marna ismini aradım. Düşünmüştüm ki belki nişanları beyaza döndüyse nefil özellikleri de değişir ve Marna ölmez. Umutlanmıştım. Ama ne oldu? Öldü. Marna, arkasında dünyalar tatlısı bir kız bırakarak öldü... Ve ben tabii ki aynı hamileliğini öğrendiğim anda olduğu gibi ağlama krizine girdim. Ama yılmadım, okumaya devam ettim :D Ve sonra... evlat edinme kısmına geldik. Erkek çocuklar iyi hoş vs falan ama sonra o kızla yaşanan olayı okuyunca bendeki ipler koptu. Bu sefer öyle klasik ağlama değil resmen şoktan ağzım beş karış açık kendi kendime "rü-rü-rüya mı de-dedi" falan diye sayıklamaya başladım. Bir yandan da hıçkırıklara boğuldum.
Spoiler Sonu


İşte böyle aşırı duygusal bir veda yaşadık bu seriyle. Aslına bakarsanız çoğu seride olduğu gibi fakat uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir son olmamıştı. Hâlâ aklımdan çıkmıyor ve düşündükçe bir garip oluyorum. Blake, Ginger, Marna, Jay, Kope, Z, bu karakterlerden ayrılmak o kadar üzücü ki. Çok garip, neredeyse kendi arkadaşlarımdan ayrılmış gibiyim. Sanırım bu kitapta arkadaşlık bağları gerçekten çok ince işlenmiş..

Sanırım böylece bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Yine hüzünlü bir ayrılık... Daha çıkmadan önce aşık olduğum bir seriydi bu. Nasıl oluyor ben de bilmiyorum ama oluyor bazen işte :) Bir sonraki yorumumda görüşebiliriz umarım, hâlâ hayatta olursam yani :D Hoşça kalın!


Yazar: Wendy Higgins     Çeviri: Bige Turhan    Yayınevi: GO Kitap    Sayfa Sayısı: 440
Liste Fiyatı: 17 TL    GoodReads Puanı: 4,39

2 yorum :

  1. Seriyi bende bitirdim ve spoileri gönül rahatlığıyla okudum ;) Yorumun da yazıdığın her kelimeye katılıyorum. Harika bir seriydi, bende bitince çok üzüldüm :( İlk defa bir seri uzun olsa dedim :( Yine de Kaidan'in kitabı ile avunmayı düşünüyorum, Go Kitap en kısa zaman da çıkarması dileğiyle, eline, yüreğine sağlık ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ^.^ Her kelimene katılıyorum, tek umudum Kaidan'ın kitabı artık :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...