19 Şubat 2015 Perşembe

Siyah Buz (Black Ice) - Kitap Yorumu & Trailer


Âşık olmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı… 

Beni ona bakarken yakalayınca hemen gözlerimi kaçırdım. Bakarken yakaladığına inanamıyordum. Ona karşı hissedebileceğim çekim fikrinden nefret ettim.Beni rehin almıştı. Beni isteğim dışında alıkoymuştu. Son iyilikleri bunu değiştiremezdi. Kendime onun gerçekte kim olduğunu hatırlatmalıydım. Ama gerçekte kimdi?

Britt Pheiffer unutamadığı eski erkek arkadaşının, Teton Dağları'nda yapacağı yürüyüşe katılmak istemesiyle altüst olur. Calvin'e karşı hislerini çözmeye fırsat bulamayan Britt, dağda aniden karşısına çıkan kar fırtınası yüzünden gözlerden uzak bir kulübeye sığınır ve çok yakışıklı iki ev sahibinin misafirperverliğini seve seve kabul eder. Fakat iki adam da kanun kaçağıdır ve Britt'i rehin alırlar.

Britt, Calvin onu bulana kadar hayatta kalması gerektiğini bilmektedir. Ancak dağda gerçekleşen tüyler ürpertici bir dizi cinayete dair kanıtlar bulunca işi iyice zorlaşır... Üstelik bu keşfi yüzünden katilin bir sonraki hedefi olma ihtimali vardır.

Fakat hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve onu kaçıranlardan biri olan Mason dahil herkesin büyük sırları vardır. Peki Britt kime güvenecektir?

Spoiler İçermeyen Yorum
Becca... Neden favori yazarım olduğunu bana bir kez daha hatırlattığın için teşekkür ederim. Sen harikasın. Tek sorun şu ki.. Söyleyecek çok şeyim var ama ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim yok.

O zaman yazarın diğer serisi Fısıltı ile biraz karşılaştırma yapayım. İki tür de young-adult fakat bana kalırsa Fısıltı daha çok 13-17 yaş arasına hitap ediyor. Ben 15 yaşında okumuştum ve hayatımın kitabı olduğunu düşünmüştüm mesela. Siyah Buz ise sanki daha üst sınırda gibi. 15 yaş altının sıkılabileceğini düşünüyorum. Ama 20lerinde okuyanların beğenebileceğini düşünüyorum, diğer serinin aksine. Ayrıca Fısıltı'ya göre bu kitabın karakterleri pek de masum değil. Hiçbir karakterimiz iyilik timsali sayılmaz, baş karakterimiz Britt bile.

Tamam, şimdi karakterlerden bahsetmeye başlayacağım o zaman. İlk olarak Britt. Çocukluk aşkı Calvin'i ona yaptığı onca şeye rağmen unutamayan, bir türlü geride bırakamayan baş karakterimiz. Kim demiş ki ilk aşklar her zaman mükemmel olur, sonsuza kadar sürer diye. Aslında şöyle bir düşününce, çoğu genç kitabı böyle diyor, evet. Ama Siyah Buz birçok yönden "çoğu kitap" kategorisinden ayrılıyor ve bu da onlardan birisi. Britt babası ve abisi ile yaşayan ve hayatı boyunca erkekler tarafından korunmaya, onların kendi işlerini yapmasına alışmış bir kız. İşte bu onun en büyük kusuru.

Korbie.. Korbie karakterini seven biri olduğunu sanmıyorum. İlk okuduğumda "İşte Nora-Vee gibi best-friend-forever tarzı bir arkadaşlık daha, yazarın klasik hamlesi sanırım." demiştim ve inanılmaz haksız çıktım. Becca bu kitap ile beni çok şaşırttı. Bir de Calvin var. Kitap boyunca ona sempatik bir gözle bakmaya çalıştım. Uyuz, şımarık, pislik diye düşünmeye başladığım özellikleri sonradan çok değişti aslında, tabii ne yönde değiştiğini spoiler olmadan söyleyemeyeceğim o yüzden pas geçiyorum.

Shaun en baştan midemi kaldıran bir karakter olmuştu. Mason ise en başta hiç de ısınamadığım bir karakterdi. Gerçi yazarın bizi en başta ısındırma gibi bir amacı olduğunu sanmıyorum. Ve kitaba sonlarda katılan Caz karakterine kesinlikle ba-yıl-dım! Ve o karaktere özel apayrı bir seri istiyorum. Tanıdığım en manyak kişilik! :3

Kitabın giriş bölümü asıl hikayeden 1 yıl önce gerçekleşen bir olayı anlatıyordu. Kitaba biraz hastayken başladığım için anılarım çok bulutlu, sadece kelimelerin gözümün önünde yer değiştirdiğini hatırlıyorum. :D Kitabın ilk başlarını sadece dümdüz okudum, bir beğeni veya heyecanım yoktu. Sadece ne olacak acaba, hep böyle mi ilerleyecek diye bekliyordum.

Bir yere kadar böyle ilerledi. İlk yarıyı bitirdiğimde, "İyi gidiyor fakat muhteşem değil, böyle ilerleyecekse 4 falan alır benden" diye bir hayal kırıklığı ile okuyordum. Sonra ne olduysa son yarıda oldu. Senaryo resmen şaha kalktı, şok edici olaylar, beklentiler, meraklar, peşpeşe geldi ve ben resmen kitaba gömüldüm. Özellikle o son 50 sayfa falan bir muhteşemdi. Sırf sonu için tekrar tekrar okuyabileceğim bir kitap. Birçok yönüyle gerçekten eşsiz. Britt'teki büyük değişimi sayfalar aktıkça fark ediyorsunuz. Kitap başladığında şımarık, pervasız, babasının küçük kızı gibi olan Britt kitap bittiğinde bambaşka biriydi. Bu olaya bile başlı başına bayıldım.

Kitabı okurken, sanki o soğuğu ben yaşıyorum, karların arasında kalan ben gibiydim. Kışın okumak da harika bir tesadüf oldu benim için. Yazar soğuğu öyle güzel tasvir etmiş ki.. Soğuktan nefret ederim, üşümekten nefret ederim ama bu kitabı okuduktan sonra dışarı her çıkışımda, soğuğun suratıma her vuruşunda aklıma bu kitap geliyor ve şöyle bir gülümsüyorum. 

Kitabı okurken bu kadar beğeneceğimi hayal bile edemezdim. 
Bazı kitaplar vardır okurken aşık olursunuz, bitirdikten sonra gün geçtikçe üzerinizde olan etkisi azalır. Ve bazı kitaplar vardır, okurken dümdüz, sadece merakla okursunuz ama bitirdikten sonra üzerinde düşündükçe daha çok beğenir ve aslında okuduğunuz kitabın ne kadar muhteşem olduğunun farkına varırsınız. İşte Siyah Buz benim için öyle oldu.

Uzun zamandır böyle dolu dolu bir kitap okumuyordum. Bunun iki katı kalınlıkta olmasına rağmen sadece olay örgüsü akıcı olup da iki üç önemli olayla geçip giden kitaplar, ve bu. Karşılaştırdıkça bu kitabın değerini daha çok anlıyorum. Becca'nın neden seri yazmadığını düşünüp üzülüyordum kitap ilk çıktığında. Şimdi anladım, koca bir seriyi bitirip alacağınız tadı tek bir kitaba sığdırmış yazar.

Spoiler İçeren Yorum
Aslında bu kısıma yazacak fazla bir şeyim kalmadı. O yüzden kısa tutacağım.

Çok önemli bir sorum var ama. Eğer Jude Lauren'ın abisi ise neden soyadı Van Sant? Neden Huntsman değil, anlayamadım. Anne babası da Bay ve Bayan Hustman olarak geçiyor. Bu konuyu biri bana açıklasın :(

Aslında ilk başlarda tereddütlü hareketlerinde, soğuk davranmasından, uzak durmasından dolayı Mason'a ısınamadım. Ne zaman ısınmaya başladım onu da hiç bilmiyorum. Ama kitap bittiğinde karakterlere gerçekten çok bağlandığımı fark ettim. Jude diye ölüp bitmiyorum ama kendi dünyalarında o kadar harika bir ikili oldular ki... Gerçekten şimdiye kadar okuduğum bütün aşklardan farklıydı sanırım. 

Zaten bu kitabı okurken ilk 200-250 sayfada falan neredeyse hiç romantizm yoktu. Ama romantizm olmayan kitapları sıkıcı bulan biri olan beni hiç rahatsız etmedi bu durum. Heralde romantizm demelerinin nedeni Calvin'i atlatamamış olması veya Mason'a olan az buçuk ilgisi diye düşündüm. Ama kitabın sonunda her şey o kadar değişti ki! Macera arttı, gerilim arttı ve romantizm kesinlikle arttı. Ve romantizm açısından bakacak olursak son bölüm olağanüstüydü! O kadar bayılarak okudum ki! Tabii bunda yeni karakterlerin de büyük etkisi var. Ian mesela.. Veya Caz! Bu kitapta kesinlikle daha çok görmek istediğim karakterler var. Caz listenin en başında olmak üzere Ian ve Britt'in babası. Kitabın neresine eklenebilirdi hiçbir fikrim yok çünkü kitap zaten dolu doluydu ve ayrı bir kitap da çıkamayacağını biliyorum bu karakterlerle ilgili ama onları gerçekten daha iyi tanımak ve onlar hakkında daha çok okumak isterdim. Özellikle Caz hakkında! Hayatımda okuduğum en renkli kişilik sanırım. Aslında birçok yönden Vee'ye benziyor. Bu da merakımı daha çok körüklüyor. Ah, gerçekten bu kitabı Fısıltı ile karşılaştırmaya bir son vermem lazım. Gerçekten.
Spoiler Sonu

Becca'nın bir kitabı daha bitti ve kitaplığıma bir muhteşem kitap daha girdi. Bu kitabı genel olarak 15 yaş üstüne öneriyorum. Yani içinde neredeyse hiçbir cinsel öğe yoktu fakat 15 yaş üstünde kurguyu sindirmek daha kolay olur ve başrolün yaşı da genel young-adult grubuna göre biraz daha büyük olduğu için (pek de değil aslında 18..) daha çok beğenilir diye düşünüyorum.

Ben çok beğendim yani. Zaman geçtikçe daha çok da beğeniyorum. Siz bu kitap hakkında ne düşünüyorsunuz peki? Okuyanların yorumları? Düşüncelerinizi benimle paylaşın :) Bir sonraki yorumda görüşmek üzere, hoşçakalıın! ^,^

Yazar: Becca Fitzpatrick   Yayınevi: Pegasus   Sayfa Sayısı: 384
Liste Fiyatı: 30 TL    GoodReads Puanı: 3,85


Trailer

18 yorum :

  1. Sonunda Siyah Buzu hunharca eleştirmeyip, seven bir blog yazarı :D
    Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Baktığım her blogta Hush Hush ile karşılaştırılıp Siyah Buz kötülenmiş. Birinde düşmüş melekler var diğerinde katiller yani karşılaştırmak çok saçma bence.
    Beğenmene sevindim cidden. Bir de kapağı çok hoş değil mi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Siyah Buz'un aldığı eleştiriler yüzünden çok üzüldüm :( Ama kim ne derse desin ben bayıldım gerçekten! Hush Hush'la karşılaştırınca daha yetişkin kitabı gibi geliyor fakat fazla da bir eksiği yok. Hush Hush hala favorim ama onun bir anısı, nostaljisi var. Ayrıca seri olduğu için kendine daha çok bağlaması normal :) Kapağı konusunda da emin olamadım. İlk gördüğümde adam olduğu için hoşuma gitmemişti ama şu an çok seviyorum, yani Pegasus'un ciltli kalitesi cidden bir harika. Ama ciltli olmasa resmi beğenmezdim heralde :D

      Sil
  2. Merhaba Nora! -bunu demesem ve seni kırmızı saçlı hayal etmesem olmaz :D- Ben Milena. Öncelikle yazım biraz uzun olabilir bu yüzden şimdiden özür diliyorum. :) Seni uzun zamandır takip etsem ve yorumlarını, kitap siparişlerini vs. keyifle okusam da ilk defa yorum yapma şerefini gösteriyorum. :D Seni gerçekten ama gerçekten çok severek takip edip yorumlarını okuyorum. Bazen kitapları aynı anda okumaya başlamamızdan tut -örneğin şimdiki Siyah Buz- tarzımız ve aynı okuduğumuz kitaplarda düşüncelerimiz, beğenip beğenmediğimiz çoğunlukla aynı. Resmen her şeyde ruh ikizimsin! Yoksa biz kardeş miyiz? :D Özellikle Hush, hush serisi... Patch benim için vazgeçilmez ve özel bir yeri var. En şaşırtıcısı da aynı yaşta okuduğumuzu söylemiş miydim? :D Çok güzel bir tesadüftür ki ben de 15 yaşımda okudum ve her şeyiyle aşığım. Bende de çok özel bir anısı var. :) İlk okuduğum seri ve serilere merakım Becca sayesinde. Sağ olsun ne işler açtı başıma! :D Siyah Buz ile ilgili benim düşüncelerime gelirsek, aslında bana da fazla bir şey bırakmamışsın. Benim de düşüncelerim senin gibi aynı. Başından beri Becca olduğu için bir beklenti içerisindeydim ve beni hayal kırıklığına uğratmadı. Britt ve Korbie'yi BFF zannedip Korbie'den hemen soğumam... Ben böyle değişik kız görmedim. Calvin'i zaten başından beri sevmedim. Aslında ilk başta hiç psikopat gibi durmuyor ama ne yaparsın Becca'nın ters köşeleri. :D Shaun'i tabii sevmedim. Neden sarışınları sevmediğimi onun sayesinde tekrar hatırladım. Mason... Ah Mason ya da Jude mu demeliyim bir Patch olamazsın ama seni sonlarda o kadar çok sevdim ki canım benim çikolata kahvesi gözlerini yerim. :D Britt, kesinlikle baştan sona o kadar güzel bir değişim gösterdi ki. Ne derler bilirsiniz, her işte bir hayır vardır. Karda mahsur kalmanın avantajları. ;D Sonda olan o iki kız karakterimiz. Caz'a ben de bayılmıştım! :D Kısacıkta görsek çok renkli ve eğlenceli bir yapısı olduğu ve Britt'in düzgün arkadaşlar bulmasına sonunda sevindim. Ve benim de aklıma takılan o soyad şeysi! :D Cidden bunu araştırıp bir Becca'ya sormak lazım. İlk aklıma evlatlık mı alındı acaba geldi ama bilemiyorum dediğim gibi derin araştırmalara girmeliyiz. :D Çok güzel ve heyecanlı bir sonla ve bitiş yaptığı için Becca'ya alkış istiyorum aslında. Bu aralar ağlatmayacak kitap okumak iyi geldi ama bazı yerlerde duygulanmadım değil. Kışı seven bir insan olarak çok güzel tasvir etmiş. Soğuğu, yaşam mücadelesini çok güzel anlatmış ve okurken gerçekten üşüdüğümü hissettim. -havanın karlı olduğunu ve camı açık unuttuğumu söylemiyorum... şşşt!- Kapak olarakta adamlı olanları pek sevmiyorum ama Pegasus'un elinden çıkması ve ciltli olması harika. :D Ve ben de kıyaslamaları okudum. Cidden üzüldüm. Neyse ki biz beğenip bayılanlar olarak çok tatlıyız! :D Ne kadar uzun yazdım bilmiyorum ama yazarken keyif aldım ve senin bunu okuyacağın için çok ama çok mutluyum. Umarım ne hissettiğimi ve düşüncelerimi doğru düzgün ifade edebilmişimdir. Çok teşekkürler, seviliyorsun. :) <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Milena! Öncelikle bu güzel yorum için çok teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =D Ama ben kırmızı saçlı değilim kii, hayal kırıklığı için üzgünüm :(:( Yorumunun neresine cevap versem karar veremedim :D Bence de biz sevenler olarak çok tatlıyız :P Bana yazdığın için çok teşekkür ederim! Senin gibi okurlarım olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor ^.^

      Sil
    2. <3 Ben zaten hayal edecektim. Hayal kırıklığına uğramadım. :) Baya yazmışım zaten ama okumaya üşenmeden okuyup, beğenmene çok sevindim ben de! :D Mutlu olmayı hak ediyorsun. Hep yazmaya çalışacağım umarım. :)

      Sil
  3. Ve ah yine ben. Yukarıdaki uzun yorum yapan kız. :) En sevdiğim ve okurken 'Ah, ciddi misin dostum?!' dediğim ve bayıldığım alıntılardan sadece bir tanesini paylaşmak istedim. Yukarıda yazmayı unutmuşum ve eklemezsem olmaz. :)
    "...Koya inerken Jude'u akıntının, bedenini çekiştiren gelgite hiç aldırmadan denizkulağı çıkarırken hayal ettim. Ona nefesini ne kadar tutabileceğini hiç sormamıştım. Rekoru her neyse, ben onu geçmiştim. Nefesimi bir yıldır tutuyordum..."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vay Canına! Bu alıntıyı 2-3 kez okumuştum ve kendi kendime bunu yoruma eklemeliyim diye düşünmüştüm. Unutmuşum! Gerçekten favori alıntım bu olmuştu benim de :O

      Sil
    2. Favori alıntımızın aynı olması ve aynı şekilde yorumlarımızda unutmamız... Kardeşiz diyorum dinletemiyorum. :D Ben de çok kez okuyup hayran kaldım. Yaaa nefesini bir yıldır tutuyormuş aaa! :D :P

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Soyadı kısmı zaten kitapta geçiyor. Jude'un annesi 2 kere evleniyor. Yani Lauren ile Jude'un babaları aynı kişi değil. Jude öz babasının soyadını kullanıyor. Lauren de kendi öz babasının soyadını kullanıyor. Bu kısım kitabın sonlarına doğru Jude Britt'e anlatıyordu :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya! =0 Ne kadar dikkatsiz okumuşsam artık.. Teşekkürler açıklama için =)

      Sil
  6. Kesinlike Hush Hush'dan sonra ne kadar güzel olabilir? diyeceğim bir kitaptı. Kitabı biraz kapağından fazlasıyla da Becca yüzünden almıştım. Ama harika bir kitap, fısıltı gibi içinde doğaüstü şeyler olmasa da Patch Ve Nora'dan sonra diğer favori çiftlerimden olmayı başaran Jude ve Britt beni çok etkiledi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumuna kesinlikle katılıyorum. Darısı Becca'nın sıradaki kitabı Dangerous Lies'ın başına ^.^

      Sil
  7. Kitabı bugün alabildim hemen başlayacağım. Çit kalitesi bukadar güzel olmasa ve becca işin içinde olmasa fazla bulabilirdim ama indirim kartım sayesinde biraz daha ucuz aldım .:) :) :) Hush Hush serisini çoksevmiştim inşallah bu kitabıda çok severim hatta yeni çıkaracağı kitabıda. .. Olumlu yorumun için teşekkürler. Başkaları gibi acımasız değilsin : ) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu Becca olduğunda asla acımasız olamıyorum :)) Umarım beğenirsin ^.^

      Sil
  8. hiç bu kadar güzel yorumlanamazdı bence.. aklımdakileri dökmüşsün resmen buraya. benim söyleyebileceğim tek şey Siyah Buz'un tekrar tekrar sıkılmadan okuyabileceğim nadir kitaplardan olduğudur..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...