5 Ağustos 2014 Salı

KCBT 13. Blog Tur || Işıl Parlakyıldız Romanları & Çekiliş

Yayınlanmış Kitapları

1. Köle


Kudretli bir prensin bir köleye duyduğu tutku...

Bir kölenin efendisine olan aşkı...

Aslında Prens Edward'ın aklını kurcalayan sorunun yanıtı gayet basitti. İkisi de sadece bedenlerinde özgürdüler. Edward ne prensti, Jaymie ne bir köle. Dudakları, gözleri, elleri özgürce konuşuyordu. Birbirlerine haykıramadıkları, söylemek isteyip susmak zorunda kaldıkları cümlelerdi sevişmeleri.

Veliaht Prens Edward yatağını nice kadınlar süslerken tutkuyu kölesinin gözlerinde bulduğunda âşık olabileceğini hiç düşünmemişti. Her istediğini elde etmiş bencil Prens, Köle Jaymie'nin aşkıyla baş edebilecek mi? Aşkı için savaşırken onu sırtından kimler vuracak? Kaybedişi, intikamı ve pişmanlığı bulacağınız romanda iliklerinize kadar sevgiyi yaşarken, roman aşkın her halini size sunacak. Sizi şehvetin, masumiyetin ve acının derinliklerine çekecek...

Gözyaşlarınız akarken tutku teninizi ısıtacak...

Yazar: Işıl Parlakyıldız   Yayınevi: Sokak Kitapları  Sayfa Sayısı: 548
Liste Fiyatı: 25 TL    Dil: Türkçe

2. Duygu (Bir Türk Masalı #1)


Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?

Yazar: Işıl Parlakyıldız   Yayınevi: Müptelâ  Sayfa Sayısı: 672
Liste Fiyatı: 25 TL    Dil: Türkçe

Yorumum için tık tık! ^,^

Wattpad Hikayeleri

3. Ali'm (Bir Türk Masalı #2)

Kelimelerin anlamı olmadı sensiz...

Ne senin olmayan gözlerde ruhumu gördüm
Ne senin nefesin olmadan soluk aldım.

Hiçbir tende can bulmadı bu ten,
Senin teninde hayat bulduğum gibi..

Okumak için: Wattpad

4. Mucize


Eric Daniel Label Dünyasına hoşgeldiniz....

Aşk mucizeleri sever.... diyorsanız... 

Bir kadın kendi mucizesini kendi yaratır... inanıyorsanız... veeee

Hayran olunacak bir erkek mi arıyorsunuz? 

Aşkı damarlarınızda hissetmeye ihityacınız mı var?

Bir kadının nasıl sevileceğini öğrenmek ister misiniz?

Doğru hikayedesiniz...

Okumak için: Wattpad

5. İtalyan Aşk


Chars babası ölüp ailenin başına geçmek zorunda kaldığında bütün hayallerini yüreğinin en ücra köşesine gömdü... 

O artık İtalya'nın en ünlü mafya ailesinin başındaydı ve sert, acımasız adam rolünü üstlenmekten başka çaresi yoktu... 

Ta ki çocukluk aşkı, kuzeni April'a olan aşkını itiraf edene kadar...

Okumak için: Wattpad

6. Çıkmaz Sokak


Prens Robert, acı dolu geçmişinden kaçıp karanlıkta bir hiç gibi yaşamaya alışmış, ölümü bekliyordu. Bir gün hiç tanımadığı bir kadından çocuğu olduğunu öğrendi. Tabii hayatının çıkmaz sokağa girdiğini fark ettiğinde çok geçti... Bu olanlar yetmezmiş gibi, ondan habersiz, teni tenine değmeden çocuk yapan bu kadın ona ikinci bebek yapmak için yalvarıyordu...

Okumak için: Wattpad

7. Ölüm Kapıyı Çalınca


Sınırların mı var? 

Bu hikayeyle sınırlarını baştan çizebilirsin... 

Sınırların var mı? 

Ya... Ölüm kapına dayandığında ne kadar ileri gidebilirsin? 

Sınırlarını korur, en sevdiğin varlığın elinden kayıp gitmesine izin mi verirsin? 

Yoksa onun için kendini, bedenini satabilir misin?

Okumak için: Wattpad

8. Kan ve Aşk 


Yıl 1756 İngiltere güneyi... 

Yedi yıl savaşlarının sürdüğü zamanlarda İngiltere’nin güneyinde Bristol ve Truro bölgelere ayrılmıştı ve hanedanlıklar İngiltere Kralına bağlı olarak yönetiliyordu. Bristol yüzyıllardır Edessa halkına aitti ve Edessa Lordunun varisleri halka hükmediyordu. Truro ise Loren Lordları Glangerlar tarafından yönetiliyordu. Yüzyıllardır bu iki aile neden olduğu unutulmuş bir düşmanlıkla birbirlerinden nefret eder ve yıllar süren savaşlarla her iki kardeş halktan çok insan kaybedilirdi. Edessa ve Lorenler 1706 yılında bir barış antlaşması imzaladılar. Barış şartları halkın refah ve huzurunu düşünen ve her iki taraf içinde bağlayıcı şartları bulunan bir sözleşmeydi. Her ne kadar barış antlaşması imzalanmış olsa da Edessa ve Bristol hanedanlıkları birbirlerine ılımlı olmayı başaramadılar. Halkların kardeşliği, Lorenlilerin, Edessa topraklarında, Edessa halkının Loren topraklarında yaşaması bile zaman içinde onların kinlerini yok etmedi. Birbirleriyle soğuk savaşları devam etti. Aradan tam elli yıl geçti.... 

Barbar Lord Vincent... 

İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Leydi Emma... 

Tutku bir zehir... 

Şehvet bir günah... 

Ya aşk ?

Yayınlanmamış Hikayeler


9. Tutkunun Esiri


Tanrı dünyayı yarattığında gözdesi Tabiatanayı huzura çağırdı ve ona dünyayı şekillendirmesi için emir verdi.
Tabiatana dünyaya ruhlar aleminden esinlenerek şekil verdi. Ruhlar aleminin yansıması dünya, bir süre sonra elle tutulur, gözle görülür hale geldi. Doğa oluşumu tamamlandığında, ruhlar dünyayı kıskanır oldu. Dünya eşsizdi ve yaradılış dengesi muhteşemdi. Güneş ve ay adeta bir sen, bir ben diyerek ahenkle dans ediyordu. Yıldızlar gece parıl ışıldarken, sevgiyle gündüz ışığına yarenlik ediyordu. Mevsimler saygıyla birbirlerini takipteydi... Baharı müjdeleyen çiçekler, sonbaharın ayazına yenilip kuruyup gidiyor ama hiç sızlanmıyor, umutla açacakları sıcak günleri bekliyorlardı. Rüzgar yağmuru sevgili gibi kovalıyor... Islık çalarak şarkılar söylüyordu... Döngünün ahengi, Tabiatana’yı dünyaya bağlıyordu. Tabiatana dünya’da öyle çok zaman geçiriyordu ki ruhlar alemini neredeyse unutmuştu. Gücenen ruhlardan bir kaçı dünyaya gitti ve dünyevi düşlere kapılmış tabiatanaya özlemlerini ve serzenişlerini dile getirdi. Tabiatana çok üzüldü. Suçluluk dolu günler geçirmeye başladı. Tabii ruhlar alemiyle, dünya arasında kaldı. İç savaşında ruhlar aleminin gönlünü alacak çareler aradı ama bulamadı. Tanrı bunu farkedip onu huzuruna çağırdı. Mutsuzluğunu sordu ilk... sonra ona çare olabilecek bir çözüm getirdi.
“Neden bir kaç ruhu yanına almıyorsun?”
Tabiat ana saygıyla eğildi ve “Hangi özel ruhumu kırabilirim? Bu geride kalanları gücendirmek olur...”
Tanrı gözdesinin isteğini kırmadı...
Dünyaya geçmek isteyen bütün ruhlara izin verdi. İzin verilen varlıklar, Tanrı vergisi hediyeyle ete kemiğe büründüler. Tabiatana ete kemiğe bürünen ruhlara fiziksel hediyeler bahşetti.
Hissetmek, dokunmak, nefes almak...
Tabii zamanla ete kemiğe bürünen varlıklar ruhani yanlarını hiçe saydı. Elle tutulur gözle görülür yaşama kavuşmanın mutluluğunu unutup, zamana yenildiler. Dünyevi zevklere tutundular... Ölmeyecek gibi yaşayıp hırslarında kayboldular...Böylelikle denge bozuldu.
Aç gözlü insanoğlu hayvanları avlamaya başladı. Hayvanlar karşılık verip kendilerini savundu. Akan kan vampirlerin kanla tanışmasını sağladı. Vampirler insanoğlunun kanının tadına bakıp kan tutkusuyla kendilerini kaybetti. Kurt adamlar kendilerini güçlenen vampirlerle kıyaslamaya başladı ve insanoğlunun zekasına kanıp vampirlere savaş açtılar. Irkların üstünlük hevesi zamanla dünyayı bir kaosa sürükledi ve huzurun yerini savaşlar aldı. Ete kemiğe bürünen, nereden geldiklerini unutan canlılar, birbirlerini yok etme savaşında müttefik oldular. Cadılar kurt adamlarla, vampirleri yok etme planı yapıyordu.
Tabiatananın ruhunda ki enerjiyi izinsiz kullanıp Tabiatanayı kızdıran cadılar Tanrı tarafından lanetlendi. Böylelikle kötü yolu seçen her cadı ömrü boyunca mutsuz olacaktı... Tanrı bu kaosa daha fazla sessiz kalmadı. Dünyayı yok edecekket Tabiatana Tanrı’ya yalvardı. Böylelikle Tanrı ırkları doğal afetlerle sınadı ama ırklar aldırmayıp birbirlerinin kanını dökmeye devam etti. Tabiatana ölen çocuklarına üzülüp hastalandığında telaşa kapılan ruhlar alemi sakinleri ırkları uyarmak için dünyaya indi.
Işığın perilerini tuzak sanan vampirler onların kanını içtiğinde, kurt adamlar onlarla konuşmaya gelen gecenin perilerini öldürmekle meşguldü. Işığın perileri ve gece perileri ölürken, cadılar onların güçlerini çaldığında hepsi Tanrı’nın gazabıyla karşılaşmak üzereydi.
Bir kere daha hüsrana uğrayan Tabiatana çocukları için af diledi ve cezalarını kendi verdi...
Hayvanlardan düşünme yetilerini alıp, onları iç dünyalarına hapsetti. Yaşamları avlanmak, doğurmak ve canlı kalmak döngüsünde kaldı...
İnsanların bütün psişik ve beden güçlerini ellerinden alındı. Üreme yetileri ve zekaları ellerinde kaldı...
Işığın perilerini katleden vampirleri, karanlığa mahkum etti ve üreme yetileri ellerinden alındı...
Kendini bütün ırklardan üstün gören kurt adamlar, gecenin perilerine ağlayan aya hapsoldu. Ölen gece perilerinin yerini alıp, ayın çocukları adıyla anılır oldular.O devirde çoğu ırklarını reddedip ruhlar alemine döndüler ki bu onların neden dünyada elle sayılabilecek kadar az kaldıkları sorusunun cevabını vermekteydi. Dünyada kalmayı tercih eden kurt adamların kibirli yapısı yüzünden, bir çoğu tabiatanaya küskün yaşadılar. Kalan kurt adamlar, kendi dünyalarında vampirler ve insanları düşman bildiler. Onlara dokunulmadığı sürece balta girmemiş ormanlarda yaşamaya özen gösterip doğayla iç içe kaldılar.
Vampirlerden dünyada kalmayı tercih edenler kabuklarına çekildi. Üreme yetilerini kaybetmeleri onları kendi iç dünyalarında birbirlerine kenetledi. Her gün doğumu onların gecesi oldu. Kan tutkuları onları esir aldı. İnsanların onları unutması işlerine geldi ve gizliliklerini korumak temel esasları oldu.
Bütün ırklar başlarına geleni kabullenip cezalarını çekti. Aradan asırlar geçti.
İnsanlar, güçsüzlüklerini vampir ve kurt adamları yok sayarak örttü. Vampirler, kurtadamlar ve doğa üstü yaratıklar birer rivayet haline geldi. Doğa üstü varlıkları unutmayı seçen
Yüzyıllar sonra insanoğlundan bir grup esrarengiz ölümleri araştırıp vampirlerin varlığını yine gün yüzüne çıkardı. Venator adını verdikleri avcı toplumunu oluşturdular.Bu topluluk yeminli vampir avcılarıydı ki zamanla bütün doğaüstü yaratıkları avlar hale geldi. İyi, kötü, haklı, haksız demeden öldürüyorlardı.Tabiatana tam herşey duruldu dediği anda tekrar başlayan bu katliama seyirci kalmadı. Geçmişini unutan insanoğlu Venatorlara bir ceza verildi. Ceza kesin ve netti. Venatorlar haksız duruma düşerse BONE DEA vampirlere verilecekti…

Tür: Fantastik

10. Kaos


Tür: Distopya

11. Apollon'un Aşkı


Tür: Fantastik

~Çekiliş~


a Rafflecopter giveaway

5 yorum :

  1. Sadece ölüm kapıyı çalınca adlı hikayesini okumuştum wattpad de bayılmıştım gerçekten.^^

    YanıtlaSil
  2. Duygu ve Köle müthişti ya ben çok beğenmiştim hatta duygu sırf bitmesin diye kitaptan kaçma kaciyordum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygu'nun boşluğunu Ali'm le doldurmaya çalışıyorum ben de. Wattpad'den okuyabilirsiniz :)

      Sil
  3. Ben şey bu çekiliş olayını anlamadım.Bana açıklayabilirmisin acabaa?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...