10 Temmuz 2014 Perşembe

Beni Orada Bulacaksın - Tanıtım & İnceleme


FINLEY'İ İRLANDA'YA ALIP GÖTÜREN TEK ŞEY DUYDUĞU ACIYDI. 
ONU AİLESİNE GÖTÜRECEK OLAN ŞEYSE İÇİNDE BÜYÜTTÜĞÜ SEVGİ.

On Sekiz yaşındaki Finley Sinclair, sıradan bir genç kız değil, son derece zeki, zorlu ve azimli biridir. Manhattan Konservatuarı müzik bölümü giriş sınavları için bir beste hazırlamak zorundadır. Fakat ne yazık ki tüm yaratıcılığı ağabeyi Will'in ölümüyle tükenip gitmiştir. 

Will'in seyahat günlüğünü de yanına alan Finley, orada yazılanların izini sürebilmek için İrlanda'ya gitmeye karar verir. Çünkü burası Will'in kendini Tanrı'ya en yakın hissettiği yer olmuştur. Finley, oraya gitmekle ağabeyinin ölümünden sonra yaşadığı üzüntünün biraz hafifleyeceğini ummaktadır. Bu yüzden bir öğrenci değişim programına başvurur ve uçağa atlayıp gider.

Genç kızların sevgilisi ve Hollywood'un kötü çocuğu Beckett Rush da vampir serisinin son filminin çekimlerini tamamlamak için İrlanda'ya uçmaktadır. Uçakta Finley'le karşılaşan genç yıldız, çekiciliğinin büyüsüne kapılmayan tek kız olan Finley'i asistanı olması konusunda ikna eder. Karşılığında da onun İrlanda'daki tur rehberi olmayı kabullenir.

Finley, İrlanda'da umduğunun tam tersine daha da çok ruhsal çöküntüye uğrar. Ağabeyinin kaybından duyduğu acı, yeni okulunun uyguladığı baskı, gireceği seçme sınavı ve Beckett'la aralarında olup bitenler onu yeni ama çok tehlikeli bir bunalımın eşiğine sürükler. Tanrı, ona bu zümrüt güzelliğindeki cennette ne zaman kendini gösterecektir?

Derken Finley, hayat görüşünü son derece radikal bir şekilde derinden etkileyen bir deneyim yaşar. Aradığı her şeyin en başından beri yanı başında olduğu konusunda kendisini ikna etmeye çalışan, Tanrı olabilir miydi?


Öncelikle kitap hakkındaki fikrimi özetleyeyim. Kitabın başlangıcını çok sevdim. Sonuna... bayıldım! Ama ortalarda biraz monotonlaştığını söylemesem yalan olur. Keşke ortaları kısaltıp, sonunu biraz daha ayrıntıya girerek anlatsaymış yazar. 

Bu kitabın üzerine kurulu olduğu cümle şunlardı bence:

"İsteğiniz nedir Finley Sinclair?"
"Ancak bulduğumda ne olduğunu anlayacağım."

Nitekim öyle de oldu.


Kitabı spoiler kullanmadan özetleyecek olursak, başrolümüz Finley Sinclair'ın abisi 2 yıl önce öldürülmüş. O zamandan beri Finley'nin psikolojik problemleri var. Abisinin ölümünü geçen iki yıla rağmen geride bırakamıyor. En sonunda abisinin günlüğünü buluyor ve onun gittiği yerlerde, onun hissettiklerini hissederek huzur bulabileceğini düşünüyor.

Bu sebeple İrlanda/Abbyglen'e yerleşiyor. Ve İrlanda'nın abisinin gittiği turistik mekanlarını geziyor ve abisinin günlüğüne yazdıklarını hissetmeye çalışıyor. Yıllardır Tanrının kendisini duymadığını düşünüyor ama abisi günlüğünde, gördüğü her yerin Tanrı'nın izlerini yazdığını söylemiş. Ama Finley gittiği hiçbir yerde abisinin hissettiği huzuru hissedemiyor, aksine bunalıma sürükleniyor.

Bu sırada konservatuar sınavı için çalacağı şarkıyı hazırlıyor: Abisi için hazırladığı şarkı. Ama şarkının final kısmını bir türlü bulamıyor. Abisinin günlüğünün en sonuna, bomsoş bir sayfaya yapıştırdığı resimdeki haçı bulursa her şeyin sona ereceğini ve şarkısının final kısmını bulacağını düşünüyor karakterimiz. Ama bir süre sonra bunu takıntı haline getiriyor ve o haç'ı bulamazsa şarkının asla tamamlanamayacağını düşünüyor.

Tabii ki bu aralarda başından geçen birçok şey var. Mesela Beckett Rush adlı ünlü aktörle aralarında büyüyen aşk. Ama önlerinde engeller var ve Finley bunları aşabileceklerinden hiç emin değil. Bir de Cathleen Sweeney var. Finley'nin okuldaki proje notu için birlikte zaman geçirmesi gereken, kanserden ölmek üzere olan yaşlı, aksi kadınımız. Finley için onunla zaman geçirmek çok zor, çünkü ona bağlanmaktan korkuyor. Henüz 2 yıl önce kaybettiği abisinin acısıyla başa çıkamazken, bununla başa çıkabilecek mi?

Bunlar ve daha birçok olay Finley'nin üzerine gelince, zaten yıpranmış olan sinirleri daha çok bozuluyor ve Finley kendisini bir psikolojik bunalımın ortasında buluyor. 


Spoiler

Kitabın sonunu çok beğendim. Kız sonunda o hissiz halinden kurtulup bir şeyler hissetmeye başladı ve psikolojik sorunlarının farkına vardı. Sonunda kendini Beckett'a teslim etti. Sonunda Cathleen'i bir yükümlülük olarak değil bir arkadaş hatta hayatının dönüm noktasını sağlayan kişi olarak gördü. Sonunda umudunu buldu. 

En önemlisi de sonunda Tanrı'yı buldu. Çünkü kitap boyunca "Beni niye duymuyorsun, bana niye cevap vermiyorsun" gidi serzenişlerden bıkmıştım. Bunu söylemem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama ne bekliyordu ki? Her duasının sonunda üç kere kapı tıklaması falan mı duyacaktı?

Kitap boyunca beni rahatsız eden tek nokta buydu sanırım, bir de kitabın ortalarda inanılmaz durgunlaşması. Ama kasaba balosundan itibaren her şey eski temposunu kazandı ve kitabı tekrar zevkle okumaya başladım. Kısa ve öz sonları severim aslında ama son biraz daha ayrıntılı olabilirdi demeden de yapamıyorum. Özellikle kitap boyunca hep ikinci planda kalmış Beckett-Finley sahneleri ön plana çıkabilirdi. 


Bu kitabı sevebilirsiniz çünkü;

-Müzik içeriyor.
-İrlanda'da geçiyor.
-Yakışıklı bir vampir aktörümüz var.
-Koşuseverler, Finley ile tanışın.
-Bir yakınınızı kaybedip üstesinden gelemiyorsanız bu kitap size kendi umudunuzu bulmanızda yardım edebilir.


Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 3,5  -> Beğendim! Sadece bazı yerlerde tempo düştü :)
Sayfa Sayısı: 392   Yazar: Jenny B. Jones   Yayınevi: Optimum Kitap

2 yorum :

  1. Gmail hesabını yazar mısın lütfen bulamadım da :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...