19 Haziran 2014 Perşembe

Gölge Ve Kemik (The Grisha #1) - Tanıtım & İnceleme


Onu yalnızca geçmişi geleceği ise bir tek o kurtarabilir

Bekle! diye sesimi yükselttim ama o çoktan arkasını dönmüştü. Kolunu tuttum, bizi izleyenlerden gelen şaşkınlık dolu seslere aldırış etmedim. Bir yanlışlık olmalı. Ben düşündüğünüz gibi Yavaşça bana dönüp kolunu tutan elime ters ters bakınca sustum. Elimi çektim ama öyle hemen geri adım atmayacaktım. Ben düşündüğünüz kişi değilim, diye fısıldadım çaresizce.
Karanlıklar Efendisi biraz daha yakınıma geldi, sadece benim duyabileceğim bir sesle, Kim olduğunu bildiğini hiç sanmıyorum! dedi.


Öncelikle deriiin deriin nefesler alıp sakinleşiyorum, ve -çok kısa tutmayı planladığım- spoiler "içermeyen" yorumuma başlıyorum. 

İlk 200 sayfada kitaba 3 puan falan vermeyi düşündüm. "Bu muymuş bu kadar abarttıkları kitap, bu hep böyle mi devam edecek, bu kadar fantastik ağır geldi galiba bana" düşünceleri kafamın içinde dolanıp duruyordu. Sonra bir baktım, sanki elimde farklı bir kitap tutmaya başlamışım da bırakamıyormuşum gibi oldu. Fikrim ne zaman değişti anlamadım ama bir baktım düşüncelerim "380 sayfa mı? Dilenciye sadaka mı veriyosunuz siz? Adamı delirtmeyin ya bunlar ne, neler oluyor, hayıııır!" şeklinde değişmiş, kitabı yaşayarak okuyorum. Böyle de kafayı yedirtti bana bu kitap işte.

Şahsen kitabın başlarında biraz önyargılı olduğumu kabulleniyorum. Çünkü bu kadar epik-fantastik bir kitap beklememiştim. Bir de yazarın Rus olduğunu fark edince (Benim ruslarla alıp veremediğim şeyler var. Ne olduğunu öğrenince size de söylerim) biraz soğudum gibi oldu. Ruslar konusunda fikrim hâlâ değişmese de ön yargımı tamamen kırdı kitap diyebilirim. Haksızmışım, kabul ediyorum. Ve artık dayanamıyorum, asıl yoruma geçeceğim.

Ah, bu arada. Bu kitabın herkese hitap ettiğini düşünmüyorum. (Zaten hiçbir kitap herkese hitap etmez ama olsun :D) Daha çok epik-fantastik, distopya okurları belki. Ama özellikle Taht Oyunları ve Yüzüklerin Efendisi severlerine gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.


Spoiler İçerir

Bu ne! Ne bu! Sevgili yazar bana kafayı yedirtmekte karalı galiba! Yakışıklı ve kötü olduğu sürece 1000 yaşında bir dede olması bile soğutamaz beni Karanlıklar Efendisi'nden. Yani tamam kötü olması kabulüm ama kötü başrol de olmasın ya! Düşman tarafta olmasın yani! Aslında adından belli değil mi? "Karanlıklar" Efendisi. En azından yazar bizi karaktere bağlamadan önce kötü olduğunu açığa çıkarsaymış da, böyle mazoşist gibi kaptırmasaymışım kendimi karaktere. Taman anlıyorum, işin esprisi bu. Ama sadistlik bu aynı zamanda, bize de yazık.


Evet, Malyen de iyi, hoş. Ama bir Karanlıklar Efendisi değil. Değil işte! Evet arkadaşlar açıklıyorum, tüm yorum boyunca bu konu hakkındaki serzenişlerimi dinlemek zorunda kalacaksınız. Bu bir şaka tabii ki de, ama bu kısım aklımdan çıkmıyor yine de.                                                                                                                                                                         Saraylar, keftalar, şölenler, güçler... Göz alıcıydı. Hayır yani, okurken bile gözümü aldı, artık gidip görsem baygınlık geçirirdim heralde. Kız ilk saraya geldiğinde, onun aksine, ben kendimi eski hayatını -özellikle Malyen'i- unutup yeni ufuklara yelken açmaya gayet hazır hissediyordum. Gücünü bulana kadar geçen kısımda biraz sıkılsam da sonrası muhteşem gidiyordu. Ta ki, o güne gelene kadar. Hayır! Bu konuya tekrar girmeyi reddediyorum.                                                                                                                                                     Sonraki kaçış kısmına bayıldım. Ben kaçışları çok severim, bilirsiniz. Malyen'le birlikte olan kaçışları da hoştu. Karanlıklar Efendisi'ne yakalanana kadar. Ama sanırım beni en çok etkileyen kısım "Evet, merhametli olabilirim." kısmıydı. Hatırlamıyorsanız söyleyeyim, Malyen'i bırakacakmış gibi yapıp, sonra da Karanlıklar Diyarı'ndaki volcralara yem etmeye karar verdiği kısımdı. Dehşetti. Sanırım ben bu kısımda kabul ettim Karanlıklar Efendisi'nin kitaptaki kötü adam rolünü. Çünkü buraya kadar hep "Bu işin altında bir iş var." "Baghra yalan söylüyor." "Gerçekler ortaya çıkacak." "Her şey bir kamera şakası." falan diye kendimi avutuyordum. Değilmiş, yalan değilmiş! Yoksa kendimi mi kandırıyorum? Ya 2. kitapta işin gerçek boyutu ortaya çıkarsa? Ahh hadi amaa! Güveniyorum ben kötü çocuğuma. (1000 yaşlarındaki çocuğum..)

Spoiler Sonu

Yine gereksiz bir biçimde inanılmaz uzattım. Ana fikri anladınız siz ama. Çok beğendim bu kitabı ben. Aşık oldum. Ama ilk sayfasından çeken kitaplardan olamadı. Bu yüzden yarım puan kırıyorum. Merak ederseniz diye. İkinci kitabı Allah bilir ne zaman alırım ben, ama planlarım her zamanki gibi "en yakın zamanda" etrafında şekilleniyor. İstiyorum çünkü. Hem de çok.                                                                                                                                                 Unutmadan küçük bir açıklamayla bitiriyim yorumu. Aslında kitabı okumaya taa sınav zamanlarımda başlamıştım, ama araya sınavlar ve turlar girince yarım bırakmak zorunda kaldım. Üzerinden uzun zaman geçince de sağlıklı yorum yapabilmek için baştan başladım kitaba geçen günlerde.Aslında planım birkaç hafta önce kaldığım yerden bitirip yorumlamaktı ama araya yine tur kitabı girince bu haftaya kaldı. 
Gecikme nedenini birkaç postta daha açıklamıştım ama yerinde de olsun dedim. Bu gecikme için tekrar tekrar özür diliyorum, kitap hakkında fikirlerinizi beklediğimi belirtmeme gerek yok heralde artık ;) Seviliyorsunuz, hoşçakalıın!


Satın almak için: Kitap Sihirbazı

Puanım: 4,5 -> Bayıldım, sadece başlarından içine çekemedi beni.
Sayfa Sayısı: 384   Yazar: Leigh Bardugo   Yayınevi: Martı

8 yorum :

  1. Bu kitabı okuyalı sanırım 6-7 ay oldu. Dediğin gibi kitabın ilk 300 sayfası hiç çekmiyor, benim okuyasım gelmemişti. Ama gerçekten kitap birden kendine bağlıyor. Ne ara böyle oldu filan oluyor insan :d Ben de Karanlıklar Efendisi'ne tutulmuştum, yeni favorimdi ama onu da pat diye kötü yapmaz mı! Duygularımı dile getirmişsin valla :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahah :D Her kelimesine katılıyorum Özlem :D

      Sil
  2. İlk başlarda sıkıcı gelse de kitap okudukça daha da güzelleşti.Bu kitabı gerçekten çook beğendim birdenbire sürükleyip götürüyor.Ama Karanlıklar Efendisi'ne başından beri bir türlü ısınamamıştım sanırım.Kuşatma ve Fırtına'yı geçtiğimiz haftalarda aldım ama başlama fırsatım olmadı.Neler olacağını merakla bekliyoruum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karanlıklar Efendisi'ne ısınamadıysan çok şanslısın, yoksa sen de benim gibi duygusal bir karmaşanın ortasında bulabilirdin kendini. Kuşatma ve Fırtına'yı da okuduktan sonra spoilersız bir yorum beklerim senden ;) İyi okumalar!

      Sil
    2. Haziranda yaptığım yorumun üstünden 10 ay geçmiş ve ben daha 5 dakika önce bitirdim Kuşatma ve Fırtına'yı.Söyleyebileceğim tek şey mükemmel olduğu.Fakat bu kitap da beni Gölge ve Kemik gibi ilk başlarda çok sarmadı ve sonradan güzelleşti.Sana arayı daha fazla soğutmamanı ve bir an önce 2.kitabı okumanı şiddetle öneririm.Zira ilk kitapta okuduklarını unuttuktan sonra-ben unuttum ve bazı yerleri hatırlayarak 1.kitapla bağlantı kurmakta zorluk çektim-tadı kaçabiliyor.Çöküş ve Yükseliş'i en kısa zamanda alacağım bu yüzden!

      Sil
    3. Yaa :( Ama ben yakın zamanda alamam kii haksızlık bu :'(

      Sil
  3. 3.kitabı heyecanla bekliyorum :D İkinci kitap çok daha güzeldi. Karanlıklar efendisiyle Alina'yı çok yakıştırıyorum ama çok tatlı değiller mi karanlıklar efendisi kötü olsa bile :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh.. Kesinlikle! Karanlıklar Efendisi bir numara :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...