25 Eylül 2013 Çarşamba

Kitap Hırsızı - Alıntılar


"Her yerde kitaplar! Bütün duvarlar oldukça kalabalık ancak mükemmel sıralanmış raflarla giydirilmişti. Duvarın boyasını görmek neredeyse mümkün değildi. Siyah, kırmızı, gri, her renkten kitabın sırtında değişik renkte ve boyada yazılar vardı. Liesel Meminger'in hayatında gördüğü en güzel şeylerden biriydi.
Hayretle gülümsedi.
Böyle bir oda nasıl olabilirdi!
---
Gitgide oda küçüldü, ta ki, kitap hırsızı birkaç adımla uzanıp raflara dokunana dek. Tırnaklarının kitapların sırtına değip geçerken çıkarttığı tıkırtı sesini dinleyerek elinin tersini ilk raflarda gezdirdi. Çıkan ses bir çalgı sesi gibiydi ya da koşan ayakların notaları gibi. Peşpeşe raflar boyunca ellerini yarıştırdı. Ve kahkahalar attı.
---
Kaç kitaba dokunmuştu?
Kaç kitabı hissetmişti?
Raflara doğru ilerleyip bu kez daha yavaşça ve elinin içiyle tekrar kitaplara dokundu; avuçlarının içinde her kitabın sırtının oluşturduğu engebeyi hissediyordu. Işıklı bir hüzmeden yayılan parlak hüzmeler gibi büyülü bir histi, kusursuz bir güzellik karşısında duyulan his gibi. Birçok kez neredeyse yerinden çekip çıkaracaktı kitaplardan birini ama düzeni bozmak istemedi. Fazla mükemmeldiler." (syf:129-130)

“İnsanlar genellikle bir günün renklerini sadece gün başlarken ve sona ererken fark ediyorlar, ama benim için günün her anı, her dakikası değişen, iç içe geçen yığınla farklı renk tonu içeriyor. Tek bir saat bile binlerce değişik renkten oluşabilir. Mumsu sarılar, bulutsu maviler. Kasvetli karanlıklar.” (syf: 3-4)

“Kelimeler..Neden var olmak zorundaydılar ki.. Onlar olmasa bunların hiçbiri yaşanamazdı.”

“Caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa yabancı bundan daha yalnız olamazdı.” 

“..Ceza ve acı olacak , yanında mutluluk da gelecekti. Yazmak buydu.”
  
“Beni mutlu etmeyin. Lütfen, beni umutlandırıp bütün bunlardan iyi bir şey çıkabileceğini düşündürmeyin. Çürüklerime  bakın. Şu sıyrıklarıma bakın. İçimdeki sıyrıkları görmüyor musunuz? Gözlerinizin önünde büyüdüklerini, içimi aşındırdıklarını görüyor musunuz? Artık hiçbir şey için umut etmek istemiyorum. Max’in hayatta ve güvende olması için dua etmek istemiyorum. Ya da Alex Steiner’in.
Çünkü dünya onları hak etmiyor.”

“Bir şeyi yeterince çok söylersiniz asla unutmazsınız.”
“İnsan mutluluğu çalabilir miydi? Yoksa bu da aşağılık bir içsel insan hilesi miydi?”

"Hiçbir insanın benimki gibi bir yüreği yoktur. İnsan yüreği bir çizgidir, oysa benimki bir daire ve doğru anda, doğru yerde olabilmek gibi sonsuz bir yeteneğim var. Bunun sonucu olarak insanları hep en iyi ve en kötü anlarında yakalayabiliyorum. Onların hem çirkinliklerini hem de güzelliklerini görüyorum; aklıma takılıyor, ikisini birden nasıl barındırabiliyorlar? Yine de kıskandığım bir yanları var. İnsanlar hiç değilse ölecek kadar sağduyulular. -Ölüm
“Ben aptalın tekiyim.” 
Hayır baba... Sadece bir insansın.

"Sözcüklerden nefret ettim ve onları çok sevdim, umarım onları doğru kullanmışımdır." -Liesel

“Dünya çirkin bir yahni" diye düşündü Liesel. "O kadar çirkin ki tahammül edemiyorum.”

"Çocuklar, çoğu zaman hantal sersemlikteki yetişkinlerden çok daha kurnaz olabiliyor."


“Hayır", diye düşündü Liesel yürürken. Yorgun olan asıl benim kalbim. On üç yaşındaki bir kalp böyle hissetmemeliydi.

Önce beyaz bir şey. Kör edici türden.
---
Bazılarınız büyük olasılıkla beyazın renk olmadığını düşünüyor ve ben bu saçmalıktan bıktım. Ben size beyazın bir renk olduğunu söylüyorum. Beyaz şüphesiz bir renktir ve kişisel olarak, bu konuda bana itiraz etmek isteyeceğinizi sanmam.
---
Lütfen, önceki tehdide rağmen sakin kalın. Ben sadece gevezelik ederim. Aslında ne şiddet eğilimlisiyim ne de kötü niyetliyim. Ben sadece bir sonucum. -Ölüm

“İnsanları hep en iyi ve en kötü durumlarında bulurum. Hem güzelliklerini hem çirkinliklerini görürüm ve ikisinin nasıl aynı yaratıkta olabildiğini merak ederim.” -Ölüm

“Her zaman için sadece oradaydı. Fark edilmiyordu. Önemli veya özellikle değerli değildi. Tahmin edebileceğiniz gibi bu görünmezlik tam anlamıyla yanıltıcıydı. Adamın kesinlikle bir değeri vardı ve bu Liesel Meminger’in gözünden kaçmamıştı. İnsan çocuklar bazen abartılı ölçüde tacizci yetişkenlerden daha duyarlı olabiliyordu.”

“Bugün gökyüzü yumuşak Max. Bulutlar çok yumuşak ve üzgün.. ve .. ve çok soğuk Max, çok soğuk..” -Liesel

My Book Banner:

2 yorum :

  1. bunlar da benim alıntılarım :)

    Çoğu acı hikâyesinde olduğu gibi, her şey derin bir mutlulukla başlamıştı.

    Sadece renkleri fark etmekle kalmayan, aynı zamanda onlarla ilgili konuşan bir adamı sevmemek zordur.

    Bir şeye gerçekten ulaşmak yerine ulaşmanın eşiğinde olmak çok daha kolaydır.

    Hayatın halısı uyuyan ayaklarının altından çekilip alınırken onu kim sakinleştirecekti?

    Sayısız ceplerimden birinde tekrar tekrar anlatmak için onun hikâyesini saklıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizimle paylaştığın için teşekkürler :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...