26 Ağustos 2013 Pazartesi

Nora ve Patch’in Gerçek ve İlk Tanışmaları – Silinmiş Sahne

Buna inanamıyorum!! Bunu nasıl daha önce görmemişim! Anında sizlerle paylaşıyım dedim Husher takipçilerim varsa (ki umarım vardır) ve bunu okumadıysanız kesinlikle okumalısınız :)


GERÇEK İLK GÖRÜŞME
NORA VE PATCH

Patch iki ayağı üzerinde sandalyeyi arkaya doğru kaldırırken, kollarını boynuna toplamış, sarkıyordu. Enzo’nun Bistrosu'nda, içeriye doğru açılan kapılardaydı gözü. Işığın tam olarak erişmediği gölgeli bir köşede masa istemişti. Şimdi orada oturmaktaydı. Aradaki mum titreşti. Hemen karşıda ise Rixon gelişi güzel oturmaktaydı.

"Maviye dönünceye kadar seni bekliyor olacağım," diye mırıldandı bir şarkı, Rixon. "Bundan başkasını hiçbir adam yapamaz. İblislerle birlikte direk – " Durdu ve kaşlarını kaldırarak ayağının altını işaret etti. "Cehennemden içmektesin. Onlarda en az senin kadar kazanmaya yakınlar."

Patch gülümsedi. "Yetenek Sizsiniz'e mi katılacaksın?"

Rixon onu masanın altından tekmeledi. "Neden burada olduğumuzu ve ne yapmak üzere olduğunu bana söyleyecek misin?"

Bir garson durup,  kahve bardaklarını bıraktı.

Patch bir yudum aldı. "Ne yapmak üzere olduğumu mu?"

"Her Perşembe saat sekiz gibi buraya – Enzo’du değil mi? – gelip duruyoruz. Neredeyse beş hafta oldu. Fark etmediğimi mi sandın?"

"Dört hafta."

Rixon tiyatroculara yakışır bir  şekilde gözlerini yuvarladı. "Delikanlı saymayı da bilirmiş."

"Güzel kahvesi var."

"İyi o zaman. Ama sorun şu ki sen onun tadını alamıyorsun. İkinci yalanı duyalım bir de."

"Atmosferi güzel."

Rixon’un gözleri şaşkınlık ile ışıldadı. "Buradaki kızların çoğu 20’den küçük. Neden kendi yaşına biraz daha yakın kuşları vurmuyorsun? Şöyle yedi yüz yaşına yakın olanları..."

"Kızlar için burada değilim." En azından bir kız hariç. Gözleri önce saate sonra kapıya döndü. Birazdan, az kaldı.

"Kızlar için burada değil." Rixon tekrarladı. "Kumar için, kavga, içki için burada değil. Bütün bu yüzden değilse, saygın itibarımızı burada harcıyoruz. Ya sen şu omzundaki küçük meleği dinlemeye başladın ya da kötü beynin ile yine planlar peşindesin."

"Ve?"



"Ve ben sonuncusu olduğuna iddiaya girerim.Benim bilmek istediğim ise bu kötü planın zayıf lise kızları ile takılmayı içerip içermediği?" diye sordu içeriyi göstererek.

Dışarıda tanıdık yağmur pencereleri dönerken, bir kız kollarını başına siper ederek içeriye girdi. Kapıyı normalden fazla uzun süre tuttu, arkadaşı da içeriye girince kapı kapandı ve titreyerek üzerindeki yağmurun etkisinden sakınmaya çalıştı.

Rixon hala sorularına kendi cevaplarını vermeye devam ederken Patch onu dinlemiyordu. Onun bütün konsantrasyonu iki ince kızdan kısa olanındaydı. Kızıl saçları ıslanmış, omuzları, dümdüz çenesi yukarıya doğru kalkmış, etrafına gezinen gözler ile bakıyordu. Kesinlikle kibir içermeyen hareketlerdi. Patch onu bunun başka bir şey olacağını bilecek kadar çok izlemişti. Patch onun bu hareketi için 'ketum, ihtiyatlı sağduyulu' kelimelerini kullanırdı.

Saçlarını toplayıp sıkınca yere birkaç damla su döküldü. Dökülen damlalara tebessüm ile baktı. Patch kızı bütün programını bilmese bile üzerindeki salaş kıyafetler ile spor salonundan geldiğini rahatlıkla söyleyebilirdi.

Onun hakkında fark ettiği şeyler listesindekilerden biri de, kızın egzersize ihtiyaç duyamayacak kadar yerinde bedene sahip olmasıydı. Sadece yanındaki sarışın diyet manyağı onu peşinden sürüklüyordu.

Garson kız, iki kızı da Patch’in bulunduğu yere doğru yönlendirince, Patch hemen beyzbol şapkasını yüzüne doğru çekerek kendini gizledi. Her seferinde kızın restoranda gelmesini izliyor ve onu görmediğinden emin oluyordu. Tipik olarak çenesine ellerini koyuyor ve sarışının çıktığı çocuklardan, mucize diyetlerden, fallarından bahsetmesini dinliyordu.
Hostes birden kızları onların yönüne doğru getirip, birkaç masa öteye oturtunca Patch aniden korkuya kapıldı. Az kalsın kahkahalar ile güleceği bir telaş duydu. En son ne zaman böyle delikanlı çocuk, platonik olduğu kıza yakalanacakmış gibi telaş duymuştu?

Ama güvenli bir şekilde bu oyunu oynamak zorundaydı. Hele şükür kendini kızıl saçlıya tanıttığı zaman, ilk tanışmaları sanki sıradanmış gibi olmalıydı. Kızın içini dışını bildikten sonra onun güvenine tırnak geçirecekti.

O zaman baltasını indirecekti.

Rixon yanılıyordu, omzundaki melekler çok uzun zamandır sessizdiler. Patch her türlü iyiliği yapmayı denemişti. Hepsini planlamıştı ama sonuç aynıydı: hep kendi istediği ile bitmişti. Bunca zamandan sonra en çok istediği şeye kavuşacaktı. Bir insan bedeni olacaktı. Bunu istediği için, plan yapmak zorundaydı. Ve planının kalbi birkaç adım ötede oturuyor, pipetiyle sudaki buzları batırmaya çalışıyordu.

Seni bilmiyorum ama bu ikinci yılımızda heyecanlı bir şeyler yapmaya başlamalıyız," dedi sarışın olan kızıla, yüksek sesle. "Daha fazla her şeye evet demek yok. Bu yıl resmen efsane olacak. Artık geri çekilmeyeceğim. Bir de bu yılı en iyi ne yapar biliyor musun Luke’a kancayı takmam. Şimdiden onu nasıl elde ederim planlarına başladım. Kendi telefon numaramı garaj kapısına kazıdım. Artık tek yapmama gereken arkama yaslanıp, beklemek."

"Tutuklanmayı mı bekleyeceksin?" dedi kızıl bütün suratını güzel bir sırıtma kaplamıştı. Böyle yapınca nasıl göründüğü konusunda bir fikri yoktu anlaşılan.

"Neyi tam olarak beğenmedin?"

"Ailesinin kara defterindesin kesinlikle. Yedi keredir, numaranı onun garajına kazımak sana çıkma teklif etmesini sağlamayacak."

Patch gözlerini ondan alamıyordu. Bir hafta kalmıştı en son. Bunu düşünmek, başlamaya ne kadar yakın olduğunu fark ettirdi. Chauncey’in uzun soyunda hele şükür bir kız olmuştu ve onu öldürmek Patch’e keyif getirecekti. O kızdan ne beklediğini bilmiyordu ama bunu beklemediği kesindi. Uzun bacaklar beklerdi ama ihtiyatlı bir yürüyüş. Biçimli, sadık özelliklere sahip bir figür. Ne çok yüksek ne de bu kadar zarif bir gülüş. Kızda her şey yerli yerindeydi.

Patch’in ağzının köşesi kıvrıldı. Onun bu ihtiyatlı tavrını kırmak için bir içgüdü duymaktaydı. Bu onun yanaklarını al al ederdi. İşte Patch bundan emindi.

"Belki bir dahaki sefere yazı ile gideriz," diye önerdi kızıl. "-Hey Luke bak bu benim beden ölçülerim.- Toplumun geri kalanında işe yarar."

   Sarışın olan nefes verdi ve elini boynunun altına koydu. "Boş ver. Zaten Luke riskli bir sevgiliydi. Bizim kendi kalitemizde birilerine ihtiyacımız var. Portland’a yolculuk yapmak gibi. İşte, kanka bu Marcie’ye iyi kapak olurdu. Sen ve ben kolejli çocuklar ile takılırken o  kaltak yüzücü mayosu ile yeni gelenlere salya akıtırdı."

Rixon sandalyesinde öne eğildi. "Vazgeçiyorum," diyerek Patch’in ilgisini çekti. Vaz-ge-çi-yo-rum. Neyin peşindesin?"

Patch kahvesinden bir yudum daha aldı. "Seninle iyi zaman geçirmenin."

"Görüyor musun, yalan söyleyince duygularımı incitiyorsun,"  dedi Rixon hayali göz yaşlarını siliyormuş gibi yaparak. "Aramızda özel bir şeylerin olduğunu sanıyordum. Sonsuza  kadar bu dünyada olmak aramızda bir bağ oluşturduğunu sanmıştım. Senin bir şeyler peşinde olduğunu biliyorum, gerekirse seni döverek bunu öğrenirim."

"Bırak gitsin."

"Severek ama sorun şu ki. Ben aptal değilim."

"Ama aptal gibi davranıyorsun."

"Doğru . Bunun için teşekkürler. Bilgin olsun diye söylüyorum aptal olmak ile aptal gibi davranmak arasında fark vardır."

"Birisinin araya bir çizgi çekmesi gerek."

Rixon ellerini masada birleştirdi. "Burada ne yapıyoruz – yani sıkıntıdan ölene kadar beklemek dışında? Ve şu üç dakikada bana açıkla yoksa senin o yapmacık sırıtan suratına yumruğu yapıştıracağım."

Sabret. Bu konuyu ancak gündeme getirdiğim zaman konuşacağım, dedi Patch arkadaşının aklına.

Birbirimizin hatalarını ortaya çıkaracağız, öyle mi? Cık cık cık. Bu hiç de nazik arkadaşlığımıza uymuyor. Üstelik senin hatalarına gelirsek, sen nasıl eğleneceğini unutmuşsun.  Neden şöyle iyi Nephillimler bulup terör estirmiyoruz? dedi Rixon.

Patch pekala cevap verecekken ilerideki masadaki konuşma ilgisini çekti.

"Neden okuldaki çocuklarda şeye benzemiyor? Şeye… şurada oturan ikisine. Tombala."

Sarışın kızın sesi havayı kucakladı. Patch iki tarafa da bakma şansını son anda elde etmişti. Kızıl saçlı kızın kafası ona doğru dönüktü. Sadece kafası değil , bakışları tam ve dolu bir şekilde ona bakmaktaydı. Rixon tam o sırada ellerini başının arasına aldı. Kızıl saçlının ağzı küçük bir O şeklini almış, ona bakıyordu.

Şey, işte bu onun planı için sakıncalıydı.

"Sana seni fena benzeteceğimi söylemiştim," dedi Rixon kahkaha atarak,  masaya vuruyordu.

Patch anında ayağına tekmeyi bastı.

Bacak arasına gelen darbeden kaçınamaya çalışan Rixon, kafasını sert bir şekilde duvara çarptı. Duvarın üzerindeki resim kırıldı. Cam büyük bir gürültü çıkardı.
Gözünün ucundan bakınca kızıl saçlının kafasının karıştığını gördü ve yanılmıyordu, bakışlarında tatmin olma da vardı… Bu Patch’i cesaretlendirdi.

Patch refleks olarak geri çekilince Rixon’un yumruğu omzunu geçti. O anda Patch diğer yumruğunu çenesine yapıştırdı. Sonra Rixon’un nefesini kesmek için bedenine saldırdı. Birkaç saniye sonra Rixon kendini korumak amaçlı yere düştü. Bir, iki. İki yumruk daha. Rixon avucunu kaldırıp pes edene kadar vurdu.

"Benim amcam gibi bağırmamı istiyorsun değil mi?" dedi Rixon sırıtarak. Bütün gecelerin içinde hele şükür eğlenebildiğinin farkındaydı.

Sarışın olan masadan kalkıp yanlarına geldi ve Rixon’a mendil uzattı. "Şuranda kan var biraz."

"Sağol, aşkım," dedi Rixon ve mendili alıp kanı silerken Patch’e göz kırptı. Sana yedi yüz yaşına yakın birisi istiyorum demiştim değil mi? dedi arkadaşının aklına. Aslında yedi yüz yaşında demek istemiştim, ne az ne çok.

Patch gözlerini sarışın kıza odakladı. Keşke ona akıl okus pokusu yapabilseydi de masasına yollayabilseydi diye düşündü ama bu Rixon’un ilgisini ve sorularını çekerdi. Yirmi dört saat. Rixon onun adını bile hatırlamayacaktır. Ama öbür yandan kız, onu kesinlikle hatırlayacaktı. Bir zorluk daha.

"Söyle bana aşkım," dedi Rixon. "Hiç Ducati’ye (motosiklet) bindin mi? Arka tarafa park ettim."

Sarışın olan şimdiden çantasını arka masaya fırlatmıştı. "Arkadaşının da motoru var mı? O da benim arkadaşım Nora ile ilgilenebilir."

Patch’in şaşkınlığı onunda el sallamasıydı.

"Vee," dedi kızıl olan uyarı ve şaşkınlık arası bir sesle.

Sarışın olan ona bakmadı bile. Rixon’a döndü. "İlk olarak birisi seni temizlemeli. Bu yaz bebek bakıcısı eğitimi almıştım. İş burun kanamalarına gelince, ben tam sana göreyim." Sarışın Rixon’ı tuttu ve onu unisex tuvaletlere yönlendirdi.

Rixon onu tutup sarmaladı ve yanaklarını okşadı. "Yolu göster hemşire... Vee’di değil mi?"

Patch inanılmaz bir şekilde kendini kızıl ile yalnız buldu. İki dakika önce planında her şey kontrol altındaydı. Şimdi sanki birisi Mark’ın kamyoneti ile planının ortasına dalı vermişti. Kızıl olan ona baktı ve yakalanınca hemen gözlerini kaçırdı. Ona korku ile bakıyordu. Patch merak etti acaba bu yeni tanıştığı herkese aldığı bir tavır mıydı?

Tutkunun garip savaşı Patch’in içinde başladı. Daha önce onu yanında tutmak, kaçmasını engellemek, tedirgin etmek istiyorken. Şimdi hep böyle olmasını ve onu tutmayı istiyordu.

Kızıl boğazını temizledi.  "Acaba arkadaşına saçlarını arkaya yatırmak için bu kadar jöle sürmesini kesmesini söyleyebilir misin? Eğer biraz daha jöle yada saç yağı alırsa artık üçüncü dünya ülkeleri onan mal almaya başlayacaklar."

Patch gülümsedi. Kızın gözlerinde bir merak vardı. Ve saçları, vahşi ve kabarıktı. Patch aniden o saç bandını alıp atmak , güzel saçlarının omzuna düşmesini görmek arzusuyla yandı. Ayrıca genetik, aradığı kişinin o olduğunu gösteren doğum lekesini bileğinde görmek istiyordu.

"Eh," dedi, "buralı mısın?"

Kızın gözleri içersini taradı ama sorusuna cevap verdi. "Öyle görünüyor. Peki sen…?"

"Ben Jev." Kızın ağzının kenarındaki kırışık ismin ne kadar sıradan olduğunu gösteriyordu. Bir çok insan bunu yapardı.

"Peki sen buralı mısın?" dedi. "Seni buralarda hiç görmemiştim."

"Pek görünmem," Dedi Patch

"Neden ki?"

"Çok soru soruyorsun."

Patch konuşmasının bitmesini istiyorsa, başarmıştı. Sersem gibi göründüğünü biliyordu ama derine inmeden bu işe son vermeliydi. Yinede böyle olmasına izin veremezdi. Fark etti ki eğer sessiz kalsaydı bu işten yırtacaktı, şimdi ise konuşmak zorundaydı. Kendini kızıla yaklaşırken buldu. Aralarında bir çekim vardı.

Patch nazikçe gülümsedi. "İş için buradayım."

"Ne tür bir iş?" diye sordu bir dakika sonra.

"Genetik üzerine. Uzun zamandır kayıp olan aile üyelerini arıyorum."

"Hangi aileyi arıyorsun?"

"Langeais."

"Öyle bir aile tanıdığımı sanmıyorum,’’ dedi kız.

"Desene çalışmalarımı kısa kesmek zorunda kalacağım," dedi gülümsemesini bastırmaya çalışarak Patch.

"Ne kadar burada kalmayı planlıyorsun?"

"Gerektiği kadar uzun." Sanki komplo kuruyorlarmış gibi baş başa verdiler. Patch olabildiğince yaklaştı. "Eğer bana etrafı gösterebilecek bir tur rehberim olsaydı işlerim hızlanabilirdi."

Kuru bir gülümseme kızın yüzüne yansıdı. Konunun nereye geldiğini biliyormuş gibi. "Şanslısın. Vee mükemmel bir rehberdir."

Şaşkınlığını hemen sakladı. "Ben kızıl olanları tercih ederim."

Pişmanlıkla ellerini salladı. "Kızıl kimseyi tanımıyorum üzgünüm."

"Bu sabah aynaya bakmadın mı?"

Kız ellerini ağzına getirdi ve dudağı ile oynayıp, dikkatini dudaklarına çekmesini sağladı. Ona merak ile yakınlaşırken Patch etrafın bir tünel gibi kaybolduğunu fark ediyordu. Bir bölümü çok uzun zamandır kaybettiği şeye odaklanıyordu. Onun yanında olmaktan memnun olduğunu fark etti. Bu dalgacı konuşma onda daha fazlasını uyandırıyordu.

Bir kalp atışı sonra, "baktım ama en son baktığımda bana esmer diyorlardı,’’ dedi.

Patch güldü, bir yandan kızın ne oyunu oynadığını çözmeye çalışıyordu. "Belki gözlerini göstermelisin."

"O zaman bu üç gözün, iki boynuzun ve ön dişlerindeki gereğinden fazla sarı dişlerin nedenini açıklıyor." Başını yana eğdi ve gözlerini devirdi.

Patch sırıtmaya başladı. "Yakalandım. Kabul ben bir canavarım. Jev de benim zararsız ama aldatıcı –ve son derece yakışıklı- ikinci benliğim."

"İşte bundan eminim."

"Bu bir üstünlük taslama mıydı?"

Patch’in bu tespitti, onu zamansız yakaladı ve kızardı. Gözlerini cevirerek etrafına baktı. "Sence bir burun kanamasını durdurmak bu kadar uzun sürer mi?"

"Yaptıkları tek şeyin bu olduğunu sanmıyorum."

Gözleri şok ile aralandı. Onunla dalga geçip geçmediğini anlamak için yüzünü aradı. Dalga geçmiyordu. "Belki gidip kapıyı çalmalısın," diye önerdi kız.

Bu öneri Patch’i harekete geçirmedi. Bazı şeyleri bitirmeye niyeti yoktu. Bu düşünce onu duraklattı. Uzun zamandır böyle heyecan duymamıştı. "Fark etmez. Onu oradan çıkartacak tek şey birisinin Ducati’sini başlatmasıdır. Onu dışarıya ancak böyle çıkarırsın."

"Yani onun motorunu mu almamı söylüyorsun?"

"Daha çok, benim almamı söylüyorum." Fikrin oluşmasını ona bıraktı.

"Seninle gelmemi mi istiyorsun, neden?"

Böylece hafızanı silebilmek için seninle yalnız kalırım. Dürüst olmak gerekirse onunla yalnız kalmalıydı. Nokta. Bakışları kızın dudaklarına kaydı, onu öpmenin hayalini kurdu. "Ayrıca daha önce Ducati kullandığını sanmıyorum."

Çenesini kızgınlıkla kaldırdı. "Nereden biliyorsun?"

"O motoru kullanmak, bir kere bile olsa yeter. Kancayı takarsın."  Çıkışı gösterdi. "Şimdi ya da asla."

"Üç dakikadır tanıdığım çocuklar ile kaçmam."

"Peki, şey yirmi dakikadır tanıdığın çocuklara ne dersin? Kaçmak için yeterli mi?"

Patch’i şaşırtan bir kahkaha attı. İyi bir gülüştü. Onu bir daha güldürmek istedi.

"Aslında öyle bir çocuğun hiç şansı yok. Yirmi, uğursuz sayımdır."

"Ve şanslı olan sayın?"

Cevap vermemek için dudağını ısırdı.

Patch Rixon’un burnunda tuvalet kağıdı ile çıktığını gördü. Nora’nın arkasında duruyordu. Bu Rixon için bile baya hızlıydı.

"Bir ile on arasında mı?" dedi gelen ilham ile.

"Evet," dedi Nora.

"Arkanda sayıyı tut ve ben tahmin edeyim. Eğer doğru tahmin edersem sen ve ben bir sürüş yaparız. Bu akşama olmak zorunda değil. Bir daha ki sefere sana gezmeyi önerirsem, basitçe evet dersin."

"Bir ile on arası tahmin edeceksin değil mi? Sorun değil," dedi bir dakika düşündükten sonra.

Kaç parmağı havada? diye sordu Rixon’a.

Onu duyan Rixon başını kaldırdı ve gülerek ona baktı. Seni beş dakika bırakıyorum hemen etekleri kovalamaya başlıyorsun.

Parmaklar?

Ben ne kazanacağım?

Bir dahaki sefere kavga edersek kanayan taraf ben olurum.

İzin mi veriyorsun yani? Sana geçen dişlerini döken kişinin ben olduğumu hatırlatırım, dedi Rixon sessizce gülerek.

"Eh," dedi kızıl. "Telepatik özelliklerin mi paslandı?"

Yarın gece sen seç, dedi Patch

Her şey olur mu? Genç Nefilimleri korkutmada dahil.

Patch iç geçirdi. Her şey.

İyi o zaman dostum. Sekiz parmağını havada tutuyor. Flörtü kısa kes olur mu? Vee ile cennete geçen kısa süre bana yetti bile. Gidelim.

Patch gözlerini sahte bir konsantrasyon ile  kapattı ve hemen açıp kızıla baktı. "Diyelim, diyelim… Sekiz," dedi sanki emin değilmiş gibi

Kızılın ağzı açık kaldı. "Hadi oradan."

Patch kendinden memnun gülümsedi. "Bu ne demek biliyorsun. Bana bir sürüş borçlusun, Nora."

Onu tehdit eder gibi soğuk davranmak istemişti ama öyle olmadı. Kızılı tercih ederdi. İsimler tehlikeliydi. Duygu işlerini düşünmüyordu. Güzel bir kızla uğraşıyordu sonuçta, ama bir kere gardı inik yakalanmıştı.

"Hile yaptın."

Gülümsemesi genişledi. Kızın sesi hayal kırıklığını yansıtmıyordu. O da bunu istiyordu.

Omuz silkti. "İddia iddiadır."

"Bunu nasıl yaptın ki?"

"Belki telepatim düşündüğün gibi paslanmamıştır."

Rixon yanına geldi. "Hadi kendimizi yola vuralım Jack."

‘’ Vee nerede?’’

Vee tuvaletten geldi. Dudaklarında hayali bir gülümseme vardı.

"Bir gülümseme ile orada. Geldiği yerde çok var onlardan," dedi Rixon, kızıla.

"Ağır ol," dedi Patch, Rixon’ın kız üzerine ilgisini çekmek istemiyordu ama bir yandan kızılı kendine saklama niyetindeydi.

Kızıl ne olduğunu anlamamış bir şekilde gözlerini kırpıştırdı. "Yani, seni buralarda görürüm."

"Kesinlikle," dedi Patch. Düşündüğünden yakın görüşeceklerdi. İki kıza da hoşça kal dedi.

Eğer bir iki ay önce olsaydı bu harika olurdu ama şimdi kızın hafızasını silmek zorundaydı. Keşke onu hatırlatabilseydi. Onun hatırlamasını isterdi. Onu büyülemek istiyordu, bunca aradan sonra ilk defa böyle bir şeyi yaşıyordu. Sadece onu öldürmek zorunda olduğu içinde değildi. Eğer bunu bilseydi ondan nefret eder miydi?

Bir kere onu öldürdüğü zaman insan bedenine kavuşacaktı. Bu kadar basitti. İşleri karıştırmanın anlamı yoktu. Düşünmeden bir anlık ona özel olarak bakmak için arkasını döndü. Onu şaşırtan şey kızında ona bakmasıydı. Gri gözlerindeki dökülememiş sorular Patch’i avlayacaktı.



İlk Defa Ön Okumalarda
 ONOKUMALAR.COM
 
Ceviren : Buket Kayhan – Ufuk Cem Çakır’ın katkısıyla

Cevirinin üzerinde kesinlikle oynamayınız. İzinsiz , link , alıntı ve cevirmen adı belirtmeden ön okumanın alınması , yayınlanması yasaktır! 

© 2011 www.onokumalar.com All Rights Reserved /Bütün Hakları Saklıdır.

 Lütfen kaynak belirtmeden kullanmayınız.

Benim kaynağım ise: Hush Hush (Fısıltı) Serisi 

Serinin Kitapları:

1. Fısıltı (Hush Hush)
2. Çığlık (Crescendo)
3. Sessizlik (Silence)
4. Final (Finale)

6 yorum :

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sonradan başka bir zaman Patch Nora'nın yanına gidip hafızasından silmiş olabilir :)

      Sil
  2. benim anlamadığım bu ve patch'in mektubu kitapta yoktu nasıl oluyor pek bilemiyorum açıklayabilir misin? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece yurt disindaki ozel baskilarda bulunuyorlar :)

      Sil
  3. Seriyi yeni bitirdiğimden bu yazıyı da yeni gördüm çeviren kişiye sonsuz tesekkurler mükemmel iyiki okumuşum siteye de bayılıyorum haftalardır okuyacak kitap ararken buradan 10 dan fazla okuyacak kitap buldum. Çok çok teşekürlerr :D

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...