11 Mayıs 2013 Cumartesi

GREGOR Yeraltı Günlükleri Serisi - Tanıtım & İnceleme

    #1
   Yazın başıdır ve on bir yaşındaki Gregor dışında herkes yaz kampındadır. Gregor, babasının New Yorktaki evlerinden çıkıp kaybolmasından beri küçük kız kardeşlerine bakmaktadır. Özellikle de iki yaşındaki kardeşi Bota. Evlerinin bodrumunda çamaşır yıkarken, Bot bir hava boşluğunun içine düşüp kaybolur ve Gregor da onun arkasından gider. Artık Yeraltındadırlar ve onları bambaşka bir dünya beklemektedir…
   #2
   Gregor bu kez, New Yorkun Yeraltı diyarına ait başka bir kehanette anahtar bir rol alacaktır. Bu kehanet, uğursuz bir fare olan Felaket hakkındadır. Yeraltındakiler Gregoru geri getirmek için küçük kız kardeşi Botu kaçırırlar. Gregor, kendine bağlı yarasa arkadaşı Ares ve huysuz prenses ile birlikte, Botu ve Felaketi aramaya başlar. Gregor eğer kehaneti zamanında tamamlayamazsa ne kendi hayatı ne de Yeraltı dünyasındakilerin hayatı bir daha aynı olacaktır…
   #3
  Gregor ve Bot’un Yeraltı ülkesine geri dönmeleri ve orada yaşayan canlıların bir salgından kurtulmalarına yardım etmeleri gerekmektedir. Salgın hızla yayılmaktadır ve hastalığın kendi ailesinden birine de bulaşmasıyla birlikte, Gregor, Kan Kehaneti’ndeki rolünü gerçekten anlamaya başlar. Gregor’un bütün sıcakkanlı canlıların yaşamını tehdit eden biyolojik savaşı sonlandırmak için Yeraltı’ndaki etyiyen bitkilerin bulunduğu bir bölüme gitmesi gerekecektir…
   #4
  Gregor ile Botun, yakalandığı salgın hastalıktan sonra tedavisi sürmekte olan annelerini Yeraltında bırakarak evlerine dönmelerinden beri birkaç ay geçmiştir. Gregor ve ailesi annelerinin sağlık durumu hakkında düzenli olarak bilgilendiriliyor olsalar da, hepsi Yeraltının geleceği bakımından önemli bir rolü olan Savaşçının, yani Gregorun oraya geri dönmesi gerektiğinin farkındadır. Gregor ve artık konuşmayı iyice öğrenen küçük kız kardeşi, hamam böceklerinin fahri "prensesi" Bot, bir başka prenses olan 12 yaşındaki Luxa ve sıçan Ripred güçlerini birleştirirler. Sıçan ordusuna karşı Yeraltını ve zavallı "Kemirenler"i, yani fareleri savunmaları gerekecektir...
   #5
   Herkes Gregorun Zaman Kehanetini görmesine engel olmaya çalışıyordu. Çünkü son kehanette savaşçının ölmesi gerektiğinden söz ediliyordu. Adı geçen savaşçı da elbette Gregordu.
Hızla yaklaşan bir sıçan ordusu varken ve zaman hızla tükenirken Gregorun cesaretini toplayıp Regaliayı savunması ve ailesini sağ salim evlerine ulaştırması gerekiyordu. Ortada bir şifre, yeni bir prenses ve bütün savaşları sona erdireceği düşünülen bir savaş vardı.



Açlık Oyunları'nın yazarı Suzanne Collins'ten yeni bir seri daha! 11 yaşındaki Gregor'un yeraltına düşme ve kehanetleri gerçekleştirme macerasını yaşadığı bu seri toplam 1540 sayfa. Bana kalırsa gayet akıcı, kolay okunabilen bir kitap. Ama sürükleyici olmasının yanı sıra biraz çocuksu buldum, Suzanne Collins'ten bekleyeceğim bir seri kalitesinde değildi. Ama ben yine de çok keyif alarak okudum. Bazı kısımlar yapmacık geldi Açlık Oyunlarının yanında aşırı sönük ve çocuksu kalmış. Sürükleyici olduğu için 4 puan vermeyi düşünüyordum ama Açlık Oyunları'nı düşününce 3,5 Puan vermeye karar verdim. Çocuksu olmasına rağmen okunabilir bence güzeldi. Yorumlarınızı beklerim :) Puanım: 3,5


7 Mayıs 2013 Salı

Alaycı Kuş (The Hunger Games.3) Tanıtım & İnceleme

   Bütün engellere rağmen, Katniss Everdeen Açlık Oyunları’ndan iki kez sağ çıkmıştır. Ama şimdi kanlı arenadan sağ çıkmayı başardığı halde hâlâ güvende değildir. Capitol kızgındır. Capitol rövanş istemektedir. Uğradıkları bozgunun bedelini ödetmek istedikleri kişi kimdir? Katniss. Daha da beteri, Başkan Snow başka hiç kimsenin de güvende olmadığını açıkça belirtmiştir. Ne Katniss’in ailesi, ne arkadaşları, ne de 12. Mıntıka halkı. 


   Daha çok savaş konusunun öne çıktığı Alaycı Kuş, Açlık Oyunları serisinin son kitabıdır.  Ben bu kitabı ilk ikisi kadar sürükleyici bulmadım ama en az 1 ve 2. kitaplar kadar acıklıydı :( #Spoiler#  13. Mıntıka'nın ortaya çıkışını öğrendiğimde çok şaşırmıştım ve Katniss'in kardeşi öldüğünde çok ağlamıştım. Ayrıca Gale'den sonunda neredeyse hiç bahsetmemişler, geçiştirme gibi olmuş. Bunların o kadar geçmişi falan vardı, hadi Katniss neyse de Gale de gelip hiç bakmamış mı orası saçma gelmişti. Serinin ilk iki kitabını daha çok beğenmiştim, daha sürükleyiciydi. Bu kitap biraz daha savaş gibi oldu böyle.
Puanım: 4   GoodReads Puanı: 4
Sayfa Sayısı: 416   Yayınevi: Pegasus   Yazar: Suzanne Collins




Ateşi Yakalamak (The Hunger Games.2) Tanıtım & İnceleme



CAPITOL MUTSUZ, HUZURSUZLUK ARTIYOR, ATEŞLE DANS EDEN KIZ BİR KIVILCIM YAKTI,
YERİN ALTINDAN YÜKSELEN İSYAN ŞİMDİ PATLAMA NOKTASINDA!

KIVILCIMLAR PARLIYOR, ALEVLER YAYILIYOR VE CAPITOL İNTİKAM İSTİYOR.



1. kitapta kurnaz fikriyle Açlık Oyunlarını ilk defa 2 kişinin birden kazanmasını sağlayan Katniss, Peeta'yla kötü bir kaderi paylaşıyorlar: Çeyrek Asır Oyunları. Her 25 yılda bir yapılan Çeyrek Asır Oyunları ana karakterlerimizin senesine denk geliyor ama #Spoiler# ikilimiz bundan da sağ çıkmayı başarıyor. Ve aralarındaki çekim gittikçe artmaya başlıyor. 1. kitabın daha güzel olduğunu düşünüyorum ama The Hunger Games serisinin 2. kitabında da heyecan devam ediyor. Ben sürükleyici buluyorum ve yorumlarınızı beklerim :)

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,3
Sayfa Sayısı: 400   Yayınevi: Pegasus  Yazar: Suzanne Collins

Açlık Oyunları (The Hunger Games #1) Tanıtım & İnceleme


   ETKİLEYİCİ BİR FANTASTİK DÜNYA, BİTMEK BİLMEYEN BİR AKSİYON
AÇLIK OYUNLARI’NDA BİR SONRAKİ SAYFAYA GEÇMEK İÇİN SABIRSIZLANACAKSINIZ

    ETRAFINIZDAKİ BAŞKA HERKES SABAHI GÖREMEYECEĞİNİZDEN EMİNKEN VAHŞİ BİR ORTAMDA KENDİ BAŞINIZA HAYATTA KALABİLİR MİSİNİZ?


   KAZANMAK ÜN VE TALİH, KAYBETMEK İSE KESİN ÖLÜM ANLAMINA GELİR.
BU OYUNUN GALİBİNİN KARNI DOYACAK KAYBEDEN İSE ÖLÜMLE TANIŞACAK…
AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN . . .


Spoiler İçerir
   Ben bu kitabı okuyalı uzun bir süre oldu o yüzden ayrıntılarını tamamen hatırlayamıyorum ama en iyi hatırladığım sey uzun bir süre boyunca "bu hayatımın en güzel kitabıydı" düşüncesiyle gezmiştim. Konusu ve etkileyici anlatımıyle Suzanne Collins'in büyüleyici serisinin ilk kitabı "Açlık Oyunları". Sürükleyici olmasının yanı sıra elinizden bırakmamanızı sağlayan bir etkisi de var. Bu kitapta Peeta ve Katniss'in açlık oyunları aracılığıyla tanışmaları ve bazı fikirleri sonucu ilk defa yarısmayı iki kişinin birlikte kazanması sağlıyorlar. Benim puan kırabilecek bir eleştirim yok ama sizin yorumlarınızı bekliyorum :)

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,43
Sayfa Sayısı: 384        Yayınevi: Pegasus     Yazar: Suzanne Collins

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Final (Hush Hush #4) Tanıtım & İnceleme

   Nora ve Patch tüm sorunların geride kaldığını düşünmektedir ve genç kız, kovulmuş meleğe karşı hissettiği sevgiden her zamankinden daha emindir. Kovulmuş melek olsun ya da olmasın hayatının aşkı odur. Kökenleri ve kaderleri, birbirlerine düşman olmalarını gerektirse de Nora, Patch'e sırtını dönmeyecektir fakat ikisi de son bir tehlikeyle yüzleşmek için güçlerini toplamalıdır. Hank ölmüştür ve istemeden de olsa Nefilim ırkının lideri olan Nora onun başlattığı işi bitirmek zorundadır. Bu da kovulmuş melekleri, yani Patch'i yok etmesi gerekeceği anlamına gelmektedir. Böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğinden, Patch ile birlikte bir plan yapar. Amaçları savaşı daha başlamadan bitirmektir.

  Fakat bazen en iyi hesaplanan planlar bile ters gidebilmektedir. Nora yeni görevine alışmaya çalışırken hiç beklemediği bir şekilde, bağımlılık yapıcı bir güce kapılmaktan kendini alıkoyamaz.
  Savaş hatları çizilirken Nora ve Patch hangi tarafta yer alacaktır? Aralarındaki farklılıklarla yüzleşirken bunları ya görmezden gelecek ya da uğruna savaştıkları sevginin yok olmasına sebep olacaklardır. Nihayetinde aşkın bile üstesinden gelemeyeceği engeller yok mudur?


Fısıltı serisinin 4. kitabı: Final. Bu son kitap hepimizi ağlatır bence.   #Spoiler#  Gerçekten duygusaldı özellikle Patch'in cehenneme gittiği ve Scott'ın öldüğü bölümler. Tabii Vee'nin de Nefil olduğunu öğrendik ayrıca Scott ile birlikte olan Vee'nin de geleceği karışık bir hale geldi. Tabii ki kitabın sonu birçok yönden iyi bitti denebilir ama Marcie Millar'ın ölümüne iyi ya da kötü yorumları yapmıyorum. Becca bu kitabı gerçekten aşırı duygulu tasarlamış kitap bittiğinde 1 saat ağladığımı hatırlıyorum. Klasik bir Hush Hush serisi kitabı olarak bu da çok sürükleyici ve etkileyiciydi. Serinin bitmesi beni çok üzdü hala tekrar tekrar okuyasım var. Yine 5 veriyorum okunması gereken bir seri.. :)

Puanım: 5    GoodReads Puanı: 4,23
Sayfa Sayısı: 416        Baskı Yılı: 2012        Yayınevi: Pegasus

Sessizlik (Silence) (Hush Hush #3) Tanıtım & İnceleme


   Geride sadece sessizlik kaldığında gerçek duyulabilir mi?

   Patch ve Nora arasındaki çığlık, yerini sessizliğe bırakmıştır. Patch’in karanlık geçmişindeki sırların üstesinden gelmiş… birbirinden tamamen farklı iki dünya arasında bir köprü kurmuş… ihanet, sadakat ve güven duyguları zorlu sınavlardan geçmiştir. Ve bütün bunlar, cennet ve dünya arasındaki sınırları aşan bir aşk uğruna göze alınmıştır. Birbirlerine duydukları sarsılmaz güven haricinde hiçbir şeye sahip olmayan Patch ve Nora, uğruna çaba harcadıkları her şeyi ve aşklarını paramparça edebilecek bir güce karşı umutsuz bir savaşa başlarlar...


 Spoiler İçerir

   Hush Hush Serisi'nden beklentilerimiz bir kez daha karşılık buldu. Çığlık kitabında da söylediğimiz gibi Melek-Nefil savaşımız devam ediyor. İki kitapta da ihanet görüyoruz ayrıca Sessizlik'te Nora-Patch arası biraz yumuşuyor, Scott korunmak için bir süreliğine uzaklaşıyor ve maceramız kaldığı yerden devam ediyor.


   Rixon'ın darbesiyle hayal kırıklığına uğrayan yakışıklı Patch'imiz Nora'nın güvenini tekrar kazanıyor ama maalesef bu aşklarını bir arada tutmaya yaramıyor ve savaş tohumları ekiliyor. Vee, Rixon tarafından yediği kazığı çabuk atlatıyor ve normal hayatına devam ediyor. Heyecanlı biten sonu ve sürükleyici anlatımı ben de kitabı tekrar tekrar okuma isteği uyandırıyor. Her zamanki gibi 


Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,24
Sayfa Sayısı: 416   Yayınevi: Pegasus   Yazar: Becca Fitzpatrick


Çığlık (Hush Hush #2) - Tanıtım & İnceleme


 Nora Grey'in hayatı mükemmellikten hâlâ çok uzaktadır. Hayatına kastedilmiş olması hoş bir deneyim olmasa da en azından bu durumun içinden bir koruyucu melek sahibi olarak çıkmıştır. Gizemli, çekici ve muhteşem bir koruyucu melek. Ama Nora'nın hayatındaki yerine rağmen, Patchin hareketleri kesinlikle meleksi değildir. Hatta her zamankinden daha anlaşılmaz görünmektedir;
tabii bu mümkünse.

  Hayatındaki gerçeklerin ne olduğunu umutsuzca öğrenmek isteyen Nora, cevaplara ulaşabilmek için kendisini giderek tehlikeli hale gelen durumların içerisine sokar. Ama belki de bazı şeyler olduğu gibi bırakılmalıdır, zira gerçek, güven duyduğu her şeyi ve herkesi yok edebilir.


Spoiler İçerir
  1 numaralı serimiz Hush Hush'ın 2. kitabı Çığlık başımızı kaldıramayacağımız kadar sürükleyici. Kitaba yeni gelen karakterimiz; yakışıklı Scott bir nefil ve bir örgüt üyesi. Nefil-Kovulmuş Melek Savaşını başlatan kitap seri bitimine kadar bu konuyu ele alıyor.

  Bu kitapta Patch ve Nora'nın arası bozuluyor ve Patch, Marcie ile yakınlaşıyor. Sonradan öğreniyoruz ki düşündüğümüz gibi değil ve kitabın sonuna doğru nedenler ortaya çıkıyor. Hush Hush serisine yakışan çok güzel bir kitap olmuş tabii ki tam puan :)

13.01.2014 Güncelleme Notu:
Nasıl bir Husher'mışım abi ilk okuduğumda. Şimdi bu yorumu okuyunca kendime gülüyorum resmen. "çok güzel çok şeker oowwww yeah" demişim kısaca. Yani tamam bu seriye bayılıyorum ama insan biraz tarafsız yorum yazar değil mi? Bu ne böyle ilk defa şeker yiyen çocuk gibi? :D

10.12.2014 Güncelleme Notu
Aaah ahh, şu ergen konuşmaları gibi yaptığım yorumlar ne kadar da yüz kızartıcı. Siz de takmayın gülün geçin. Ben kitabı yakın zamanda 5. kez falan okursam buraya yenilenmiş bir yorum yazacağım. Sevgiler :D

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,12
Sayfa Sayısı: 408   Yayınevi: Pegasus   Yazar: Becca Fitzpatrick


5 Mayıs 2013 Pazar

Fısıltı (Hush Hush #1) Tanıtım & İnceleme

 
    KUTSAL BİR YEMİN
    KOVULMUŞ BİR MELEK
    YASAK BİR AŞK...



   Kovulmuş bir meleğe âşık olmak…
 

  “Bütün sınıf arkadaşlarımın isimlerini biliyordum… biri hariç. Yeni öğrenci… Arkamdaki sırada, serinkanlı siyah gözleri karşıya sabitlenmiş bir hâlde kaykılmış oturuyordu…
 

   Siyah gözleri beni âdeta delip geçiyordu. Dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı. Kalbim bir an tekler gibi oldu ve o bir anlık duraksamada, kasvetli bir karanlık duygusunun bir gölge gibi üzerime örtüldüğünü hissettim. Bu duygunun kaybolması sadece bir an sürdü, ama ben hâlâ ona bakıyordum. Gülümsemesi dostça değildi, bela kelimesini heceleyen bir gülümsemeydi. Ve vaat doluydu.”


  Başlangıç olarak okuduğum en iyi kitaplar sırasının başlarında geliyor.  Bir kitap tavsiyesi istiyorsanız tavsiye edebileceğim en iyi kitap serisi diyebilirim. Vampirler, kurt adamlar gibi klişeleri ( klişeyi kötü anlamda kullanmıyorum, zaten ben tam bir fantastik okuyucuyum.) atlayıp, melekler ve nefillerin dünyamızdaki yerini anlatan duygusal bir kitap. Basroldeki şirin kızımız Nora'nın Patch adındaki kovulmuş melekle arasında geçen aşkı Marcie isimli düşmanı sayılan arkadaşı, Vee isimli en yakın arkadaşı ile renklendirilen çok sürükleyici bir kitap. Okumam sadece birkaç saatimi almıştı ve çok etkisinde kalmıştım 5 üzerinden 10 puan verebilsem verirdim, kırabileceğim hiçbir yanı yok :) İş spoilera gelince belki cok azıcık anlatabilirim ama kitabı okumadan spoiler okumanızı tavsiye etmem bütün eğlencesi kaçar.. #Spoiler: Yani aslında anlamadığım bazı kısımlar olduğunu inkar edemem. Patch "fikrimi değiştirdin" deyip duruyordu ama sonra kızı o motel odasına öldürmek için götürdüğünü itiraf etti. Hani fikrini değiştirmişti ya? Sonra bi de orada ona aşık olduğunu da söyledi ama onu oraya öldürmek için getirmişti yani kız öğrenince mi aşık olduğunu farkedip sana zarar vermem dedi.? Her neyse ya bir de Elliot'a acısam mı nefret mi etsem bilemedim.. 

Yani kısaca çok güzeldi bu kitap. Bu türü sevenlere gönül rahatlığıyla önerebilirim. Gerçi her okuyan sevmiyor bu kadar. O yüzden sanırım buradaki tavsiyem biraz güvenilmez olabilir :D
 
Puanım: 5    GoodReads Puanı: 4
Sayfa Sayısı: 416   Yazar: Becca Fitzpatrick    Yayınevi: Pegasus



Bu fanmade trailerı beğendim ! :)

Küçük Mucizeler Dükkanı (Blossom Street #1) - Kitap Yorumu


  " Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim... Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim..."



    Serinin ilk kitabı olan bu kitapta birbirinden farklı 4 kadın basrol alıyor: Lydia, Alix, Jacqueline ve Carol. 4 farklı bakış açısından yazılan kitap bizi hayatın gerçekleriyle yüzleştirirken bu 4 kadının da hayat hikayelerini, çektiği ve yaşadığı sıkıntıları yakından görmemizi sağlıyor. Kitabı her şekilde tavsiye ediyorum ve kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum ama benim genelde favorim doğaüstü fantastik türler olduğu için bana biraz sıkıcı geldi. Ama yine de kısa sürede bitirdim. Konusuna rağmen sürükleyici bir anlatımı var. Benden 4 puan alır.Yorumlarınızı bekliyorum :)

Puanım: 4   GoodReads Puanı: 4
Sayfa Sayısı: 480   Yayınevi: Martı Yayınları   Yazar: Debbie Macomber

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Oniks Taşı Hakkında

   Oniks, siyah ve opak bir yapıya sahiptir. Gösterişten uzak sade bir taştır. Kadın erkek kutuplaşmasını dengeler ve ilişkileri kuvvetlendirir. Kişinin bağımlılıklarından kurtulmasına yardım eder. Enerji desteğini sağlar. Kemiklere, ilik yapımında faydalıdır. Otokontrol mekanizmasını harekete geçirir. Duyulan kaygıları yok eder.
   Biliyorum kitapla pek alakası yok yazdıklarımın ama taş hakkında tüm bildiklerim bunlar. Genelde yüzük ve tesbih yapımında kullanılmış. Bazen kolye ayrıntılarında da kullanılabiliyor. İşte bulabildiğim en iyi resim, küçültüp koyuyorum :/

Opal (Lux.3) Tanıtım & İnceleme

  
  Daemon'ın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

  Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

  Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

  Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.

  Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.


(SPOİLER İÇERİR)

Ne diyebilirim ki?! Jennifer hepimizi yine dehşete düşürdü. Ama nedense bu kitap beni diğerleri kadar sarmadı. Olaylar biraz tekdüze ve tahmin edilebilir gidiyordu. Heyecan seviyesi düşük tutulmuş, duygular ön plana çıkmıştı. (Bir şikayetim olduğundan değil tabii ki Daemon forever) Bunun dışında Daemon azalmış öküzlüğüyle beni şaşırttı, çünkü zayıf noktalarını açığa vurmaya başlıyor. Bana kalırsa Opal, Origin'e hazırlık kiabı gibi olmuş çünkü kitabın sonuna kadar önemli bir olay olmuyor. Son bölüm ise Origin başlangıcı gibi. Demek istediğim Opal Origin öncesi novella gibi oldu biraz, aksiyonu düşük buldum. Bunun dışında romantizm bir harikaydı. Daemon Katy'ye iyice bağlandı ve kitabın sonu tamamen... yürek burkucuydu. Daemon için çok üzüldüm ve Katy için de tabii ki ama Daemon'ın durumu Katy'den daha kötü bence. O son bölümü resmen ağır çekimde okudum ama Blake'i tüm kitap boyunca iyi gibi gösterdiler, kitabın sonunda şeytan gibi. En azından bir "özür dilerim, gerçekten, beni zorladılar" gibisinden bir şeyler deseydi. Çünkü Katy'nin Blake'e üzülme sebebi doğruydu, sadece karmaya kurban giden gençlerden biri, gibi yani. Kitabın sonu sağolsun yaşama zevkim falan kalmadı ama kitap serinin diğer kitapları kadar beklentimi karşılamıyordu açıkçası. Daha maceralı bir şeyler beklerdim okurken biraz sıkıldım "Hadi bi'şeyler olsun artık" diye diye kitabın sonunu getirdim (bir şeyler de oldu yani) ama sanırım Origin'de harekete yeterince doyacağız.


  Ön okuma:  https://www.facebook.com/notes/dex/lux-3-opal-%C3%B6n-okuma-jennifer-l-armentrout/547959315263971?ref=notif&notif_t=notify_me
 
 Puanım: 4   GoodReads Puanı: 4,5
Sayfa Sayısı: 420   Baskı Yılı: 2013   Yayınevi: DEX

Oniks (Lux #2) Tanıtım & İnceleme


   Daemon’la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!)gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada. Eğer Daemon’ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler.Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon’a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?! Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.


  Maskelerin arkasına gizlenen kişilerin gerçek yüzlerine dikkat edin! Savunma Dairesi'yle başları belaya giren çiftimizin maalesef bu sefer kurtulamayacakları kadar büyük.. Kitap aynen 1. kitaptaki gibi ortalarda heyecan kazanmaya başlıyor. Ama iyi bir haberim var Daemon ve Katy'nin arası gittikçe iyiye giderken şirin uzaylı arkadaşımız Dee'yi kötü bir kader bekliyor. "Opal" ile devam eden serimizde ihanet ve acımasızlık öne çıkmaya başlıyor. Heyecan dorukta ve bu maceranın sizi nereye götüreceğini merak ediyorsunuz. Küçük bir uyarı: Kitabı bitirdiğinizde "Nerede benim Opal'im" diye çığlık atabilirsiniz. Ve bazı karakterlere lanet okuyabilirsiniz.

(Spain Cover)
   Spoiler: Mesela Blake'e. Opal'de geri döneceğini tahmin ediyorum ve bu durumdan hiç hoşnut değilim. Biliyorum, her şeyi zorunda kaldığı için yaptığını düşünenler var ama bana kalırsa hiç de öyle değil, bir insanı iradesi dışında bir şeyler yapmaya zorlayamazsınız kendini teslim etmediği sürece her zaman bir çıkış yolu vardır. Ayrıca sanırım Dee ve Katy'nin arkadaşlığı bu kitapta son buluyor, tabii ki sadece tahmin işin aslını bilmiyorum. -Umarım yanılıyorumdur- Ve.. ah Dawson. Gerçekten o ve Bethany'ye olanları çok merak ediyorum. Puan kıracağım hiçbir yeri yoktu, bu harika seriye tekrar 5 puan :)

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,45
Sayfa Sayısı: 396   Baskı Yılı: 2013   Yayınevi: DEX

Obsidiyen Taşı Hakkında

    Geçen gün arkadaşlar bana Katy'nin obsidiyen kolyesinin nasıl olduğunu obsidiyen taşının neye benzediği hakkında bazı sorular sordular. Bunun üzerine ben de sizlerle paylaşmanın yararlı olacağını düşündüm.
    Oniks kitabının kapağında Katy figürünün taktığı kolye obsidiyenmiş gibi gösterilmiş ama normalde obsidiyen taşı siyah-mavi arası farklı renklere sahiptir. Bedenin elektriğini boşaltmak için uygun bir taştır.Stresi hafifletir. Depresyona ve karamsarlığa iyi gelir. Kızgınlık ve öfkeyi dindirir. kaygıyı azaltır ve bilinç altındaki negatif duguları temizler.Hatırlamak istemediğiniz anılardan kurtulmanıza yardımcı olur. İçinizdeki ışığı farketmenizi sağlar. Vücudu dinçleştirir. (Ben doğal taşlara biraz meraklıyımdır da :) ) Vücuttaki organlara da bazı etkileri var merak eden olursa anlatırım :)
    Biraz araştırma yaptım ve kitapta anlatılan kolyenin benzerini buldum. Paylaşmak istedim :)


Obsidiyen (Lux #1) - Tanıtım & İnceleme


Her şeye yeniden başlamak çok berbat.
Annemle birlikte Batı Virginiaya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar.
Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.
O, ağzını açtı.
Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti.
Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.
Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.
Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemonın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.
Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki uzaylı izi etkisini yitirene kadar
Daemon'ın yanından ayrılmamaktı.

(Spain Cover)

  Lux Serisi'nin 1. olan Obsidiyen elinizden bırakamayacağımız türden bir kitap. İlk kitap sendromunu bu kitapta asla yaşamıyorsunuz. Başlangıçtan sona sizi sarıyor. Daemon, tam anlamıyla bir "öküz" olmasına rağmen ona karşı koyamadığımız gerçeğini de göz ardı etmek istemem. Serinin acaip delisi olan fanları gibi olmasam da kitabı beğendim. Etkileyici, sürükleyici, farklı bir konusu var. Yani fantastik-aşk olması klasik, ama uzaylı konusu şu günlerde neredeyse sadece bilim-kurguda karşımıza çıkıyor. Fantastik bir uzaylı kitabı okumak hoşuma gitti. Ve sanırım bunda karakterlerin katkısı çok büyük.

  Katy'nin kendini kontrol edemeyen kız tiplemesi hoşuma gitmese de Daemon'la iyi bir ikili oldukları inkar edilemez bir gerçek. Bu yüzden kediciğimize daha ön yargısız yaklaşmaya karar verdim. Ah, ne diyordum.. Daemon. Beni kıkır kıkır güldüren ama aynı zamanda suratına yapıştırmak istediğim harikulade karakter. Ve her ne kadar odun gibi davransa da Katy'ye karşı hisleri olduğu çok açık. Sanırım Patch'ten sonra karşımıza ikinci bir uyuşturucu etkisi gösteren karakter geliyor. Kemerlerinizi bağlayın kızlar, bu yolculuk sert geçeceğe benziyor :D

Puanım: 5   GoodReads Puanı: 4,35
Sayfa Sayısı: 360    Yayınevi: DEX   Yazar: Jennifer L. Armentrout


Sözlerini bağdaştırdığım şarkı: Katy Perry - E.T

Sil Baştan - Tanıtım & İnceleme


   Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?
    43 yaşındaki Jeff Winston bu şansı birkaç kez elde eder. Heyecanını yitirdiği evliliği ile geleceği olmayan işi arasında sıkışıp kalmıştır ve hiç beklenmedik bir anda ölüverir. Tekrar hayata gözlerini açtığında ise takvimler 1963 yılını göstermektedir. O sabah 18 yaşında, üniversite yatakhanesinin duvarlarına bakarak uyanır. Her şey eskisi gibidir... tek bir fark dışında: Jeff geleceği avcunun içi gibi bilmektedir. Futbol ligi final maçlarından at yarışlarına kadar kimin kazanacağını, Wall Street’te köşeyi dönmek için hangi şirketlere yatırım yapmak gerektiğini... Yalnız, bilmediği bir şey vardır: Neden hayatını sil baştan yaşamak zorundadır? Sevdiği her şeyi ve herkesi kazanıp kaybetmeye daha ne kadar devam edecektir?



   Ken Grimwood'un sınırları zorlayan kitaplarından biri de Sil Baştan. Başlarda sıkıcı bulmustum ama yaklasık son 100 sayfasında elimden bırakmak istemedim ve bu sarmal döngünün sonunu nereye bağlayacağını merak ettim. Aslında kitabı bir nevi sırf sonunu görmek icin okudum da denilebilir. Ve fazla sürükleyici olduğunu da söyleyemem. Ama bu bir yerden sonra akıcı olduğu gerçeğini de değiştiremez. Söylediklerim birbiriyle çelişmiş gibi hissettim. Ama nasıl desem "vasat" bir kitaptı, okumakla çok bir şey kazanmazsınız okumayınca da çok bir şey kaybetmezsiniz. Benden 3,5 puan :)


Taht Oyunları (Game Of Thrones #1) Tanıtım & İnceleme


  Buz Ve Ateşin Şarkısı olarak adlandırılan Game Of Thrones serisinin ilk kitabı "Taht Oyunları".

  Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarının kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallıkı koruyan Surun ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starkların, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.


   Kitabın işlediği konu çok harika fakat kitaptaki karakter sayısı okumayı zorlaştırıyor ve insanı kitabı bırakıp düşünmeye zorluyor. Kitabın sürükleyiciliğini güçlü buluyorum fakat kalın olduğu için çoğu kişi ön yargıyla yaklaşıyor bu da okumalarını zorlaştırıyor. Bu kitabı bitirince kendimi sanki çok alıştığım bir şeyi bırakmış gibi hissettim. Ayrıca kitaptaki karakter ve yer betimlemeleri hayal dünyamızı geliştiriyor çünkü hiçbir ayrıntı atlanmamış ve kesinlikle mükemmel.. Kitap dehşet verici bir sona sahip, savaşın yaklaştığını her şekilde hissediyorsunuz.George R. R. Martin yazarlığını konusturmus anlasılan :) Ben 4,5 puan veriyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.. ;)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...